7 Kasım 2016 Pazartesi

Ajitasyon

Bir okurum, yazılarımı okumayı çok sevdiğini çünkü çok güzel ajitasyon yaptığımı vurgulamış, kelimelerim ile öyle güzel ajitasyon yapıyormuşum ki istediğim her şeyi elde edebilirmişim, kocam çok şanslı ya da şanssızmış diye yorum bırakmış. Yorumlarını artık yayınlamıyorum, beğenmediğinden değil, gelecekteki yazılarım için saklıyorum.
Yorumu okuduktan sonra odamdan çıktım, diğer odalara geçmek zorundaydım,  bulaşıklar, tozlar, dağınıklıklar , süpürülecek, silinecek... Lavaboyu ovalarken Ajitasyonu düşündüm, ne demek diye ellerimi kurulayıp sözlüğe baktım.
 Kendi kendime yazı sanatı ile ilgili bilgilendirici bir kaç  internet sitesini takip ediyorum.Yazılarımı kendimden yani ajitasyondan nasıl kurtarabilirim diye düşünmeye sevk etti,  okurum.
Yazılarımda olayı olduğu gibi, gördüğüm gibi yazmaya çalışıyorum. Kendimden bir şey katmamaya çalışıyorum, yazdığım kişileri acınacak hale sokmamaya çalışıyorum, sadece olanı, kısa , tasvirsiz, en basit haliyle aktarmaya çalıştığımı sanıyordum.
Örneğin, bir yazım çok paylaşılmıştı, ünlü biri kendi feysine bu yazımı koymuş, benim yazımın altında  lösemili bir çocuk ilik bekliyoru paylaşmıştı, onun sayfasında benim yazım bir günde 899 kere paylaşılmış, ilik bekleyen çocuk ise üç...Yazımı sildim. Nasıl bir ajitasyon yapmışım ki ilik bekleyen çocuğu bile geçebilmiştim.
Yazım , okulda teneffüs arasında ağlayan bir çocuk ile ilgiliydi.
Blogdan başka bir yerde yazamıyorum, blog ile yazmayı öğreniyorum, böyle yorumlar geldikçe daha iyi yazabilme konusunda aydınlanıyorum.
Yazarken ajitasyon yapmamaya dikkat edeceğim, teşekkür ederim.
Ama ajitasyon yaparak her şeyi elde edebilecek gücüm varsa, bunu kocam üzerinde değil, sokaktaki hayvanlar , okulda uzun saatler tutulan çocuklar için kullanmayı isterdim.

12 yorum:

  1. Ben de kelimelere hakim olmak, yazı işliği üstünde becerikli olmak, yaratıcı olmak şeklinde tanımlayabilirim belki sizi. Eger yaptığınızın adı ajitasyon ise tüm yazarlar bunu yapıyor demektir. Kelimelere hakim olup insanların yüreğine dokunacak cümleleri yakalamak bir sanat değil midir?

    YanıtlaSil
  2. Tövbe estağfurullah demişim. Gerçek hayatta nasıl sırf insanları üzmek için abuksabuk şeyler yapan, kıskanç, çekemez tipler vardır ya, sosyal medyada da var. O yüzden hiç takma. Bunlara yapılacak en büyük iyilik önemsemektir. Naçizane önerim hiç önemseme, üzerini çiz gitsin. :)

    YanıtlaSil
  3. Çok fazla yorum yapmıyorum ama bazen kendimi tutamadığım oluyor, yazmak istedim okuyunca..Bir önceki yazınızı okuduğumda, ne kadar "iyi" yazdığınızı düşündüm, ya da hayır tam olarak şöyle düşündüm, "ben bu blog yazarı ile tanışsam, bir gün birlikte vakit geçirsek, sohbet etsek, çocuklardan, sonbahardan, Ankara'dan, Çorum'dan ve bir sürü gündelik konudan bahsetsek, birbirimiz için hazırladığımız şeyleri ikram etsek, çay demlesek, kahve öğütüp pişirsek içsek vs, sonra ertesi gün bir önceki günü yazsak, benim fark etmediğim ya da ifade etmeyi aklıma bile getirmeyeceğim ne çok detay olur onun yazısında kimbilir diye düşündüm ve bence bu muhteşem bir deneyim olurdu yani o günü sizden okumak.. İyi yazmak gerçekten bir hediye ama iyi yemek, iyi kahve gibi, herkesin damak tadı farklı, herkese hitap etmek zorunda değil. Espresso, onu acı bulanlar nedeniyle tadını kaybetmiyor, her seferinde o muhteşem kokusuyla hem damağı hem zihni mutlu edyor. O yüzden lütfen siz de öyle yapın, espresso olun :) Eminim yüzlerce insan sizi severek okuyor fakat maalesef övgüde ketum olduğumuz için belki beş tanesi yorum yazıyor, siz de maalesef o iyilere değil, beğenmemezliğini yazan bir kişinin yorumuna takılıyorsunuz, yapmayın, kendinizden şüphe etmeyin demiyorum, daha iyi yazmanıza vesile olacaksa edin ama işte espresso olduğunuzu da bilin, seveniniz çok ve size has bir tadı var yazılarınızın, özgün, imzalı.. Saçmaladım belki ama umarım anlatabilmişimdir, kara delik gibi etrafındaki tüm aydınlığı yutmaya kendini adamış insanlarla dolu ortalık ve en çok da bunlara prim veriliyor, insanlar küsecek kırılacak kadar önemsiyorlar bu tipleri, ben de o yüzden saçmalıyorum böyle :) Lütfen yazın siz.

    YanıtlaSil
  4. Ajitasyon bende hep acındırma, duygu sömürüsü olarak kalmış. Ben senin yazılarında samimiyetten başka bir şey göremiyorum. Harika bir gözlemci ve duygusal bir anlatıcısın. Yazılarını seviyorum :)

    YanıtlaSil
  5. 'Evde oturan anne'yazınıza ilk kez yorum bırakmıştım ve orada yazılarınızda ki 'hüzün'den etkilendiğimi yazmıştım.Bu söz incitir mi acaba diye de içimden geçirmiştim.Naifsiniz Ayşe ama 'ajitasyon' size uymuyor.Bunu söyleyen kişinin kimbilir ne derdinin olduğunu da nedense düşünmek istemiyorum.Sevgilerimle.İLKNUR

    YanıtlaSil
  6. Çok seviyorum yazılarınızı okumayı.Yazılararınizda "kendini yasayanin yerine koyarak dile getirme" görüyorum. Beni derinden etkileyecek bir durum bir başkasını hafif sendeletip geçebilir.Tamamen duygu dünyasıyla ilgili diye düşünüyorum.Gul

    YanıtlaSil
  7. Bu yazıyı ilk okuduğumda o yorumu yazanın züppelik edip, bilmediği sözleri kullanarak insanları yaraladığını düşündüm. İkinci okuyuşumda, gene bilmediği kelimeleri kullandığını düşünüyorum ama bence güzel bir şey demek istemiş de sözcüğü yanlış seçmiş diye düşünüyorum. Bence sadece sözcükleri çok etkili kullandığınızı söylemek istemiştir.

    Ajitasyon fransızca bir sözcük, öz anlamı sadece "hareketlendirmek", "çalkalandırmak" demek, psikiyatrik kullanımda ise sanırım olağandışı bir hareketlilik anlamını taşıyor. Bu yorumu yazanın bu sözcüğün psikiyatrideki kullanımını bildiğini hiç sanmıyorum. Diğer yorumlarını okumadım elbet ama size öyle bir yakıştırmada bulunması çok saçma.
    Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  8. Ben tam olarak "ajitasyon" diyemesemde yazılarınızda belli bir hüzün olduğu bir gerçek. Hayata detaylı, nazik, saygılı, ve birazda "ürkek" bakıyorsunuz. Ama, işte buda sizi siz yapan değeriniz. Hepimiz sabun gibi aynı kalıptan çıkmıyoruz. Sıkıcı olmaz mıydı hepimiz aynı olsaydık? Siz markette gördüğünüz susuz kalmış çiçekleri görüyorsunuz, sokak kedilerinin açlığını hissediyorsunuz, bir patates kızartmasının sadece lezzetini değil, ardındaki hikayesini görebiliyorsunuz. En azından ben bir sonraki yazınızı heyecanla bekleyenlerdenim.

    YanıtlaSil
  9. Ben de yegenime cocukluk anilarimi anlatiyorum arada, bir defasinda bir hikayeyi daha dinledikten sonra cok ajitasyon yaptigimi soyledi, halbuki aslinda icimi dokuyorum ve bir taraftan da sahip oldugu seylerin farkina varmasini istiyorum. Yegenim ajistasyon yaptigimi soylediginde, cok hosuma gitmisti nedense, aklima birkac neden geliyor ama yaziyi uzatmaya degmez.

    YanıtlaSil
  10. Senin yazılarında tek bir şey görüyorum : RUH :)

    YanıtlaSil
  11. Yanilmis bence kendisi.
    Bizim gorup ya da goremeyip icinde yasadiklarimizi yaziyorsun.
    Gitsin tuna kiremitci okusun o kisi lutfen.

    YanıtlaSil
  12. Sen oldugu gibi yaziyorsun bu cok acik.

    YanıtlaSil