4 Nisan 2019 Perşembe

Sazımı aldım

Kurs öğretmenimizin tavsiye ettiği o saz satan dükkanı arıyorum. Kaybolamayacak kadar küçük bu şehirde adres bulmak çok kolay, çeşit çeşit müzik aletleri içine giriyorum. Saz asılı duvar  dışında tüm duvarlara uzun uzun bakıp tüm müzik aletlerine elimi sürüyorum, en çok ukulelenin başında durdum. Görevli kişiye bağlama alacağımı söyledim. İlgili bölüme geçtiğimde ilk baktığım şey sıra sıra duvara asılı aletlerin üzerindeki sarı fiyat etiketleri oldu. 250 den başlayıp binli rakamlara doğru ilerliyordu. 250 liralık olanına dokundum, plastikti. Sınıftaki arkadaşlarımın hiç birinde plastik saz yoktu ama bu duvarda asılı olanlar içinde  onların bağlamalarına  benzer bağlama da yoktu.  Eski bağlamadır dedi görevli, artık öylesi yapılmıyor, sizin el yapınıza uygun bir saz vereyim dedi, beni tabureye oturtup elime bir  bağlama verdi. (Plastikten,  dut ceviz ağacına doğru, ucuzdan pahalıya doğru gidenlerin ortasından , orta hallisinden bir bağlama  verdi. )
 Çocuklardan haz etmeyen  birinin kucağına verilmiş yabancı bir bebek gibi. Şöyle durun, böyle tutun diye komut vererek kucağımdaki yabancıyı yakın etmeye çalıştı.  Bu tam size göre bir bağlama dediğinde sarı etiketine baktım, plastiğin neredeyse dört katı olduğunu görünce kucağımdaki yabancı bebek huzursuzlanıp ağlamaya başladı, hemen  sahibine uzattım. Ben de durmuyor, diyerek hızla  terk ettim dükkanı.
Eve dönmeden önce kaydımı sildirmek istedim ama küçük şehir birden büyüdü, yürüyeceğim yolu gözüm kesmedi. Henüz bir sazın değerini biçebilecek, müzik kültürü olgunluğuna erişemediğimin farkına vardım, bir bağlama eşittir bir aylık ev kirası,  eşittir bir aylık market alışverişi,  eşittir,on ayın elektrik faturası diyerek eve doğru yürürken kurstaki kadınlar aklıma geldi. Öğretmenin istediği 10 liralık fotokopi parasını ay başında verebilir miyiz diyenler vardı, iki hafta sonra , on beş gün  sonra elime para geçecek o zaman verebilir miyiz diye ricada bulunan kadınlar her şeyin ederini en iyi bilenlerdi. Sırf kendileri için , saz çalabilmek için harcayacakları bir on lirayı   bekleyen kadınlar gerçek müzik kültürü olgunluğuna kavuşmuş kadınlar olsa gerekti. 
O parayı bağlamaya verecek kadar bağlamayı sevmediğime karar vermemin huzuru ile eve döndüm.
Akşam  kapıyı açtığımda  dükkanın duvarında,  dut ağacı bölümünde asılı bağlamayı eşimin elinde gördüm. Sevindim sevinemedim arası bir duygu ile artık benim olan yabancı bebeği ,kucağıma aldım.

5 yorum:

  1. Nasıl yani? Eşin mi almış sana? Çok sevinçli!!!!!! Nasıl olmuş? Keşke onları da anlatsan. Ayşe gerçekten çok güzel yazıyorsun, hep bunu söylüyorum ama...Sana yeni bir sanat dalının kapısının açılması bana heyecan veriyor. Yüreğinle yazdığın gibi çalsan...of of.

    YanıtlaSil
  2. Ahh güldürdün beni Ayşe Allahta seni güldürsün:)olacak bu iş ama güzel bir hikayesi de olacak

    YanıtlaSil
  3. Çok bilmişlik taslıyor gibi olacak bu yorumum ama bir kedi sever olduğun için anlayacağını umuyorum. Daha dün evde hayvan bakmakla ilgili tartışıyordum birileriyle. Çoğu kişiye zor ve zahmetli ayrıca masraflı gelir evde hayvan. Ben de dedim ki, o kadar güzel bir şey ki onun evdeki varlığının getirisi, hayvanın götüreceği şeylerden (maddi manevi zahmet) kat kat fazla. Müzik için de benzer şeysöz konusu. Evet belki ilk masrafı fazla oldu ama onun getireceği manevi kazanç ondan kat kat fazla olacak. Belli olmaz maddi kazanç bile getirebilir ilerde tabi.

    Hayırlıolsun ❤️

    YanıtlaSil
  4. Üvey analık yapma elin bebesine Ayşecim...O benzetme ne hoştu ayrıca...

    YanıtlaSil
  5. Çok sevindim Ayşeciğim :) Güzel yolların çok olsun, bu yolun da hayırlı olsun. Sana çok yakıştırdım görmeden :)

    YanıtlaSil