20 Ekim 2015 Salı

Hissedememe hastalığı


Cumartesi günü güneşli bir sabaha uyandığımda aklıma ilk gelen  kirli çamaşırlar olmuştu, bu pırıl pırıl güneşte çamaşırlar hemen kuruyabilirdi.     Balkona çıktım, hava buz gibiydi, sis her yeri kaplamış karşı tepeleri görünmez yapmıştı.  Alçak, çıplak tepeler  Çorum’u  sahici kılıyordu, saklayacak hiçbir kötülüğü olmayan arkadaş gibiydi. Sokağımızda tek katlı bahçeli evler  henüz yıkılmamış, bahçelerde şimdi ayva mevsimi.  O gün yakınımızdaki bir bahçede telaş vardı,  kamyonetten plastik sandalyeler indiriliyordu. Başka bir kamyonetten büyük hoparlör   ile , kablolar . Bütün bir yaz nerdeyse her gün mahallemizde, sokağımızda  sağır edici elektronik oyun havası  dinledik, her evin bir düğünü, sünneti, nişanı  vardı. Çamaşırları ipe asarken  hoparlörün ilk gürlemesini  duydum, kuşların sesine ve pisliğine dayanamadıkları için  ağaçları kesen sokak sakinleri için bu elektronik canavarın sesi  olağan ve doğal. Düğün şarkıcısı erkenden işinin başına geçti, mikrofona üflüyor,  kabloları bir ileri bir geri çekiyor. Çamaşırları asar asmaz kapıları pencereleri iyice kapatıyorum, içeriye oyun havası girmesin diye. Ama evimin her köşesinde;“ eller havaya, göbekler ortaya, hanımlar sallayın, baylar oturmayın”.  Akşama  doğru güneş alçak tepelerin ardına doğru kaybolurken hiçbir şeyden haberim yoktu ( her şeyden haberdar olmamak için internet ile televizyonsuzluğu seçmiştik). Cumartesi  günü tek derdim, evimin içinde ki oyun havasıydı…Çamaşırlar kurumuş mu diye balkona çıktığımda karşı bahçenin mutlu insanları toplanmaya başlamıştı, hoparlör  gürlemesine ara verdikçe bahçedeki mutlu insanların sesini dinliyorum, bütün sesler düğüne dair, gelin, damat, pilav üstü kavurma, ayran, kola. Düğünün mutlu insanları için elektronik müzik eşliğinde göbek atmak  sorgulanamaz bir haktı ve ana sütü gibi helaldi. Allah ne verdiyse, kıvıra kıvıra, sallana sallana, çalkana çalkana atıyorlardı göbeklerini. Bahçedeki, göbek atma yeri olarak ayrılan pist dolmuş, sokakta kolları kartal gibi açılmış, dizleri kırıp çömelmiş “ Angara havası” diye ısrarla bağıran kalabalık, bıkacağa , yorulacağa hiç benzemiyordu.

 Telefonuma eski evimin bağlı olduğu belediyeden bir mesaj geliyor” Ankara’da ki patlama yüzünden  açılışımızı erteliyoruz… “  Bir mesaj da Çorum ‘dan;” hainler istediklerine erişemesin diye yarın ki açılış törenimizi ertelemiyoruz”…

 Evime üç saat uzaklıkta bir yerde 100 e yakın kişinin parçalandığından haberdar oldum.

 Üşüdüğümü hissettim. Ölümcül bir üşüme. En kalın hırkanın, sonuna kadar açık kombinin, en tepede ki güneşin , en anlamlı cümlenin bile ısıtmaya gücünün yetemeyeceği bir üşüme ile balkona çıktım. İpte asılı çamaşırları kucağıma doldururken hayatım boyunca sevemediğim, kaçtığım, küçümsediğim her kim  varsa hepsine  sarılmak istedim. Sokağa tükürenler, torpil ile işe girenler, denizi kirletenler, görgüsüz çok zenginler, ağaç kesenler, kitap okumayanlar, kuyruğa kaynak yapanlar, memleketlisini kayıranlar, tezgahın arkasını çürük ile dolduranlar, işçinin hakkını yiyenler, sadece birincilerini seven öğretmenler, evlilik programlarını hiç kaçırmayanlar,trafik canavarları, kedileri sevmeyenler, tüllerinin beyazlığı ile gurur duyanlar, her şeyin en iyisini en doğrusunu sadece kendileri bilenler, hepsine birden sarılmak istedim, kötü olarak bildiğim her şey öyle anlamsızlaşmıştı ki… Balkondan sokağıma baktığımda ölümcül üşümenin her yeri istila eden salgın bir hastalık olduğunu görebiliyordum. Acılarımızı hissedemedikçe  üşüyoruz, bu üşüme  gizli gizli öldüren bir hastalık. Acıyı paylaşamama insanlığımıza dair en kötü şey olmalı… Bu vurdumduymazlığın soğukluğunda aslında hepimiz üşüyoruz, bu üşüme öyle bir salgına dönüşüyor ki hepimizi öldürecek kadar tehlikeli.

Cumartesi günü ,  oyun havasında kurumuş çamaşırlarım kucağımda iken, ölümcül üşümenin virüsünü içimde hissettim.  

3 yorum:

  1. Ah çok zor. Nasıl atlatacagız?

    YanıtlaSil
  2. Hocannem senin vasitanla tanidigim bu koza benide kucaklarmi ısındım sizinle,ne cok acı cekti bu insanlar ve ne çabuk unutuluyo ne yapsam diye düşünmek ve her kürsü her sohbet her vaaz nasip olduğunda otekilestirmeden yaklasip kuran ahlakiyla yaklasiyorum kelimelerimi seçiyorum. Bu hallerle dertleniyorum yazilariniz hem manevi kuvvet ve hazir gibi bana duamdasiniz mumine hatunlar ümmü sümeyye

    YanıtlaSil
  3. tüm üşüyenlerin birbirine sarılma vakti...

    YanıtlaSil