28 Mart 2017 Salı

Mutluluğa Boya Beni ( le tableau)



Le tableau  tamamlanamamış bir tablonun öyküsü. Gizemli ormanın içinde bir şato resmedilmiş ama bazı şeyler yarım ve kaba çizim halinde bırakılmış. Film, tamamlanmış, yarım tamamlanmış ve henüz kaba çizim halinde bırakılmış eskizler arasında geçiyor. Tamlar, kendilerini üstün görüyor çünkü  ressam onları kusursuz bir şekilde çizmiş, boyamış tamamlamıştır. Yarımlar ve eskizler ise  ressam neden kendilerini yarım bırakmıştı diye şansızlıklarına üzülüyor ,bir gün ressamın tekrar geleceğini ve tamamlanacakları o günü bekliyorlar. Tamlar şatoda yaşıyor, şatoya girmek isteyen yarımları kabul etmiyor, eskizleri ise kendilerine  köle yapmış çalıştırıyorlardı. Tam olmak bir ayrıcalıktı ressam onları  tercih etmişti, yöneticilik,  kibir, güç, acımasızlık , şatoda eğlence sadece onlara yakışırdı. Tamlardan Ramo adlı bir genç yarımlardan bir kızı sevmektedir ama bu aşk imkansızdır çünkü herkes kendisi gibi olanlarla beraber olmalıdır diye yasa koymuştur tamlar...Tabloda yaşam yarımlar ve eskizler için gittikçe zorlaşmaktadır. Tablodaki üç kişi ressamı aramak için gizemli ormana doğru yola çıkar, tüm sorunları çözebilecek tek kişi ressamdır, bir an önce gelmeli ve resmi tamamlamalıdır...
Ramo, sevgilisi için ressamı arıyordu, sevgilisi yarımdı ressam onu tamamlasın istiyordu. Plume sadece bir çizgiydi, güçsüzdü, tamlar onu eziyordu,ressamdan tamlar gibi güç istiyordu.  Lola ise bir yarımdı, ressam onu tamamlasın istemiyor , ressamı görmek istiyordu. Tablodan ilk Lola çıktı, ressamın atölyesini gördü, tablolarla dolu. Bir savaş tablosunda savaşan askerlere niçin savaştıklarını sordu, nedenini bilmiyorlardı  ressam öyle çizmişti, iki farklı renkte orduydular savaşmak zorundaydılar.

Lola kendini esir alan askerlere,"ben bu tabloya ait değilim, ressamı arıyorum" dedi. Bir asker diğerlerinden farklıydı, Lola'ya kaçması için yardım ederken ressamı görürse ona neden bir savaş tablosu çizdiğini sormasını istedi, neden bir deniz çizmedi, deniz kenarında resmedilmeyi çok isterdim dedi.
Bir Venedik tablosu, sokaklarda dans eden insanlar...Lola tabloya giriyor hiç durmadan dans edenlerin arasında soruyor," neden eğleniyorsunuz", neden eğlendiklerini bilmiyorlar,  öyle resmedildikleri için...
Ressamı bulamıyorlar ama ressamın boyalarını alıp kendi tablolarına dönüyorlar.
Savaş tablosundaki asker elindeki boya ile tüm askerleri aynı renge boyuyor.
Yarımlar birbirlerinin eksik yerlerini boyayarak tamamladılar ama Lola yarım kalmış yerine dokundurtmadı, ressamı aramaktan vazgeçmedi....

Filmi ,izlerken geçmişime döndüm.
Küçüklüğümde çok mutlu çok mutsuz anlarımda bir duygu karışıklığı gelir beni alır savururdu. Savrulduğum yer bir bilinmezlikti. Annem, babam, kardeşlerim, evim ve 1980 lere bir tabloya bakar gibi  dışarıdan,  uzaktan bakabiliyordum o bilinmedik yerimde. Herkes yaşadığı anı gerçek sanıyordu... Anı yaşa, mutlu ol diyenleri  anlayamamamın nedeni bu olsa gerekti..Ama bunlar eskide kaldı büyüdüm, olması gerekenleri önemsedim, ağlanması gereken yerde ağlıyor, mutlu olunması gereken yerde gülüyorum, anı yaşıyorum...



5 yorum:

  1. NE tatlı bir film bu..Teşekkürler Ayşe.

    YanıtlaSil
  2. Aaa, geçen gün televizyonda görüp kaydetmiştim ben bu filmi, şimdi senin yazını okuyunca hemen seyredesim geldi :)

    Ben de tablonun içinde kendimi siyah beyaz hissetmeye başladığımda dışarıdan bakmaya çalışmayı severim. İçindeyken göremediklerimi fark ederim o zaman.

    YanıtlaSil
  3. lolayı sevdim.
    nur

    YanıtlaSil
  4. Anlatımınızdan çok etkilendim, hemen izlemeliyim.

    YanıtlaSil
  5. Ressam->yaratıcı
    Tablolar->yaratılanlar
    Gibi geldi bana.

    YanıtlaSil