15 Kasım 2016 Salı

Kedi ısırığı

 Pıtpıt ile birlikteliğimizin üçüncü yılı doldu. Üç yıl evvel bu zamanlarda gözü yaralı yavru bir kediydi İstanbul sokaklarında. Sokak hayvanları hakkında  duyarsızdım, daha önce  bir kedi başı okşamışlığım olmamıştı, sokakta yürürken bir kedi bir köpek hiç dikkatimi çekmemişti,  yok gibiydiler.  Nasıl oldu bilemiyorum, içime birden bire hayvan sevgisi doluverdi, öyle doldu ki huyunu suyunu ne yediğini ne içtiğini bilmeden bu yavru kediyi eve alıverdim. Onunla birlikte kedi hakkında her şeyi öğrenmeye başladım.
Ben bütün kedileri Pıtpıt gibi sanıyordum çünkü başka kedi tanımamıştım. Kedi tanıyanlar, evinde kedi besleyenler Pıtpıt ile tanıştıklarında hep bir ağızdan; " biz böyle kedi görmedik" dediler.
Pıtpıt şöyle bir kedi;
Kendini ellettirmez, hiç bir el  iki metre yakınına kadar uzanamaz, yanlışlıkla da olsa iki metre ihlalini yapan eli hiç affetmez, dişlerini ve tırnaklarını geçirir. Eve gelen misafire ilk olarak, sakın sevmeyin, yaklaşmayın demek zorunda kalırım,  yine de kedi sevenler kedi sevdiklerini göstermek için yanına yaklaştıkları anda günah benden gider, hemen ecza dolabına giderim. Misafir geldiği zamanlar Pıtpıt'ı başka bir odaya koyarım ( bunu üzülerek yaparım çünkü kapalı kapılara çok kızar) ama her defasında  kapalı kapıları büyük bir ustalık ile açar. ( her türlü kapı kolunu çevirir) Zaten az gelen misafirlerin gözünü öyle korkutur ki , artık gelmez olurlar. Tırmalama tahtalarını beğenmez, halıları ( özellikle el dokuma halımı), koltukları tırmalar, parçalar. Acıktığı zamanlar ( kabındaki mamayı beğenmez, hep yaş mama ve sosis ister) , önce ayaklarımı hafifçe ısırır ve buz dolabına doğru koşar, ( buzdolabına çağırır beni) kuru mamasını yemesi gerektiğini söylediğimde artık kendimi korumam gerekir, nereme rast gelirse üzerime atılır, dişlerini geçirir, tırnaklarını batırır. Buzdolabının her açılışında nerde olursa olsun panter gibi fırlar gelir. Diş geçirdiği yerde asılı kalır, tırnakları bıçak gibi etime saplanır. Üç yıldır ayaklarımda ve kollarımda jiletliler gibi izler taşırım. Koltukta oturuyorum, kitap okuyorum, arkadan yavaşça yaklaşır, kafama tırnak atar, saçlarımın dibinden kan akar. Gece, uykumun en derinliklerinde, yorgandan çıkmış ayak bileğime sarılır,  dişlerini geçirir, uykudan fırlarım. Isırıklar ve tırnak izleri uzun vakit geçmez, kabuk bağlamadan  yenileri eklenir, abartmadığımı kanıtlamak için üzerimdeki yaraların fotoğrafını çekip koymak istedim ama yapamadım, kedimi  seviyorum. Sorun bende olmalı diye düşüncelere dalarım. İyi eğitememişsin dedi biri, alıştırmayacaktın dedi biri, çok şımartmışsın da dediler. Bütün odalarımın kapıları ardına kadar açıktır kedime, istediği yerde yalanır, yatar. Başlarda  pahalı mamaları alamıyordum ama artık öyle değil, en kalitesini araştırıp alabiliyorum, yine de yemek istemiyor, dayanamıyorum çok istediği sosisi ve yaş mayayı sık sık veriyorum( dişlerinden ya da tırnaklarından kurtulmak için değil, istediği şeyleri yesin istediğimden) Kuru mamayı sağlıklı bulan bulmayan herkesi dinleyip kedim için uygun olanı yapmaya çalışıyorum, arada  kendim mama hazırlıyorum, pişiriyorum, çimini eksik etmiyorum. Evde tek başına kalmışlığı pek yok, hep yanındayım, herkes işlerine çekilince baş başa kalırız,  oynatmaya çalışırım, bir kağıttan top peşinde odadan odaya koşarız. Çok sevindiğimde, çok üzüldüğümde, ilk ona açılırım, çok beğendiğim bir cümleyi ilk ona okurum, yalnızlığımın en büyük ilacıdır. Çoğu planları kedim için iptal ediyorum. Çorum'a geleli aşıları aksadı, iç dış paraziti haplarla hallediyorum ama kuduz aşısı kaldı...Bu kadar çok ısırılmış ve ısırılmaların son bulacağına inancım kalmamışken    kuduz olur muyum diye yada kuduz olma ihtimalim var mı diye niye aklıma hiç getirmiyorum?
İkindi güneşinin vurduğu koltuğa uzanmış kitap okuyorum, bir anda üzerime atlar, bu sefer dişlerini tırnaklarını geçirmez, kafasını yavaşça kollarımdan içeri sokar, kitap ile kucağım arasında kalır, yalanır , kucağımda uykuya yatar...Ayda yılda bir kez yaptığı bu şey bana öyle mutluluk verir ki her gün yaşadığım sayısız ısırıklarını ve acısını yok eder...

5 yorum:

  1. Naciye geldi aklıma gözüme yaş kalbimde acı belirdi,hiç zor bir kedi değildi hiç ısırması tırmalaması yoktu,evde iki kez doğum yaptı ikisinde de inanılmaz dersler ibretler aldım ondan sonra ülke değiştirmek zorunda kaldık Naciyehala eski evimizde ama 8cinde değil bahçesinde komşular sahip çıkmış çıkmasına ama gördüğümde kirliydi ve yanıma gelip yanaşmadı.

    YanıtlaSil
  2. Bence de Pıtpıt oldukça farklı bir kedi. Kapıları falan açabilmesi de ilginç. Peki Yunusa yapmıyor mu böyle şeyler tek sana mı yapıyor? Savunmasız dalgın haldeyken üzerine atlanılıp tırmalanmak çok hoş olmasa gerek ama artık O aileden biri oldu değil mi :) Küçükken Mestanımız vardı, bitiremediğimiz yemeklerde masa altında imdadımıza koşardı :)

    YanıtlaSil
  3. Teyzemle yasadigimiz donemde Odin vardi hayatimizda bizim... Ayni PitPit misali bir kediydi, ayda yilda bir gelip kucagimiza oturdugunda "sereflenmis" hissederdik kendimizi. "Odin beni sereflendirdi bugun" diye teyzeme havadisi verirdim hemen, o da anlardi. Pitpit da seni sereflendirmis, o seref her aciyi, cirmalamayi unutturuyor iste :)

    YanıtlaSil
  4. Aranızda bol ısırıklı da olsa güzel bir sevgi gelişmiş ne hoş :))

    YanıtlaSil
  5. Ahh keske butun yaralarımız pıtpıtın yaptığı gibi olsa daha derin yaralar verip ayda 1 değil yılda bir bile mutlu etmeyen insanlar var çevremde.
    Mama konusunda herkes kendine göre eniyiyi bilir , siz istediğiniz gibi vermeye devam edin ama benim parazit ilaçları tam olan ve ayda yılda bir salam sosis yiyen kedimden öyle büyük bir parazit çıktıki bir daha değil ona vermek eve bile sokmadım otür şeyleri. Isırmasın nedeni yavruyken yaşadığı şeyler olabilir büyüse de hala kendini tam olarak güvende hissetmiyor bence. Benim 5 yaşında sokaktan aldığım kedimde öyleydi 2,5 yıl ısırdı tırmaladı sonra yapmadı.

    YanıtlaSil