2 Mayıs 2017 Salı

olive kitteridge- anne olmak

Olive Kitteridge  adlı dört bölümlük diziyi izleyip bitirdiğimde içimde uyandırdığı şey "anne olmak her şeye hazırlıklı olmak" gibi bir duyguydu ve bu duygu bazen, Olive gibi bir kadının bile kaldıramayacağı kadar ağır olabileceğiydi.
Olive kişilikli biri, herkes gibi değil, herkes ona kendi gözleriyle bakarken, kaba, disiplinli, inatçı, bencil bir kadını görüyor. Olive, kıt notlu cezası bol öğretmen, sevgisini gösteremeyen bir eş, gerektiğinde tokat atan disiplinli bir anne. Dizinin konusu geniş ama ben en çok oğlu ile ilişkilerinden etkilendim, bunun sebebi ise diziyi yanlışlıkla baştan sona doğru izlediğim için olabilir, nasıl oldu anlayamadım ama ilk bölüm diye son bölümden başlayarak izlemişim.
Çocukluğu annesi yüzünden cehennem gibi geçmiş, geleceğini annesinin tortularını temizleyerek geçirmek zorunda kalan zavallı bir kurbandır Olive'nin oğlu ! Olive öyle kötü bir annedir ki her fırsatta bunu dile getiren, hatırlatan oğlu tarafından sorgulanmaktadır. Annesi yüzünden psikologlara gittiğini, psikologların tavsiyesi ile  annesinin açtığı derin yaraları onarmakla meşgul olduğunu Olive'ye her fırsatta söylemektedir, oğlu. ( Bu arada hep Olive yerine koyarken buldum kendimi ( ona hiç benzemediğim , onun gibi sağlam bir kişilikte olmadığım halde.) 
Olive oğlunu büyütürken bildiği  doğruları yapmaya çalışıyordu. Her akşam  önüne sebzeli yahni ve sütünü koyan ödevleri ile ilgilenen, sorunlarını soran, kıyafetlerini yıkayan, ütüleyen, yakınlığını kendi dilinde göstermeye çalışan bir annesi varken oğlu herkes gibi görüyordu annesini, itici...

Olive  yaşlılığında tek başına yaşadığı çiftliğinde çok yalnızdır. Yalnız kalması onun suçudur, kişiliği ile anneliği ile bunu hak etmiştir. Olive, oğlunun haykırdığı gibi bir anne olduğunu kabul etmiyordu, çocuğunu büyütürken  yanlış  yaptığını düşünmüyordu. Herkesten farklı biriydi Olive, anneliği de kendine özgüydü. Oğlunu öyle çok seviyordu ki, oğlunun hissettirdiği duygu ile yaşamak çok ağır gelmeye başlamıştı. Olive  hayatına son vermek için köpeğinin ölmesini bekliyordu.
Ancak öldüğünde "iyi ki vardın anne" diyecekti oğlu. Kendini öldürdüğünde oğlu için kıymetli olacağını sanıyordu.
Dizinin son bölümünde ( benim izlediğim ilk bölümde) Olive oğlunun evine ilk kez gidiyordu, ayakkabılarına köpek pisliği bulaştığı için ayakkabılarını dışarıda çıkarması gerekti, çıplak ayak ile oğlunun evinde dolaşırken yanında çorap getirmediğine için için  üzüldü, tüm anneliğini en ince detayına kadar sorgulayan, eleştiren oğlu ve gelini annelerinin çıplak ayaklarını göremedi. Göremezlerdi, bencil insanlar  başkalarının ihtiyacına odaklanamazlardı, sadece kendini bilirlerdi...
Dizi boyunca Olive'nin çıplak ayakları içime dert oldu,  hemen ayaklarına  yün patik vermek, ayaklarını üşütme demek geçti.


Herkesin taşımak zorunda olduğu annesine babasına ait  ağırlıkları var, sırtında, kalbinde, beyninde. Yokluğu ile de varlığı ile de sorgulanan anne-baba...Baskıcı anne,  serbest anne, çalışan anne, çalışmayan anne, titiz anne, savruk anne her şeyi ile sorgulanabilir ileride oğlunu ya da kızını psikologlara düşürebilirdi anne.  Olive silahı alıp ormanın içine çekildiğinde, arkasından şöyle söyleniyordum, sen kötü bir anne değilsin,  kendini sorumlu tutma. Senin oğluna duvar bile diyemiyorum,bazen bir duvarın içinde bile bir yeşillik yetişebiliyor, bir kaldırım taşının bir apartman duvarının içinden bir filiz çıkabiliyor.

Olive anlamak güç değildi anne olanlar için, çocuklarını seven, koruyan, iyiliği için her şeyi yapmaya hazır olan anneler için ileride çocukları tarafından suçlanmak, değersiz hissedilmek, aranmamak çok zor olsa gerekti.
Bu diziyi izlerken aklımda çalan şarkı ise, Yunus'un sadece arabada iken söylediği şu şarkıydı;

Yunus'a bu şarkıyı babası öğretmişti, sesi öyle çocuk ki her söylediğinde gözlerim doluyor ve şu dizelere gelince kimselere göstermeden ağlıyorum,
....
Her günün sabahında bir çocuk nasıl büyür?
....

Bu diziden haberdar olmamı sağlayan sevgili Başak'a teşekkür ederim.

Anne çocuk ilişkileri ile ilgili okuduğum kitaplardan beni en çok etkileyeni " Anne baba diğer ölümcül şeyler" adlı kitabı ile Yalçın Tosun olmuştu.


                  







.




21 yorum:

  1. Hımmm..Hemen listeye eklensin o zaman:) Teşekkürler Ayşe.

    Di mi, bazı dizeler nasıl da ağlatır insanı? Bazı reklamlar, müzikler..Şükür, kalbimiz alabildiğine özgür Ayşeciğim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başak sayesinde izleyebildim... O kadar çok şeye gözlerim sulanıyor ki, sulu gözlü bir anne olmaktan da suçlanabilirim...

      Sil
  2. Bana,İngilizce bilmemenin sıkıntısını hissettiren bir film daha.Bu yaştan sonra, filmlerdeki konuşmaları anlayacak kadar iyi İngilizce öğrenmek de hayal. N'apsam ki...
    Katı ve kuralcı anne olmak iyi anne olmak anlamına gelmiyor. Sanırım en iyi anne hayatlarındaki tüm kararlarına çocuğunu ortak eden annedir. Yani hangi yaşta olursa olsun, anne çocuğunun fikrini almalı.
    Bir diğeri de, her insan gibi, her çocuğun da hata yapabileceğini bilip, hatalarına rağmen çocuğunu sevdiğini hissettirmeli.
    Her ilişkide sihirli üç cümle;
    Seni seviyorum.
    Sana ihtiyacım var.
    Sana güveniyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben çok cahilim internetten dizi izlemeye, tersten izlemişim de haberim olmamış:) Çok şükür bu sihirli üç cümle hiç yabancı değil bana...teşekkür ederim...

      Sil
  3. hikayesini,anlatımını sevdiğim dizilerden biri oldu... hem kızdım hem imrendim olive'e..tavizsizliğine ,empati kuramamasına kızdım ,kendi gibi olmakta inat etmesine imrendim.şöyle veya böyle ailesi tarafından yaralanmayan kimse yok heralde.. belki de doğal süreç budur,bizi biz yapan da bu yaralar değil mi? insan ilişkileri üzerine güzel senaryolu bir dizi de ben önereyim, (eğer izlemediysen) This is us

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin vesilenle ne çok şair, yazar tanıdım, ne çok dizi izledim sevgili Nihaventrenkler, teşekkür ederim, izlemedim , izleyeceğim...

      Sil
    2. yeni keşifler yaparsam haberdar ederim, sen de et :)

      Sil
  4. BUnu listeme aldım ben de this is us için bir oy da benden şiddetle

    YanıtlaSil
  5. ne harika tavsiyeler. this is us dahil hepsini izlemek için yanıp tutuşuyorum.
    bir de şu film var annelik hakkında: http://www.imdb.com/title/tt1242460/
    kevin hakkında konuşmalıyız.
    demir leblebi baştan söyleyeyim: )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olive karakteriyle kevin'ın annesini çok benzetmiştim ben. Arızalı anne-oğul ilişkisinin sonu çok daha acı oluyor tabi kevin'da. Neyse spoiler a girmeyelim:)
      Çok etkilendiğim bir filmdir...

      Sil
  6. Her fırsatta anneliğimi sorguladığım şu günlerde bana iyi gelir mi acaba bu diziyi izlemek bilmiyorum. Kitabı mutlaka okuyacağım ama, hem de en kısa zamanda. Bak, şimdi de ben sayende bir kitap keşfettim Ayşe :)

    YanıtlaSil
  7. Mutlu etmeyi ve Mutlu olmayı beceremeyen bir kadının hikayesi... Çok gerçek, çok duru, çok hüzünlü buldum olive'in hikayesini.

    Disiplinli, çalışkan, sorumluluk sahibi titiz bir kadın. Her öğün pişen sağlıklı yemekler, sofrada toplanan aile rutini, bakımlı ev-bahçe, kocasına oğluna hizmette kusur etmeyen bir anne, ama evde neşe yok. Sürekli kasvetli bir atmosfer, muazzam oyunculuklar. Ne diyeyim seviyorum bu diziyi :) senin de sevmene çok sevindim ayşeciğim.

    Ah aslında sana tavsiye edecek çok filmim var. Ama çok duygusalsın, çok etkilenirsin diye korkuyorum :)) ciğerini sökmeyeyim şimdi tavsiyelerimle :) mutlu, güzel şeyler izleyelim biraz da. Onlara daha çok ihtiyacımız var :)

    YanıtlaSil
  8. bence o kadar masum değil yaptıklarından yada yapmadıklarından elbette sorgulanacak ki çok baskın bi karakter ve hata yaptığını kimseyi dinlemediği, konuşturmadığı ve kendini sorgulamadığı için çok geç kabul ediyor bence.ona gerçeği söyleyebilen ve kaale aldığı tek kişi en son karşılaştığı adam. çok mükemmeliyetçi biri ailesini fiziksel olarak doyuruyor ama ruhsal ve psikolojik çok zarar veriyor onların yanında zoraki duruyor gibi.kendisinden başka kimsenin fikrini ne düşündüğünü yada duygusunu önemsemiyor, kimseyle doğru düzgün konuşmuyor ve könuşturmuyor hayatından hiç memnun değil gibi. öldürmüyor yaşatmıyor da.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız, dizinin, senaryonun başarısı bu olsa gerek, izleyen herkes için farklılaşabiliyor, Olive çocuk sevmeyen, sorgulanmayı kabul etmeyen, dik başlı, mutsuzluk veren biri...

      Sil
  9. Merak ettim bu diziyi ben de izleyeceğim en kısa zamanda...

    YanıtlaSil
  10. Ayşe, birkaç ay önce ben bu dizinin kitabınj okudum. Elizabeth Strout yazarı, kitabın adı Kül Mevsimi ( ingilizce aslının adı Olive Kitteridge). Olive dışarıdan ne kadar canavarıması görünse de, özünde çok naif bir insan... hatırlattığın için teşekkürler, diziyi de izleyeceğm kesin, hatta kitabı okumak istersen sana okuman için seve seve gönderebilirim... sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Gözde, teşekkür ederim beni düşündüğün için , kitap en sevdiğim hediye, almış gibi oldum, çok teşekkür ederim...

      Sil
  11. Ben de bir filmde böyle düşüncelere dalmıştım ama filmi hatırlayamıyorum. Uff gidip biraz arayayım bulursam söylerim.

    YanıtlaSil
  12. Merak ettim seni, iyi misin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla ben de merak ediyordum seni Ayşe. Neyse ki yorum onayladın. Bu iyisin demektir di mi?

      Sil
  13. Diziyi dün bitirdim. Nedense senin kadar sempatik ve anlayışlı olamadım ben Olive' e :( Eşine karşı onca kayıtsız kalışına, oğlunu sevgi kırıntılarına muhtaç bırakmasına. Her şeyi sadece olması gerektiği için yapmasına içerledim, kızdım. Evet içindeki anneyi görebildim zorla da olsa ama yetmedi anne kelimesinin içini doldurmaya :(

    YanıtlaSil