3 Aralık 2018 Pazartesi

berberin elleri

 Oğlumu berbere getirdim. Dışarıda  yağmur yağıyor.
Berber evimize çok uzak bir sokakta eski bir apartman girişinde.  Dükkanın içi küçücük, üç kişi zor sığar gözükse de tıraş olan oğlumu bekleme sandalyesinden beri izliyorum. Berberin boyu normal değil, kasa gibi bir yükseltinin üzerinden doğru  kesiyor.    Nerdeyse hiç konuşmayan , işine pür dikkat , çocuk büyük herkese aynı saygılı duruşu ile bu berberden başkasına saçını kestirmek istemiyor oğlum. Bu küçük dükkanın müşterisi çok oluyor, otobüs kuyruğu gibi sıralanıp, kapı önünde iskemlelerde  bekleyenleri hiç eksik olmuyor. Yağmurlu bir günde kimse tıraş olmak istemez diye düşündüm.

Berbere gitmekten çok korkardı , İstanbul'un renkli janjanlı  çocuklara özel  şakacı berberleri ,  bu berber kadar güven verememişti.
Küçük bir oda, ayna karşısında tek koltuk, duvarda  eski fotoğraflar, radyoda sessizce çalan türküler...

Yağmur şiddetini artırmış,radyodan gelen türküler hüzünlenmiş iken  bekleme sandalyesinde oturan tek kişi olarak duvarlara bakıyorum.Çerçeve içindeki tüm fotoğrafların arkasında yükseldikçe sivrilip incelen bir tepe var.  ...Su kuyusu başında üçü kız  dört küçük çocuk ile poz veren bir kadın, arkada aynı tepe. Tek pencereli kerpiç ev  yine arkada aynı sivri  tepe.
Oğlumun saç kesimi bitmiş, berber, sıhhatler olsun diyerek eline aynayı almıştı.
Dükkandan çıkmak için ayağa kalktığımda hala kesim koltuğunda oturan oğlum " hiç kulak kestiniz mi, yanlışlıkla..." dedi.
Dükkanın camları buğulanmış, dışarısı gözükmez olmuştu. 

Berber , elindeki aynayı bırakmadan  üstüne çıktığı kasadan indi. Küçüldü.

- Kestim dedi, yanlışlıkla kulağını kestiğim tek kişi  ilkokul öğretmenimdi...
Elindeki   aynayı kendine doğru   çevirdi, berber. 

Sokaklarda kimse yok, sağanak yağmurda uzaktaki evimize koşuyoruz. Berberin sözünü dinleseydik diye mızmızlanıyor oğlum,  yağmur dinene kadar oturun demişti... Gerek yok diyorum sen tıraş olurken ben berberi dinledim.

Camları buğulu küçük  dükkanı kanatlanmış , beni onun hikayesine götürmüştü. 
Berber M.....ydu, uzaklardan para yollayan bir babası ile , hep hasta olan bir annesi vardı.   Annesi macirdi, temizliğe çok önem verirdi, yattığı yerden " oğlum, ocağı yak, hasırı süpür, su kovalarını doldur derdi.    En sevdiği iş kardeşlerinin saçlarını tarayıp ilmek ilmek örmekti.Her sabah , bir önceki sabahtan ördüklerini açar,  uzun uzun tarardı,  daha farklı daha güzel  örmeye çalışırdı. Kardeşleri güzelleşir, boynuna sarılıp öperlerdi, o  anlarda nasıl mutlu olduğunu tarif edemezdi.
Hasta annesi ve  üç küçük kız kardeşiyle hiç bir şeyin eksikliğini hissetmeden büyüdü,  köyünde.

Köylerinde okul yoktu, uzaktaki babası  okusun çok istiyordu. Her gün M...un sivrisi denilen tepenin ardına kasabaya indi. Öğretmeni bir kadındı. Kızıl saçları vardı ,köylü çocuklarını arka sıralara oturttuğu için ,  tahtaya yazılanlara çok uzaktı. .

Boyunun çok kısa olduğunu hissetti. 
Öğretmen  arka sıralara gelmiyordu. Öğretmenin kalemi düştü,  fırladı kalemi alıp uzattı.  Ellerine bakan öğretmenin gözlerinden  
 ellerinin pis olduğunu hissetti. 
 Hasır süpüren ocağı yakan su taşıyan ellerinin çatlağını , çatlağın içindeki karaltıyı fark etti,  ellerini saklayarak her gün arka sıralarda küçüldü. 

Okul ağır gelmeye başladı. Bıraktı. 
Babası geldi kasabaya taşındılar. İstediğin işi yap dedi, babası. Kadın kuaförüne çırak  oldu. Ünlendi.Bir gün dükkana  kızıl saçlı bir kadın girdi, kesim koltuğuna oturdu. "Göster bakalım maharetini , dedi kadın, ne kadar iyi  olduğunu bir de ben göreyim... 
Makas tutan  elleri çatladı, çatlakların içi karardı,  kirli olduğunu hissetti, boyunun çok kısaldığını... Ona bu kadar yakın olmak korkuttu,  arka sıralarda görünmez olmak istedi.

Makas tutan elleri yabancılaştı, titredi,  ilkokul öğretmeninin kulağını kesti.
 Tüm kasaba onu artık   "kulak kesen" diye çağırmaya başlayınca , kasabadan ayrıldı. Buraya geldi, bu dükkanı açtı.

  Yağmurda ıslanan  saçlarına bakıyorum, "ıslandığında bile güzel duran saçların var artık diyorum."
 Ellerine sağlık berberimiz.



                            Berberde dinlediğim türkülerden biri, "turnaları güğe saldım".






9 yorum:

  1. Nasıl bir iç bakış ki senin ki, kuzunu götürdüğün berberden dinlediklerini böyle aktarabiliyorsun, seviyorum seni :)
    Berbere yazık olmuş, sadece bir öğretmen diye bakarız ama insanın hayatını nereden nereye sürükleyebiliyor. Ne kadar önemli aslında...
    Sıhhatler olsun bu arada :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili lovehouse , yazılarım neden böyle düzensiz, iri ufak , koyu çıkıyor, hepsi aynı formatta çıkamıyor...

      Sil
  2. O ogretmeninin kuklagini kesmekle ne iyi yapmis, icim sogudu..Oyle ogretmenlerin kulaklarini kesmek lazim.. Gokce

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Gökçe, yorumun için teşekkür ederim ama hiç kimsenin kulağını kesmek lazım değil. Patavatsız oğlumun sorusu ile yağmurlu bir günün hüznüne kendini kaptırmış bir berberin itirafıydı, çok üzgündü hatırlatıldığı için...O kasabanın ilkokulunda ön sıralarda oturanların hafızalarında kızıl saçlı öğretmen çok iyi bir öğretmen olarak kalmıştır, belki...Davranışlar çocukları farklı farklı etkileyebiliyor, kiminin umurunda olmuyor, kimini motive ediyor, kiminin de hayatını kaydırıyor...işte böyle bir meslek öğretmenlik...çocukların nasıl etkileneceği konusunda öğretmenlerin bilgili ilgili olması çok önemli.
      sevgilerimle.

      Sil
    2. Sevgili Ayse hanim,
      ne yazik ki bazi ogretmenler mesleginin onemine vakif degiller. Ilk okul ogretmenimin bana haksizlik yaptigini, bazi ogrencileri kayirdigi onemsedigi, yanlis yapsalarda affettigine sahit oldum. Orta okula geldigimde ise cok farkili bir durumla karsilastim, ben den bir sene once ayni okulda okumus olan ablamin cok caliskan ve basarili olmasi, ogretmenlerimde sanki ben de cok caliskan cok akilli bir ogrenciymisim gibi bir beklenti ve davranisla karsilastim.Bu beni cok motive etti. kendime guven ve saygi olustu.Hocalarimin gozunden dusmemek beklentilerini bosa cikartmamak icin, derslerime gercekten cok calistim. Sinifimin en caliskanlari arasina girdim ve liseyi birincilikle bitirdim. Daha sonra kendim de ogretmenlik yaptim ve gercekten ogretmenin ogrenci uzerinde ki etkisinin neredeyse anne babasi bazen onlardan da cok oldugunu bizzat yasadim. Bu yuzden de Mesleginin hakkini vermeyen ogrencilerinin her birini evlatlari gibi sevemeyen ogretmenlerin bu meslegi yapmamalari gerektigine inaniyorum.
      Belki O cok dikkatli berberin hic kimseyi kesmemesi ama kendini arka siralarda unutan ogretmenin kulagini kesmesi belki de Berberi, o ilk okulda yasadigi basarisizlik psikolojisine goturmus olmasindan da olabilir.
      Yukardaki yaziniz da beni O ilk okul yillarima ve yasadigim uzuntulere goturdu.
      Siz de sevgiyle kalin..

      Sil
    3. Ne güzel bir paylaşım, teşekkür ederim
      Çok çok çok haklısınız, özellikle ilkokul öğretmenleri daha çok etkiliyor, daha kalıcı oluyor çocuk hafızasında yer ediyor bir daha çıkmıyor...Lise de müdür yardımcımız iki örgü yapmadık diye tekme tokat girişirdi ama hiç oralı olmuyordum, beni hiç etkileyememiş, gülerek anıyorum ama ilkokul öğretmenimin sevdiklerini ilk bahar kümesine sevmediklerini sonbahar kümesine oturttuğu için af edemiyorum...İlkbahar kümesi öğretmen masasına yakın soba başındaydı … senelerce sınıfın en soğuk köşesinde sonbahar kümesinde oturanlar her sonbaharda unutulmuşluklarını hatırlamazlar mı...
      Sizin gibi hisseden öğretmenleri olduğu için öğrencileriniz çok şanslı...

      Sil
  3. Yüreğime hükmedemediğim, gözyaşlarımı zor tuttuğum bir anda blogundaki yazını okudum. Hele bir de türküyü dinleyince, koyverdim gitti duygularımı. Doyasıya ağladım sayende. Ağlamak ne güzel bir şey. Gözyaşlarının öylece, kendiliğinden, şelale gibi akıvermesi nasıl da rahatlatıcı.

    Yazdıkların herkeste aynı etkiyi yapıyor mu bilemem ama beni can evimden vuruyorsun. Şimdi anlattığın berber, tıpkı sokakta tahta toplayan kadın, inşaatta dilenen çocuk, merdiven yıkayan kadın gibi dünyama giriverdi. Her bir hikaye apayrı duygulara sürüklüyor beni. Sarsılıyorum, küçülüyorum acılar karşısında. Kendi hayatımdaki güzelliklerin farkına varıyorum hem. Şükrediyorum.

    Velhasıl Sevgili Arkadaşım, ben çok alıştım sana. Bir gün yazıların ardı kesilecek diye korkmuyorum desem yalan olur. Gönlüne, yüreğine sağlık.

    YanıtlayınSil
  4. Yine senin harika, eşsiz, çok çok az insanda olan içgörün, empati yeteneğin. ❤️
    Bu gönlümün kıymetlisi tatlı berberin bunları sana gerçekten değil, hal dili ile anlattığını bir tek ben mi anladım Ayşe? Yani yorumları okuyunca... 🤔

    YanıtlayınSil
  5. Ayşe,

    Lütfen yazılarını kitaba dönüştür çok güzel hikayeler yazacaksın eminim.
    Aylin (Teknoloji zayıflığım hesap açmayı bilmemem nedeniyle böyle anonimden yorum yazabiliyorum. Kim bu dersen Ankara'da yaşayan 50 yaşında bir avukatım.)

    YanıtlayınSil