14 Nisan 2017 Cuma

Hayvan sevmeyen anneler için

Dün sokağımdaki ilkokulun önünden geçerken çocukların bir kedi etrafında toplanmış olduklarını  gördüm. Kedinin kafasında küçük bir yara vardı, başına toplanmış çocuklara miyavlıyordu. Çocuklar kedinin kendilerine ne söylemek istediği hakkında birbirleriyle , "yaram var" , "canım acıyor", "beni hastaneye götürün diyor" diye konuşuyorlardı. Üç senelik bir hayvan sever olarak kedinin yarasının önemli olmadığını, karnının aç olduğunu biliyordum. Çantamda taşıdığım batikon ile yarasını sildim, yine çantamda taşıdığım sosis ile suyu önüne koydum. Öyle hızlı yemeye başladı ki, yutkunurken tıkanarak...Çocuklar beni dört gözle izliyordu. Anneleri geldi, kediyi görünce hepsi aynı şeyleri söyleyerek çocuklarını çekiştire çekiştire uzaklaştırdılar. "Pistir o kedi, mikropludur, sakın dokunma, sakın yanaşma, yoksa elledin mi" diyerek.
Otuz beş yaşıma kadar sokaklarda kedi köpek görmedim, dikkatimi çekmemiş, farkında olmamışım.
İller gezdim, evler değiştirdim ,mahallemin bir kedisi , bir köpeği var mıydı , hiç farkında değildim.
Otuz beş yaşıma kadar bir kedi başı okşamış mıydım, hatırlamıyorum.
Hayvanlar yoktu , görünmüyordu gözüme.
Babamın ara sıra anlattığı bir anı vardı hayvanlar üzerine benim ile ilgili. Samsun'da çok yağmurlu bir günde babam ile fırına ekmek almaya gidiyormuşuz, ( Samsun'da olduğumuza göre beş yaşından daha küçük olmalıyım) sokak ortasında bir kedi yavrusu görmüşüz, babam ezilmesin diye kediyi yoldan almış, ben ağlamaya başlamışım, kedinin annesi evi yok mu diye. Etrafa bakınmışız yokmuş annesi, bir kuru yerde bulamamışız. Kediyi koynuma sokmuşum, fırından aldığımız ekmekler ile eve gitmişiz. Annem daha içeri giremeden fark etmiş kediyi, bağırmaya başlamış, ( fare gördüğü gibi bağırır kediye) , bırakmışız sokağa kediyi, ekmekleri de içeri sokmamış annem, kediye dokunmuştu ellerimiz...

On yedi yaşımda ayrıldım ailemin yanından, neden o vakitten sonra hayvan farkındalığına kavuşamadım bilemiyorum.
Otuz beş yaşıma kadar aynı sokakta yaşadığım tüm kedilerden, köpeklerden, kuşlardan tüm hayvanlardan özür diliyorum, onlar beni görmüştür ama ben onları hiç göremedim...

Kollarından çekiştirilerek uzaklaştırılan o çocuklar kaç yaşlarında hayvan sevgisini doya doya yaşayacaklar? Benim gibi otuz beş yıl sonra olmaz, umarım...

 Bu hanımlar belediyenin tüm kurslarını çok seviyorlar,hayvanları sevmeyen, sevemeyen, korkan bu hanımlar için belediyeler bir kurs açsa, kediler pis değildir konulu seminerler verilse, birisi söylese yaralı kedi pis değildir dese...Kedilerden korkulmaz dese...
Siz temiz, titiz anneler, hanımlar, sokağınıza bir tas su, bir tas artık yemek koyacak kadar hayvan sevgisine nasıl kavuşacaksınız?
Çocukların hayvan sevgisini köreltmeye uğraştığınız kadar kendi içinizde hayvan sevgisini hissetmeye uğraşır mısınız?

Evime misafirliğe gelen çocuklarınız ev kedimi sevdiklerinde " çabuk ellerini yıka" diyerek hem benim hem kedimin kalbini kırıyorsunuz, kedi pis değildir, kedili ev pis değildir, kediyi elleyen eller pis değildir...

Çocuklarınızın hayvan sevgisinden mahrum olmaması için kedi pistir algınızı değiştirmeyi istemez misiniz?
Hayvan sevgisi nasıl bir şeydir bilmek ister misiniz?



15 yorum:

  1. Ayşe ne kadar güzel yazmışsın. Belediye bir kurs açsa ve o kursu da sen versen keşke. ..

    YanıtlaSil
  2. Ayşe Hanım,ben de kedi köpek sevmiş kızıma aynılarını söylüyorum 'ellerini yıka,pistir'. Ama sevmediğimden değil,bilmediğimden,kızımı mikrop vs. den sakınmak için.Uuzn zamandır evimizde kedi, köpek isteyen bir küçük kız var. Sorumluluğu çok, tatillere giderken bırakacak yer yok vs. gibi bahanelerimiz var. Bakalım ne olacak...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayvan sorumluluğunu düşünmüş olmanız bile çok önemli, onlara değer verdiğinizi gösterir, evet haklısınız, evde bakım sorumluluk gerektiriyor, örneğin kedimizi tek başına bırakamayız, bu seyahatler için dezavantaj ama onun birlikteliği, aynı evi paylaşımı hele çocuk tekse ona kattıkları hiç bir şey ile ölçülemez..teşekkür ederim paylaşımınız için..

      Sil
    2. Hem nasıl severim ben bu canları,asla kıyamam, kıyanı da affetmem. Evet bizimki sorumluluk korkusu. Sokağa da atamam. Sevgiler :)

      Sil
    3. Bir önceki yorumum gitti mi bilemedim.Naz Yunus ile mektup arkadaşlığı yapmak istiyor. Teklif etmiştiniz hani...ne güzel olur dedik. Naz mektuplaşmanın uzun sürdüğü fikrinde, sanırım beklemeyi bilmiyor. Biliyorsunuz teknoloji çok hızlı :))) İlk başlarda çok başarılı olmasa da, zamanla öğrenecektir Yunus tan diye düşünüyorum. Öncelikle kız mı erkek mi diye sordu, erkek olduğunu duyunca biraz burun kıvırdı, sonra düşünüp tamam dedi :))) Sonra da mektupların hemen gelip gelmediğini sordu. Daha önce hiç mektup yazmadı,sadece kuzenleriyle 2-3 defaydı sanırım kartpostal hazırlayıp gönderdiler. Uygun görürseniz adresimizi gönderirim size. Sevgilerle :) Not: Naz beni tembihledi 'anne sakın bu söylediklerimi Yunus un annesine söyleme' diye :)))

      Sil
    4. Ben de Yunus'tan habersiz böyle bir karar almıştım:) çünkü büyüklerin ön ayak olması gerekir, kendiliklerinden yapamazlar, bu teknolojide mektuplaşmak...Yunus da kızlarla arkadaşlık etmek istemiyor, burun kıvırıyor daha doğrusu Yunus kendi yaşıt erkekleri de çok kaba buluyor, okul dışında görüştüğü hiç arkadaşı yok, ama mektup arkadaşlığı çok farklı bir şey, tatsınlar istiyorum, blogdan tanıştığım çok sevdiğim bir mektup arkadaşım var, yıllardır yazışıyoruz bazen yılda bir bazen ayda iki kez, posta kutumuzdan beri konuşuyoruz, Yunusun çok hoşuna gidince çocuklarımız için de uygulamıştık, o zamanlar okuma yazmaları bile yoktu birbirlerine resim boyayıp yolluyorlardı ama devamlılık çok önemli, özellikle mektupta çok kalp kırılıyor, karşındaki kişi önemsemiş yazmış postaya gitmiş ama diğeri cevap yazmıyor ya da geciktiriyor...mektup karşılıklı bir akit gibi birbirlerini önemsiyorlar, yazcak kadar...Ben Yunus'u ikna edebilirim ve ilk biz yazarız, emalime aysekoza@gmail.com ...sevgilerimle..

      Sil
    5. Merhaba mail gönderdim size. Umarım Yunus kabul eder de, bu güzel duyguyu benim kızım da yaşar :) Sevgiler...

      Sil
  3. :( üzüldüm..ben de çok severim..3 yaşına girmek üzere bir oğlum var, kaçmayan bir kediye denk gelirsek sevmesini sağlıyorum özellikle,dokunsun hissetsin istiyorum..evde besleyemiyoruz ama annemin alerjisi var..

    YanıtlaSil
  4. Hele ki kedi, en temiz hayvandır.

    YanıtlaSil
  5. Herkes çocuk yüreğine sahip olsa dünya ne kadar güzel olurdu. Büyüdükçe kirleniyor, kirlendikçe de daha çok kirletiyoruz.
    Pis olan kediler, köpekler değil, insanların yüreği. Bütün duvarlara yazmalıyız.
    HAYVANLAR ÇÖP DEĞİLDİR.

    YanıtlaSil
  6. Türk kadını level titizlik hiç bir ülkede görmedim :)) hayvan sevmek-sevmemek ayrı konu da; hayvanların pis olduğuna ve ellememek gerektiğine olan inançları yıkmak çok zor :) içlerine sinmiyor ne yapalım...
    Boşver Ayşe sen de insanların senin evine kedine falan laf etmelerini hiç takma! Kediciğinizle birlikte sen mutlusun, oğlun Mutlu, huzurlusunuz, içiniz rahat ya! Gerisi önemli değil.
    Kediler çok temiz ya <3 kimse kusura bakmasın ama insanlardan çok daha hijyenikler!

    YanıtlaSil
  7. BEn de mesela kedisever olmak istiyorum, ama açamıyorum kalbimi kedilere.. var mı bir yolu, ne okumalı, nasıl yapmalı??? Var mı bir önerim ayşe? Sen nasıl yaptın bunu o yaşta?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Gözde , ben kedi başı okşamamışken sokaktan yaralı bir kediyi eve alıverdim, nasıl aldım bilemiyorum, kedi ne yer nereye çiş yapar düşünmeden, tek bildiğim ve güvendiğim şey " onu asla terk etmeyecek, sonsuza kadar birlikte olacağımız" dı... Ben böyle başladım ama sokağındaki kedilere yemeğinden artanları bir kaba koyarak verebilirsin, düzenli olarak bunu yapmak bence en büyük kedi sevgisi yerine geçer.. teşekkür ederim okuduğun için, hissettiğin için...sevgilerimle..

      Sil
  8. hep aynı pencereden hep aynı manzaraya bakıyorum: son leylekler geçiyor. kardeşlerim, canlarım. iki kedi hamile bahçede. karınlarında kıpraşıp duran yavrular. karatavuk hep aynı saatlerde ötüyor da her defasında hüznünün şarkısı başka. kargalar hep bi işler peşinde. hep iki kişi. bi de bi kuş var, nameli neşeli, sesleniyor. sonra çok uzaktan cevap geliyor. (adı ne?) akasya var bir de. dalların uçları yeşile döndü önce. sonra bir mektuptan sevinçli bir haber gelmiş gibi yapraklarının çıktığı anı gördüm gözyaşlarıyla.aman o ne neşe ne şenlik!
    bir dilek hakkım olsaydı bütün insanların bu anları görmesini dilerdim. bu bütün manasızlıklar içinde tek tesellinin bu olduğunu.
    ayşe hanım, sevgili kardeşim, sayenizde çok güzel bir sürü yeni şey görüyorum.
    renk körlerine verilen gözlükler gibi.
    https://www.youtube.com/watch?v=c4BNBfz7eb4
    nükhet b.

    YanıtlaSil