16 Mart 2016 Çarşamba

Anne pişmanlıkları

  Bloğum, görünür olmaya çalışmam. Bloğum, kaybolmuşluğumun içinden bir ses. Yüzüme  bir bakanın bir daha bakmak isteği duymayacağı biri iken , bugün ne yazmış diye yıllardır bakanlar için, bloğum.....
Bloğuma bazen özel mesajlar geliyor, beni okumaya değer bulup yorumlayanlar oluyor. Böyle zamanlarda görünür olduğumu hissediyorum, seviniyorum.
 Bir anne , okul ile ilgili "pişmanlıklarınızı" yazar mısınız diye soruyordu.
Bir anne olarak pişmanlıklarım o kadar çok ki...Pişmanlıklarımı ikiye ayırıyorum ve birincisini yapmamaya çalışıyorum. Keşke hamile iken tepsi tepsi baklava, kurabiye tatlı yemeseydim, çocuğumu şekere alıştırmasaydım, keşke hamile iken Mozart dinleseydim gibi geri dönüşü olmayan pişmanlıklarımın hiç bir işe yaramayacağını biliyorum ve yapmamaya çalışıyorum. Ama ikinci tür pişmanlıklarım kendimi tanımamda rehberim gibi, bu tür pişmanlıklarımı görünür kılmak istiyorum, doğruya dair , doğruyu bulmaya dair.
Yaptığım çok şeyden pişmanlık duydum."Hayatında yaptığı hiç bir şeyden pişman olmayan insanlar"ı görmüşlüğüm var, dostluğum, akrabalarım var. Kendini hiç sorgulamayan, dünyaya bir kez geldiği için "pişmanlığı" tatmak istemeyenler, yaptıkları her şeyi doğrulandıranlar fazlasıyla var.
Pişman olduğum şeylerden biri  oğlumu okula yollamamakta ısrarcı olamamamdı. Herkes gibi yapmanın kolaylığına sığındım. Altı yaşından beri oğlumu en çok okul görüyor, okulun izin verdiği zamanlar çok az. Gözüme girdin, gözümden düştün diye istediğini ( sessizlik, yüksek not, ödev yapma, kurallara uyma) elde etmeye çalışan öğretmenlerin gözünün içine bakmak zorunda kalması, yarıştırılması, sosyalleşmesi için, arkadaşlık kurması için , oynaması için , kendini tanıması için fırsat verilmemesi ilk başta sayabileceğim okul ile ilgili pişmanlıklarımdan.
Pişmanlıklarımı okul da bilsin diye geçen gün elimde bir mektup ile okula gitmiştim. O gün sınıf öğretmenini beklerken kalabalık bir öğrenci grubu içinde kaldım, okulda İstiklal Marşı yarışması varmış. İlkokullar beş, ortaokullar on kıtayı ezberlemek ile görevlendirilmişler ve en iyi okuyanlardan birinci seçilecekmiş. Ezberini okuyup geri çekilenlerin içinden bir kızın gözlerinden yaşlar sessiz fışkırıyordu. Sınıf öğretmeni hala gelememiş iken sessizce ağlayan kızın yanına gittim.
Sanki beni bekliyormuş gibi gözyaşlarının sebebini sorulmadan anlatmaya başladı; o kadar çok tekrarladım ki, evde o kadar çok güzel okuyordum ki, o kadar çok..."
Kendi ezberim aklıma geldi. Babam "Safahat" ı eve getirdiğinde sevindiğimi hatırlıyorum. Bize bütün şiirleri,( küfeci çocuk'ta ağladığımı biliyorum) okurken ,  Safahat'ı yaşayarak babamdan dinlemiştim. Sonra, babam gibi okumaya çalışarak, kendi başıma satır satır  okumuştum. Babam her pazar kahvaltı sonrasında ( yer sofrasında) bir şiir okurdu, yerde diz dize, babamın ağzından çıkan kelimeleri canlandırarak dinlerdik. Babam bazı satırlarda ağlardı, o zamanlar başımızı öne eğer dizlerimize bakardık.  İstiklal marşı ezberi için çok çalışmam gerekti, ezberim çok kötüydü, ezberlesem bile en küçük şeyde dikkatim dağılıyor, her şeyi unutuyordum. Ezber günü koca sınıfta bir tek ben şaşırdım. Öğretmenim İstiklal Marşı ezberine karşı çok hassastı, tahtadaki beni sorgulamaya başladı, sen nasıl...sen nasıl bu vatanın ekmeğini...sen nasıl bu vatanın suyunu... Tahtada bütün sınıfın önünde başımı önüme eğip, gözlerimi kapadım. Yer sofrasındayız, babam Safahat'ı okuyor, gözlerinden yaş geliyor, babam ile ağlıyorum...
Oğlumun sınıf öğretmeni geldi, elimi sıkmak için uzandı,  iki elimle tuttuğum kağıdı ne yapacağımı bilemedim. Hiç bir şey değişmeden, yıllarca korunarak gelebilmişti, elimdeki kağıt parçası ile neyi değiştirecektim...

3 yorum:

  1. Bence susarak bu gidişatı hızlandırdık.

    YanıtlaSil
  2. aynen öyle ayşe. her şey korunuyor. saçma bazı şeyler daha saçma bazı şeylere evriliyor. o yüzden okulsuz eğitim hakkımız.ne zaman gelir ne olur bilemiyorum. beniim sorunum değil o. devletlerin sorunu. çünkü hayat okulsuz ama devletler okullu. devletin çözemediği okul problemini neden biz üzerimize alalım. neden biz çözmeye çalışalım.

    bir de bu yazdıkların doğum sancısı sanki. az kaldı unschooling kararına hissediyorum. tabii yunus'un kararı da önemli.

    YanıtlaSil
  3. Bazen her şeyi değiştirecek gücü bulurken bazense susmayı tercih ediyoruz. O kadar ümidimizi kırıyorlar ki

    YanıtlaSil