4 Aralık 2015 Cuma

Ah'lar Ağacı- Pıtpıt


Yapma Pıtpıt! Odalardaki tüm halıları tırmala ama bunu   tırmalama!  İkindi güneşinin vurduğu salondaki o koltukta , hem  Ah’lar  Ağacını okuyor  hem seni okşuyorken niye kalktın ? Niye tırmalıyorsun,  ilmek ilmek dokunmuş , yeşili ile moru ile ne güzel bu halı, yazık değil mi?  Tırmalama  diye ne   diller döktüm, anlamadın.En sonunda salonu kilitledim. Oysa senden hiçbir şeyi sakınmadım, ortopedik yastığımı,  yeni süpürülmüş( kıllarından da arındırılmış )koltukları, minderleri, yatakları, masaları, evin her bir karışı senindi. Evimize güneş bir tek salon penceresinden giriyorken, niye salonu kilitlemek zorunda kaldım? Niye bozkırın ardından batan güneşi baş başa izlemekten mahrum kaldık. Oysa en güzelinden tırmalama ağacın varken oysa o tırmalama şeyini, Yunus’un kumbara desteği ile alabilmişken, halden anla be Pıtpıt.  Bak  yine güneş batmaya hazırlanıyor, bozkırın tepesinde. Hırıl hırıl kucağımdasın, pembe kulaklarını yanaştır:
“ Güçlü bir el silkeledi beni sonra                                                 
 Sanırım Tanrı’nın eliydi.
Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan.
Binlerce yeşil gözü olan bir zeytin ağacı gibi,
Çok şey görmüşüm gibi,
 Ve çok şey geçmiş gibi başımdan,
Ah..dedim sonra
Ah!”
Çocukken şöyle dua ederdim Tanrı’ya:
Tanrım bana hiç erimeyen
Kırmızı bir bonbon şekeri yolla.
Eski tül perdelerden gelinlik biçerdik
Kardeşimle kendimize durmadan,
Olmayan çayları,
Olmayan fincanlardan içerdik.
Olmayan kapıları açardık,
Olmayan ziller çaldığında.
Siyah papyonlu olurdu mutlaka
Resim defterimizdeki damat.
Yedi günde yarattığımız dünya
Mutlu olurduk pastel boya koksa.
Ve şimdi dua ediyorum Tanrı’ya
Olanlar oldu Tanrım
Bütün bu olanların ağırlığından beni kolla! (1)

Evin bütün halılarını parça parça, iplik iplik ayırdın hiç sesim çıktı mı, olsun dedim, senden kıymetli mi. Seni ayrı sevdiğimi bir sen bilirsin, bütün gün kucak kucağa, bütün gün hiç ayrılamadan. Anlarsın sanmıştım,  yalvarmalarımı. Dayanamadım açtım bak salonun kapılarını. Hemen kurulduk koltuğa.  Gün batımında şiir okuyorum. Niye atladın yine halının üzerine, niye pençelerini geçirdin rengarenk ilmeklere. Beni  anlarsın sanmıştım, beni en iyi sen anlarsın sanmıştım…Parçala, hiç bakmıyorum, bak şiir okumaya devam ediyorum;
“Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
 Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım
 Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.”(2)

(1)“Ah’lar Ağacı (2)Siz Aşktan N’anlarsınız Bayım? Didem Madak.”  Çorum bozkırında gün batarken birlikteydik Didem Madak.

2 yorum:

  1. Cok güzel gercekten :))

    Benim de Bloguma bi ugrarsaniz cok sevinirim :)

    YanıtlaSil