13 Nisan 2017 Perşembe

Çorum'da Amour

Onları görür görmez aklıma Amour gelmişti, onlara bakarken bir Haneke filmi izliyor gibiydim.

Yılda bir defa çekmek zorunda olduğum saç kestirme işkencesi için  kadın kuaförü arıyordum. Geçen sene gittiğim yere yine gidemedim, hemen tanırdı, bu saçı kim kesti diye iğrenerek bakar,  sana şunu kesmiştik aynısından mı olsun diyerek senede bir geliyor diye özensiz üstünkörü, işi bitince seneye görüşürüz imaları ile  beni her defasında başka bir yer aramaya mecbur ederdi tüm kuaförler. Levhaları okuyorum, kuaför Asuman, Ayşegül, Bahriye.. Pencerelerinde perde olmayan yerlere göz ucuyla bakıyorum, hepsi beni bekliyor gibi, boş...Bahriye doluydu, girdim. Ne istemiştiniz diye soran kıza saç kesimi dedim, hazırlamak için ayna önüne oturttu. Aynadan beri içerideki herkes beni süzmeye başladı , en cesaretlisi elindeki makası şakırtadan adı Bahriye olması büyük ihtimal kişi;" abla öğretmen misin" dedi, aynaya bakarak, elindeki saçları şak şak yere gönderirken. "Yok" dedim. Tipin öğretmene çok benziyor da ondan şey ettim , bekle işim birazdan biter abla, dedi. O sırada kapıyı biri açtı, başında kasketi ile yaşlı bir amca , arkasında kendi gibi yaşlı bir teyze, amca bir eliyle kapının kulpunu diğeri ile teyzenin elini tutarken "hanım kızım içeriye girebilir miyim" diye izin istedi. Bahriye bana baktığı gibi aynadan beri adama bakarak "olmaz amca burası kadın kuaförü" diye tepkilendi. Amca  bir adım geri çekildi, şimdi dışarıdaydı, elini tuttuğu yaşlı kadını içeriye doğru çekerken,  kadın direndi, adamın elini bırakmak istemedi, yaşlı amca" mümkünatı yok mu" dedi. Bahriye'ye fırsat vermeden içerideki tüm müşteriler ile ben gir içeri amca dedik. Beni hazırlayan kız yanlarına gitti, aynı soruyu onlara da sordu, amca cevap verdi " saçları kesilecek". Aynadaki Bahriye, sıra var amca biraz bekleyeceksin dedi. Hazırlıklarım tamamlanmış Bahriye'yi bekleyen ben" sıramı veriyorum, ben beklerim "dedim. Bahriye'nin makas sesi can veren nefes gibi hızlandı yavaş yavaş kesildi, " gel kızım, işi bitti bunun,  fönünü çek" ..Elini hiç bırakmadığı kadını benim yerime oturttu amca. Şimdi  rahat rahat  izleyebilecektim onları, oturduğum bekleme koltuğunda.
Adam, Çorumlu bir amca, kasketinden topuklu ayakkabılarına kadar...Kadın Çorumlu bir teyze, örgü yeleğinden kalın yün çorapları üzerine giydiği önden açık terliklerine kadar...Bahriye marketten aldığı erzağın üstünü açar gibi sıyırdı açtı kadının başörtüsünü. Başörtüyü  adam aldı tek eliyle. Ayna önünde saç kesimi koltuğunda oturan teyzenin yüzü adama dönük,  sol eli ile adamın elini tutmuş bırakmıyor. Bahriye'yi gördüğü bu manzara etkilemiyor, Teyzem aynaya dön, bırak amcanın elini, korkma burası hastane değil, Bahriye gülüyor cümlesinin sonunda...Hemen anlamıştık, bu yaşlı çift evliydi, kadın hastaydı, kadın çocukluğuna dönmüş gibiydi...Bahriye baktı olmayacak, zorla ayırdı kadının elini adamdan, koltuğu sertçe çevirdi aynaya doğru. Yaşlı amcanın elli boşalınca başörtüyü süveterinden içeri göğsündeki gömlek cebine sokuşturdu. Otur amca dikilme öyle dedi Bahriye. Amca oturmadı, duymamış gibi, dikilmeye devam etti.
Kadının beyaz saçları lastik ile düğüm düğüm toplanmıştı, Bahriye açamadı. Adam dikildiği yerden müdahale etti,  süt içinden bir çöp çıkarır gibi yavaşça çözdü lastiği,  kendi toplamış kendi düğümlemişti çünkü.
Bahriye hiç bir şey sormadan makasını şaklatmaya başlayınca adam kıpırdadı, göğüs cebinden önce başörtüyü sonra muşamba gibi bir cüzdandan fotoğraf çıkardı," bunun gibi keser misin hanım kızım" dedi. Bahriye aynadan beri küçük fotoğrafa baktı, gevrek gevrek gülmeye başladı, amca sen ne anasının gözüymüşsün nasıl buldun ahu gibi güzel  teyzemi...Amca yine duymadı , önce fotoğrafı sonra başörtüyü cebine koymak ile meşgul oldu. Yaşlı teyze  gözlerini aynadaki adamdan bir an ayıramıyor, ölesiye korkuyordu Bahriye'den, makasından, ellerinin ikisi de omuz hizasında havada, sanki karşısındaki biri silah çıkarmış eller havaya demiş gibi...Amca şefkatli gözleri ile az kaldı, bitecek, evimize gideceğiz der gibi cevap veriyor aynadaki eşine...Bahriye makasını bırakırken " "amca, kaş bıyık da alalım teyzem ay gibi parlasın "dedi. Ağdasını kadının alnına yapıştırıp çekerken kadın bağırdı, amca kadının eline sarıldı. "Ağda ile yapma ,canını acıtma, mangaşın yok mu " dedi amca. Bahriye  cımbızı aldı, sıkkın yüzünü kadının yüzüne yapıştırdı. Kadın kafasını geriye atmak istemedikçe Bahriye kafayı zorluyordu, amca eline geçirdiği bir havluyu karısının boynuna koydu, elleri ile karısının başını tuttu yavaşça kendine doğru çekti.  Kaşlar bitene kadar karısının kafasını havlu ile muhafaza ederek bırakmadı, kadın kocasının ellerini hissettikçe huysuzlanmadı.  Bıyıkları almakta eskisi gibi istekli olmayarak , bıyıkları da alayım mı amca dedi Bahriye. "Kalsın, alma "dedi amca. Cebinden para çıkardı, uzattı, içinden al dedi. Bahriye sıhhatler olsun, güle güle kullansın dedi, bekleriz demedi. Teyze koltuktan kalkmak için çabalıyordu ama onun elleri olmadan yapamıyordu. Adam para üstünü ceket cebine koyduktan sonra karısının yanına gitti, ellerini tuttu, kaldırdı, kol kola girdiler. Kapıyı ben açmak istedim, yüzüme bakmadan sağol evladım dedi.  Dışarı çıkıp uzaklaşırken arkalarından bakmaya devam ettim, Yunus Emre parkındaki banklardan birine oturdular, kadın oturduğu bankta ayaklarını bir ileri bir geri sallamaya başladı, terlikleri çıktı, amca eğildi terlikleri giydirdi, rüzgar çıktı, kadının küt saçları gözlerini kapattı, adam iki elini kadının yüzüne götürdü, okşar gibi saçları geriye doğru attı. Göğsüne uzanıp başörtüyü çıkarırken " ablacııım seni bekliyom geliyo musun" diye Bahriye çağırdı....

13 yorum:

  1. Valla degme yazarlara tas cikarirsiniz kendimi tutamayip agladim .Bu nasil gozlem ve yazma yetenegi bakmak ve gormek ayri seyler bunu her yazinizi okudugumda daha iyi anliyorum.

    YanıtlaSil
  2. Sizin yazılarınızı okurken, birden fazla duyguyla doluyor içim.
    Bu seferkinde de en çok hissettiğim, merhamet.
    Sonra aşk. Amcaya selam olsun. Allah kolaylık versin.
    Ve nefret.
    Bahriye'den nefret ettim. Parasıyla yaptığı işi beton yüreğiyle savsaklayan Bahriye dışında bir kuaföre gitselermiş keşke.
    Bari sizi mutlu göndermiş olsa. Sonucu yazmamışsınız :) Sıhhatler olsun.

    YanıtlaSil
  3. sinem şamlı13 Nisan 2017 03:40

    Yazdığın en güzel yazı olmuş valla.

    YanıtlaSil
  4. Çook guzel cok huzunlu sanki oradaymişim gibi hissettim keşke kitap yazsaniz çok özel bir şey böyle yazabilmek Selamlar

    YanıtlaSil
  5. ahh Ayşe hanım kaleminize sağlık nerelere gittim geldim nasıl bir gözlem, ne güzel bir kalem tebrik ederim çok büyük zevkle okuyorum sizi. Sevgiyle....

    YanıtlaSil
  6. okurken bana da bir haller oldu :)

    YanıtlaSil
  7. Çok güzel yazıyorsun ve içten...

    YanıtlaSil
  8. Gözlem yeteneğine hayranım ve bunu aktarış şeklini çok seviyorum :)

    YanıtlaSil
  9. offf içim eridi resmen...ne tatlılar ve ne güzel yansıttınız gördüklerinizi. Yaşamış gibi oldum o anı. Kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
  10. Bu kadar mı güzel yazıya dökülür olaylar-duygular, Bahriye bile kendini sorgulardı bunu okusa :(

    Yonca

    YanıtlaSil
  11. Ayşe arada fönede gitsen bizde okusak ya.O değilde ülkemde bir bu kuaförler standart galiba

    YanıtlaSil
  12. Çok hüzünlü ve guzel..

    YanıtlaSil