9 Temmuz 2019 Salı

Neden bu kadar çok test çözdüm?



Lgs (liseye geçiş sınavı) tercihleri için geçen seneki puanlara bakıyoruz, neredeyse her nitelikli liseyi tutacak puan almış iken hiç sevinmiyor, kayıtsız boş bakıyor.  Fen lisesinde okumak istemiyor, doktor mühendis olmak istememesinde fen derslerini hiç sevemediği gerçeği var. Yarışmak istemiyor, sınavlara hazırlanmak istemiyor, test kitabı görmek istemiyor. İşaretlemediği test kitaplarını üst üste koydu , baktı. Bizim gibi test kitaplarına çok  para vermesin diye bir çocuğa yolluyoruz. O çocuk için  üzülüyorum, dedi, kitapları kocaman bir poşete sığdırmaya çalıştık. Gideceğim lise üniversite için yarıştıracak, biliyorum, dedi. Bıktım dedi.
Neden bu kadar çok test çözdüm diyerek gözlerime baktı.
Bir anne olarak en büyük sorumlu benim. O benim çocuğum.
İlk önce devlet okulu aradım , tek maaşlı evi kira olan bir aile, çocuğunu özel okula yazdıramazdı.
 Yakınımızdaki devlet okullarında beden salonu yok, doğru dürüst bahçesi bile olmayanı gördüm, yokluğu biliyorum, baş edilmesi mümkün olmayan şeyler değildi. Yokluğu yok edecek öğretmenlerin var olduğunu biliyorum. Aradıkça hepsinin ulaşılmayacak kadar uzakta olduğunu anladım. Aradığım ilk önce sadece bir bakıştı.
Hep kravatına bakıyordu biri, neredeyse hiç yüzümüze bakmadı, kravatını düzeltiyordu habire, elleri hep kravatında kayıyordu. Bakışlarına hiç denk gelemedim diye yazdıramadım oğlumu o devlet okuluna.   Başka bir okulda kadın vardı,bakışları çok tanıdıktı, postanede bankada   bariyerin ya da  camın öteki tarafında kendine uzanan binlerce mektuba , faturaya  bakar gibi, bakıyordu. Bakışlarını hiç değiştirmeden aynı kayıtsızlıkla dakikalarca bakabildiği için, yazdıramadım o devlet  okuluna da.    Bu bakışları annesi kendi öğrenim hayatı boyunca yıllarca deneyimledi diye. Özel okul çalışanlarının çoğunun  bakışları ise çok satılanı arayan, bulduğunda camına ön rafına koyacak esnaf bakışları iken yine de yazdırdım özel okula , yıllarca baktığım o  kayıtsız boş bakışlardan kurtarmak için. Çok övülen öğretmeni, fabrikada makinalardan sorumlu usta gibi bakıyordu, her makinayı çok iyi tanıyordu, bir bakışta ne sorunu var şıp diye anlarım bakışı. Makinelerin ritimli  işleyişine odaklı...
Okullarda devlet , özel hepsinde test odaklı ders yapılıyor, sınavlarda çıkan soruların çokluğuna göre konu üzerinde çok duruluyor ya da hiç durulmuyor, ödevler test kitaplarından veriliyor, yardımcı kaynaklar test kitapları.Altıncı sınıftan itibaren resim müzik beden derslerinde test çözdürülmeye başlanıyor, her hafta deneme sınavlarI yapılıyor. Her hafta başarı durumu duvarlara asılıyor. Sınıfta kaçıncı, okulda, ilçede, ilde, ülke genelinde kaçıncısın görebiliyorsun. Yanlış yapılan sorular pekişsin diye ceza test ödevleri oluyor, her yanlış soru için yirmi otuz kırk test sorusu. Birinci gelenler hep ödülleniyor, sinema, yemek, bahçede oynamaya izin ile, sonuncular hep ceza testlere boğuluyor. Hayatın her şeyinden kopuk bir eğitim öğretim sistemi. Arkadaşlıktan,  değerlerden, sevgi ve saygıdan, meraktan , ilgiden, umuttan çok uzak bir yerde okul, kendine özgü.
Sağlıklı bir öğrenim verilmediği gibi,
arkadaşlığı yok eden , tek başına başarı olmaya odaklı bir sistem. Sınıfının sevgisiz saygısız hadsiz azgın tek çocuğu yüzme şampiyonu diye her aldığı derecede onu bütün okula alkışlatan müdür , her suçunu görmezden gelen öğretmenler ona ve diğer öğrencilere ne kadar zarar verdiklerini hiç umursamıyorlar. İyi okullardan mezun olmuş kişilerin intihal, hak yeme,  haksız kazanç ile anıldığını duyduğumda aklıma aileleri ile öğretmenleri de müdürleri de geliyor. Başarıya odaklı sürecin içinde  mubah görülen şeylerin  ne kadar çok olduğuna okulda şahit olarak yetişiyor çocuklar.
Başarılı okullara gitmek istemiyorum dediğinde henüz 10 yaşındaydı,
 ders yılının başında bir arkadaşlarının okuldan kaydını aldırdığını öğrenmiş, nedenini fen öğretmenine sormuş; boş ver, gittiği iyi oldu başarımızı düşürüyordu dediğini benden uzun müddet saklamıştı. Okulun harika bir fen laboratuvarı var iken, fen dersinin hiç bir konusunu derste anlayamadığının farkındaydım, hep evde birlikte çalışıyoruz. Bir elimde fener bir elimde lastik top gece ve gündüz nasıl oluşuru çalışırken, çok gülmüştük  , birden duruldu, fen öğretmenim bana baktıkça keşke gitse diye  aklından geçiriyor,  hissediyorum demişti. Hayır öyle değildir diye güven verememiş, fen konularına daha çok çalışmaya başlamıştım.
Söz verdim, artık yarıştıran, başarılı okullara gitmeyecekti, hatta isterse hiç okula gitmeyecekti. Ondan gizli, tercihin son günlerinde iken
bu senenin taban puanlarına göre tercih robotuna aldığı puanı sorgulatıyorum, Çorum'da ve İstanbul'da ( babaannesinin yanında) puanlar çok yükselmiş, geçen seneye göre yaptığı netlerle çok iyi liselere girebilecekken bu sene yanına bile yaklaşamadığını görüyorum. 1 milyon öğrencinin girdiği sınavda ilk on bine ( yüzde beş dilimin içine)  girenler için teknik lise ya da imam hatip dışında nitelikli düz anadolu lisesine bile girme şansı neredeyse yok. Çorum'da yüzde beşlik dilimin içine 329 öğrenci girmiş,  Çorum merkezde 90 kişilik  bir tane fen lisesi var iken onların puanına uygun başka bir Anadolu lisesi yok. Tercih robotu, İstanbul'da puanımıza uygun aralıklarda Anadolu yakasında üç tane  nitelikli Anadolu lisesi  tercih sunarken ,  aynı aralıkta 37 tane Anadolu imam hatip lisesini  tercih edebilirsin diyor.
Çorumdaki özel okullar arayıp şu kadar burs vereceğiz diye teklifler verince bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Tercih robotundan hiç bir okulu tercih etmiyoruz, şıkkını arıyorum. Derslerini testlerden bağımsız anlatan , yarıştırmayan, ayrıştırmayan okul olmadığına kanat etmişken çekilmesi gereken bir işkenceye dönüşmüş iken, hiç bir okulu tercih etmiyorum butonu var mı diye araştırıyorum.
Ben bir ev hanımı kafasıyla düşünerek söylüyorum ki, çocukları sınav odaklı çalıştırmak, akılcı, inandırıcı , verimli, sağlıklı değil. Sınav mecburi değil iken neden tüm çocuklar yine de sınava giriyor?Bir milyon öğrenci sınava girmiş iken sadece bir kaç bin öğrenci başarısı için mi  okullardaki test usulu sistem. Sınava girmek istemiyoruz dediğimizde sorumsuz veli, tembel öğrenci kimliğine neden girmek zorunda kaldık? Sınava hazırlıyoruz diye resim müzik beden derslerinden mahrum etmeyin, ders konularını sınavdan uzak tutup stressiz anlatın dedikçe ,  okul çıkışı akşam etütlerine hafta sonu etütlerine  göndermedikçe neden bizi haksız buldunuz? Zaten nitelikli okullar bir bir kapanıyor iken. Bu sistem ne kadar sağlıklı, neden düşünülmüyor... Neden bu kadar çok test çözdüm, diye soran çocuklara cevabımız nedir?

.

6 yorum:

  1. Henüz çok uzak olduğumuzu düşündüğüm için (3 yıl var), bu konulara hiç eğilmemiştim ve anlamıyorumda. Belki kaç defa daha sistem değişecek diye de düşünüyorum. Ancak sen anlatınca nasıl bir karmaşa, nasıl zor olduğunu gördüm. Allah kolaylık versin, yardım etsin size ve nicelerine. Çocuklarımızın geleceğini düşünmek zorundayız ama bu şekilde nasıl olacak bilemiyorum. Bol şans diliyorum size, inşallah mutlu olacağı bir okul olur :)

    YanıtlaSil
  2. Benimde kızım bu yıl sınava girdi sınavın 2. günü kitap temizliği yaptık tam 3 boy test kitabını bir akrabamıza götüreceğiz giderken geri dönüşüme attıklarımızı hiiç söylemiyeyim .Çocuklara cocukluğunu yaşatmayan bir sistem bu nefret ediyorum her yerde yarış var .0.91 lik dilime giren giren kızıma özel okul müdiresinin çok başarılı tatlım fakat biz 0,50 lik dilime girenlere tam burs veriyoruz demesiyle çılgına döndüm .Şimdi abartısız her gün arıyorlar yahu bunlar çocuk çocuk bir daha 14 yaşında olmayacaklar çok üzülüyorum bu çocuklara çooook
    FATMA

    YanıtlaSil
  3. Biz hollandada yaşadığımız için kebdi çocuklarında benzer bir süreç yaşamayacağım ama istanbulda yaşayan ablalarımın çocuklarını anlatayım. Büyük ablamın iki kızı da ders çalışmaya çok hevesli olmayan çocuklardı ve annelerinden çok ben telaşlanırdım teyze olarak. Fakat ablam çok sıkmadı. Büyük kızı düz lise okudu, ingilizce ağırlıklı bölümü seçti, sadece lise sonda dersaneye gitti, pek zorlamadı, i.ü eski yunan dili kazandı. Fakat o bölüm çok zordu iki yıl sonunda bıraktı. Sonra tekrar sınava girip bir özel okulun iki yıllık diş protez bölümünü yüzde elli bursla okudu. İkinci kızı meslek lisesinde moda tasarım okudu, hiç dersaneye gitmeden bir özel okulu yüzde 75 bursla sivil havacılık bölümünü kazandı. Bu yıl bitirdi dikey geçiş sınavına girdi 4 yıllık üniv için şansını deneyecek. Bu üniversiteler istanbulda olduğu için burstan hariç ödeyeceği miktar, şehir dışına devlet üniversitesinde okutsaydı (harçlık yurt vs masraflarına göre) oldukça makuldu.

    Küçük ablamın lisede bir oğlu var şu anda. Lise geçiş sınavında son yıl dersaneye ablamın zoruyla gitti, tabi ki testlerin çoğunu çözmedi ama orta halli bir anadolu lisesi kazandı. Seneye ise üniversiteye hazırlanacak dersaneye gidecek ama aşırı sıkmayacağına adım gibi eminim.

    Bazen düşünüyorum da anne baba olarak en iyisini istiyoruz çocuklarımız için ama çağ çok farklı. Tüm yeğenlerimin annesi olsaydım senin gibi davranacağıma eminim ama şimdiki çocuklar çağın ilerisinde ve eğitim sistemi bile aslında geride kaldı. Mizah duyguları gelişmiş, araştıran, kültürlü çocuklar olup çıktılar. Sadece bizden biraz daha az fedakarlar, önce ben diyorlar ki asıl olması gereken bu aslında. Biz çoğunlukla yokluk geçirmiş anne babalarımızın umutlarıydık, çok fedakardık onlar için. Fakat şimdi herşey bambaşka.

    İngiltere seyahatine oğlun da gelecek diye umut ediyorum. Orada bir yıllık bir okuka devam etsin dil öğrensin. Gelince daha farklı düşüneceğinize eminim.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  4. Bu çarka hiç girmemek en doğrusu gibi duruyor. Peki ya sonra ?

    YanıtlaSil
  5. Ben de eğitim ile ilgili düşüncelerine en başından beri çok katılıyorum Ayşe' cim. Kızım 7.sınıfa geçti ne olur yani şu LGS ye hazırlanmasak, hiç istemiyorum. Zaten büyük şehirlerde rekabet çok daha fazla az sayıda nitelikli okul için binlerce nitelikli çocuk yarış halinde... Kafam çok karışık bu konuda gerçekten ilgisiz anne baba, tembel öğrenci yaftasını gururla taşıyıp, sınava girmemek gibi radikal bir karar alabilirim.

    YanıtlaSil