8 Ocak 2020 Çarşamba

İngiltere'de ortaokula başlamak 3





Aferin anlamına gelen birçok  kelime varmış İngilizcede   , öğretmenlerinden duyduklarını defterine yazmış, bana göstermek için.
Sınav haftası yaklaşmışken, bu kadar çok aferin almanın gerçekliğini görmüş olacaktık.
Sınavlar nasıl yapılıyor , ne soruluyor, test mi, yazılı mı hiç bir şey bilmiyordu. Nasıl olacak diye sorduğu her  öğretmeni dert etme, rahat ol demiş. Rahatça girdi ilk sınavlarına.
Sorulara verilen cevaplar içerinde en değerlisi karşı fikir , farklı bakışa  aitmiş, öğretmenin anlattığı bilginin değeri 2 puan iken karşı ya da farklı cevabın değeri 12 puanmış. Din dersinde bile aynı puanlama cetveli uygulandığını görünce, çok şaşırdı.
Fen derslerinde alzheimer konusu haftalarca işlendi, kök hücre hakkında bilgi topladılar . ev ödevi olarak alzheimer hakkında poster yapmak vardı. Henüz boya almamıştık , poster kağıdı da yoktu.  elde ne varsa onu değerlendireyim dedi. Defter sayfalarını birleştirdi, kağıdını büyüttü. Kurşun kalem ile boyayarak karanlık bir beyin yaptı, boyanmayan yerler aydınlık gibi göründü, kök hücre karanlık beyine aydınlık verdi. O kadar az vaktini aldı ki, böyle basit  proje ödevi olur mu diye beğenemedim. Olur dedi,   çantasına koydu götürdü. Akşam eve geldiğinde çantasında posteri yoktu, anne, posterim sergilenmeye hak kazandı  ama  nerede sergilenecek  orasını anlayamadım, dedi.

İlk sınavlarına girdi. Yazılı sonuçları grafikler, yüzdeler, ortalamalar ile dolu kocaman bir liste ile geldi. Kaç aldı, nasıl oldu anlayamadık, hiç önemli değil dedik, iki ay geç başladın, yabancı bir dil, azıcık anlayarak bu kadar olur diye teselli verdik.  Hiç morali bozulmadı, öğretmenler her şeye aferin diyorlar zaten dedi. Son derste  konferans salonunda tören yapılmış en güzel başlangıç yapan öğrenci anons edilmiş, adı okunmuş. Müdür yardımcısı başarı sertifikası ile beraber  çikolatalı gofret vermiş. Akşam heyecanla başından geçenleri anlatırken, içimden nasıl olur diyordum, nasıl mümkün oluyor? İçimdeki sorgulamayı fark etmesin, heyecanı gitmesin ,  çikolatalı gofreti ile sertifikasını koyacak yer aradık, en korunaklı yere bavuluna koyduk.
 


4 yorum:

  1. "En korunaklı yere bavuluna koyduk"
    BAVUL kocaman bir vatan ya da sıcacık bir ev olabiliyor yani..Eşyalar ve insanlar.
    O çok iyi,güzel bir çocuk sen çok güzel bir insansın.

    YanıtlayınSil
  2. Ah Ayşe..Nasıl olacak dönünce okul işi? ''Bitti diye üzülme yaşandı diye sevin'' teselli olur mu ? Sanmam.

    YanıtlayınSil
  3. geçen gün aklıma geldi, İngiliz sisteminde en iyi eğitimi , imkanları devlet okulları verirmiş, başarılı, çalışkan öğrenci orada okumaya hak kazanırmış, diğerleri paralı okula gitmek zorunda kalırmış. Öyle bir bilgi kalmış aklımda. Bu anlattıkların onu hatırlattı Ayşe. Tam senlik o okul Ayşe. Sen de öyle düşünüyor musun? Yunus kimbilir değerli ne çok şey öğrenecek. Keşke bütün çocuklar bu imkanlarla okusa. Yani dünyadaki bütün çocuklar.

    YanıtlayınSil
  4. Bu tecrübeleri okudukça oğullarım için hayıflanıyorum; böyle bir sistemde eğitim alamadılar, diye. İçimdeki deli bir akıl küçük için geç değil, bu gitme şartları da götür oğlunu, diyor. Çünkü buradaki sistemde çookk sorun yaşıyoruz, kendine özgüvenli, otur deyince oturmuyor, kalk deyince kalmıyor, aklına yatmayan bilgiye itiraz ediyor, diye. Babasından korkmadığı için aile içi ilişkimizi anlattığımda "demokratik aileymişsiniz" diyen rehber öğretmeni ve bu eğitim sistemine ailemizi beğendiremediğimiz için yaşıyoruz sorunları:(((

    YanıtlayınSil