12 Ocak 2015 Pazartesi

Sakine Teyze'nin Zamanı



Sakine Teyze'yi ziyaret için her haftanın bir günü huzur evine gidiyorum. Her gidişimde farklı karşılıyor, bazen hiç umursamıyor, bazen de sanki yıllardır hasretlik çektiği şeye kavuşmuş gibi heyecanlı, mutlu oluyor. Umursamaz karşılaşmalarında kendimi daha rahat hissediyorum. Elini öpüyorum, yanına oturuyorum. Gözünün gördüğü her şey hakkında konuşmaya başlıyor Sakine Teyze, hafızası o an gördükleri ile sınırlı. Ben de "o anım". Sakine Teyze'nin zamanında , geçmiş ve gelecek yok , ben de geçmiş ve gelecek ile ilgili değilim , sadece o an dayım. Her gidişimde biri  yanıma oturup " şanslı kadın Sakine Teyze ,  hayırsız kızını hatırlamıyor, genç yaşta ölen kocasını hatırlamıyor, buranın sefilliğini hatırlamıyor "diye fısıldıyor.

Geçmişsiz ve geleceksiz bir zamanda yaşayan şanslı Sakine Teyze'yi sınıyorum ( içimdeki kötülük dışarı sızıyor). Geçmişi ile ilgili bir şeyler soruyorum. Pırasa yemeği seven kedisini hatırlıyor, pazar gezmesini sevdiğini, pazara giderken oğlunun para verdiğini  hatırlıyor. Hatırlamaya çalışmak ağır yükü sırtına almaya çalışmak gibi, yoruyor.  

Sakine Teyze'nin ellerini tutuyorum, yürütüyorum, yemeğini yediriyorum, anlık şeylerle ilgili sohbet ediyorum, uyuması için yatağına yatırıyorum. Yatağının ucundaki  pencereden kuru ağaç dallarını görüyorum. Kuru dallar hangi ağaca ait diye  düşünmemeliyim. Ağaç zaman. Ağaç zaman çünkü.
Baharda çiçek, yazda meyve, sonbaharda solgun yapraklar...Sakine Teyze'nin zamanında ağaç sadece kuru dalları ile donmuş bir resim...

Huzur evi ilk gördüğüm  günden beri bana kız öğrenci yurdumu hatırlattı.

Dört demir yatak, bir masa iki sandalye, bir pencere, halısız taş zemin. Benim penceremden de ağaç dalları görünürdü. Dalların dört kere çiçek açıp, erik verip, yapraklarının solduğu  zaman kadar  yurtta kalmıştım. Geleceğim için kariyerim için bu yurt odasında kalmam gerekiyordu. Sabır ettim, halısız taş zeminin içimi buz gibi soğutmasına dört sene dayandım.
Sakine Teyze'nin odasının taş zemini , penceresi, masası ne için vardı? Nereye kadar vardı?

Bir oğlu vardı, hatırlanması gereken bir oğul...İşinden çıkar çıkmaz her akşam , bir akşam bile aksatmadan  annesinin akşam yemeğini yediriyor, ilaçlarını içiriyor ve yatağına yatırıyor, uyuyana kadar başından ayrılmıyor. Sakine Teyze'nin gözleri her akşam oğlunu görerek kapanıyor.

Sakine Teyze'nin zamanına girdiğim için şanslıyım, geçmiş ve gelecekten uzak, anısız, umutsuz, sadece göründüğü kadar...




4 yorum:

  1. Ben de unutmak istiyorum.
    Unutacaksam da yaşamanın bir anlamı yok.
    Ölsem olur, sorun değil.

    YanıtlaSil
  2. ah ayşecim ne diyeceğimi bilemiyorum ki... yaptığın şey herkesin yapmayacağı türden. oğlunu da seni de çok takdir ettim canım...

    YanıtlaSil
  3. ne güzel bir oğul yetiştirmiş Ayşe.. İnşallah bizlerde böyle vicdanlı evlatlar yetiştiririz...

    YanıtlaSil
  4. Haftanin bir gününü Sakine teyzeye ayirman ne kadar ince ve sabirli bir davranis,bizler belki yapamazdik düzenli olarak ziyaret etmeyi,sen cok özel bir insansin Aysecim,Allah gönlünün karsiligini versin seninde...

    YanıtlaSil