6 Aralık 2016 Salı

İlk başarı



Doğu Anadolu'nun bir ilinde sekiz yaşındayım, okul ile yeni tanışmışım. Evimden, kardeşlerimden ayrılmak istemiyorum, okulun içindeki hiç bir şeyi sevemiyorum. Her sabah annem,  bir tas suda ıslattığı tarak ile saçlarımı acıtıyor, pijamalarımın üstüne giydiğim  kara önlüğümün kuşağı gibiydi okul, sıkıyor, sıkıyor, nefesimi kesiyor.
Her gün ölüyordum, okula giderken, " o" gelinceye kadar...
O nu gördüğüm gün, sınıfıma güneş doğdu,  nefes aldım.
Okuldaki hiç kimseye benzemiyordu,  kırmızı düğmeleri vardı, kırmızı deriden ince kemeri, ince vücuduna  tam oturmuş hazır önlüğü...
Kırmızı düğmeleri var diye mi bu çocuk aklımı başımdan almıştı bilemiyorum ama artık her gün onu görmek için koşarak okula gidiyordum.
Adı Deniz,  hayatımda hiç deniz görmemiştim. Deniz isimli başka birini tanımamıştım,dünyanın en güzel adı onun adı olmalı. Bütün güzel sıfatlar onda toplanmıştı çünkü. Bakmaktan gözlerimi alamıyorum. Zil çalana kadar, yutkuna yutkuna bakınıyorum ama doyamıyorum. Önce saçlarından başlıyorum, bakınmaya , yavaş yavaş aşağılara doğru iniyorum, alnından kaşlarına doğru, kirpiklerinin her telini ayırt ederek dikkatlice...
 Dört sıra bitiştirilmiş  kare şeklinde bir küme oluşturulmuş, bizim kümenin adı ilkbahar. İlkbahar kümesinde Deniz'in tam karşısındayım, tüm benliğim ile her gün onu izliyorum. Bakışlarımı bir tek gözlerine deviremiyorum, göz göze gelirsek nefesim kesilir, bayılırım gibi hissediyorum.
Tüm sınıf okumayı yazmayı sökmüş kırmızı  kurdele takınmıştı. Kurdele kavanozunda iki kurdele kalmış, iki kişi hala okumayı yazmayı sökememişti, Sümüklü Nusret ile ben.
O karşımda iken başka hiç bir şeyin değeri yoktu, bir o vardı, onun ince elleri, pembe tırnakları, kalem gibi ince parmakları vardı, sabah teftişlerinde dört köşe ütülenmiş beyaz mendilinin üzerine koyduğunda küçük , zarif ellerini ,kaçırmak isterim, mendilinin içine sarıp tüm parmaklarını, evde de bakmak istediğim için...
Bir gün, durduk yerde ağlamaya başladı Deniz, gözyaşları birer kurşun gibi sekiz yaşındaki kalbime saplanmaya başladı, niye ağlıyordu.
Öğretmen dersi durdurdu, neden ağladığını sordu.
İnce vücudu, ince parmakları gibi incecik sesi ile;
Öğretmenim, Ayşe hep bana bakıyor, diyerek ağlıyordu, Deniz.
Tahtaya kaldırıldım.
Neden arkadaşını bunaltıyorsun, ağlatıyorsun diye sordu öğretmenim, cevabını beklemeden ellerimi açmamı istedi.
Ellerimi arkama sakladım, kötü bir şey mi yapmıştım? Ne yapmıştım?   Onu izlerken zevk aldığım kadar hiç bir şey mutlu edememişti bu okulda beni, onu izlerken öyle mutluydum ki, renksiz kitapları,  cetveli ile gezen korkutucu öğretmeni,   görmez olmuştum.
Bu tahtada, bu gülüşen çocuklar ve sallanan cetvel önünde beni kurtaracak hiç kimsem yoktu.
Kendimi güçsüz hissettim.
Ellerimi sakladığım yerden çıkardım, cetvele doğru uzattım.
Yerime dönerken; artık senin yerin orası değil, Sonbahar kümesine geç dedi öğretmenim.
İlkbahar kümesinden Sonbahar kümesine geçmiş. Sümüklü Nusret'in yanına oturmuştum. Sümüklerini koluna süren, sırada sıkıştıran, örgülerimi çeken Nusret'ten önce yazmayı sökmüş, kurdelemi almıştım.

O günden beri Deniz adını her  duyduğumda avuçlarım yanar.

24 yorum:

  1. Ama şöyle bişey var koca koca insanlar bile mevki sahibi insanlar bile örneğin seni seviyorum kelimelerini yazmayı bırak itiraf etmekten bile aciz sevgili Ayşe..bu arada ben de Ayşe'leri ayrı bi severim :)

    YanıtlaSil
  2. Evet. Tabii ki başarı. Sen, "sen" olmuşsun daha 8 yaşındayken. Hissettiğini tanımlamışsın. Korkmamışsın cetvelden.
    Başarılarını sayayım mı ben sana. Mesela evliliğin. Mesela anne oluşun. Bir çok insan gibi sen de korkmuşsundur bu iki bilinmezden. Korkularının üstüne gitmişsin. Mesela küçük bir köyden çıkıp, kocaman bir kentin karmaşasına atlamışsın. Tam alışmışken şartları zor bir küçük kente hapsolmuşsun. Sıradan gibi görünse de bütün bunlar ne kadar cesur olduğunun kanıtı. Yabana atma. Belki de tek eksik hala başkaları için yaşadığını zannetmen. İstersen yaparsın. Başka bir deyişle, yapamıyorsan istemediğin içindir. Haksız mıyım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülsüm Abla, birkaç gündür bloğuma yoğun bir giriş var, bu beni çok tedirgin etti, eski yazılarıma bakmak istedim, yazdıklarımı geri dönüp hiç okuyamamam bilirsin, geriye döndüğümde hep seni buldum yazılarımın altında, beni hep destekleyen, yön gösteren yorumların...bu çok büyük bir şey benim için yazılarım için, nasıl teşekkür edilir...
      senin linkini veremedim sormadan, uygun görür musun bilemedim...
      iyi ki varsın...

      Sil
  3. Ayşe sen bu yazını daha önce yazmış mıydın? Çok severek okumuştum. Yine okumuş gibi hissettim kendimi ama sıkılmadan.
    Bu arada başarı birincilikle, parayla, mevkiyle ..vs şeylerle sınıflandırılan bişey değil ki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, en az üç kere yazdım bu ilk aşkımı:)) Neden bilmiyorum en zor anımda hep aklıma geliyor... geçmişte bloğumda bu yazıyı gören bir gençlik edebiyat dergisi rica etti, yayınladı, bir tane de bana yolladılar...Hiç kimselere gösteremedim, sakladım...geçen hafta ilkokul ikiye giden komşum bana geldi, birikmiş okul anılarını anlattı, öyle güldüm ki...bir ara bu anıların ile herkesi güldürebilirsin dedim, yazarak...ve sakladığım yerden dergiyi çıkarttım, okuması ona verdim...
      başarı herkese göre değişiyor, haklısın...

      Sil
  4. Ayşe senin yazılarına bırakacak tek yorumum var:

    ''Ayşe, ahhh Ayşe...''

    YanıtlaSil
  5. Ne kadar güzel bir ruhunuz var

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. küçükken güzelmiş ruhum, çok güzel bir aşık olabilmişim:)

      Sil
  6. Bu yoğunluğun sebeplerinden biri ben olabilirim galiba. Yeni keşfettim sizi o yüzden geriye dönük yazılarınızı günde bir kaç kere girip okuyorum. Çok güzel ve çarpıcı yazılarınız var. :)

    YanıtlaSil
  7. Ne güçlü bir hafıza.. Küme adını bile hatırlamak. Çok zorladım, hiçbir şey çıkmadı benden. İlkokula dair hatırladığım sadece fotoğraflarda gördüklerim. Bir de birkaç arkadaşımın adı..

    Bayıldım hikayeye. Gülümsedim, hüzünlendim.

    YanıtlaSil
  8. Size teşekkür etmem gerek, yazımın çok okunmasına ılk kıvılcımı siz vermişsiniz, düşününce bende hatırlamazdım yazarken aklıma geliyor, bu hikayemi 3 farklı şekilde yazdım, gerçekten bir erkeğe çok baktığım için dayak yedim, gerçekten o erkek beni ağlayarak şikayet etti, onun yüzünden çok acı çektim sene sonunda tayinimiz çıktı, ayrıldık....

    YanıtlaSil
  9. Ben de bu hikayeyi hatırlıyorum önceki yazılarından. Ne masum ne saf çocukluk. Hafızana ben de hayranım Ayşecim :)

    YanıtlaSil
  10. kocanız bu yazınızı nasıl karşıladı acaba:)

    YanıtlaSil
  11. :) Bende de başarı üstüne başarı be Ayşe.. O bakılan kırmızı mantolu kız hep ben oldum hayatta.. Ama biliyor musun bazen sana öyle bakmaları seni ağlatır, nedeni bakana kızmak değildir, aksine, sahip olduklarının herkesin olmadığı için bir "yanlışlık duygusu" hissedersin, eşitsizlik hissedersin, ondan da ağlarsın.. Mesela ben bu yaşımda bile, çalışarak edindiğim tüm başarılarımın bile bir başkası tarafından verildiği gibi saçma bir eziklik duyarım, çünkü ailemden dolayı hayata 1-0 önde başlamışım, eşitsizlik var diğerleriyle aramda.. Yani her kırmızı paltolu kızın kalbi kara değildir, belki o da seni sevdi arkadaş olmak istedi ama olamadı.. Olmaz mı? Ben çok yaşadım bunu, bazen çocukken, bazen büyükken, hep ilk adımı karşından beklersin, o da utanır atamaz.. Boşa giden olasılıklar denizi..

    YanıtlaSil
  12. Bu yazıyı her okuduğumda Deniz'i hiç sevmedim, gönlüm Nusret'ten yana. :)

    YanıtlaSil
  13. Ayşe, bu hikayede seçtiğin kelimeler, geçmişi anlatış biçimin, üslubundaki yalınlık fevkalade. Üstelik kullandığın türkçeyi, düşündüklerini kelimelere dökmendeki başarıyı akademi de dahi görmekte zorlanıyoruz bunu bilmiş ol.

    Yakın çevrende moralini bozan, kıskanan, yazma diyen birileri varsa koca popoları kafalarıyla yer değiştirmiş demektir onları dinleme :)

    Sağlıcakla.

    YanıtlaSil
  14. Icim cizzz etti. Yuzumde bir tebessumle okurken Deniz'i, onula ilgili animsadiklarini, ogretmenin duyarsizligi ciz ettirdi icimi. Oraya takildim ben...
    Bir de anlatimina tekrar tekrar hayran olup okudum cumlelerini...

    YanıtlaSil
  15. Hikâyenin ilk versiyonu için yazıyorum. Başarı da söz mü; o küçük Ayşe, 10 puan, 10 puan, 10 puan'la şampiyon!
    ltg

    YanıtlaSil
  16. Merhaba ayşe hanım veya anne'de diyebiliriz.Ekşi sözlükte gördüm "52 liralık hak arayışı" yazınızı şunu söylemek için geldim, çocuğunuza ördüğünüz koza gerçekten çok güzel çocuğunuzun çok iyi bir insan olacağından o kadar eminim ki.Çok bilinçli bir insansınız hakkınızı aramaktan korkmayınız ve çocuğunuzuda bu yönde yetiştiriniz bu ülkenin böyle insanlara ihtiyacı var.

    YanıtlaSil
  17. Sahane bir kalem. Öyku tadinda okuyorum sizi hanimefendi.

    YanıtlaSil
  18. Bende bu konuyu daha önce okuduğumu hatırlıyorum 😊 Hepsini ayrı ayrı sevdim beğendim.


    Gazel Vakti

    YanıtlaSil