29 Kasım 2016 Salı

Teneffüs zili

Ekmek almak için sokağa çıktım. Yolumu  hiç düşürmemeye çalıştığım" o "yerin önüne nasıl geldim anlayamadım. Dalgın yürüyor olsa gerektim. Zil çalmış çocuklar okul bahçesine fışkırıyordu. Hortumun içindeki azgın su gibi bahçenin her tarafına fışkırıyor, koşturuyorlardı. İzlemek için durdum, hangisine bakacağımı şaşırdım, hepsinin acelesi var, topa vuran, yakalamaya çalışan, kaçan...Şimdi zil çalacak, çabuk vur topa, zil çalacak çabuk ebele...Teneffüste oynamaya çalışan çocuklar, koca bir pastayı beş dakika içinde yiyip  bitireceksin demişler gibi, hızlı hızlı ısırıyorlar, ağızları şişiyor, yutamıyorlar...Bazıları teneffüsün anlamsızlığını kavramış, boş boş dolanıyor. Bir kaç dakika sonra zil çaldı, bazıları koşarak okula girerken bazıları hala oyunda. Nöbetçi öğretmenin ikazına kadar,  bağırmasına kadar oyunu sürdürenler...Bağırılınca kendine gelip okula koşanlar...Topun peşinde koşan bir çocuk için hiç biri yeterli gelmedi, ne zil, ne ikaz, ne de bağırma...
Nöbetçi öğretmen boynunda ki düdüğü üfledi, çok sinirlenmiş olduğu düdüğü çalışından belliydi. Çocuk oralı değil, topa hırsla vuruyor, top uzağa fırlıyor, çocuk topun peşinden koşuyor...Nöbetçi öğretmen düdük çalarak çocuğa doğru yürüyor. Aksiyon, gerilim filmi izler gibi, içim çekiliyor, parmak uçlarım uyuşuyor.Kendi kendime kızıyorum, nasıl oldu da yolumu şaşırdım, okul önünden geçmek zorunda kalmıştım...Öğretmen, çocuğu yakalıyor, yakası ile omuzu arasındaki bir yerden. Çocuk tutulduğu yerden  okula doğru sürüklenirken, ben oradaydım.
Ne yapacağımı bilmiyorum. Ne yapmalıyım?  Neden oradaydım? Okul önlerinden özellikle geçmemeye çalışırken (kesin sesinizi, kapayın çenenizi diye sınıflarından beri bütün sokağı inleten öğretmen sesini duymamak için) ...
Okulun karşısındaki duvar dibine diz çöktüm. Yapabileceklerimi düşündüm.
Öğretmeni bulmalıyım,  bana söyleyecekleri vardır; bu öğrencinin hiperaktivetisi var, ailesi sorunlu, anlamıyor, yaramaz, siz nerden bileceksiniz, biz neler çekiyoruz, siz bir kaç dakikalık gözlem ile, biz bütün ömrümüzü veriyoruz, her şey onlar için, disiplin için, diğer öğrenciler için, sürdürebilmek için, en sonunda ise  sistem böyle ne yapalım...
Ben bu öğretmene tek bir şey söyleyeceğim, " sözünüzü  dinletemediğinizde, öğretmen arkadaşınızı yada  müdürünüzü,  yakasından tutup sürükleyerek , sözünüzü zorla dinletme yolunu seçebiliyor musunuz?
Her okulda çocuklar için var olan rehberlik,  hizmetinden öğretmenler için de ayrı bir birim olarak açılmasını ve özellikle şu sorularda uzmanlaşmış psikologların  görevlendirilmesini isterdim.
  Başka hangi mesleği bağırarak, cezalandırarak, tehdit ederek, mahrum ederek, ayrıştırarak, ötekileştirerek yapabilirsiniz?
  Bir öğretmen olarak neden kendinizi, çocuk üzerinde egemen  olarak görüyorsunuz?
Okul çocuklar için var olan bir yer, çocukların varlığını neden yok etmeye çalışıyorsunuz?
Çocuklara kendi akranınız gibi davranmaya neden azim etmiyorsunuz?
Her gün her ders bağırmaktan usanmıyor musun?
Bağırmaktan, cezalandırmaktan, gizli gizli zevk aldığınızı düşündüğünüz oldu mu, bağımlı olduğunuzu, bu sayede rahatlayabildiğinizi...
Sistem denen şey uzaydan gelme bir yaratık mı , değiştirilebilir olduğunu hiç hayal ettiniz mi?
Sistemin arkasına mı saklanıyorum diye düşündüğün vakitleriniz oldu mu?
Çocuk haklarını biliyor musunuz? Onların üzerinde en çok benim hakkım var diye içinize doğduğu oluyor mu?
Büyük egemenliği altında, günün en az beş saati, bağırma, cezalandırma, ödüllendirme, ayrıştırma, ötekileştirme ile yüzlerce konulu dersleri ,  sınavları ile okul, çocuk haklarına uygun mu diye hiç düşündün mü?
Sistem denen şey , sen ve benim , suçlu sen ve ben...çocuklar değil....
Top peşinde koşan çocuk suçlu değil, suçlu, büyük ellerimiz....Büyük ellerimiz ile yakalarına yapışıp sürüklediğimiz çocuklar...
Okul karşısındaki duvar dibinde çökmüş, şahit olduğum şeyin altında eziliyorum, yapabileceğim tek şey yazmaktı...



8 yorum:

  1. Hergun bunlari gõrerek kahrolan ben sadece yorum yazabiliyorum.Soylemek haykirmak istediklerimi yazmissin canim benim sagol varol.Cocuklarini okula gondermek istemeyen aileleri cok iyi anliyorum.Bu aileleler bu olanlarin farkinda ve cocuklarini sistem kurbani etmiyorlar.Ben de dusundum gondermemeyi ama cesaretim yok.Ya bedeli agir olursa diye

    YanıtlaSil
  2. Ah Ayşecim gerçekten bu kadar zor mu çocuklarımızı hırpalamadan eğitim verebilmek. Okula her gittiğimde öğretmenlerimizden birinin yükselen perdelerdeki seslerini duyuyorum ben de. Çaresiz hissettiğim bir konu...

    YanıtlaSil
  3. Bizler de bunların hepsini yaşadık. yaklaşık 40 sene öncesine gelen okul dönemlerinde yüklü ödevler yaptık, 10 dakikalık teneffüslere çıktık, sizin yetmez dediğiniz teneffüslerde çok eğlendik. Çok çok sevdiğim bir ilkokul öğretmenim vardı, bugün bile nerede görsem elini öperim koşup. Ama kulak da çekerdi, elimize cetvelle de vururdu. Bağıırdı da. Kızdığımı, psikolojimin bozulduğunu falan hiç hatırlamıyorum. Sanırım o zamanlar aşırı hassas ve aileler tarafından pamuklara sarılarak yetiştirilmiyorduk. Arkadaşlarımızın olduğu her ortamda çok gülüp çok eğlenirdik.
    Çocukların algısı büyüklerinkinden farklıdır, size okul işkence yeri gibi görünüyor. Nedenini bilemiyorum ama inanın çocuklar genelde gayet mutlu ve eğleniyor oluyor. Çoğu çalışan arkadaşımın çocuğu 2-3 yaşından itibaren kreşte, akşam 6-7 ye kadar kalan var. Hiç ağlayıp itiraz ettikleri olmuyor çünkü bütün gün mutlu mutlu oynuyorlar.
    Elbette hatalı öğretmenler de var ama bu bakış açısını ve bu yazıyı yine de çok sorunlu bulduğumu söylemek istedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendimi sorumlu hissediyorum, yanlış gördüklerime karşı, doğruyu arama, doğruyu bulma ve doğruyu yapabilme gücünü kendimde bulmam gerekli diye düşünüyorum, çünkü artık büyüdüm...Ben de öğretmenlerimden dayak yedim, sorun etmedim, babama söylemedim...babama söyleseydim, doğru olanı yapacağını biliyordum , okula gelirdi, çocuklara vurulmaz derdi...otuz yıl öncesinde de doğru olan çocuklara vurulmamasıydı... babam, çocuklara vurulmaz diye okula geldiğinde, öğretmenlerim; "çocuğunu pamuklara sararak mı yetiştiriyorsun" derler, babamı incitirler diye düşünür, söyleyemezdim, babamı çok seviyordum, öğretmenlerimin babamı üzmesine izin vermezdim...Sizin gibi düşünenler çok , bu çokluk karşısında kendimi fazlasıyla sorguluyorum , geçen sene ülkemizin en büyük okullarının yöneticilerinin söyleşindeydim, hepsi sizin gibi düşünüyordu," hepimiz okuduk, hangimizin psikolojisi bozuk, okul çocuklar için çok gerekli o kadar gerekli ki bütün bir gününü almalıydı" Doğru olanda sorumluluk hissediyorum, beni diğerlerinden ayrıştırsa da , sorunlu yapsa da...

      Sil
  4. O soruları sorabilmeni, sorabilmeyi isterdim.Çok isterdim Ayşe.

    YanıtlaSil
  5. Bu aralar en sevdiğim reklam Garanti'nin öğretmen reklamı. Böyle öğretmenlere ihtiyacımız var. Gözlemleyen.

    Sınıf öğretmenimiz çocuğu için kendisiyle kontak kurulmasına çok kızıyormuş. Neden çocuklar direkt kendisine söylemiyormuş da anneleri onunla iletişime geçiyormuş. kendini öcü gibi hissediyormuş. Bunu kendine sormalıydı aslında "neden?"

    YanıtlaSil
  6. Doğru hissediyorsun. Hiç bir şey yapamasak da söylemekten vazgeçmeyeceğiz. Çok seviyorum seni Allah rızası için Güzel Ayşe...

    YanıtlaSil
  7. Kaleminiz cok guzel. Oyku tadinda. Edebiyata adim atmanizi tavsiye ederim.

    YanıtlaSil