27 Şubat 2017 Pazartesi

Demetevler İlkokulum

Bir çocuk gibi başını yanına eğmiş, size zahmet olmazsa eski mahallelerimi görmek istiyorum dedi annem. Ankara'da otuz yıl içinde üç farklı ilçede oturmuştuk, ilki 87, 88 yıllarında oturduğumuz Demetevler'di ve  88 yılından beri hiç yolumuz düşmemiş, görmemiştik...

Yunus, annem , ben Demetevler 3. caddeye giderken yılların hesabını yapmaya başladık. Ben 11 yaşımda (Yunus'un bugünkü yaşı), annem de benim yaşımdaymış.  En son 11 yaşımda gördüğüm yerleri kırk yaşımın gözleri ile gördüm.  Demetevler üçüncü caddenin hiç değişmeden aynı kalmış olduğunu gördük. Annemin kafası karıştı, eski evimizin yerini hatırlayamadı, oysa her şey yerli yerindeydi, tek fark çok araba olmasıydı... Önce okulumu bulmalıydık, evimiz ile okulun arasında az bir mesafe vardı...Yıkılmış olabilirdi okulum...Okulu bulmak için önce pastaneyi bulmalıydım. Okulumun karşısında pastane vardı, poğaça kokusunu hiç unutmadığım. İki yıl boyunca sadece bir kere alabildiğim poğaça ve onun kokusu okuluma dair hatırlayabildiğim en baskın anıydı. Demetevler İlkokulu'nda üçlü eğitim vardı, sabahçılar, öğlenciler, ikindiciler olarak gün bölünmüştü,ders saatimiz çok azdı. Önce sabahçılar ders işler, çıkar, sonra öğlenciler en son ikindiciler ders işler ve okul kapanırdı. Ben öğlenciydim. (Öğretmenimin adını hatırlayamıyorum(diğer ilkokul öğretmenlerimi hatırlıyorum)ama Zafer, Mehtap , Ebru , Nusret'i, Tülay'ı hatırlıyorum.
Ders saatlerimiz çok az olduğu için yanımıza para verilmezdi, her gün  pastane kokusu ile nefsi kabarmış bir çocuk olarak derslere girer, zaten  bir kaç tane olan ders saatini  de  pencereden pastaneye bakarak geçirirdim. İlk kez bir arkadaşımın evine doğum günü kutlaması için gidip  hazır alınmış yaş pastayı gördüğümde  , pastanede nefis kabartılacak tek şeyin poğaça olmadığını anlamıştım.
Pastaneyi buldum .
(Pastanenin tam karşısında evlerin arasında kalmış iki katlı bina, Demetevler ilkokulu)

Hemen karşına baktım, ilkokulum oradaydı. En son on bir yaşımda bahçesinde koştuğum, ders dinlemek yerine penceresinden pastaneye baktığım okulum... İki yıl boyunca her gün gördüğüm öğretmenimin adını hatırlayamamak beni üzdü, adını hatırladığım arkadaşlarım ile bir daha hiç görüşmemek de çok farklı duygular uyandırdı. Sanki hiç yaşamamış gibi...
Annem evimizi hatırladı, işte burası dedi ama önünde su tulumbası olmalıydı, tek eksiği tulumbası...
Asansörsüz 8, 9 katlı apartmanları ile dolu sıkış sıkış, bahçesiz, oyun parksız bu caddeden ayılar geçerdi, burunlarında halkaları ile bütün çocuklar iki ayak üzerinde yürüyen bu ayının arkasına takılır, annelerimizden hiç isteyemediğimiz parayı ısrar ile alır halkanın ipini tutan adama vermek için yarışırdık...Sokağımızda kedi hatırlayamıyorum, o zamanlar bir kedi sevebilseydim, burnunda halka ile iki ayak yürüyen ayıya acırdım, ayı oynatıcısına çok ender sahip olduğum paramı vermezdim.
Birlikte pastaneye girdik, Yunus'a ne istersen onu alabilirsin dedim. Üçümüzün oturduğu masanın üzeri doldu, çeşit çeşit pasta ile...Yunus sevinmiş midir? On bir yaşının hatıralarına girebilecek kadar mutlu olmuş mudur bilemiyorum?  Pastaneden beri okuluma baktım, ikinci katın penceresinde on bir yaşımı gördüm, bana bakıyordu...Çeşit çeşit pastalardan bir çatal dahi aldırmayacak kadar gözlerini üzerimde hissettim...
Annem sordu , neden yemiyorsun? Bu pastaneden alabildiğim o tek poğaçayı hatırladım, kutsal bir şeymiş gibi dakikalarca kokusunu içime çekmiş, yiyememiştim....

12 yorum:

  1. Bizim ilkokulun karşısında da vardı bir pastane. Hamur işi gününde annesi çalışanlar hep pastaneden ayçörekleri, poğaçalar, açmalar alır ben ise annemin evde yaptığı hamur işlerini götürürdüm. Bir kez bile nasip olmadı oradan beslenmem için bir şey almak. Yalnız üçlü öğrenimi ilk kez duyuyorum ya. İkindiciler çok enteresanmış.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir ara üçlü eğitim veriliyordu, benim için çok iyiydi, sadece bir kaç saat kalınan okul...

      Sil
  2. Bazen ne kadar iyi geliyor o eskiye savrulup orda biraz kalakalmak... Biz de sanki seninle gittik Ayşe, kalemine yüreğine sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birden bire 30 yıl öncesine ışınlanmak beni dağıttı, toplanamadım...teşekkür ederim...

      Sil
  3. Ayse Hanim, Malatya'dan sonra Demetevler ile de komsu ciktik. Demetevler'i hic sevmedigimi surekli dile getirmekten cekinmedim, Malatya' yi severdim ama ona da sonradan kotu anilar yuklemeyi basardim. Istanbul'da yasasaydim onu da sevmezdim muhtemelen, iyiki yasanmamis yerlerin guzel anilari var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşanmamış yerlerin güzel anısı:))

      Sil
  4. Bu arada, bize Pazartesi icin baska yazi sozu vermistiniz!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet:(( Eski okulumu görmek planlarımı alt üst etti...

      Sil
  5. aynı ilkokulun 1989 mezunuyum.çok dokundu yazdıklarınız.keşke okulun fotoğrafını tam olarak yayınlasaydınız.selamlar sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, bir fotoğrafım var , sizin için paylaşacağım...Birbirimizi görmüş olmalıyız:))

      Sil
  6. Ben o dağınık duyguları yıllar sonra Eczacılık Fakültesinin binasına girdiğimde yaşamıştım.Bina çok tanıdık, insanlar ise tümden yabancıydı. Hatta öğrenciler küçücüktü. Hızla kaçmıştım oradan.Ağlamaklı olmuştum. Hay Allah. Nerelere götürdün be Ayşe kız beni. Boşveeerrr... Ben şimdi, 60lı yaşlarda ölümden sonrasını fena halde merak etmeye başladım. Yaşanmışların beni dağıtmasına izin vermiyorum.
    Annenle geçmişe yaptığınız yolculuğun keyfini çıkar.Benden daha farklı bir yapın var. Hüznü ayıklıyorsun yaşamdan ve o hüzünle şekilleniyorsun. Belki böyle mutlu oluyorsun. Eğer mutlu değilsen değiştirmelisin Ayşe'yi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülsüm Abla...
      Aynı duyguları ben de hissettim, küçülmüştü her şey oysa o zaman ilkokul beşe gidenler nasılda kocamandılar...
      Ölümden sonrasını düşünmeye ben ilkokul beşten sonra başlamıştım, yıllarca düşündüm, ona göre hayatıma şekil verdim, bütün gençliğim öyle geçti, şimdi kırkımdan sonra yaşadığım dünyayı düşünmeye hissetmeye başladım...

      Sil