14 Şubat 2017 Salı

Çorum Kedileri

İlk   ne zaman onu gördüm , hatırlamaya çalışıyorum...
Bu sokağa yeni taşınmış iken ilk sokak kedilerini aramıştı gözlerim , onlar için bir kap su bir kap yemek var mı diye bakınmıştım, yoktu. Kamyon eşyaları taşırken,  en yakın bakkaldan kediler için bir kutu süt almaya  gittiğimi hatırlıyorum. Çöp tenekesinin yanına koyduğum kutunun başına toplanan kediler ilk arkadaşlarım olmuştu...Bu kediler insandan korkuyordu, insan gördü mü kaçıyorlardı, pisi pisi gel denilince gelmiyorlardı.
Her gün kediler için  kaplar içinde yemek koymaya başladım, ciğerli makarna, bulyonlu makarna, kedi maması, süt gibi . Günün değişik saatlerinde sokaktan geçen bir adamın bu   yemekleri poşetine doldurup götürdüğünü gördüm. Koyduğum yemekler bir kaç dakika sonra donuyordu,  kapları  almıyordu adam, yemekleri kaldırım kenarına vurarak kabından ayırıyor, kabı yerine bırakıyordu. Boş kapları etrafa savurmuyor, çöpe atmıyor olması ona karşı kötü şeyler hissetmeme engel oluyordu.  Bir kaç dakikada donan yemekler kaba yapışıyor, ayrılamaz , tek parça oluveriyorken, kediler için  dışarı yemek koymak akıl işi değil gibi geldi.
Birinci katın ananesi " onlar bulur yer, fare bulur, kuş yakalar, üzülme " dedi. Birinci katta oturan anane torununa yemek yedirirken bir eliyle çocuğun başını tutuyor diğer eliyle tuttuğu kaşığı zorla ağza sokmaya çalışıyor,  direnen çocuğun dikkatini dağıtmak için, şimdi kediler gelir yemeğini çalar, şimdi kediler gelir seni yer, diyordu....Her şeyi donduran soğukta kediler nasıl doyarsa doysundu, torunu ise zorla doyurulsundu.
Mutfak penceresinden beri gördüğüm her kedinin önüne sosis atmaya başlamam o günlerden kalma olsa gerek. Yukarıdan önlerine doğru atılan sosisten önce ürken kediler, sonraları çok alıştılar , zaten üç dört tanediydiler , ucuzluk marketinden aldığım bir kutu iki gün yetiyordu. Yunus'un servisini gözetlerken sabahları ve akşamları ikişer kez hepsine ikişer yada üçer tane olacak şekilde atıyordum...Ama pencerede beni gördükleri zaman,günün herhangi bir saatinde  koşarak gelip kuyruk sallayarak yalanarak, miyavlayarak sosis istedikçe de atıyordum...Gün bitmeden sosis kutusu bitince mutfak penceresine sadece iki kez , servis saatlerinde çıkmaya kendi kendime söz verdim.  Kediler Yunusun servis saatini biliyor, servisi tanıyorlardı. Pencereyi açtığımda çoktan kaldırım kenarına sıralanmışlar oluyorlardı.
 Üç yavru kedi vardı, kabarık tüylü top gibi, çok tatlıydılar en çok onları ve yüzü - tüyleri kir içinde şaşkın kediyi çok severdim uzaktan. Şaşkın adını  koymuştum çünkü önüne atılan sosisten her defasında hep ürküyor, havaya sıçrıyor, kaçıyor, kaçtığına  hemen pişman oluyor, koşarak sosis için sıraya giriyordu, onun hakkını yiyen diğer kediler yüzünden kutu çabuk bitiyordu.  Siyah kedi ise içlerinden en az sevdiğimdi, gözü en açık olan, kendi hakkına razı olmayıp herkesin payına göz diken, her atılan sosise kendisineymiş gibi koşandı. Yakaladığı sosisi öyle hızlı yutmaya çalışırdı ki...Attığım sosisleri en çok yavru kediler ile şaşkın kedi yesin istiyordum. Pencereyi kapatıp içeri girsem de beni beklediklerini biliyordum, yarım saat belki bir saat hiç kıpırdamadan kaldırımda bekleşiyorlardı, hava çok çok soğuk , aylarca bu soğuk hiç eksilmeden devam edecek...
Mutfak penceresinin önünde kol gibi sarkaçlar oluşuyor, buzdan kılıçları her gün koparıp içeri alıyorum birinin üstüne düşmesin. Ağaçtan meyve toplar gibi her gün  bir kaç kez bu sarkaçları koparıyorum öyle hızlı olgunlaşıyorlar ki, toplamaya yetişemiyorum. Bi gece su içmek için uyanmış iken pencere önünde ki buz sarkaçlarını kopartmak istedim. Pencereyi açarken sokakta kaldırım kenarında  iki küçük sarı ışık gördüm, açıp kapanan ...Dikkatli bakınca siyah kediyi seçebildim, yukarı doğru  bana bakıyordu. Gecenin kaçıydı, hava eksi kaç dereceydi?  Eksi yirmi derece oluyordu burada geceler...Sosis mi bekliyordu?  Penceremin tam önünde kafası yukarı doğru, kaldırımda oturuyordu... İki sarı ışık gözlerimin  içine doğru yanıyordu.

O geceden sonra görünmedi siyah kedi. Ne olmuş olabilir diye düşünceler aklıma geldikçe , birinci katın ananesini kıskanmaya başladım, her gün kaldırımda beni gözetleyen kediler, nasıl doyacaklar, nasıl donmayacaklar, nasıl araba altında kalmayacak motor içinde parçalanmayacaklar, diye sıkıntısı olmayan ananeyi kıskanıyordum... Siyah kedi gibi üç yavru kedi de kayboldu, eskilerden sadece şaşkın kaldı...İçimde iki sarı ışık bıraktı siyah kedi, hiç olmadık yerde birden bire yanıveren...

Onu hiç unutmadığımı bilsin istedim, bu yazıyı onun için yazdım...

Çorum'un kedileri, insanlardan korkarlar, insan gördü mü kaçarlar," pisi pisi gel"den anlamazlar...


12 yorum:

  1. Çorum ve Tokatta sırada olan yerler. Kısmetse bakalım
    hangi tatile denk gelir. Yıllar önce Çorumda bir gün gezmiştik ama uzun oldu. Fazla hatırlamıyorum. O yüzden tekrar görmek istediğim bir yer

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yolun düştüğünde görüşmek isterim...sevgilerimle..

      Sil
  2. Bodrumda kediler ve köpekler insanlardan hiç kaçmaz. Sırf bu yüzden bile sevilir Bodrum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bodrumun kedileri şanslı...Sokağımdaki tüm kediler ile yerleşmek isterdim Bodruma...

      Sil
    2. Çorum'da mavi saçlı Gökçe adlı bir kız var, hayvanların meleği diyorum ben ona...Gerçek hayvan sevgisini onda gördüm...bu da sayfası, https://www.facebook.com/profile.php?id=100000734630346&fref=ts

      Sil
  3. İçime işledi kedinin gözleri😞 Hayvana merhamet etmeyen insana nasıl merhamet eder, kaçmak lazım bu tiplerden 😔

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim her an içimde, onlarca çift göz...sevgilerimle Gece..

      Sil
  4. Eskilerde genelde gördüğüm bir huy bu, benim anne babam da onların kuşağından pek çok kişi de çok dert etmiyor sokak hayvanlarını nedense. Onlar bir şekilde doyurur karnını demekle yetinir hep annem. Belki de hayatta yeterince dert sıkıntı gördükçe bir şeyleri de çok umursayamaz oluyorlar. Bazen kızıyor, bazen hak veriyorum. Sokak kedilerini beslemeyi, izlemeyi çok seviyorum ama gerçekten bir yerden sonra kayıplar kaçınılmaz. Hep üzüntü, hep üzüntü. Yine bahar geliyor, yine bir sürü yeni yavrunun çok azı yaşayacak. Bu yüzden kısırlaştırma taraftarıyım ama bunu da başarmak zor.
    İç Anadolu'nun soğuğundan herhalde, Ankara'da da kediler hem az, hem de daha farklılar sanki. İstanbul'da çok ilgi ve sevgi gördüklerinden daha insana yakınlar.
    Umarım kayıp kediler güzel yerlere yerleşmiştir, sağ ve sağlıklıdır. Işın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çorum , Samsundaki küçük şirin köyümün insanları hep aynı, hayvan sevgisini mi bilmiyorlar yoksa biliyorlar ama gösteremiyorlar mı yoksa hiç umurlarında bile değil mi yoksa nefret mi ediyorlar, hepsi olabilir, davranışlarına anlam veremiyorum...bizim köyümüzde çok vahşice davranışlara şahit oldum...

      Sil
    2. Şirin köyümüzdeki göle binbir çeşit kuş göçer gelirdi, eskiler pelikan bile görmüşler ama şimdi bütün köylünün elinde tüfek, kuş kalmadı, gölde balık kalmadı, sansar, samur kalmadı...eşek vardı, eşek kalmadı, kalmaya direnen kedilere köpeklere yapılanları çocuklar görmese diye iç geçiriyorum...Çocuklar hayvanları seviyor, büyükler olmasa...teşekkürler sevgili IŞIN...

      Sil
  5. Ankarada kedi daha az köpek daha fazla gibi. Sürüler oluşturarak geziyorlar. Bazen korkuyorum ama daha çok üzülüyorum.

    YanıtlaSil
  6. Şuan oturduk yazılarınızı tek tek okudum. Ve sonra yüzümde bir tebessüm ile yazıyorum bu yorumu. Siz gerçek ve özel bir Annesiniz. Tebrik ediyorum. Oğlunuz sizin gibi bir anneye sahip olduğu için gerçekten çok şanslı...

    YanıtlaSil