10 Kasım 2016 Perşembe

yunus için

Sabah telefon sesi ile  uyandım, arayan annemdi, çok korktum , babama bir şey mi olmuştu?  İki gündür ateşi vardı, babamın. İki gece gözüme uyku girmedi, rüyalarımda babamın çok hasta olduğunu görüyordum.
Sesim soluğum kesilmiş, annemi dinliyorum;" baban sabah kalktı,  takım elbisesini sordu,  ateşi başına vurdu herhalde dedim, büyülenmiş gibi takım elbisesini soruyordu,  en son kimin düğününde giydi hatırlamıyorum,  buldum verdim, gömlek ütüledim, kravat çıkardım. Giyindi, başına kasketini taktı, Allah'a emanet ol dedi, çıktı.  Öyle bir hali vardı ki soramadım nereye gidiyorsun, ateşin var, hastasın diye.
Ben sorarım dedim anneme. Babamı aradım. "Baba neredesin?" dedim.
 " Anıtkabir'deyim, kızım", dedi.

Anıtkabir'e  gitme zamanlarımızı köyden, memleketten Ankara'yı gezmeye gelen misafirlerimiz belirlerdi. Babam niye tek başına Anıtkabir'e gitmişti.
 Babam köylüydü, en çok Demirel'i severdi, Demirel'de kendini bulurdu herhalde, onun gibi çobanlık yapmış, onun gibi İstanbul'da üniversite okumuştu,  sonrasında onun gibi değil ,üç çocuklu bir memur olmuştu. Annem ailesinden kalma halk partiliydi, parti konusunda annem ile çok atışırlardı,  annem olmayacak bir işe karşı çıktığında " hep  muhalefet hep muhalefet," diyerek annemi kızdırırdı. Çocukları evlenince, yaşı ilerleyince  annem  Hac ziyaretine gitmek istedi,  babam pek istekli değildi, orada  sigara içememekten korkuyordu. İkisi de Hacı oldu, annem görünürde hacılığın şartlarını yerine getirmeye çalışırken babam yine eskisi gibiydi, hayatta yapmaktan en zevk aldığı şey sigara içmek, kitap okumaktı. Yaşlılık babamı çok değiştirdi, annemi daha çok sevmeye, ona hizmet etmeye başladı. Yemek yapmayı öğrendi, bütün öğünlerin yemeğini artık babam yapar. Sabah kahvaltısına poğaça yapar, çayları boşalttıktan sonra  annemi uyandırmaya gider. Abartmıyorum. Gerçekten babam yıllardır üç öğün yemek yapar, sofrayı kurar, kaldırır, bulaşıkları yıkar. Eskiden böyle değildi, emekli olunca değişti, annem hasta filan değil, mecburen yaptığı bir şey değil...Annem gazetesini okurken babam kahve yapar, kek yapar, tabak ile annemin önüne getirir. Bugün ne yemek yapayım diye anneme sorar, kıymalı pidemi beğendin mi diye annemden iltifat bekler. Yemek tariflerini yıllardır babamdan alırım.
Canı istediği zamanlar ,
canı sıkıldığı zamanlar,
ya da zevk aldığı için yemek yapmaz babam.
Yemek yapmayı bir vazife gibi üstüne almıştı, aynı kadınlar gibi.
  Köyden gelen misafir ya da yabancı konuklarda  annem babamı mutfağa sokmak istemese de babam her zaman ki gibidir, sofra kururken dalga geçilir," Mustafa emmi kadın mısın, arkadaşım erkeğe yakışıyor mu, dostum  hiç sıkılmadın kadın işlerinden"  otur derler, babam güler , oturmaz. Babamın pilavını, köftesini yediklerinde"  kadın gibi yapmışsın,her kadın böyle güzel yapamaz" diye iltifat ederler.
Nerde olursa olsun, misafir olsun , olmasın, çayı babam demler, boşalan çayları babam doldurur.
Evime geldiğinde, iş yaptırmak istemem, otur baba, sana hizmet etmeme izin ver derim, oturamaz, ekmekleri dilimler, tabakları koyar. Bulaşık makinama kirlileri dizerken" ev işi çok zor, kızım, evin dışında kendine bir iş bul, para kazan, kızım" der, babam.
Yemek yaparken tadını beğendiği biberin, domatesin çekirdeğini alır, saksı diplerine diker, ilkbaharda fide diye tarlaya eker, yazın kendi mahsulü domates ve biberden konserve yapar, bütün çocuklarına eşit  pay eder. Yaptığı her işi kitaplardan öğrenir, kurduğu konserveleri, turşuları ve reçelleri bütün kış yeriz. En çok Yunus ile sohbet eder, vakit geçirir. Köyde , tarlada birlikte çalışırlar, yorulunca kazmalarını bırakıp, yemek bohçasını açarlar, yemeklerini yedikten sonra toprağa uzanırlar, babam sigarasını yakar, bohçasından çıkarttığı kitabı Yunus'a okur.
Kalbinden ameliyat olmuş, yoğun bakıma alınmış iken yoğun bakımdan kaçan ilk hasta olarak hastanenin tarihine geçmişti babam.
 Yoğun bakımda gözlerini açar açmaz sigara istemiş hemşirelerden, bir gün sonra ,kolundaki şırıngayı, üzerindeki kabloları sıyırıp atmış, hastane elbisesi ile eve kadar, sigara içmek için, gelmişti.  Sigara içerken her şey daha güzel görünüyor olsa gerekti, babama, sigarayı hiç bırakmadı.
 Üniversiteden arkadaşları ile buluşur, arkadaşları hiç unutamadıkları o anıyı anlatırdı; soğuk bir kış akşamında okuldan çıkmışız,  vapur ile karşıya geçiyoruz, bir çığlık ,' kadın kendini denize atladı diye bir ses' duyduk  anında bizim Mustafa paltosu ile elindeki kitapları ile denize atlayıverdi,  karanlık, soğuk, dalgalı suya baktık, kaybolmuştu,  Mustafa'yı iyi yüzme bilen iki arkadaşımız ile kurtarıp vapura attığımızda  , sorduk " oğlum yüzme bilmiyorsun , kadını tanımıyorsun niye kendini suya attın?  Arkadaşları kahkahalara boğularak yıllar sonra yine aynı soruyu sorarlardı. Babam hüzünle kafasını eğer, boğazın sularında kaybolan kadını düşünür, kadının sıkıntısını hissederdi.   Ben yeni yeni anlıyorum, babam insanı severdi,   öyle çok severdi ki, severken sorgulamaz, tartmaz, ayırt edemezdi. Onun içindi en çok sevdiği kitapları Sait Faik yazmıştı.

 Çok korkmuştum  tek başına hasta hasta gitmemesi gerekirdi.
"Baba , hastasın niye yağmurda , soğukta dışarı çıktın? dedim.
"Yunus için" dedi, babam.
Pencerede Yunus'un okuldan gelmesini bekliyorum,Çorum'da kapalı bir hava var, her an yağmur yağabilir gibi. Yunus okuldan gelince; deden bugün Anıtkabir'e gitmiş diyeceğim.


16 yorum:

  1. Çocuklarımız için sahip çıkmamız gereken değerleri baban ne kadar da çarpıcı bir şekilde söylemiş sana. Eminim çok etkilemiştir seni. Baban çok değerli bir insan herkes onca eş dostun laflarını kaldıramaz. Bir kere eşimi balkonda çamaşır asarken gören komşular ondan sonra 'ev işin yoksa gel okey oynayalım' diye dalga geçmişti o geldi aklıma :)

    YanıtlaSil
  2. Uzun sağlıklı ömrü olsun babanızın,ağlayarak okudum

    YanıtlaSil
  3. sen çok şanslı bir kadınsı ayşe .

    YanıtlaSil
  4. Hala umut var hala yuce yurekli insanlar var. Gul

    YanıtlaSil
  5. Kalemine yüreğine sağlık. Çok şanslı Yunus böyle bir dedesi olduğu için.

    YanıtlaSil
  6. Saygılarımla önünde eğiliyorum.

    YanıtlaSil
  7. Annenizden babanızdan bahsedince sizi daha iyi anlıyorum... Siz onlara benziyorsunuz bence.

    YanıtlaSil
  8. Ayşe, yazılarını çok çok seviyorum. Mailime düzenli yazısı gelen tek blog yazarı sensin. Yine içime dokundu yazdıkların. Babana,annene,tüm ailene, sana ve pıtpıta selam olsun.

    YanıtlaSil
  9. Ne guzelsin Ayse. Baban, annen, iglun ne guzeller...

    YanıtlaSil
  10. Gözlerimden iki damla yaş süzüldü okurken. Evet siz kesinlikle babanızın kızısınız. Babanızı saygıyla ayakta alkışlıyor, annenizin de babanızın da ellerinden öpüyorum. Sevgilerimle,

    YanıtlaSil
  11. Cok duygulandim hatta suan agliyorum,baban insallah hic hasta olmaz,Yunus u öpüyoruz yanaklarindan...

    YanıtlaSil
  12. babasız büyümüş biri olarak çok kıskandım,çok imrendim...baban uzuun yıllar yanında olsun...

    YanıtlaSil
  13. Ayşecim saygıyla eğilip, emek kokan ellerinden öpüyorum babacığının ...Çok duygulandım her zamanki gibi, iyi ki yazıyorsun sevgiler

    YanıtlaSil
  14. Allah razı olsun ondan ve onun gibilerden 💕

    YanıtlaSil