18 Mayıs 2016 Çarşamba

Doktorun yılışığı

Ankara'da  oturan biri olarak, yıllarca hasta köylülerimizi , akrabalarımızı götürdüğümüz için, son olarak annemin hastalığı boyunca yollarını aşındırdığımız  özel ve devlet hastaneleri  tecrübelerimden dolayı bu kadar cesaretli yazabiliyorum. Yazacağım tip doktorların fazlalığı," işini, insan ilişkilerini önemseyen, şartların değiştiremediği, işinin hakkını vermeye çalışan" doktorlara saygısızlık etmiş olmaktan korkarak da olsa beni yazmaya itti.
Ankara'nın en özel, özel hastanelerinde şikayet edilecek, mahkemelere verilecek, hatta ortalığı ayağa kaldıracak bir dolu akla hayale gelmeyecek şeylerle karşılaştık (    kafa tomografilerini karıştırıp beyin ameliyatı için sıra veren hastaneden - iki dakikalık bir operasyonla idrar yolu daralması açılmış, iki saat sonra çıkarsınız denilmişken  ölümden dönüp günlerce hastanede yatmak zorunda kalıp,  sonrasında kucak dolusu para verdiğimiz hastaneden- baş dönmesi, mide bulantısı, ateş ile hastaneye gitmiş, soğuk algınlığı diye geri yollanmışken, aslında   ağrısız sancısız apandisti patlamış annem hiç birinden şikayetçi olmadı)
Annemin şikayetçi olduğu şey , çekindiği,doktorlardan uzaklaştığı şeyi (belki sırf bu yüzden kanseri ilk aşamasında yakalayamadık) anlatmaya çalışırsam;
Babam ile annem hastanede, babam yine takım elbisesini giymiş, şapkasını takmış ama artık annem ile içeri giremiyor, annem istemiyor. Annemi gören Doktor,
- Anacığım hoş geldin!
Annem" evladım, yavrum" diye hitap etmiyor, "doktor bey, efendim" diyorken,
- Oyy ne tatlısın!
Annem hayatında hiç kimseye çocuklarına, torunlarına bile "oyy ne tatlı" dememiştir, demez, hiç duymadım.
-Aynı anacığıma benziyorsun!
Annem benzetilmekten hiç hoşlanmaz.
Annemin artık çok az görülen eşarp bağlama biçiminden mi cesaret alaraktan ;
-Gız neren ağrıyo?
Babamın görevi için Malatya'dayız, babam sık sık yurt dışına çıkıyor, annem ile yalnızız , " gızlı" bir kelime ile konuşmuş olmalıyım ki, annemin ürktüğünü, yetersiz, güçsüz, kimsesiz kalmışlığını örtmeye çalışır gibi " gız" lı kelimemin üzerine savaşa giden bir asker gibi atıldığını, yok etmeye çalıştığını hatırlıyorum.
-Gocan nere emeklisi?
-Gocanın parasını bitirecen
Annemin  eşi için kurduğu hiç bir cümlede   "Gocam" diye bir kelime geçmemiştir.
Babamın yanında girmesine izin verse biliyor ki bu konuşmalara hiç muhatap olmayacak ama,
-Teyzeciğim ne güzel yanaklarınız var, diyerek yanağını sıkanlardan
-Teyzem diyerek yüzünü avucuna alanların karşısında babam yanımdayken daha çok utanıyor olduğu için babam ile doktor odasına girmek istemiyor.
Belki annem abartıyor, ama annem böyle. Hoşlanmaz, laubali konuşmalardan, el hareketlerinden, dokunmalardan, samimiyetsizlikten, ciddiyetsizlikten...Bu doktorların konuştuğu gibi konuşan komşusu olsa kapısını çalmaz.

Elinde kocaman  çantası ile sıra bekleyen ilaç firması görevlisinin yanına bir doktor yanaşıyor," daha ne kadar yazması gerekiyormuş, hesap etmesini istiyor, umre için yeterli mi değil mi diye sorguluyor" hiç çekinmeden, açık açık, duyuyoruz...

-Memleket niree?
Memleketin her yerini sever annem ama şuralıyım, buralıyım diye ayırt edici, memleketçiliği ve bu tür  konuşmaları hiç sevmez. Nerelisin diye tanışmaya çalışana kibarca yüzünü çevirir, yolunu çevirirken...



-Anadınnmı teyzem, diyen doktorlar, Bach'mı  Mozart'mı şıp diye ayırt eder annem, Nazım'mı Süreyya'mı diye ikilime  düşmez, duvarlarındaki Seurat, Cezanne, Munch,Millet, Seurat  Monet'lerin her gün tozunu alır. Böyle bir kadın elbet sizi de anlıyor, hoş görüyor ama canını emanet ederken  artık , çok çekiniyor. Doktorun yılışığı candan edebiliyor.




17 yorum:

  1. Vaybe ayşem ne anne varmış sende :)))) Açıkcası ben de henüz yeni gittim annemle doktora. Doktorların ya da hastane görevlilerinin böyle samimi konuşmaları elbette aşırıya kaçmadan (yoksaa benim anne de emekli öğretmen yani :)) bana sempatik geliyor. Ben üzülüyorum çok yoğun çalışıyorlar. Kırk türlü insanla muhattap oluyorlar. Diğer taraftan gözlemledim sanırım. Ne olursa olsun canımızı emanet ettiğimiz doktorlara güvenmek istiyoruz elbette.

    YanıtlaSil
  2. çok güzel bir yazı. içimizde söyleyemediklerimizi dökmüşsünüz post'a.
    doktoru da bir yılışık, öğretmeni de bir cahil memlekette olduk artık.
    tebrik ederim. gerçekleri yüzümüze güzel yazınızla vurduğunuz için.

    YanıtlaSil
  3. Bu tarz konuşmalardan hoşlanan müşteriler çoğunlukta oldukça , annemi ayrımsamayacaklar, dış görünüşe göre, algısına göre...bu daha çok özel hastanelerde oluyor, devlette yüze bakacak kadar vakit yok...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. biz gü hastanesine gitmiştik. valla başlarını kaşıycak vakitleri yok doktorların. üzüldüm hallerine.

      Sil
  4. Ben de hoşlanmıyorum bu tarz yaklaşımlardan ama her alanda varlar maalesef :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşlanmadığımız şeylerden uzaklaşma seçeneğimiz var ama bu tür davranışlarda özel hastane doktorları o kadar çok çoğaldı ki, ve cebini doldurmaya çalıştığını açık açık gösterini...

      Sil
  5. Sizin sizli bizli konuştuğunuz biri, gelip pat diye senli benli oluverince o ayar baştan kaçmış oluyor. En son, kanımı alan görevli bana ürün satmaya çalıştı ayak üstü. Üstelik tüm suratsızllığıma rağmen. Psra o kadar önemli ki, canı burnunda olmanız dert değil. Canları o kadar sıkılıyor demek ki, rahatsız olmanız sıkıntı değil.Böyle garip insancıklar!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senli benli konuşmalara alıştık, ama bunu doktor yapınca ve haddi aşana kadar abartınca ...

      Sil
  6. Rabbim anneni size bağışlasın Ayşeciğim.Bir an önce sağlığına kavuşsun İnşallah.
    Doktorlara gelince... Daha fakültenin 2. yılında kadavralarla tanışır, geceleri korkudan uyuyamazlar. Hatta kimi genç kızlar annelerinin yanında uyuyabilir ancak. 6 yıl boyunca oldukça ağır bir eğitimden geçerler.Profesörlerin kaprislerinin gölgesinde staj yaparlar. TUS sınavı canlarına okur. Bir de mecburi hizmetlerini, dillerini bile bilmedikleri doğu köylerinde yapmışlarsa uzman olarak kente döndüklerinde kelimenin tam anlamıyla insanlıktan çıkmış hale gelirler.
    Hastanelerde bir hastaya sadece 5 dakikada teşhis koymaları beklenir. Gecesi 20-30 liraya nöbet tutarlar. Ertesi gün de dinlenmeden mesaiye devam ederler. İlk yıllardaki idealizmleri önce törpülerle sonra zımparalarla eritilir. Bir de bakarsınız ki doktor zıvanadan çıkmış.
    Size Dr.Feraye S.Çokgürses'in Bacak arasından Türkiye adlı kitabını önereceğim. Türkiye gerçeklerini bir de doktor gözünden görmelisiniz.
    Gelelim zıvanadan çıkan doktorlara. Onlar haklı da biz haksız mıyız? Ne olursa olsun hakkımızı savunmamız gerek. Hiç bir hasta susmamalı. Bizim sağlığımız, çıldırmış doktorlardan çok daha önemli. Doktor, yaşadığı sorunlara dayanamıyor, kendi hakkını savunamıyorsa istifa etsin. Kimse kusura bakmasın. Hata yapan, hatasının bedelini mutlaka ödemeli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu meslekler özel meslekler. Para ve saygınlık için tercih ediyor çoğu genç. Doktor olmanın ne demek olduğunu bilmeden tercih eden yoktur sanıyorum. Sonra da zorlu şartlara isyan ediliyor. Bana da baskı oldu doktor ol diye, bu mesleğin hakkını veremem dedim istemedim mesela. Onların zorlu şartlarını anlıyor ama hak veremiyorum malesef. Kendi seçimleridir ve bu özel işi hakkıyla yapmak durumundadırlar. Size katılıyorum sonuna kadar... İçimi dökesim varmış demek ki:)

      Sil
    2. DOktorluğu zenginliğe geçiş olarak algıyanlar çoğunlukta, hastaya acımayan, sadece cebini doldurmaya çalışan doktorlar çoğunlukta, özel hastanelerde, hiç gereği olmayan, bütçemizi zorlayan bir dolu şeyi sadece kendi hastanelerinde yapılmak üzere istiyorlar, kendi teknolojilerinden daha üstün daha iyi makinalardan çıkmış testlere itibar etmiyor, ilaçlı tomografi gibi hastaya eziyet edici şeyleri bizim hastanede olacak diye defalarca çektiriyorlar,gereği olmayan şeyleri sırf hastanelirinin çıkarı için talep edebiliyorlar, doktorun insafsızı ile de çok karşılaştık...

      Sil
  7. Geçmiş olsun Ayşe.
    Ben okurken sinirlendim. Hastane ve doktor adını da yazabilirsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tüm meclis üyeleri,bürokratlar, kendi ceplerinden ödemeyip, devlete yazdıranların gittiği Güven hastanesi, küçük bir işlem için on binlerce lira yazıyorlar ve ücretimiz ne kadar diye sorunca kızıyorlar, niye soruyorsun ki, hepsini karşılıyor gibi cevap vermeye alışkınlar, memoriyel, medicana da bu tür doktorlar ile karşılaştık ve umreye gitmek için ilaç kotasını doldurmak isteyen de hacettepede bir doktordu...

      Sil
  8. Aklıma bir anım geldi. Memlekette ünlü bir psikiyatra gitmiştim zamanında. Bana "manitan" var mı diye sormuştu. Sözde sempatik görünmeye çalıştı herhalde kendince. Görüşme bitince hızla ordan kaçmış bir daha da uğramamıştım. Bu adam tıp doktoru!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benimde böyle bir anım varmış, şimdi hatırladım, istanbulun en tanınmış psikoloğuydu, sözde beni anladığını belirtmek için elimi tutmak istemişti, uzatmamıştım, evden çıkmadan önce lavaboları çamaşır suyu ile yıkamıştım ve elimi masanın altından çıkarmamaya çalışıyordum:)

      Sil
    2. ouu. bana acildeki doktor numarasını bıraktı doğrudan. Altı üstü karda kayıp düşmüştüm, kolum incinmişti. Ama olur da tekrar gelirsem falan onu rahatça bulabilmeliymişim, arayabilmeliymişim, falan.

      Sil
  9. Hiç hoş değil bu söylemler. Evet, hoşlananlar da var. Bana denk gelmesini istemem. En çok da özel hastanelerde karşımıza çıkıyorlar. Devlet hastanelerinde ise ya bezgin Bekir ifadeliler ya da hastayı haşlayıp duranlar var. Tamam, zor meslek ama her mesleğin zorlukları var. Orta yolu bulmalılar.

    YanıtlaSil