23 Mayıs 2016 Pazartesi

Köyde yaşam

Dört gün tatil yaptık köyümüzde. Annemi akrabalarına götürdüm. Annemin dayısı, annemin teyzeleri...Köyde çocuk sesi nerdeyse yok gibi, bazı bahçelerde tavuk , horoz sesi ( hayvanlar içinde  çok sevdiğim eşek ve sesi hiç yok) . Köy yaşlılara terkedilmiş.
Büyüklere götürmek için annem ile kiraz topladık, bu sene kirazlarımıza don vurmuş, ağaçlarda çok az kiraz var. Haber vermeden, çal kapı uğradığımız büyük dayı hasta yatağında, felçli yatıyor, Mükteber yenge çok seviniyor, sımsıkı sarılıyor. Büyük dayının yattığı yerde daha önce koca dede yatardı, annemin dedesiydi o da felçliydi, yıllarca Mükteber yengenin bakmışlığı vardı.  Konuşmalar yaşlılık üzerine, ölenler ve hastalar üzerine, kendilerinden daha kötü olan akraba ve yakınlarına anarak hallerine şükretmek üzere... Tecibeyli Şükriye' yi oğlu evden atmış, üstünü başını bir çuvala doldurmuş, kadıncağızı yol üstüne...Sarıların Hüsniye çok içliydi, kimseye derdini söylemezdi, oğlu istemiyormuş diye adı çıkınca tarım ilacı içti, göçtü gitti , Yukarılı Fikriye zamanında gelinine çok çektirdi şimdi kocayınca, gelini ona bakacak mıydı, her gün gelininden sopa yiyormuş ( küçücük köyden çıkan haberler öyle çok ve  büyüktü ki içime sığdıramadım, kulaklarımı tıkayıp gözlerimi açtım)  Ev sahibine hissettirmemeye çalışarak  etrafıma bakındım. Çocukluğumda bu ev , büyük dayı kocamandı, şimdi küçülmüş. Bir misafiri bekleyen ev gibi...bilindik misafir, bilindik acı, misafirin peşinde götürdüğü bilindik yok oluş...Köylük yerde yaşlılık artık eziyet oldu, çekilmez dert oldu, olmaz denilenler oldu, görülmez denilenler görüldü,  Allahım yatağa düşürme, evlat yüzüne muhtaç etme diyerek sözlerinin sonuna geldi Mükteber yenge. Daha önce koca dedenin yatağından ve koca dededen çok korkardım, yanına yaklaşamazdım şimdi aynı yatakta yatan büyük dayıyı dünyadaki her şeyden daha çok kendime yakın buldum, sarıldım, öptüm, ayrıldım.

Sıradaki büyük teyzeler , annemin teyzeleri , köydeki diğer haberlerden haberdar olmak istemiyorum, dinliyormuş gibi yapıyorum, ismi Hermine olan büyük teyzem annemden daha dinç ve sağlıklı, kirazları çekirdekleri ile yutuyor. Tütün fabrikasından emekli olduğu için maaşlı, hayatında hiç sigara içmemiş ama yirmi yıl sigara paketlediği için dedikodularının en can alıcı yerinde nefesi kesiliyor, hırlayarak da olsa kimin kızı kiminle, kimin eşi kiminlenin sonunu getiriyor. İki lafından birinde mutlaka anneme laf sokar, annemi iğneler, dedikodularını buz gibi dinlemesini, hiç oralı olmamasına içerlediğine yorarım, yine de annenim ısrarla niye ziyarete gittiğine anlam veremem.
Hermine teyzeden ayrılırken bir yer döşeği hediyesi aldık.( Hiç kimse almamış çöpe atamayacağı için  yakacakmış ) Yıllarca kullanılmamasına rağmen varlığı bile nefesini tıkıyormuş, annesinden hatıra bu döşeği yeğenine hediye etmek istemiş.
Annem büyük bir onurla döşeği kabul etti, bagaja sığmadı, arka koltuğa oturttuk. Evimize dönerken,
" Anne ne yapacağız bu döşeği dedim.
" Bu döşeğin yünleri rahmetli ninemin çeyizinden. Hermine teyzem evlenirken kendi çeyizini kızına vermiş. Annem rahmetli ninesine bakar gibi , arabanın arka koltuğuna dönüp dönüp baktı.
Arabanın arkasına bakarken, Hermine teyzeye içlendiğini hissettim, anne hatırasını, yakacaktı.

Yün döşeği, yün yorganlara çevirdik, ben de yorgan dikmeyi  öğrendim,  bir de yaşlandıkça insanın daha çok üşüdüğünü ,ve yün yorganın insanı iliklerine kadar nasıl ısıttığını öğrendim.

Bir döşekten iki tane yorgan çıkardık, ilkini annem hemen o gece örtündü, sanki ninesine sarılır gibi yorgana sarıldı, ikincisini, aşamalarını tek tek  fotoğrafları ile  belgeleyerek yazıyorum çünkü benim olacak.

12 yorum:

  1. Aslında köylerde ne acılar yaşanıyor, ben de gecen Diyarbakır'a gittim anlatılanlar konuşulanlar hiç de alışık olduklarımızdan değil.
    Köylerin yaşlılara terkedilmesi ne acı. Oysa oralarda oyun Hakkı olan o kadar çocuk 4 duvar arasında büyürken....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ortakaradenizin köyünü biliyorum, doğudaki kültür, ananeler çok daha faklı ama uzaktan köy yaşamı hoş görünüyor, neden cennet gibi bir doğayı bırakıp gitsinler... daha çok şey yazacaktım ama kimsenin acılara ayıracak yeri kalmadı,büyük Hermine teyzemi ve yün döşeğini anlatmaya karar verdim:)

      Sil
  2. Merakla bekliyorum senin olacak yorganın yazısını :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fotoğraf sıkıntısı yaşıyorum, geçen senede yorgan dikmiştim, onun fotoğraflarını bulursam :)

      Sil
  3. Hermine Ermenice'de de var. Muhtemelen alakası yoktur ama.
    Köy hiç de idealize ettiğimiz gibi bir yer değilmiş demek... :(((( Demek bütün sorunlarımız doğadan kopmaktan kaynaklı değil. Şehrin karmaşasından, gürültüsünden pisliğinden.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Ermenice bir isim Hermine:) Bizim köyde eskiden Ermeniler ve Türkler bir arada otururmuş, o kadar iyi geçinirlermiş ki, birbirlerine isimlerini bile verirlermiş, sonra ne olmuş da birbirlerini öldürecek kadar hatta çocukları , bebekleri bacaklarından tutup Kızılırmağa atıp boğacak kadar birbirlerine nefret duymuşlar...Bizim köyde insanlık adına öyle yüz kızartıcı anılar var ki...Köydeki beş vakit camiden çıkmayan amcalardan biri çok sonra öğrendi aslında Ermeni olduğunu, bebekleri ırmağa atan bir adamın elinden kurtarılmış, adı Mehmet koyulmuş...öyle çok şeyler anlatılırki...

      Sil
    2. Kızların adları nevrize, emire diye gidince son kızın adı da kafiyesi uysun diye ermeni komşuları vermiş, hermine...

      Sil
    3. Vay işe bak sen...Hiç aklıma gelmezdi senin teyzelerinden birinin adının Ermenice olacağı.
      Hala korkunç şeyler yaşanıyor bence. Bahsetmiyorum blogumda ve çevremde ama kayıtsızlıktan değil. Çok büyük yaralar açılıyor bu topluma. Korkarım kapanması imkansız. :((((((

      Sil
  4. Sadece köy yaşamı mı kent hayatında da yaşlanmak çok zor. Çok ama çok zor. Genellikle çalışan çocuklar yaşlı anne babalarına bakıcı tutuyorlar. Kimse hayatını değiştirmek istemiyor. İzlediniz mi annemin son çılgınlıkları oyununu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocuklara bakmak kolay geliyor da yaşlıya bakmak neden zor geliyor diye düşünüyorum, çocuk bizim de anne bizim değil mi, bu soruları kendime soruyorum çünkü kendimde sorun görüyorum...senin sayende ne çok tiyatraya gittim, ankarada olsam gidemezdim, çorum bu konuda çok şanslı, bilet çabuk bulunuyor( konu nasıl da uyuyordu değil mi:)

      Sil
  5. Yorgan dikmek mii!!

    Muhteşem! İmrendim Ayşe.
    Başka yorgan beni hasta ediyor. Ve hala yün yorganla yatıyorum Dikili'de. Odam kuzeyde :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim diktiğim yorgandan koyun yünleri dışarı fırlıyor, ( yüz yıl öncesine ait koyunların yünleri ile yatmak insanı ürkütüyor) ama senin için kasabada (çeyizlik el dikimi yorgancılar var, onların malzemesi pamuk olsa gerek) diktirebilirim:)

      Sil