16 Haziran 2017 Cuma

Aşk Merdiveni


Bugün size çiçeklerimi tanıtmak istedim.
Genel adı Aşk merdiveni olan bu çiçeğimin yaşı benden büyüktür adı ise Erol Evgin'dir.
Çocukluğumun bütün yaşlarında Erol Evgin'e aşıktım, anneme itiraf ettiğim gün, "  kafası kel" gerçeğini duymuş, çok üzülmüştüm. Üzülmemin nedeni  annem aşktan anlamıyordu, kel olsun, kör olsundu, o televizyona çıktığında yüreğim yerinden çıkacak gibi oluyor, ellerimi kalbime bastırarak dinleyebiliyordum. Her taşındığımız yerde yerini beğenen hep büyüyen hiç kurumayan çiçeğimizin adı aşk merdiveniydi. İçinde aşk geçiyor diye olsa gerek adını Erol Evgin koymuştum, suyunu verirken, fıs fısını sıkarken gözümün önüne Erol Evgin gelir, masal prenslerine benzediği o kıyafeti ile  içten, sıcacık  gülümser, gözlerini kısar şarkılarını benim için söylemeye başlardı.







Çiçeğin başından uzun süre ayrılamaz, merdivenlerinin her birinde farklı şarkıları ile beni esir ederdi. Çocuk yıllarım bittiğinde, büyüyüp evimden ayrılmak zamanım geldiğinde Erol Evgin'i de yanıma almak istemiştim, annem olmaz demişti, yılların çiçeğini kurutabilirdim...Saksısını değiştirdikleri bir gün bir kök alıvermiştim gizlice. Benim evime küçücük bir filiz olarak geldi, huyu olduğu üzere yerini beğendi, evimi beğendi. On sekiz yıldır  benim evimde, her sabah  yakışıklı yüzü ile yumuşacık sesi ile şarkılarını söylüyor...





6 Haziran 2017 Salı

Füruğ Ferruhzad



Dün gece  Füruğ Ferruhzad'ın "Kuş Sadece Kuştu" şiirini okuduğumda aklıma haftalar önce çektiğim bir video geldi. Temizlik yaparken karatavuğun sesini çok yakınımda hissetmiştim.

  Kuş Sadece Kuştu
Kuş, ne koku, ne güneş ah, dedi
bahar gelmiş
ve eşimi bulmaya gideceğim ben

Kuş balkonun kenarından
uçtu, bir haber gibi uçtu ve gitti
kuş küçücüktü
kuş düşünmüyordu
kuş gazete okumuyordu
kuşun borcu yoktu
kuş insanları tanımıyordu

Kuş havada
tehlike ışıklarının üstünde
bihaberliğin irtifasında uçuyordu
ve mavi anları
çılgınca deniyordu

Kuş, ah, sadece bir kuştu

Dün gece tanıştım Ferruhzad ile bu çok geç tanışmanın mahcubiyeti ile okudum şiirlerini.

http://www.leblebitozu.com/iranin-kederli-kadin-sairi-furug-ferruhzad/

Beni Füruğ Ferruhzad ile tanıştıran Görünen İsim'e teşekkür ederim.

5 Haziran 2017 Pazartesi

Güzel köyüm


Köyümüz uzak bir köydü, adını duyanı, görmek isteyeni, yolu düşeni yoktu. Göçmen kuşları çoktu, kazları, ördekleri, pelikanı bile vardı. Köyün ortak meyve bahçesi vardı, çit ile tel ile ayrılmamıştı
herkes kendi ağacını bilir başkasına el uzatmazdı. Tepelerinde eşek anırır, ırmakta yüzülürdü. Yıllar önce  ırmağın önü kapandı, baraj gölü köyü yuttu, tepelerde bir kaç ev kaldı. Bizim bahçemizde bu gölün kenarında kaldı. Herkes gölün güzelliğini duydu, oltasını, tüfeğini, mangalını alan geldi. Gölde balık, havada kuş kalmadı. Piknikçiler mangalı için ağaç dallarını kırdı, çöpünü göle attı, garip müziğinin sesini açarak  köydeki her sesi bastırdı, güzel renkli kuşlar için pusuya yattılar.  Bahçemizi çitledik, dikenli teller ile çevreledik. Ağaçlarımız meyveye durunca çitleri aşarak bahçeye girdiler, dallarını kırarak meyvelerini aldılar. Başkalarının bahçesine çit kırarak dal kırarak meyve çalmak köyümüzde normalleşti. Pikniğe gelen okul çocuklarını bahçemizde ağaçların dallarına asılmış görüp , "izin isteseydiniz" diye uyardığımda öğretmenimiz izin verdi diye ağzımın payını çok aldım. Bahçemizdeki meyveleri her gören yesin istiyorduk, çocuklar, en çok da hayatta kalabilmiş kuşlar yesindi. Çünkü kuşlar dal kırmadan yiyebiliyorlardı. Bu aralar  meyve ağaçlarını kökünden kesmeyi, kurutmayı düşünür oldum ya da köyümü terk etmeyi...

1 Haziran 2017 Perşembe

Dünya'nın sesi

                                                                               


 On bir yıl önce doktor dopplerin sesini açtı, karanlık oda, karnımdan gelen ses ile yankılanmaya başladı.
Oğlunuzun kalp atışları, dedi
Kapı çalındı, doktoru çağırıyorlardı. Doktor, bana dönerek,bir dakika izninizle dedi dopplerin sesini yükselterek odadan çıktı.
Karanlık odada ürkütücü bir ses ile yalnız kalmıştım. Faşur foşur karmaşık  gürültü içinden ritmik bir şekilde güm güm sesler geliyordu.
İlk hissettiğim şey karanlıktı.
Küçüklüğümden beri karanlıktan  korkardım.

Kalp atışım hızlandı. Sadece kendi kalbimin sesini duyuyorum, kulaklarımda atıyordu  kalbim.  Sanki karanlıktaki  ritmik gümbürtünün de hızlandığını hissettim.
Karanlığın içinden sesi ayırt etmeye   çalıştım. Kendi kalbimin sesini susturdum. Karanlıkta atan kalbi dinlemeye başladım. Korkmuyorum dedim, hiç bir şeyden korkmuyorum.
Kapı açıldı.
Doktor dediği gibi bir dakika içinde geldi.
Dün bir ses dinledim, Dünya'nın sesi, uzaydan kaydedilmiş.
https://www.youtube.com/watch?v=grX9b8S1a3I 
Dünya'nın sesini dinlerken ne kadar da tanıdık diye iç geçirdim, karnımdan geliyor gibiydi, sadece güm güm diye atan kalbi yoktu.