22 Aralık 2016 Perşembe

Öğretmenler Günü Hediyesi

  Yunus'un öğretmeni için hazırladığım bir şeyi  öğretmenler gününde verememişim.
El yazım ile yazılmış bir mektup, Yunus ile beraber yaptığımız bir kart ve bir kitap, temizlik yaparken elime geçti...
Hediyeyi neden veremediğimi hatırladım.
Özel okula giden çocuğunun öğretmeni için hediye arayışındaki bir veli, fikrini açıklıyor;" kızlar , ben dikkat ettim öğretmenimizin markalı hiç çantası yok, markalı bir çanta alalım, herkes 100 lira verirse..." Paralar toplandı, öğretmenler günü geldi, marka çantayı teşekkür ederek aldı, öğretmenimiz. Mektubumu ve kitabı, markasız, eskimiş çantamdan dışarı çıkarmadım. Biz bu özel okulda burslu okuyorduk, velilere çok uzak bir yaşantımız vardı , öğretmeni kendimize yakın hissetme yanlışlığında bulunmuştum, ben olsaydım markalı bir çantayı kabul etmezdim, edemezdim... Yine de öğretmeni haklı buldum, özel okulda öğretmen olmak çok zor olsa gerekti, çantasına kadar inceleyen velilerin gönüllerini hoş edebilmek için...

Temizliğe ara verip mektubu okuyorum;
Sevgili öğretmenim,


 O gün çok yağmur yağıyordu, hava kapanmış ve birden bire soğumuştu. Doğuma gidiyordum. Etrafımdakiler  yağmurun şiddetinden korkuyorlardı,  trafik tıkanırsa...Ben de çok korkuyordum ama ne yağmurdan ne de trafikten ne de soluğumu kesecek kadar acı veren sancıdan. Dişlerimi sıkıyor, korkumu bağırmak istemiyordum...
 Oysa bir gün  öncesine kadar hayat her şeyi ile güzel görünüyordu bana. Dünya öyle güzeldi ki , her gün yeni umutlar yeni hayaller ile süslenmeliydi...Ben öyle muhteşemdim ki , bu güzel dünyaya bir çocuk getiriyordum. Hava pırıl pırıl güneşli, karnımda nefes alan ile ben, çok mutluyum. Saçlarım gürleşti, , yanaklarım kızardı, hiç midem bulanmadı,  kahkahalarım çoğaldı...Kitaplar okudum, müzikler dinledim, bol bol yürüdüm, canımın her istediğini yedim, içtim...İçimde kıpırtı hissettikçe ellerimi karnıma koydum, mutlu bir annenin söyleyeceği her şeyi söyledim...Kitaplarım içinde Macbeth'i en sona bırakmışım, günlerim sayılı...O sabah Macbeth ;" acımak yeni doğmuş bir çocuk olur, çırılçıplak", dedi. Bir sancı hissettim. İlk kez acı vermişti karnımdaki. Kitabıma döndüm...Leydi Macbeth bağırıyordu;"
Gelin , alın benden kadınlığımı;
Katılaştırın , taşlaştırın beni tepeden tırnağa.
Öyle koyulaştırın ki kanımı ,
Merhamet işlemez olsun içine!
Kral karısı olmak için mi dedim, bu kadar önemli mi, daha fazlasını istemek nasıl bir şey diye düşünürken, yine bir sancı...
 Penceremdeki hava karardı.
Hastane yolunda arabadayım. Trafiğin sıkıştığı yerleri mesken yapmış sokak çocukları, küçük ellerini açarak arabaya doğru koşuyorlar. Arabanın içinden beri dışarıyı izliyorum. Yağmur şiddetlenmiş, hava iyice kararmıştı. Daha fazlasını isteyenlerin kararttığı dünyaydı, gerçek dünya... Daha öncede biliyordum ama ilk kez bu kadar derinden hissedebiliyordum. Sancım geldikçe panik oluyor, dünya gözüme daha korkunç görünmeye başlıyordu...Hastanede doğurmayacağım diye bağırmaya başladığımda, tecrübeli hemşireler, gülerek " daha önce düşünecektin diyerek doğum korkusundan  sandılar...Dünyadan birden bire korkar olduğumu,  canımdan bir parçayı onun kollarına atacak kadar nasıl aptal olduğumu haykırırken doktorum durumun ciddiyetini anlamış, beni bir saat boyunca derin uykuya daldırtıp, doğumu yaptırtmıştı. Kendime geldiğimde sol omzumda kömür karası gözleri ile bana bakan bir bebek gördüm. Aklıma geleni hemen söyleyiveren, içinde hiç bir şeyi tutamayan ben, ilk kez içimden özür diledim...Aylar öncesinden bebek bavulu hazırlamıştım,
 hastaneden çıkarken bir bavulum daha olsaydı diye acıyla iç geçirdim  kapağını açıp dünyanın tüm kötülüklerini içine sokup , çocuğumu güvenli, güzel dünyaya çıkarsaydım. Doktorum bunu lohusalık depresyonuna bağladı. Hissettiğim duygular normal değildi, normal olana doğru yöneldim, her ne olursa olsun dünya güzeldi.
Her gün dünyayı ağzıma attım, parçaladım,  onun ağzına göre küçülttüm, yutabilmesi için yumuşattım...
Oğlum ile geçirdiğim günlerde penceremde hep güneş vardı.  Okullu olana kadar onun ile vakit geçirdiğim tüm günlerimizin en büyük bölümünü keşfedebilme ile hissedebilme alıyordu...Altı yaşına kadar okula hiç gitmemiş, annesinin elinden tutarak bu nedir, nasıl, neden, niçin diye sorular sordu, hepsine bir cevabım olmasa da , bütün sorularına umutlu cevaplar vermeye çalıştım. Dünyayı tanımaya çalışan bir çocuğa nasıl cevaplar verilir, uzmanı değilim, küçük bir dere gibi akıyordu, yavaş, sakin, huzurluydu...Küçük deresinin akışına müdahale etmeden , kendi sesinde, kendi gücünde akışını dinledim, seyrettim.

Oğlum artık okullu oldu. Normal olan, olması gereken buydu...

Okulu hep bir okyanus gibi görmüşümdür.  Küçük derelerin karışıp kaybolduğu bir okyanus...Belki yanılıyorumdur, yanılıyor olmayı çok istiyorum.

Her gün görmek zorunda olduğunuz bu çocuk siz onu tanımadan önce  var olmuş, akmaya başlamıştı...Kendi yolunu bulmak için hiç kimseye muhtaç değil...Kendi gücünü ve sesini  size gösterebilme imkanı tanırsanız , dünya için büyük bir şey yapmış olursunuz...

Küçük dereleriniz ile mutlu bir öğretim yılı diliyorum...

Ben , Yunus'un annesi diye bitirmişim, mektubu iyi ki vermemişim diye iç geçirdim...Ne biçim bir mektup, banane senin doğum anılarından, anneliğinden derdi herhalde...

Mektubun yanındaki kart çok anlamlıymış, bir ağaç çizmişiz, ağacın dallarından kuşlar havalanıyor, kuşları Yunus defterinden kesip tek tek yapıştırmışız...Markalı bir çanta kadar kıymetli olamayacağını sadece ben değil, Yunus da hissetmiş ki öğretmenine vermek istememiş...
Çorum'dayım, öğretmenler günü için hediye yasaktı ama yine de veliler gül yaptırmışlar, bana da yedi lira düşmüştü...Yeni yıl için öğretmenlerine el yapımı kart hazırlayalım diye Yunus'a teklifte bulundum, kabul ederse buradan paylaşacağım...
Veremediğim kitap ise doğum sancılarımı getiren Macbeth ( William Shakespeare) miş.













9 yorum:

  1. Keske verseymissiniz hediyenizi... bence ogretmeninizin aldigi en guzel hediyelerden biri olurdu.

    YanıtlaSil
  2. keşke bir tane öğretmenimi sevdiğimi hatırlasam, zorluyorum hafızamı ama sıfır sıfır sıfır. Öğretmenlerin hepsini hatırlıyorum, çalışkandım severlerdi beni belki görece ama içimde birine bile bir muhabbet bir sıcaklık duymuyorum. Boşa gitmiş saatler, çocukluğum, ilk gençliğim ve sonra ikincisi... Tahta sıralar, beton duvarlar, mavi önlükler, ütülü yakalıklar, temiz tırnaklar, kötü kokan okul tuvaletleri, kötü kokan ve küfreden ve arka sıralara oturtulan sınıf arkadaşları... Okulla ilgili belki tek iyi anım, arka bahçeden şahin kırtasiyeye kaçıp yeşil kılıç şeker alırken Okan'ı orada bekleyip suçuna ortak olmaktı. Benim kaçamamamın sebebi de demirlere tırmanırsam eteğimin açılacak olmasıydı, yani acı üstüne acı ayrım üstüne ayrım demek okul demek. Neden yazıyorum bunları, bilmiyorum. Bence bu mektubu okumayı biz hakediyoruz. Umarım çocuğunuz seveceği, yıllar sonra ellerini öpmeye gideceği öğretmenlere denk gelir. sevgiler..

    YanıtlaSil
  3. Bence bu kart her öğretmene verilmeli..Ben de bunun anneler günü için olanını yazmak isterdim..

    YanıtlaSil
  4. Öğretmenlerin de işi zor. Kızım 1.sınıfa başladığında veliler para toplayıp hediye almıştık öğretmenler gününde. Öğretmenimiz hediyeyi kabul etmedi. Organizasyonu yapanlar kötü oldular. Taa kaç ay sonra artık zor durumda kalmayalım diye kabul etti. SOnraki yıllarda çiçek pasta şiir şarkı vb şekilde kutladık. Ama oğlumun öğretmeni kabul ediyor. Bu beni rahatlatıyor toplu hediye almak daha mantıklı. Ben öğretmenler gününde öğretmenime plastik torbalarda 1 kg fındık götürürdüm hep ve bundan nefret ederdim. Oysa ne güzel hediyeymiş verdiğim şimdi anlıyorum :)))

    YanıtlaSil
  5. bence mektubunuz çok anlamlı ve bir öğretmene verilebilecek en özel hediyelerden biri.çünkü siz o mektuba en özel anınızı,doğum sürecinizde hissettiklerinizi,(belki de şimdiye kadar kimseye söylemediğiniz hislerinizi hem de) yazmışsınız.ben öğretmen değilim ama şimdi diyorum ki,''keşke Yunus'un öğretmeni olabilseydim de bu mektubu bana verseydiniz''

    YanıtlaSil
  6. Burda (Almanya) da öğretmenlere hediye alınıyor, noelde ve yıl sonunda. İster toplu ister tek alıyorsun. Öyle marka falan değil, bir şarap çikolata ya da masaj kuponu falan. Bugün hatta noel arifesi olduğu için hediye götürüyoruz ve ben de senin gibi bir not eklemek istedim bize özel. Böyle uzun yazamadım ama kısaca "bana verdiğiniz sevgi dolu emek için teşekkür ederim. M." yazdım onun ağzından. Gerçekten de böyle hissediyorum çünkü.. Sanırım bunları duymak öğretmenlerin en pahalı hediyeden bile çok hoşuna gider.. Keşke verseymişsin mektubu, sen atsaymışsın denize iyiliği, nereye varacağını düşünmeden..

    YanıtlaSil
  7. keşke verseydin Ayşe. bence unutamayacağı bir hediye olurdu.
    mu acaba? bilemedim şimdi. gerçek bir öğretmen hassasiyetinde biri ise, evet.
    oğlum 3. sınıfta iken geçici bir öğretmen gelmişti, sürekli ben bu sınıfı sevemedim diyordu. ben ona uzun bir mektup yazmıştım.şok olmuştu.. "ilk defa bir velimden mektup alıyorum, bunu saklayacağım" demişti.

    YanıtlaSil
  8. Mektubunuz beni çok duygulandırdı. Bugüne kadar hiçbir velimden böyle özenli ve zarif bir hediye almadım ne yazık ki...Genelde anneler şikayet için kalemi ellerine alırlar.Daha doğrusu telefonu.Böyle ince düşünülmüş gönülden hediyeleri sadece çocuklar verirler.Sizin gibi annesi olduğu için oğlunuz çok nasipli bir çocuk. Sevgi ve dualarımla. Beyza

    YanıtlaSil
  9. Ben de keske verseymissin diyen yorumlara bir tane daha ekleyecegim. Markali canta degil ki gercek olan...
    Yasam kokan, hayat kokan, sevgi kokan mektubun belki bir nebze birseyler katardi ogretmeninize...

    YanıtlaSil