21 Nisan 2017 Cuma

Soluk mavi nokta

 Bir sabah uyandığımda yüzbinlerce kişiyi  bloğumda görüverdim,  hunharca öldürülmüş müydüm, zavallı ölünün bir bloğu mu varmış , ya da sörvayvıra mı katılmıştım  bir kaç  saat içinde  internet gazeteleri hemen başlık yapmıştı bloğumu,"paylaşım rekoru kıran , ülke gündemine oturan o  kadın" diye ...  Çok farklı çevreden çok farklı yorumlar aldım, bir kaç saat içinde, sırf benim varlığımdan dolayı ülkeyi terk etmekten vazgeçenler vardı, , ülkeyi yaşanılır hale ancak benim gibilerin getireceğini,  elleri öpülesi , sarılıp kucaklanması bağra basılması gereken biriydim. Bir kaç saatlik bu streste   dudaklarım iki yerinden uçuk atmıştı, yazıyı siliverdim. Aynı kalabalık yazının silinmesine şöyle tepki verdi," susuzluktan ölüyorum diye yerlere kapansam bana bir damla bile su vermeyeceklerdi, inşallah tüm belalar seni bulur, başımıza ne geliyorsa benim gibi korkaklar yüzünden geliyordu "...
Öğle olmadan bloğu kökünden kapattım.
Çorum'daki  evimden sık sık pencereden bakarım, evimin etrafını tepeler sarmış, çıplak tepeler...bazen seviyorum arkasını göstermeyen bu tepeleri , üzüldüğümde ise   ürkütüyor tepeler  ,  gittikçe yanaşıyor, yükseliyor gibi , kendimi küçük hissediyorum. Beni yok sayıyor beni üzenler,  değersizmişim gibi hissetmemi istiyor, küçülerek yok olmamı...Tepeler geçilmez bir engel gibi görünüyor çok büyük, ben çok küçük...Sesleniyorum, sesim engel tanımıyor, tepelerin ardına geçiveriyor. Bloğum tek sesim.
Ondan ilk mesaj aldığımda o kalabalık içinden biri diye iç geçirdim, yarın unuturdu.
Unutmamış, mesaj kutuma bir yazı ile birlikte dünyanın en küçük görüldüğü en uzaktan çekilmiş bir fotoğrafını göndermişti. Soluk mavi, küçüklüğünden dolayı seçilmesi zor ,o  noktaya baktım. Dünya yollamıştı bana.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Soluk_Mavi_Nokta 
Gönderdiği dünya benim dünyamdı, nasıl anlamıştı?  Çorum'da neden bir ev hanımı olduğumu, beraber çay içeceğim bir arkadaşımın bir komşumun olmamasının nedenini yollamıştı.  Pencereden bakıyorum , evimin çevresindeki tepeler küçülüyor, çoğunluklar azalıyor, yuvarlanıyor, karışıyor, birleşiyor, küçük küçücük bir noktaya , soluk mavi bir noktaya dönüşüyordu.
Aynı dünyayı sevdiğimizden olsa gerek kedi sevgimiz de ortak, ona haber vermek istiyorum, benim sokağımdaki kediler de hamile. Sokağımdaki kediler çoğunlukla açlar, aç olmaları hayatı doya doya yaşamaya engel değil gibi çiftleşiyorlar. Kaldırım kenarlarında,  ağaç tepelerinde, çatılarda oynaşarak çiftleşiyorlar. Şimdi yağmur yağıyor Çorum'a , beni gözetleyen kedi de hamile , yağmurdan saklanmıyor diğer kediler gibi,  sırılsıklam. Saklanırsa görünmezdi, görünmek istiyordu hep bana. Bu kedi yemeden içmeden günlerce sevişti, aç gövdesini çimenlere attı,  toprağa, ağaca her yere sürtündü, sarhoş gibiydi,  azgın kedi dedi görenler.  Şimdi karnı içindeki çocuklarını bile doyuramıyor, doğurduğunda hepsi ölecek, bir tanesini bile yaşatamayacak. Öyle bir bakışı var ki dünyaya ,  yine sevişecek yine doğuracak.

Karatavuk sesinde ağladığımı biliyor, onun da bir karatavuğu varmış...
Karatavuğumun sesini hediye göndermek istedim , eşimin eve gelmesini bekledim onun telefonu ile kaydedecektim, eşim  işteyken ötmeye başladığında çok üzüldüm. En çok henüz gün ağarmamış,  iken ötüyordu, bekledim. Apartmanlar arasında bir ağaç üstünden ötmeye başladığında hemen balkona çıktım, kaydetmeye başladım, Çorum'da geceleri çok soğuk oluyordu, dışarıda beş dakika kalabildim, kaydetmeyi bıraktığımda sabah ezanı okunuyordu. Karatavuğun sesi  Çorum'dan İstanbul'a gidecekti, umarım hediyemi beğenirdi...



12 yorum:

  1. Her yazınız bende ağlama isteği uyandırıyor, boğazım düğümlenip göğsüme bir taş oturuyor. Bir yerlerde bu kadar ince ruhlu bu kadar naif insanların var olduğunu bilmek beni mutlu ediyor.
    Sevgiyle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuduğunuz teşekkür ederim, sevgili HuysuzKuzu...

      Sil
  2. o yazıyı çok merak ettim...bir anda 100 000 ziyaretçi ve bir dolu yorum almak çok korkutucu gerçekten. çünkü burada internette de yazsak, biraz biz bizeyiz, belli insanlar yorum yazıyor, mutlaka sessiz olan büyük bir kesim var ama onları pek hissetmiyoruz, bir anda "yabancıların" akın etmesi olayı çığrından çıkarıyor. karatavuğun sesini buldum bir yerde bak, şu mu: https://www.youtube.com/watch?v=XYNOfGfqNx8
    alttaki yorumlar da çok güzel, senin dediğini teyit ediyor, şafak sökmeden öttüğünde mest olursun diyor biri, ama sadece baharda böyle nağmeli ötermiş ve dişiyi etkilemek için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Joe, edebi değeri olmayan başıma gelmiş bir haksızlığı acıtasyonlu bir şekilde yazmış olduğum bir yazıydı daha önce bir kere daha olmuştu, çok çok kötüydü, bir iki hafta bloğu kapatmıştım. Haklısın yazarken biz bize gibiyiz...
      Gönderdiğin linkteki karatavuk gibi ötmüyor, çok daha içli ne nağmeli, bir kaç kere kaydettim sesi ama bloğa nasıl koyulur bilemiyorum, ancak mesaj ile yollamayı bilebiliyorum, istersen sana da mesaj olarak atabilirim...sevgilerimle..

      Sil
  3. Blogu kökünden kapatan kim Ayşe? Yazı müthiş. Yine içine çekiyor beni.
    Yazının etkisiyle penceremden gördüğüm Uludağa baktım. Ben baktıkça o büyüdü. Hep üstüme doğru yürüyor duygusu yaşatır bana. Yine öyle oldu. Ona baktıkça kendimi karınca gibi küçük hissediyorum. Bu yüzden Çorumun tepelerini gözümde canlandıramadım.Bir kendi sevdiren tek şey orada kurulan dostluklar. Bursa çok güzel bir kent. Uludağı, ormanı, şelaleleri, az ötede Mudanya'nın denizi, tarihi ve Osmanlıdan kalan çok özel binaları ile yaşanası bir kent belki ama insanıyla anlaşamadım ben. Çorum da senin için böyle galiba.
    Yıl 1977 idi. Fakültedeki sınıf arkadaşımla konuşurken "Acaba 5 yıl sonra nerede olacağız?" diye soormuştuk birbirimize. Üzerinden tam 40 yıl geçmiş. Eskişehirdeydik o zaman. Sonra Ankaraya gittim. Şimdi Bursa'dayım. Acaba 5 yıl sonra sen nerede olacaksın? Dilerim çok benimseyeceğin bir kente gidersiniz. Yunus'un öğretenleri senin gibi düşünen idealist öğretmenler olur. Kim bilir?
    Dünya gerçekten çok küçük.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Gülsüm Abla, mesaj attım...

      Sil
  4. Ayşe 2 kez okudum, anlamadım :) O yüzbinlerce okunan yazıdan sonra biri sana mesaj göndermiş peki soluk mavi noktayı görmek mi sana iyi geldi bu kişinin ilgisi mi? İkisi de mi??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Elif, bu yazıyı o kişiye özel yazdım, umarım o anlamıştır:))

      Sil
  5. O günden beridir,bu yorumu ve yorumu yapanı üzerine yazı yazacak kadar kafaya mı taktınız?Nette her türlüsüne denk gelebilir insan.Hiç tanımadığınız kişiyi bu kadar önemsemek neden?diye sormadan geçemedim.Amman şimdi bu yorumuda takmayın.

    YanıtlaSil
  6. Merhaba, biraz açıklama yazısı olacak bu. bu blokta kendimi kendim gibi insanların (kadınların) arasında hissettiğim için rahatım, yoksa yazamazdım. soluk mavi nokta'yı Ayşe hanıma gönderen benim! :)
    sevgili arkadaşlarım: )
    Ayşe hanımı o malum yazıyla tanıdım. on binlerce insan gibi ben de etkilendim. (bence o yazı blokta olmalı)
    lakin diğer yazıları okuyunca çoook uzun zamandır hissetmediğim bi duygudaşlık, kardeşlik hissettim. bambaşka hayatlar yaşıyor görünsek de aynı şeyleri hissediyormuşuz meğer. kimselerin işitmedikleri ikimizi de ağlatıyormuş meğer, kimselerin önem vermediği şeyler bizi mutlu ediyormuş. Ayşe hanımın bimde gördüğü solgun çiçekler bana dert oldu, sosis yiyen kedilerin saadetine sevindim.
    ve elbette Ayşe hanımın az yazara nasip olan müthiş gözlem yeteneğini, içime işleyen anlatımını çok beğendim.
    benim faceim, instagramım falan yok. bir toplulukta rahat edemediğim için yok. lakin bu bloğu ve yorumları okudukça gördüm ki burda küçük bir mahalle varmış meğer. seveceğim insanlar, akıllı, güzel kadınlar, içten bir arkadaşlık. internette hiç kurmadığım bir bağ kurdum böylece.
    artık yorumları tek tek okuyorum, bazılarına en azından göz aşinalığım olsun istiyorum. (uludağ'a selamlar:)
    iyi ki varsınız Ayşe hanım. mahalleden arkadaşlar size de sevgiler, güzel pazarlar.
    ayrıca; 23 nisan kutlu olsun.
    nükhet b.

    YanıtlaSil