4 Nisan 2017 Salı

Oto tamircisi-ev hanımı

Oğlum, ne zaman ev hanımı sıfatımdan rahatsız olmaya başladı diye düşünüyorum bugün.
Anne neden çalışmıyorsun diye sorgulamasının sebebi neydi ?
Vakti geldiğinde kendiliğinden söylerdi.
Okul servisi için kapıda beklerken yesin diye  kırdığım fındıkları eline sıkıştırırken, anne üzülüyor musun dedi. Gözleri farklı bakıyordu, yüzüme.
Neden üzülecektim? Sustu. Elindeki fındıkları iç geçirerek cebine koydu, yemedi. Okul servisi geldi.  Ayrılırken yine yüzüme baktı,
acınası birine merhamet ile bakan gözlerdi...
Çok sevdiği matematik öğretmeni ceza ödevini yapmayan sınıfın en tembel kızına , bir hiç olacaksın, gelecekte ev hanımı olursun artık demiş. Yunus bütün ders beni düşünmüş, annem de  ortaokul birinci sınıfta bu kız gibi tembel miydi , ödevlerini yapmaz mıydı, öğretmenlerini dinlemez miydi, gelecekte bir hiç olacağının farkında değil miydi?
Burası ortaokul,ev hanımı-oto tamircisi olursunuz dedikleri oluyormuş.  İlkokulda çaycı- temizlikçi olursunuz diye korkuttuklarını biliyordum, o zamanlar etkilenmemişti. Ama bu sefer ev hanımlığı ve annesi ile ilgili bağlantı canını sıkmıştı. Öğretmeni hiç bir şey olamazsınız , ev hanımı olursunuz dedikçe aklına annesi geliyormuş.
Annesinin babasının ne iş yaptığına meraklı öğretmenlerine annesinin ne iş yaptığı hakkında her defasında farklı şeyler uydurmuş.
Yunus gerçekte  annesinin bir hiç olmadığını biliyor ama öğretmenlerinin gözünde annesinin bir hiç olduğunun farkına varması onu rahatsız ediyor, annesinin bir hiç olmadığını öğretmenlerine söyleyememesi de canını sıkıyor .
Yine yine 11 yaşında ki bir çocuğa öğretmenlerinin  her gün yaptıkları yanlışı anlatacak, anlayabilmesi için gerekli olgunluğa erişmesini bekleyeceğim.
Annen on bir yaşında iken Ankara'nın en iyi okullarından birinde okuyordu, dersleri 90 ile 100 arasındaydı hep taktir alıyordu. Öğretmenleri onu sırf yüksek not alıyor diye  çok seviyordu, üniversite zamanı geldiğinde annene mühendis olması için matematik bölümünü seçmesini istediler. Annen hep söz dinleyen oldu, öğretmenleri onun için en iyisini isterlerdi, büyüklerin dedikleri hep yol göstericisiydi. Yüksek not aldığında   çevresindeki herkes başarılı olduğunu , akıllı olduğunu, geleceğinin  parlak olduğunu söylediklerinde annen inanırdı.
Tam 11 yaşımda( senin yaşında iken)  çok önceden tanıdığım Sait Faik'in bir kitabını almışım. Kapağına adımı yazmışım. O yaşımda nasıl okumuş, ne hissetmişim bilemiyorum ama şimdi ki yaşantımda çok etkili olduğunun yeni farkına varıyorum.( bu yazıyı kendimden daha çok  o tembel diye şartlandırıldığınız ceza ödevini yapmamakta ısrar eden sınıf arkadaşın için yazıyorum, benim şu anda ki olgunluğuma erişmiş çok akıllı bir kız olsa gerek)

O zamanlar iki elin parmaklarını geçmeyen üniversitelerden, öğretmenlerimin istediğini, en iyilerinden birini kazanabilmiş yine çevremi mutlu etmiştim. Mesleğin gerektirdiği sınavlara girip ruhsatımı aldığımda ancak beş ay dayanabildim, bıraktım, yapmamaya karar verdim. Çevremde öğretmenler yoktu, kaybolmuşlardı. Okul, sınav, öğretmenlerden özgür   kaldığım zamanlarım yirmili yaşlarımın sonuna sana hamile olduğum zamana denk gelmişti. Kendim ile başa başa kaldığım bu ilk zamanlarımda ne yapmak istediğimi özgürce sorabildim kendime...Matematikte uzmanlaşmış ruhsat sahibi olmuş artık meyvesini yeme zamanında,  hayatım boyunca  en çok rakamlardan kaçmak istediğimi anlamıştım. Rakamlardan çocukluğumdan beri ölesiye korktuğumu artık itiraf edebilmiştim. Özgür kalmış içimden çıkan sesten ürktüm ilk önce.Hiç bir şey yapmamak, hiç bir şey yapmamak, hiç bir şey yapmamak diye çınlıyordu kulaklarım.Hamileliğinin kaçıncı haftasındasın diye soranlara hiç cevap vermedim, rakamsız bir hayata başlamıştım. Sen doğduğunda yine kendi özgür iç sesime sordum, oğlum için, kendim için en doğrusu ne olabilirdi çalışmam mı yoksa evde onunla kalmam mı? Bütün bir gün,  altı yıl boyunca oğlum ile kaldığım günlerde hiç hesap yapmadan, mutlu olabilmiştik. Çevremi dinleseydim, mutlu geçen altı yıldan mahrum kalacaktım, çocuğumun geleceği için rakamlara geri dönmem istenecekti.
Altı yıl boyunca parasız her şeyi, paralı çok az şeyi yapmak için bütün bir günümüz vardı.
Hiç bir şey yapmadan boş boş oturduğumuz günler de çoktu. O an da , o yıllarda ,  en çok oğlumu görmek istiyordum , başardım, ev hanımı olarak...Okula gitme zamanın geldiğinde  özgür iç sesime soracak kadar kendime güvenemedim, ayrıldık. Sabahtan akşama kadar artık öğretmenlerini ve arkadaşlarını görecektin.  Senden uzak kaldığım vakitlerimde istediğim şeyleri yapmak için çok değil,az  paraya ihtiyacım olduğunda İşkur'a başvurdum rakamsız işler için, istediğim işleri ilk kez gördüğü bana  yakıştırmayan uygun  bulmayan, geri çevirmek isteyen görevliye ısrarcı oldum,adımı yazdırdım ama bu vakte kadar geri dönüş olmadı.
Ben bu şekil yaşantımdan memnunum, ev hanımı anne olarak ömrümün geri kalanını geçirebilirim.
Dışarı çıkıyorum,  yıkık dökük bir apartmanda çamaşır asan bir yaşlı görüyorum, balkonuna üç sıra ip germiş, en arkadaki ipe koltuk altı yırtık  çamaşır asmış, hemen evime koşup  koltuk altı yırtık bu çamaşırı yazmak istiyorum, bir inşaat önünden geçerken bir çocuk gülsün diye   bir işçinin küreğini bırakıp elini cebine sokmasını yazmak istiyorum, kedilerin , köpeklerin bugün yemek yok mu diye bakışlarını, ayva ağaçlarının altına serilmiş döşeklerde güneşlenen yaşlıları, adı hep gelin kalmış, kocasından seni seviyorumu hiç duyamadığını itiraf etmiş bir kadını yazmak istiyorum.  Hakkı ile yazamıyorum, kedilerin, köpeklerin baktığı gibi yazamıyorum, sırf onları daha iyi anlayabilmek için kitap okuyorum .  Beni en çok okurken gördüğünden olsa gerek
 bir keresinde de annen ne iş yapıyor diye sorulduğunda " annem kitap okuyor" demiş , öğretmeni aferin annene demiş  ama  veliler toplantısında da gülme konusu yapmak istediğinde "keşke sizde okuyabilseydiniz" diyemedim. Sait Faik okuyabilseydiniz başka olurdunuz. Sait Faik okumayı sevebilseydiniz velileri mesleklerine göre ayırt etmez, çocukları yarıştırmaz, tembel akıllı diye sınıflandırmaz, bütün gün ısrarla çocukları okulda tutmazdınız...Sait Faik okuyabilseydiniz insanı sevebilirdiniz, çocukları sevebilirdiniz. Sait Faik okuyabilseydiniz benim gibi bir ev hanımını, oto tamircisini, çaycıyı ve temizlikçiyi sevebilirdiniz, bir çocuğun sırf annesi ev hanımı diye üzülmesine sebep olmazdınız...




22 yorum:

  1. sinem şamlı4 Nisan 2017 05:16

    Dar kafalı insanların öğretmen olmasına tahammülüm kalmadı artık.Kariyer vs.hepsi hikaye.Plazaların içine sıkıştırılmış hayatlar güzel mi?Hiç sanmıyorum.İnsan severek yapacağı işlere yönelebilse hadi neyse diyeceğim ama günümüz Türkiye'sinde bu neredeyse imkansız.Yunus'a bu gerçekleri anlat lütfen.Anlayacak kapasitede olgun bir çocuk o.Böyle basma kalıp düşüncelerin yanlış olduğunu bilsin.Hayat yaptığımız seçimlerden ibaret.Seçimlerimizin sonuçlarını yaşıyoruz o kadar.Önemli olan mutlu olup olmadığımız.Gündüz sinir stres içinde çalışıp akşam sinirini çocuktan çıkaranlar var.Herkes böyle değil elbet ama hayat şartları bizleri bir yöne sürüklüyor.Hayat bize bir kere verildi.Tekrarı olmayacak.Ya başkalarının istekleri ve yargılarına göre yaşayıp heba edeceğiz ya da kendi karalarımızı ve arzularımızı dinleyip ona göre yaşayacağız.Ona bunu sor bakalım ne diyecek?

    YanıtlaSil
  2. meslektaşım benim:)Dünya denen yer,dediklerini anlayabilse bu halde olmazdı

    YanıtlaSil
  3. O ogretmenleri omuzlarindan tutup sarsmak istiyorum. Bak, bunlar cocuk, daha kalpleri is tutmamış, ona göre konuş demek istiyorum... Çok etkilendim :(

    YanıtlaSil
  4. offf yarabbimm.. bütün ciğerlerime işledi.. ne güzel bir yazı olmuş...

    YanıtlaSil
  5. blogunuzu izlemeye aldım sizide bloguma beklerim :)

    YanıtlaSil
  6. Hayretler içinde okudum bu yazıyı. Türkiye'de öyle çok ev hanımı var ki. Her yaşta, her gelir grubunda, okumamış ya da çok okumuş bir sürü ev kadını. Sadece çocuklarıyla ilgilenmek için işini bırakan bir sürü insan tanıyorum. Ayrıca ev hanımı olmayı seçmek ya da zorunda kalmak için pek çok neden var, en başta işsizlik ve iş tatminsizliği tabii. Anadolu'da daha küçük şehirlerde ev kadını sayısı kesinlikle daha fazladır, isteyen herkese de iş yoktur zaten. Ya da tamamen kişinin kendi tercihi olabilir, Bu öğretmenler nasıl bu kadar bilinçsiz ve saygısız olabiliyor. Çorum'da kadınların % 90'ı falan çalışıyor muymuş ? Her şeyi bıraktım, atanamayıp evde oturan bir sürü öğretmen olduğunu görmüyorlar herhalde. Uzaktan konuşmak kolay tabii ama tam anlamıyla şikayetlik bir durum, ben olsam uyarırdım. Hele hele temizlikçi, vs. diye insanların mesleklerini küçümsemek olacak şey değil.
    Sizi çok iyi anlıyorum çünkü ben de yıllarca bol rakamlı bir iş yaptım ve rakamları hiç sevmem. Siz ise okumak ve yazmak için yaratılmışsınız sevgili Ayşe. bu yazılar bir sürü insanın evine, kalbine ulaşıyor. Bu çok kıymetli bir şey. Çoğumuzun meslekleriyle bunu yapma şansı yok ne yazık ki.

    YanıtlaSil
  7. Benim de en sinirlendiğim şey o kadar okudukların boşa gitti lafıdır. Çalışmıyorum diye niye boşa gitsin ki derim, ben kendimi geliştirmek için okudum ve bu sayede çocuklarıma çok daha iyi annelik yapabildiğimi düşünüyorum, çok daha mutlu çok daha verimli bir insan olduğumu düşünüyorum. İçimde yapamadığım bir şeyin ezikliği yok.

    İşten ayrıldığımda yapamaz sıkılırsın demişlerdi, on yedi sene geçti, sıkılmayı bekliyorum :)

    Ah çocuklarımla geçirdiğim zaman için de hep şükrediyorum. Evet paramız hep kısıtlıydı ama umrumda bile değildi bu.

    O öğretmen de okumuş ama pek okuduklarını dinlememiş bence. Oğluşuna bunun kendi tercihin olduğunu ve onunla geçirdiğin her anın değerini anlatmalısın bence :)

    YanıtlaSil
  8. Sen yaz Ayşe. Bir gün imzalı kitabını okuyacağımdan adım kadar eminim. ..

    YanıtlaSil
  9. Oğlumu kimselere bırakamayıp devlet memurluğundan istifa ettim. Çok insana göre yersiz bir hareketti ama bana göre çok doğruydu. Şimdi üniversite öğrencisi olan oğlum "iyi ki zamanını bana ayırdın" diyor. Oğlunuz da sizi çok iyi anlayacak. Eğitimli, duyarlı, okumayı seven annesiyle dolu dolu sohbetler yaparken mutlu olacak.
    Sevgiler Ayşe...

    YanıtlaSil
  10. Nasıl güzel bir yazı... Okudukça satırları kendimi sizin yerinize koydum ve insanların etiketlemeye olan merakı ile yeniden karşılaştım. Ev hanımı denildiğinde akla cahil, okumayan insanlar geldiği için hor görülen bir durum haline gelmiş. Bunun farkında bile değildim. Ama çocukken hatırlıyorum ben de annem için temizlikçi demeye utanırdım bazı zamanlar. Kötü bir şeymiş gibi öğretilmişti bize. Ne kadar yanlış bir düşünce oysaki. Alın teriyle para kazanmak neden utanılacak bir şey olsun? Ya da çalışmayıp sevgiyle çocuk yetiştirmek neden hor görülsün? Yaşı ilerledikçe anlar o da elbette. Hiç üzülmeyin içinize dert etmeyin. Dediğiniz gibi hiç eline kitap almamış hiç Sait Faik okumamış olanlar utansın.

    YanıtlaSil
  11. O öğretmenlerin dört duvar arasındaki yaşamlarını merak bile etmiyorum. Demekki meslekdaşlarının durumundan bi haberler. Fakat yazılarınız hakkaten çok çarpıcı.

    YanıtlaSil
  12. Rakamlardan korkan küçük kızın özgürlük şerefine... Özgürlüğünüz ve yazılarınız daim olsun dileklerimle.. ������

    YanıtlaSil
  13. Ev hanimlarinin "çalışmadığı" yargısı ve algısı neden var herşeyden önce bunu anlayamıyorum. Kadınların çok küçük bir kesimi hariç kadinlar evde temizlik, yemek, alışveriş, eksikleri tamamlamak, dolap organizasyon, ütü ve daha pek çok "iş" yapıyor. Hele anne olanların yaptıkları işleri sayamam bile. Full time ev hamimligi ve annelik bir değil iki kariyer birden demektir. Bu işleri profesyonel birine yaptıran çiftler (o ailedeki kadın ev dışında "çalıştığı" için) dünyanın parasını ödüyor, bunu ekonomik boyutuna bakinca ev hanımı nasıl çalışmayan olarak algilanabilir, çocukları ile kaybettikleri özel zamanları ise rakamlarla hesap etmek mümkün degil. Ben de okumak kariyer sahibi olmak için programlanmis biriydim, 2 yıl oldu kurumsal hayatı bıraktım ve boş geçen bir günüm olmuyor, hatta şirkete gidip biraz dinlenmek istediğimi hissettiğim oluyor doğrusu. Ayşe, yazdıklarını yürekten hissettim, her kelimesine katılıyorum, çocukların evde ne kadar cok iş ve üretim olduğunu anlaması için o işleri kendilerinin yapmasını sağlamak da gerekiyor diye düşünüyorum. Toplumumuzda bu işbölümü de eksik malesef. Neyse.. sevgiler.

    YanıtlaSil
  14. Bir de ev hanımıyim veya çalışmıyorum yerine, evde çalışıyorum veya evimiz ve ailemiz için çalışıyorum demek gerekiyor herşeyden önce..ayrica sen bir yazarsın bence, tekrar sevgiler Ayşe.

    YanıtlaSil
  15. Tek tek tüm yorumlarınız için teşekkür ederim,
    Yunus, öğretmeninin gözündeki annesi için üzülüyor, Yunus lafın gelişi çoğu şeye üzülüyor, içinde ana, kadın geçen küfürlere de, öğretmenin ev hanımlarına kastı yoktur hatta çok da seviyordur öğretmenin de annesi de ev hanımıdır...Bu yazıyı lafın gelişi söylemeye alıştığımız şeylerin bir çocuktaki yansıması nasıl oluyor diye yazdım ama çoğu arkadaşı hiç oralı olmamıştır...Derslerde her işi hakkını vererek yapanı onurlandırarak anlatalım, temizlik görevlisini, çaycıyı ders konusu yapalım emeğin değerini anlatalım , işini sevmek ne demek derslerde anlatalım, sevilmeden yapılan işlerin nasıl zararlı olduğunu da... sofra kurmuş , saate bakarak, servisi gözetleyerek beklenildiğini bilen bir çocuk ,annesi ev hanımı diye üzülmez...Annesinin bir gün yokluğuna dayanamayan çocuk annesi evde olsunu hep ister...

    YanıtlaSil
  16. Kesinlikle haklısın Ayşecim.."her işi hakkını vererek yapmak ve emeğin değeri"..çok anlamlı ve önemli.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  17. Bir kuran kursu öğreticisinin sahib olması gereken donanıma sahib olmamama rağmen,bir kağıt parçası yüzünden bu görevi yapamıyorum.şu an bebek bakıyorum. geçenlerde öğretmeni sormuş anne babanız ne iş yapıyor diye, kızım hiç gocunmadan babasının öğretmen annesi nin ise bebek bakıcısı olduğunu söylemiş.geçenlerde bebeğin annesi rapor aldığı için bebeğin yanına gitmedim.hergün çocuklarımdan on onbeş dakika sonra gelen ben,ev temizlenmiş yemek hazır kapıyı anneleri açmış,çocuklar ımın mutluluğu görülmeye değerdi.

    YanıtlaSil
  18. Dort yıllık fakülte mezunu ve halen yuksek lisans yapıyorum .atanamayan bir öğretmenim.okumuş ev hanımıyım.o öğretmen atânmış ama boşa layıkıyla yapamıyor görevini.Rabbim fırsat versede yunus gibi nice çocukların kalbine ulaşsam ...

    YanıtlaSil
  19. İçimden geçen,kendi yazamadıklarımı okudum.En başta cesaret edip yapamadıklarımı,boşa geçen onca yılı.Başa sarıp şöyle düşünün.Sevmediğiniz hata korktuğunuz o rakamlarla ilgili okulu beş yıl okuduğunuzu.Dahası 13 uğursuz yıl, o rakamlarla para kazandığınızı.Şükür ki cesurca herşeyden vazgeçip geç de olsa SON ANDA elde ettiğim, varoluş sebebim olan anneliğin keyfini sürüyorum.Ev hanımı nedir sorusuna soran oğluma ,kızıma hayatımı anlatan yazınızı okumak için sabırsızlanıyorum.TEŞEKKÜR etmesem olmaz,gönülden hem de İLKNUR

    YanıtlaSil
  20. Ben bir "vaiz"im Ayşe. Benimkiler henüz mesleğimin adını bilmiyorlar. Bir yere giderken "nereye gidiyoruz" diyorlar. "Orada ablalar/teyzeler olacak, onlara Kur'an ve Sünnet'ten bahsedeceğim" diyorum :)
    Mesleğimden para kazandığımı da geçen gün öğrendiler. Çok utandım.

    YanıtlaSil