13 Ocak 2017 Cuma

Kayınvalidem



Karnım ağrıyor dediği ilk gün önemsemedim. Okula gitmek istemiyor , ondandır dedim. Okul dönüşü yine karnım ağrıyor dediğinde , üşüttü herhalde dedim. Ayaklarına yün çorap, sırtına yelek giydirdim, ıhlamur yaptım içine bal kattım. Ağrıyan yerine baktım, idrar yollarını üşütmüş olmalı diye kendi kendime teşhis koydum. Annelik tecrübüme güvendim, ara sıra elini karnına götürmesini çok önemsemedim yine de  sabah doktora götürmeli diye iç geçirdim. Elimi, ağrıyan yerine koyarak masalını okudum, uyuttum. Sabah karın ağrısı geçmemişti, doktora gitmemek için ağladı, iğneden çok korkuyordu, elini tuttum yürüyerek hastaneye gittik. Çok sıra vardı, bekleme yerinde kusmaya başladı. Sıra bize geldiğinde elimde kusmuk  poşeti ile doktor odasına girdim,  yarım dakikalık muayene sonunda ameliyata alalım, yatış işlemlerini başlatsınlar diye bize mı dedi , başka bir hastaya mı ikilemde kaldım. Boş boş bakmayın hemen yatış için işlemlere başlayın, olgunlaşmış apandist...
Yatış işlemlerini yaptım, Yunus'u beş yataklı bir odaya yatırdılar, bir saat sonra ameliyata gireceksiniz dediler. Ameliyatta iğne vuracaklar mı diye sessiz sessiz ağlamaya başladı, içeride ki diğer hastaları rahatsız etmemeye çalışarak. Bir saat sonra sedye geldi, ağlaması durdu. Olacakları değiştiremeyeceğini anlamış gibi elimi sıkı sıkı tutarak, ameliyathane önüne geldik. Daha önce duymadığım olgun bir ses tonu ile, anne, korkulacak bir şey yok değil mi dedi. Yok dedim, Seni burada bekliyorum dedim, öperek elini bıraktım. Kapı açıldı, Yunus'u içeri aldı, kapandı. Ameliyathane önü mahşer yeri gibi kalabalık, kargaşalıydı. Kendi başıma kaldığımda ne yapacağımı şaşırdım, hastane çok eski, çok kalabalıktı, Elimde kusmuk torbası ile ameliyathane kapısında söz verdiğim gibi bekliyordum. Bir kadın baş ucumda söyleniyordu, "çocuğu apandist etmiş, zavallı torunum, ne yapsın yavrucak, anası olacağın suçu, çocuğu apandist etmiş....Kime söyleniyordu bu kadın? Söylenen kadının yanında   genç bir kadın daha vardı, çocuk atkısı ile şapkasına sarılmış, başı önünde eğik, büyüğünü dinliyor.  Bu gelin ile kayınvalideyi dört gün boyunca çok sık görecektim, aynı odayı paylaştığımızdan dolayı. Kayınvalide her an varlığını  hissettirme çabasında, gelinin varlığına dayanamıyor , gelin her şeyi yanlış yapıyor, gelinin her yanlışını herkese açık açık haykırıyor,  Ziyaretçi saatlerinde kayınvalidenin tüm sülalesi akın akın odayı dolduruyor, hiç sıkılmadan, üşenmeden her gelene " bir kaç gün yalnız bıraktım, çocuğu apandist etmiş" diyor. Gelin suçunu biliyor, çocuğa yaklaşmaya çekiniyor, çocuğun canı acıdıkça anne demiyor, babaanne diye ağlıyor. Akşam olunca kayın valide evine gidiyor, genç anne uykuya dalan çocuğunun saçını okşuyor, serumlu ellerini kokluyor, öpüyor, bütün gece gözünü kırpmadan çocuğunu  hasretle izliyor. Bizim hiç ziyaretçimiz yok, karda kışta hiç kimse yollara düşmesin dedik, ameliyat iyi geçmiş bir kaç güne çıkacaktık. Akşam olup herkes evine çekilince, hasta çocukları başında uykusuz anneler kalınca, kendi kendime kızmaya başladım. Neden hemen farkına varamadım, ya geç olsaydı, bu eski, kalabalık, bütün katın sadece bir tek tuvaleti beklediği bu hastanede ya mikrop kaparsa, ben ne biçim anneydim... Kendi kendime kalıp kendi kendimi sorgulayıp, çaresiz kaldığım böyle zamanlarımda en çok ihtiyaç duyduğum kişi "kayınvalidemdir". Ne yaparsam yapayım hep yanımda, hep olumlu, hep destek verici kayınvalidem...Çocuğun için en doğrusunu sadece sen bilirsin, en iyisini sadece sen yaparsın diye milyon kez söylemekten bıkmayan kayın validem...Her yaptığımı beğenen, yanlışlarımda bile doğru arayan kayınvalidem...Onun yanında sadece mutlu olduğum, başka bir duyguya girmeme izin vermeyen kayınvalidem...Dans etmeyi çok seven , dünyanın bütün müzikleri ile ritim oluşturmayı, müziğe hareketini katmayı, dünyada böyle var olmayı isteyen kayınvalidem...Onun yanında hiç kimse üzülemez, izin vermez...Hep gülen yüzü ile elinden tutar, bir müzik açar, yapabilirsin der, kendi ritmini bulman için gaz verir, ileri geri adımlarına olağanüstü bir şey yapmışmısın gibi bakar, harikasın, mükemmelsin der, elini bırakır, seninle birlikte dans etmeye başlar, Dünyanın bütün ritimlerini, danslarını bilir, kendi kendine araştırmış, öğrenmiştir...
Herkesi sever, her şeye rağmen sever, herkese güler, müzik duyduğu her yerde dans eder...Altmış yaşından sonra dans eğitmeni olan kayınvalidem...Çorum'da hastane odasında ona olan ihtiyacımı hissetti, kar-kış demeden geldi. Odaya girdiği anda her şey değişti, Yorgun gözlerimden öptü, her şeyi farklı görmeye başladım, ne güzel bir şehir, ne güzel bir hastane, ne güzel insanlar diye söze başladı, Hastanesi ile tüm  Çorum birdenbire güzelleşti, iyi ki apandist olmuş kurtulmuştu Yunus, tam zamanında müdahale etmişim, çok duyarlı çok hassas bir anneymişim....Çok güzel, çok becerikli herkesin imrendiği  bir anneydim, süperdim, uçacaktım hastane penceresinden...
Hastaneden çıkıp eve geldiğimizin akşamında mısır patlattım, harika olmuş dedi kayınvalidem, harika mısır patlatan bir anneydim...
... videoda kayınvalidem öğrencilerine ders veriyor, bir öğrencisi habersiz çekmiş...