İngiltere'ye ayak bastığım günden beri üşüyorum. Anadolu'nun bozkırından geldim , bozkır soğuklarını iyi bilirim ama bu soğuk hiç bilmediğim, yabancı bir soğuk, tarifsiz üşüyorum.
Üzerimizdeki yorgan yabancı, kabarık puf puf, sanki ısıtacak gibi görünüyor ama insanın üstünde kalıveriyor, sarıp sarmalamıyor, ısıtmıyor. Annemin ninesinin yorganını, yün yorganımı her gece anıyorum. Annanem evlenirken annesi çeyizine koymuş, sonra anneme sonra bana geldi yün yorgan. Yüzünü değiştirip yünlerini yıkayıp güneşte kuruturken yüz yıl öncesinin koyunlarını anıp , hüzünlendiğim, yaz kış üzerimden eksik etmediğim, bildiğim tek yorganım.
Yaşadığım şehirde Zeynep abla diye biri varmış, adını sık sık duymaya başladım, İstanbul'un en güzel üniversitesinde mühendislik okumuş , dil öğrenmek için buraya gelmiş, İngiliz bir çocuğa aşık olmuş otuz yıl önce bu şehre yerleşmiş. O günden beri bu küçük şehirde herkesin arkadaşı, ablası olmuş, sokakta yatan homelesslerden , sokağında sızmış sarhoşlardan ,üniversiteye gelen misafir profesörlere kadar evinde misafir ettiği çeşit çeşit insan, ayırt etmeden, herkesi hissederek, gönlünü açarak...
Bir gün telefonum çaldı, bilmediğim bir İngiltere numarası arıyordu.
Ayşeciğim diyordu, evinde ne var ne yok söyle , perden var mı, buzdolabın, çamaşır makinen, koltuğun...Ne münasebet diye iç geçirdim, kimdi bu kadın,biz halimizden memnunuz, bu sorgu sual birden bire senli benli... Ben Zeynep ablanım diyor. Teşekkür edip telefonu kapatmaya çalışıyorum ama ısrarla soruyor, koltuğun var mı yatağın var mı, çamaşır makinen var mı...Hepsi var diye yalan söyleyip kurtulmak istiyorum ama yapamıyorum, hiç biri yok diyorum ama hiç bir şey istemiyoruz, zaten az kalacağız böyle idare ediyoruz. Yarım saate kadar sana koltuk yatak yolluyorum , eviniz üst katlardaymış, eşimin kolu sakat ona yardım edin çıkarmaya diyor. Olmaz diye inat ediyorum, sakın yollamayın, istemiyoruz, anlamıyor. Eşime veriyorum telefonu, bir de sen söyle kararlı bir şekilde istemiyoruz de, diyorum.. Eşim de teşekkür ediyor ince düşüncesi için ama istemiyoruz başkasına verin bizim ihtiyacımız yok diyor, telefondaki sesin harareti yükseliyor, Allah daha size bir şey vermez, geleni geri çevirmeyin diyerek bir saate yakın soluksuz bizi iknaya uğraşıyor. İstemeye istemeye kabul etmek zorunda kalıyoruz, böyle ısrar ile daha önce hiç karşılaşmamıştık. Hiç tanımadığımız biri eşya yolluyordu, aşağı indik. Gün akşama dönmüş iken bir araba kapımızın önünde durdu, İngiliz adam ile kızı gülerek indi, koltuğu yatakları evimize kadar çıkardılar. Kızın kucağında bir de yorgan vardı, bana uzattı, annem sana yolladı dedi.
Teşekkür ediyoruz Zeynep hanıma telefondan beri, hem eşim hem ben.
Ertesi gün yine beni arıyordu, Zeynep hanım, Ayşeciğim kirli çamaşırlarını topla getir ben de yıkayalım, çamaşırlar yıkanırken biz de laflarız. Kirli çamaşırlarım ile evine gitmeye utanıyorum, daha yeni yıkadım diyorum, ısrarını tecrübe etmişliğimden dolayı haftaya gelirim diye söz veriyorum. Haftaya kadar bir şey olsun, ya çamaşır makinası alayım ya da Zeynep hanım beni unutsun, elimde kirli çamaşırlar hiç kimsenin kapısını çalmak istemiyorum.
Hafta oluyor, kirli çamaşırlarım birikip, Zeynep hanıma gitme vakti geliyor. Çekiniyorum, geliyorum diye arayamıyorum, yine o arasın, hadi gel diye ısrar etmesini bekliyorum.
Aramıyor.
İyi ki gitmedim diye kendi kendimi haklı buluyorum, insanları rahatsız edecektim, kirli çamaşırlarım ile ...Ne utanç verici...
Boş evimiz dolmuş, ne iyi insanmış, ne düşünceli insanmış, bu Zeynep hanım diye anarken onu ziyaret ederek teşekkür etmek istedik. Ne sever, neden hoşlanır diye onu tanıyaları arıyorum. Zeynep abla yoğun bakımda diyorlar. Bizi aradığı o günlerde ilerlemiş kanseri yüzünden artık ayakta duramıyor zor konuşuyormuş. Hiç fark etmedik, anlayamadık.
Oysa ne kadar uzun telefonda tutmuştuk onu, istemiyoruz diye bizi ikna için ne çok dil dökmüştü, bilmiyorduk. Şimdi onu görmeyi ne çok istiyorum.
Mektup yazıyorum, yakınlarını bulup veririm, uygun bir anında okurlar diye.
Sevgili Zeynep Abla;
Eğer biraz daha az utangaç olsaydım, senin gibi tüm insanlara kapılarını açabilen açık yürekli olabilseydim, bu mektuba gerek kalmazdı. Kirli çamaşırlarım yıkanırken seni görebilmiş olacaktım, " makinanın yokluğunda ne sırlar saklı bilemezsin" demiştin telefonda, karşılıklı çay içerken o gizli sırlar açığa çıkacaktı, yıkanan tek çamaşırlarım olmayacaktı , ancak şimdi hissedebiliyorum.
Yolladığın koltuk ile yerde oturmaktan kurtulduk, yer çeker demiştin uzun uzun telefonda bizi ikna etmeye çalışırken, hasta olursunuz demiştiniz, bu rahat koltuğun adı Zeynep ablanın koltuğu oldu. Yolladığın iki yatağı odalarımıza yerleştirdik, yıllardır bel ağrısı çektiğimiz yataklar gibi değil, derin uykulara daldırıp sabahları dinç kalkıyoruz. Bir an önce iyileşmeni , yüzünü görmeyi, sana sarılarak teşekkür etmeyi istiyorum...
Mektubumu yazarken , Zeynep ablanın vefat ettiğini öğrendim.
Elimdeki kalemi bırakamadım , söylemek istediklerim bitmemişti.
Zeynep abla , dünya güzeli kızın bana bir yorgan verdi, annem size yolladı diyerek. Yorgan için ayrı teşekkür etmek istiyorum. Nasıl anladın akşamları üşüdüğümü? Buradaki hiç bir yorganın beni ısıtamadığını nasıl hissettin? Senin yorganını üstüme aldığımda, yorgan bana sarılıyor, sarıp sarmalıyor. Ninemden beri gelen yün yorganım gibi, memleketimde, köyümde uykuya dalar gibi... Hiç üşümüyorum artık Zeynep abla.
Selam ben sizin bu yazıyı okuyunca daha öncede ağladım. Gurbet elde zor koşullar altında birilerinin size yardımcı olması çok güzel. Hala bu kadar insancıl insanların var olması. Zeynep Hanıma çok üzüldüm. Tanımadan çok sevmiştim. Sevgiler.
YanıtlaSilAh ya...!
YanıtlaSilAllah rahmet eylesin bu güzel kalpli Zeynep ablaya ...
YanıtlaSilNe önemli iyi insan olabilmek , istemeyene dahi iyilik yapabilme konusunda ısrarcı olabilmek , sonrasında hayır dua alabilmek.
Dilerim Zeynep abla gibi cömert , iyilik peşinde olan biri olabilirim bende ...
Offf Ayşe hanımcığım yazım üslubunuza zaten hayrandım ama bu seferki çok farklı. Zeynep hanıma bizlerden de hayır dualar gitmesi lazımmış meğer. Gani gani rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah. Hiç tanımadığın bir insana gönülden edilen dua kadar güzel bir şey var mı? İyilikten başka güzel olan yok. Allah hepimizin yardımcısı olsun inşallah.
YanıtlaSilAllah rahmet eylesin Zeynep hanımı, çok çok üzüldüm bu dünyada böyle iyiler kalmalı, yaşamalı öğretmeli güzellikleri. Yaptığı iyilikler peşinden gitsin inşallah.
YanıtlaSilALLAH rahmet eylesin,mekânın cennet olsun zeynep abla
YanıtlaSil