1 Kasım 2016 Salı

Bir çocuğa kitap nasıl sevdirilir?

Çocukluğumda, babamın kitapları en sevdiğim arkadaşlarımdı. Okumayı bilmediğim yaşlarımda babamın ağır kitaplarını gizli bir köşeye kaçırır sayfa sayfa açardım. Sayfaları açarken babam gibi olmaya çalışırdım, gözlerimi dünyaya kapayıp, hayal alemine açar gibi, bir elim ile kitabı tutarken öbür elimde sigara varmış gibi, her açtığım sayfaya  duman üflüyormuş gibi, satırlara, tek tek harflerin içine küçük başımı sokarak "mutluluk neresinde" diye babamın okurken gülümsediği yerleri arardım. Hayatımda hiç sigara içmedim ama babam gibi kitap okuyarak mutlu olabildim.
Oğlum bir kaç senedir kitap okumaya direniyor, kitap okumak istemiyor. Hep böyle gidecek , kitap okumayı sevmeyen biri olacak diye endişelendim. Zorla bir şeyler yaptırmak istemiyorum, okul zaten bütün gününü zorla bir şeyler yaptırarak harcıyor iken evinde rahatlasın istiyorum. Sadece yatmadan önce bir kaç sayfa baş ucunda okuyorum. Okulu, sözde okumayı teşvik etmek için her ay, öğretmenlerin belirlediği bir kitabı okutuyor, kitabın içinde geçen şeyleri (kahramanın kız kardeşinin adı neydi , dedesi kaç yaşındaydı gibi) sorarak bir yazılı sınav yapıyor birincilere  madalya takıyordu. Bu kitap okuma ödevini gözlemlediğimde, oğlum ödev verilen kitabı okurken tedirgin olmaya başladı, yaşlara, adlara, sorulabilir sorulara odaklanmaya çalıştı, madalya alamadıkça üzüldü, birinci olmak için hırslandı, bir sene sonra pes etti,  okulun belirlediği kitapları okumamak için direndi.
Yazın gittiğimiz köyümüzde tekrardan,  okumayı nasıl özendiririm diye düşündüm.  Belki kendi gibi çocuklar ile daha kolay olur diye köyde okuma günü yaptım, akrabaların  çocuklarına haber saldım.
.

Kitap okuma günümüze yaşları 9'u geçmeyen çoğu okuma bilmeyen küçük çocuklar geldi. Önce gölgesi en büyük olan bir ağaç seçtik, altına kilim serdik. Kitap okurken ne yapmak istediklerini sordum. Ateş yaktık, mısır, patates  közledik, şerbet yaptık, salıncak kurduk. Nasıl isterlerse öyle dinlesinlerdi, kitap okurken özgürlüğü hissetsinlerdi, şerbet içerek, ateşe bakarak, salıncakta sallanarak. Kitaplar arasından " Ölümsüz Aile" yi seçtiler, okuma bilen biri başladı. Kitap okundukça, mısır koçanları paylaşılıyor, salıncakta sallanılıyor, şerbetler içiliyordu. Sonraki okumalarda çocuklar peşlerinde  sevdikleri şeyleri getirmeye başladılar, yumurta, köpek, cips, kola...Yumurtaları pişirdik, cipsi, kolayı açtık, köpeği de aralarına  alarak Ölümsüz Aile'yi  okumaya devam ettiler. Bazen heyecanlandılar, okuyanın sözünü kestiler, söyleyecekleri şeyler o kadar mühimdi ki bekleyemezdi. Ben onların başında değilim sadece aralarındayım, çok sessizim, onları hayranlıkla izlemek ile meşgulüm. Ölümsüzlüğü tartışıyorlar, cenneti, cehennemi... Hepsi bir ağızdan bağırıyor, pazar satıcıları gibi, en çok bağıran en doğru. Tezgahlarında annelerinden , babalarından,   öğretmenlerinden duydukları var, onları satıyorlar.  Satacak bir şeyleri kalmayana kadar bağırıyorlar. En sonunda susuyorlar. Kitap okunmaya devam ediyor.  Anneleri, babaları, öğretmenleri çok uzakta kalıyor. Kitap okundukça   yalnızlıklarını hissediyorlar. Bundan sonra duydukları her kelime, kendi sesleri.  Yine okumayı kesiyorlar, bence diye cümleler kurmaya başlıyorlar, bağırmaya gerek duymadan. Bence ölümsüzlük kötü bir şey, bence ölümsüzlük iyi bir şey, ben ölümsüzlük suyundan içerdim, ben ölümsüzlük suyundan içmezdim derken, salıncakta sallanmayı durduruyor, tavadaki yumurtadan ellerini çekiyorlardı.
Biliyorum benim köyüm kitap okumayı küçük görür, hor görür, sevmez. Kendileri için kitap okumak boş uğraştır ama çocukları olunca iş değişir, okusunlar ister.  Oysa çoğunlukla çocukları da aynıdır, anneleri ve babaları gibi düşünmeye yatkındırlar.
Kitap okumak büyük bir şeydir, herkes kendi iç sesini aramak için yalnız kalamaz. Kendi ile tek başınalığında doğru ile yüz yüze gelmek istemez. Benim köyüm kitap okumayı sevmez.
Ölümsüz Aile bitemeden okuma günlerimiz son buldu.
Her çocuk kitap okumayı seviyor , okumanın alışkanlığa dönüştürülmesine izin vermeyen büyükler ile nasıl baş edebilir ile ilgili bilgisi olan var mı?
 

5 yorum:

  1. Bayıldım bu etkinliğe, keşke ben çocukken böyle bir etkinlik olsaydı da katılsaydım. Okullardaki o zorlama kitap okuTma yöntemlerinden çok daha güzel.

    Bir de keşke siz döndükten sonra da devam etselerdi o okuma günlerine.

    Ve keşke müfredatı ve yöntemleri sizin gibi insanlar düzenlese...

    YanıtlaSil
  2. Sizi okudukça tanıyorum. Üstelik "ne yazacak acaba" diye merakla bekliyorum. Okurken hissediyorum. İnsanları ve hayatı anlayarak yaşayansınız. Ben seviyorum sizi. Bir gün samimi olursak ve birbirbitimizi anlarsak senli benli olabiliriz. 🍀🌻

    YanıtlaSil
  3. Bence oradaki çocuklar kitap okumayı seven çocuklar. Sevmeselerdi ortamı hemen sabote ederlerdi diye düşünüyorum. Böyle bir ortamın doğal olarak oluşması ise gerçekten çok güzel. Film gibi bir şey canlandı gözümde :)

    YanıtlaSil
  4. Yunusun hamurunda okumak var. Tıpkı baban gibi sende onun anılarına kitap okuyan anneyi koydun. Sadece sabret ve izle, biraz zaman alacak o kadar...
    Ödül..

    YanıtlaSil
  5. Sanırım televizyon, bilgisayar çağı çocukları kitap okumayı sevmiyor. Çünkü hazırlop önünde konuşmalar, diyaloglar, her şey hazır izlemek daha kolay, çaba sarfetmek gerektirmiyor.

    Ben çocukken ne bilgisayar vardı, ne televizyon. Sinema ve tiyatroya giderdik ama. O yüzden de tıpkı senin gibi kitapları çok severdim. Çizgi romanı denesen, çocukken bayılırdık çizgi romanlara...hala da severim:)

    YanıtlaSil