24 Nisan 2017 Pazartesi

Erkek çocuk şiddeti

Veliler toplantısında bir kız öğrencinin öfke patlaması konu olmuş, arkadaşlarına karşı eskisi gibi değilmiş, hırçınlaşmış, nedeni neydi acaba,  ergenliğe geçiş, aile sorunları mı vardı, oysa aklı başında bir kızdı...
Okula her gittiğimde erkek öğrencilerin şiddetlerini şikayet ediyordum, bütün gün okulda kalmak zorunda olan çocukların birbirlerine vurmamaları, birbirlerini hissetmeleri için bir şey yapmaları gerektiğini söylüyordum. Her defasında haklıydım ama bu iş ailede bitiyordu onlara göre okul üzerine düşeni gerekli uyarılar  ve cezalar ile yerine getiriyordu. Ama şimdi anlıyorum ki okul erkek öfkesini ve şiddetini normal görüyordu. Bir kızın bir anlık  öfke patlaması konu edinilmişti ama erkek öğrenciler itişmesiz, alt alta üst üstte , tekme tokat, küfürsüz bir teneffüs geçirebiliyorlar mıydı? Bu teneffüs şiddetinden şikayetçi olduğum için beni suçlayan okul psikologları oldu, Ayşe hanım şiddet kötü biliyoruz olmaması gerek ama gerçek hayat böyle, oğlunuz diğer çocuklara göre çok masum, çok naif, çok kırılgan,gözü açılmamış, mecburen ezilecek, dövülecek, hayat acımasız diyerek oğlumun da diğerlerine benzemesi gerektiğini, oğlumun gözünü açmam gerektiğini söylüyorlardı. Oğlumun gözü vurmaya, küfür etmeye kapalıydı, bu benim suçumdu, eşim hemen üstüne düşen görevi yaptı, dokuzuna yeni girmiş Yunus'u savunma sporlarına yazdırdı. Savunma sporu için gittiğimiz salonda Yunus en büyükleriydi, üç yaş, dört yaş, beş yaş çocukları çoğunluktaydı. Aileler bu savunma işine çok önem veriyor olsa gerekti, çocuğun kendine güveni için diyorlardı, kendine güven çok önemliydi, karşıdakinden daha iyi tekme atabilir, yere serebilir, haddini bildirebilirdi. Bir ailenin en büyük görevi çocuğunu korumaktı, henüz konuşamayan çocuklarına savaşma sporu öğretiyorlardı. Yunus baştan beri istemediği bu sporu  babasının hatırı için bir ay yapabildi. 
Yunus'un babasını yirmi senedir tanıyorum, hep alçak sesle konuşur, hiç kimseye bağırmaz, herkesi her şeyi sevebilir, ön yargısız, hiç bir şeyin fanatiği değildir, takımsız, futbolsuzdur, küfürsüzdür, İstanbul trafiğinde bana sürücülük dersi verirken, yol vermediğim yavaş sürdüğüm için küfür edenleri duymamam için müziğin sesini açan, her anında güvenli bir hoş görüşü vardı ama artık oğlu için farklı olmaya çalışıyordu. Gerçek hayata hazırlaması gerekiyordu Yunus'u. Yunus'un gözünü açmak ona kalmıştı çünkü. Yunus babası gibi futbolu sevmiyordu, babası bunu  bir eksiklik görmeye başladı, bir futbol topu aldı, her okul dönüşü otoparkta oynamaya başladılar. Arabalara zarar vermesin diye yavaş yavaş topa vuruyorlar, babası ile oynadığı futbolu seviyor Yunus, gerçeğini değil. Böyle olmaz diyor her defasında, okul haklı, bu çocuğu hep ezecekler, bizim suçumuz diyor.
Yunus'a hiç silah almadım, hiç  istememişti ki, birbirlerini öldüren bilgisayar oyunu oynamak istemedi, dünyayı kurtarmak için savaşan filmleri izleyemedi, dünyayı kurtarmak istemediğinden değil, içinde şiddet var diye...Bazı zamanlar şiddetin Yunus adına son bulması için tokata daha büyük tokat ,tekmeye daha büyük tekme gerekiyor muydu diye düşünmedim değildi. Okul aslında bunu istiyordu çocuklardan, ailelerden. Şiddete karşı kendi başının çaresine bakacaksın. Şikayet etmeyeceksin, düzeltmeye çalışmayacaksın, düzeltmeyi umut etmeyeceksin.
Kendini savunmak için  denesen dedim, seni itekleyeni sen daha sert itekleyebilirsin hepsinin boyu senden kısa.  Bazen   karşılık verdiğim oluyor, anne dedi, onlardan daha çok itekleyebiliyorum, ama  o zaman daha çok üzülüyorum, hiç kimsenin canını acıtmak istemiyorum, dediğinde pişman oluyordum inanmadığım şeyi söylediğim için. Kızım olsaydı nasıl davranacaktım, kendi okul mazimde arkadaşlarım ile böyle bir şey yaşamamışım, kız olduğum için mi ? Erkek olsaydım mutlaka bir kavga anım olacak mıydı?
Babamın bize karşı sesini yükselttiğini hiç anımsamıyorum ama annem yapmamamız gereken bir şeyde  babamın öfkesini dile getirirdi, babanız bir öfkelenirse...Annemde bilmezdi babamın nasıl öfkelendiğini ama erkek öfkesinin çok kötü bir şey olduğunu çevresinden biliyordu işte... Kendi kocasından yüksek bir ses bile duymamış iken  erkek öfkesi ile eğitmek istiyordu çocuklarını.

 Her zaman ki gibi anne oğul en çok yaptığımız   şeyi ,resim yapmaya veriyoruz kendimizi, müzik eşliğinde. Bir insan çizmiş, gözleri yaşlı, tek başına. Ellerini öpüyorum,birlikte çizmeye başlıyoruz her zamanki  meyveli ağaçlarımız var, ağaçlarda kediler, gökyüzünde mavi bulutlar, kuşlar, insanlar hep el ele, insanlar hep el
ele  tutuşmuşlar... İnsanların ellerini hiç ayırmıyorum oğlum ile yaptığımız resimlerimizde, hep el ele tutuşturuyorum. Resimlerimizde insanlar ağlamıyorlar, hep gülüyorlar, hep el ele...




13 yorum:

  1. Ya canı yanarsa diyor Naz... ve sizi çok iyi anlıyorum :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Naz'ın ve tüm çocukların şiddetten uzak gelecekleri olsun...

      Sil
  2. Ah ah, bwnim çocuklarım da futbol sevmez, dizi film izlemez, kitap okudukları için de liseye kadar hep yalnız kaldılar.Uzaylı gibiydiler okulda. Ağabey şimdi kendi gibileri buldu ve mutlu, bir de kardeşe bir arkadaş bulsak rahat edeceğim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardeşi olması, abisi olması büyük şans, tek çocuk olunca anne ve baba olarak her şeyde kendimizi suçluyoruz...Umarım arkadaşları olur, temennim tüm çocukların şiddete yoğunlaşacaklarına onlara sevgini gücüne dair ortamlar , dersler sunulsa...

      Sil
  3. Şiddet konusunda derin ahlaki ikilemlerdeyim Ayşe...
    Güçlünün güçsüze uyguladığı şiddetin tartışılacak bir yanı yok! Ancak, ne ailede çevrede gördüğüm, ne başıma gelen bir şiddet olayı olmasa da şiddete şiddetle karşılık verilmesi benim içimin yağlarını eritiyor ya! Bu duyguya hakim olamıyorum...

    Yani mesela karısını döven Adamı, o kadının abisi gelsin ağzını burnunu Bi güzel kırsın istiyorum... Tecavüzcüye, sapığa halkımızın linç uygulamaları beni rahatlatıyor... Bu histen arınamıyorum.

    Belki de bu kültürde (ailede olmasa bile kültürde) büyüdüğüm için, adaletin tesis edilemediği durumlarla çok karşılaştığım içindir. (Bu pisliklere yapacak birşey olmuyor, tacizciyi polise şikayet etsen ilgilenmiyorlar, suçu sabit sapıklar iyi hal indirimleri alıyor, 2 gün sonra sokaklara aramıza salınıveriyor vs vs) yani böyle ilkel bir adalet insanları ancak "kısasa kısas" gibi ilkel duygulara itiyor, ne bileyim... Ben kökten karşı olsam da halkımızdaki idam çığrtkanlığı da bu yüzden. Başka türlüsünü bilmiyoruz.

    Buradan hareketle çocuklarda zorbalık olayında da aynı şeyi düşünüyorum. Benim bebeler daha ufak olduğundan ciddiye alınacak mevzular yaşamadık. Ancak bir çocuk gözümün önünde oğlumu ittiğinde ve ya vurduğunda (tabi 3-4 yaşlarda bu itiş kakışlar öyle tehlikeli boyutlarda olmuyor) oğlum karşılık versin ve o da onun canını yaksın istiyorum.... Tabi ki içimden! Dışımdan "hayır, vurmak yok. Arkadaşın tepkisini kontrol edemedi ve vurdu Ama senin vurarak karşılık vermene hiç gerek yok. Bana vurmanı istemiyorum diyerek ona söyleyebilirsin ve ya onunla oynamayabilirsin" falan filan diyorum. Asla "sen de ona vur" demedim, ama diyeceğim gün gelebilir...

    Sizin yaşadığınız olaylarda verdiğiniz (vermek zorunda bırakıldığınız) tepkiler çok doğal... Oğlanı savunma sporuna yönlendirmek, baba rol modelliğinin üstünde yoğunlaşmak vs.. Ben de aynılarını yapardım. Başka türlüsünü bilmiyoruz...

    Ancak aklıma şu geldi. Mesela senin oğlan arkadaşlarını örgütlese! Kendine bir kulis oluştursa mesela :)) arkadaşlarına duygularını açsa, zorba yüzünden yaşadığı sıkıntıları anlatsa, bu iş böyle olmaz gelin canlar bir olalım dese :) zorbayı dışlama, zorbaya tavır alma kollektif bir bilinç oluşturma belki işe yarar zorbanın şiddet uygulamalarının yanına kar kalmayacağını anlamasında...

    Herşey örgütlenmekten geçiyor :) ve çocuk örgütlenmesi müthiştir!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sondan başlayayım Başak, sınıfta Yunus tek, bütün erkekler dövüşçü, vurma, kırma, incitme hepsinde var, bazısında aşırı çok var, eski okulunda kendi gibi iki arkadaşı vardı ama burası böyle...Arkadaşlarına hediye, şeker filan veriyor ama o günü kurtarıyor,bu çocuklar sevgilerini bile küfür ve vurma ile gösterebiliyorlar... Yunus hiç vurmasın istiyorum, vurmadan kendini korusun, sevginin gücüne inanıyorum, hiç öç almayı düşünmedim, kötü olanın düzeleceğine inanıyorum. Her suçluda kendimi görebiliyorum, ben de öyle olabilirdim, şartlar suçluydu, şartlar değişmeliydi, insanları döverek, öldürerek iyilik gelmezdi, yanlış düşünüyor ya da gerçekçi değilim ama buna inanıyorum, her zaman sevginin iyileştirici gücüne inanıyorum...

      Sil
    2. Merhaba başak ve canım Ayşe.
      Kadim hukuk sistemlerinde kısasa kısas uygulaması toplumun sinir sistemini ferahlatıcı bir rtol oynamış. Buraya kadar makul. Fakat bir yandan da kısasa kısasın mağdura bırakılması, yani mağdurun veya mağdurun ölümü halinde mağdurun ailesinin affedebilmesi de insanları üst ahlak sahibi olmaya yöneltme açısından muhteşem bir özellik. O zaman Yunus hepimiz için söylesin. Dövene elsiz, sövene dilsiz, hatta gönülsüz gerek...

      Sil
  4. keşke herkes sizin gibi çocuk yetiştirse...

    YanıtlaSil
  5. Vanessa Paradis'nin oynadığı bir film vardı, oğlu filmde Down Sendromluydu ve bir gün oğlunun boynunda tırnak izleri görmüş deliye dönmüştü. Ve ona bunu kimin yaptığını sordu, isim aldıktan sonra ona dedi ki bak böyle diyeceksin ona yarın okulda gördüğünde "canına okurum senin, gözlerini oyarım" filan, ve çocuğa tekrarlatıyordu, daha bağırarak söyle filan diye, çocuk iyice tehditkâr söylediğinde tamam diyordu, ve sonra sorun halloluyordu.
    Belki itip kakmadan önce ikna edici şekilde söylense, bir etkisi olabilir diye düşündüm. Satrançta bir ilke vardır: saldırı tehdidi, saldırının kendisinden de beterdir diye.

    YanıtlaSil
  6. Adı gibi naif Yunus canım Yunus. Böyle durumlarda insanın içi acıyor ama Yunus kazançlı çıkacak inanıyorum

    YanıtlaSil
  7. Ah Ayşe ah. Biz nasıl çocuklar yetiştiriyoruz, onlar nelere maruz kalıyorlar. Biz sesimizi bile yükseltmezken başkaları onları hırpalayor... Bu ne biçim iş yaaa. Gerçekten çok korkuyorum :(

    YanıtlaSil
  8. Anne ve babanızın sizinle ve birbirleriyle ilişkilerinden bahsettiğinizde içim ısınıyor. :)
    Bugün bizde de kızlar arasında küfürlü konuşmanın yaygınlaşması ile ilgili serzenişler oldu. Erkeklerin nerdeyse ilk kelimeleri küfür oluyor, başka erkekler gururla öğretiyor... Kızlar da erkekler de şiddetsiz bir dil kullansın, küfür etmesinler tabii, ama kızlar küfür edince neden yadırganıyor, küfürün nesnesi kadınlar diye mi...
    Hayatın her yerinde bu eşitsizlik.

    YanıtlaSil
  9. Geçen yıl arkadaşım anlatmıştı,okula başlayan oğlunu büyük sınıflardan bazı çocuklar itip kakıyormuş.Daha ilkokul 1.sınıf kendini korumayı geç şikayet bile edemiyor öğretmene.Arkadaşım tabiri caizse okulu basmış o çocuğu bulmuş tam boy hizasına eğilmiş bak çocuk ben şu iteklediğiniz oğlanın anasıyım bi daha böyle birşey yaparsan senin o çükünü kökünden keserim demiş:)Bence o çocuk şiddete tövbe etti ben gördüm o ana kaplanın gözlerini,ateş saçıyordu:)

    YanıtlaSil