24 Şubat 2016 Çarşamba

Çorum'da Pilates


(Videonun Çorum ile ilgisi yok, internetten alınmıştır.)

İstanbul'daki evim Anadolu yakasının en ünlü spor merkezinin yanı başındaydı, spora gelenlerin lüks araçları sokağımızdaki trafiği felç ederdi. Ben hiç bir spor merkezine gitmedim , kayınvalidemin ünlü bir spor eğitmeni( haber kanallarına, sabah programlarına çıkmışlığı vardır) olmasına rağmen hayatımda hiç spor yapmadım. Öğrencilik hayatımda en sevmediğim ders beden, en korktuğum öğretmenler ise beden öğretmenleri olmuştur. (10 yaşındayım beden dersi için okul bahçesindeyiz, asker yürüyüşü çalışıyoruz, ileri adım, geriye dön, sağa dön, sola dön...Sağımı karıştırıp sola dönünce beden öğretmeni sağ yanağıma tokat attı, tokatını atarken de şöyle dedi," bu tokat sana sağını öğretir". Yirmi yıldır sağımı solumu karıştırırım, sağlı sollu tarifler veremem, sağa sola dön deseler olduğum yerde dona kalırım, bir panik gelir, araba kullanırken sırf bu yüzden çok zorlanıyorum.)

Çorum'a taşındığımızın dördüncü ayında kayınvalidem  ziyarete gelince beni zorla spor merkezine yazdırdı. Çorum belediyesinin kadın kültür merkezinin pilates dersine kayınvalidemin zoruyla gitmeye başladım. Yirmi kadın ile birlikte spor yapacağız. Pilates topu ve yer minderini merkez karşılıyor, herkese fazlasıyla yetecek kadar dolaplarda var. Pilates bandı ise herkese özel. Hareketleri rahat yapabilmek için tayt giymemiz önerilmişti ama ben eşofman giyiyorum. (  öğretmenim,'tayt giymezsen tokat atarım' diyene kadar tayt giymeye niyetim yok:) Spora gelen kadınların çoğu kilolarından kurtulmak için oradalar. Hiç spor yapmamış bedenim ilk hafta odun ile dövülmüş gibiydi. Plates nasıl yapılır bilmiyorum ama bizim yaptığımız şeyin pilates olduğundan şüpheliyim. Şemmame ile başlıyoruz,  kaldır kaldır kolları, hint, latin müzikleri ile devam ediyor.
Bangır bangır müzik eşliğinde acemice el kol ayak baş sallarken kendimi afyon çekmiş esrarkeşlere benzetiyorum. En korktuğum şey olan,' sağ ayağı kaldır, sol kolu indir gibi sağlı sollu şeyleri en ücra köşede olduğumdan kafama göre yapıveriyorum. Spor yaparken nefes alıp vermeyi unuttuğumdan olsa gerek başım dönüp yıkılacak gibi oluyorum. Yer minderi hareketlerinde kadınlar çantalarından yastık ile çarşaf çıkarıp minderlerini kaplıyorlar , bana spor çantasında çarşaf ile kılıflı yastık getirmek şimdilik ağır geliyor. Kafamı sallarken gözlüğümün fırlayıp ezilmekten son anda kurtulmasından, hocaya çok uzak olduğum için hocayı takip edeceğim diye kafamı fazla çevirmekten boynuma kramp girmesinden, pilates topundan her şekilde düşmekten, çok çekiştirdiğim pilates bandının yüzümde patlamasından başka sakat bir şey olmadı.

İlk gün spor odasına girdiğimde herkes yerini almış hocayı bekliyordu, beni ilk gördüklerinde bir yabancıya bakar gibi baktılar, ayaklarımdan gözlüklerime kadar, uzun uzun...Ben zoraki gülümsedim ve "merhaba"dedim( iki hafta oldu, gülümseyerek hala ilk merhabayı ben veriyorum , dün gülümsemedim, merhaba da demedim.)
Kadınlar odaya girer girmez hemen dolaplara koşuyorlar, pembe topları ve pembe minderleri  alıp üzerlerine oturuyorlar. Bana pembe top ve pembe minder kalmıyor. ( pembe renkli top ve minderler yeni, gri renkliler ise eski ) Gri renkli malzemelerim ile kapı kenarında, kimsenin rağbet etmediği köşede yerimi alıyorum. Diğerleri ayna karşısında , kendilerine bakarak sporlarını yapıyorlar. Geçen gün yanımda ki arkadaştan yanına yığdığı pembe toplardan  birini alabilir miyim diye soruverdim. Bana canını istiyormuşum gibi bakarak, onlar arkadaşlarımın dedi.
Gri renkler içinde, kapı kenarında olmaktan garip bir huzur alıyorum. Bir gün spor arkadaşlarım İstanbul'dan geldiğimi öğrenip, yine aynı tepkiyi verdiklerinde ( İstanbul, Bostancı sahilinde, ev sahibi iken gönül hoşluğu ile kendi arzumla geldiğimi öğrenince)  şöyle diyeceğim;
'Siz olsaydınız, aynı pembe renkli toplarınız gibi İstanbul'un üzerine oturup, kalmak istemezdiniz,  Çorum sizin için gri top mu? gri topu  en sona kalan alır, mecburen alır', diyecektim ama bugün biri bana merhaba dedi, hem de gülümseyerek...


15 yorum:

  1. Videoya bayıldım!!!! Herkes ne kadar muntazam dans ediyor. Aylardır ezberlemiş gibi. Şimdi ben de o gazla yogama koyulacağım.

    Pilates sınıfındakiler ne vahşi, ne görgüsüz insanlarmış. Altı üstü bir spor topu için yaptıklarına bak. Hiç sevmem böyle insanları. Ama ne çoklar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, videoyu internetten buldum, çorumdaki bizim salona ait değil:)
      Çorumda yoga kursu olsa diye ben de iç geçiriyorum ama yok...sevgilerle...

      Sil
    2. Evet sizin salon olmadığını anladım. Ama çok güzel.

      Ben yogayı kursta yapmıyorum. Evde yapıyorum. Dün 30 günlük bir programa başladım. Link vereyim belki ilginizi çeker:

      https://www.youtube.com/watch?v=AUJW1Kd4zik

      İngilizce olması umarım engel oluşturmaz.

      Sil
    3. Beraber başlayalım, teşekkür ederim.

      Sil
  2. Başlarda dedim bu da Anadolu plasesi ;) sonra düşündüm neden hep ben deriz ki? Ne güzel bitirmişsin birşeylere sahip olup üstüne oturup saklarız biz. Birşeylerin Anlamlı olmasından ziyade sahip olmanın verdigi gurur yanıltır bizi.

    Zamanla inş. Siz de onlara onlar da size Alişir ilk gülümseme ve Merhaba gelmiş bile ;) devamı gelir ins .

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Deniz, sahip olma insana güven veriyor olsa gerek, ihtiyacından daha fazlası olsa bile, başkasının ona ihtiyacı olsa bile, oysa bu sahiplik duygusu gerçek güveni veren şeyden uzaklaştırıyor...

    YanıtlaSil
  4. Merhaba demek istedim sizi dün okumaya başladım istanbul dan tekrar merhaba

    YanıtlaSil
  5. Ayşe, Anne Adaleti yazısı yok? Ne kadar güzeldi :((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, farklı anlaşıldığı için silmek zorunda kaldım, isterseniz meal ile yollayabilirim.
      sevgilerimle

      Sil
    2. Evet evet lütfen! e.aydinsari@gmail.com

      Seni yazdım blogumda. Gördün mü?

      Sil
    3. Elif, teşekkür ederim, sayende yeni bloglar keşfettim, beni öyle büyük blogların içine kattığın için, okumaya değer gördüğün için de...

      Sil
  6. Her yazınızı büyük bir keyifle okuyorum. Sessiz okuyucularınızdan biriydim. Bugün ilk yorumumu yazarak "Merhaba" demek istedim. Yazım dilinizden edebiyata meraklı olduğunuz hemen anlaşılıyor. Yazılarınızı bir yayın eviyle paylaşsanız efsane bir yazar olabileceğinizi düşünüyorum. Bol bol yazın, biz de keyifle okuyalım. İnanın her gün yeni bir şey yazdınız mı diye heyecanla blogunuza bakıyorum. Çorum'a kucak dolusu sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Tuğba, bilsen nasıl mutlu oldum, nasıl içime yazma isteği doldurdun, çorumdan, yüreğimden kucak dolusu sevgiler..

      Sil
  7. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  8. Merhaba çorumda hamile pilatesi arastirirken sayfanıza denk geldim yazınız çok hoşuma gitti. Aslında hemserilerim sicakkanlidirlar ama sizin spor ekibinin kanı biraz geç ısınmış anlaşılan. :)) sevgilerimle..

    YanıtlaSil