30 Aralık 2014 Salı

Yılbaşı hüznü


İşimden kafamı kaldıramıyorum, geçen hafta işveren ödeyecekleri parayı açıkladı ve istedikleri verimi, bilgiyi alamazlarsa parayı alamayacağımı da kibarca ima etti. Elimden geleni yapmak yetmiyor, uzaktaki yakınlarımdan yardım istedim, sağ olsunlar kendi işleri gibi dört elle sarıldılar. Cumartesi günü ,  dışarıda yağmur yağıyor, Yunus ödev yapıyor bir yandan da pencereden bakıyor. Her yer de ışıklar, noel babalar, pencere önüne koyulmuş çam ağaçları. Yunus pencere önüne geçtikçe söyleniyor;     " ışıklı ağaçların olduğu evler ne güzel, ışıklı ağaçları olan evlerin çocukları ne kadar mutludur." İşten başımı kaldırdıkça Yunus'u pencere önünde, ışıklı ağaçları olan evlere bakarken görüyorum.
Para verirlerse  ışıklı ağaç alsam mı diyecek kadar içime işliyor Yunus'un pencere önünde ki hali.
Bir bakıyorum ödevlerini bir tepsiye koymuş yanıma ilişmiş, tepsi üzerinde bir yandan yazıyor bir yandan ;" anne, misafirliğe gidecek bir ev var mı? " Yok"." Anne bizi çağıran bir ev var mı"? "Yok".
Tepsisine gömülüyor.
Dışarıda yağmur şiddetlenirken, işimi bitirmemin imkansız olduğunu anlamışken  Cumartesi günü de ders çalışmasın diye Yunus'u elinden tutup dışarı çıkıyoruz. Yağmur altında yürümeyi her çocuk severdi, hava soğuk olmasa. Yunus'un botları su çekti. Sahil kenarında ki caminin kapısından poşet aldık ,hanımlar köşesine çekilip çoraplarımızı değiş tokuş yaptık, ayaklarımızı poşet ile sardık, ayaklarımızın poşet içinde ki haline çok güldük. Cami kapısındaki ışıklı yazıları okuduk; " ..birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız” .
Su geçirmez ayakkabılarımız ile yağmur altında dolaşırken eskimiş az ışıklı gösterişsiz  çam ağacını pencere önüne koymuş bir huzur evi gördüm. " Çam ağaçlı bir eve misafir olabiliriz" diye umut ederek içeri giriyoruz. Dar uzun oturma odasında hepsi yaşlı on kadar kişi birbirine bakarak oturuyor.
 Sessizce çam ağacının yanına kıvrıldık. Yunus cennete gelmiş gibi, eskimiş plastiği , süssüz, tek tük lambasıyla bir yanıp bir sönen ışıklı çam ağacına büyülenmiş bakıyor. Evlerine davetsiz geldiğim hiç birini tanımadığım yaşlılardan utanıyorum, kafamı kaldırıp merhaba diyemiyorum. Hepsi gülerek Yunus'a bakıyor, "babaanneye mi, ananeye mi geldin, diye soru soruyorlar. Yunus çam ağacına gelmişti. Kime geldiniz diye sorular soruldukça ne diyeceğimi bilemedim. Çam ağacından uzakta kapı köşesinde ki koltuktan biri zar zor yerinden kalktı, iki büklüm yanımıza doğru geldi;" Bana geldiler "dedi. Ellerimizi tuttu. " Elleriniz buz gibi, nasıl da ıslanmışsınız hadi çabuk çıkarın paltolarınızı,
asın kurusun" dedi.

17 yorum:

  1. içime dokundu resmen.
    bir yandan her gün çam ağacı yılbaşı bizim örfümüz değil diye bangır bangır yayın yapan arkadaşlar, bir tarafta heves içinde yanıp tutuşan gönüller...
    içimizdeki niyet hep iyi olsun inşallah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elimizi tutan teyzeyi anlatacağım inşallah, çam ağacı sayesinde bizimde sık sık misafir olacağımız bir ev çıktı...

      Sil
    2. Yılbaşı ağacı istemiyorum, arkadaşlar, istiyorum, misafirliğe gideceğim, ev sahipliği yapacağım arkadaşlar...

      Sil
  2. Muhteşem, içten, sıcacık... Ağzınıza sağlık. Sezen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sakine teyzenin hikayesini anlatmak için cesaret verdin Sezen,teşekkür ederim.

      Sil
  3. Oyuncak olduğu için çocukların plastik çam ağaçları ve üzerindeki süsler, dahası ışıklarla mutlu olması normal hatta artık doğal. Plastik dünyanın plastik zevkiyle yetişiyorlar. Hadi onlar çocuk duygu zannediyoruz ama saf bir nefs heyecanı ile bunu istiyorlar. Çocukluklarına verebiliriz. Ya bedeni yaşı büyük olupda bu heyecanlarını salt bir çocuksu masumiyet zannederek önce kendilerini kandıranlara ne demeli. Bir şey dememeli tabi çünkü, çaren yoksa bari sus değil mi?
    Geçen sene harçlıklarını biriktirip o plastiklerden oğlumda aldı. Bizim ne düşündüğümüzü bildiği halde buna izin verdik.Yine biriktirip, o ışıklı kablolardan da aldı. Çok mutlu oldu yaklaşık bir gün sonra yüzüne bile bakmadı. Bu sene kaldırdığı yerden çıkardı ama aynı hevesi yok. Mutluluğun bu olmadığını yaşayarak öğrenecek.
    İşin ilginci bu yazıda yine aynı şeyi farkediyorum, Yunus ile öyle cesur ve yeni şeyler yapıyorsun ki, mahrumiyet sandıkların senin fırsatların ve güzel vesilelerin oluyor. Sonu da mutlaka bir güzelliğe gidiyor. O günün hikayesinin devamını bekliyorum.
    Ha bu arada bunu duymak için yazmadın biliyorum ama buyrun bize gelin Yunusla. Evimiz çok uzak değil ve işlerin ucundan tutmak için yapılabilcek birşey varsa bir mail yeter, gayret ederim.
    Gönlün yeni yıl değil yeni sabahların aydınlığı ve neşesi ile dolsun.
    Allaha emanet olun güzel gözlü Yunus ve ailen ile.

    YanıtlaSil
  4. insanın içine sızlatan bir yazı olmuş gene, sırf bu yüzden misafirliğe gidecek evler olsun evimize çağıracak tanıdıklarımız olsun diye tayin isteyeceğiz, gurbetlik zor, yalnızlık zor, sakine teyzenin hikayesini sabırsızlıkla bekliyorum, sevgilir elif

    YanıtlaSil
  5. Ayşe sen niye hep hüzünlüsün... Niye? hesap sormuyorum. sadece arada sırada seni sarsmak istiyorum. gel kızım buraya, aç kendini, insanları kat hayatına demek istiyorum. ve burada anlattıklarının çoğunun senin kafandaki hikayeler olduğunu umut ederek okuyorum. hayatın hep hüznünü yaşadığında zor katlanılır olmuyor mu? Bak hafta sonu canım çok sıkkındı. Harbi diyorum bak. bok gibi hissediyordum kendimi ve gerçekten mutsuzdum. ama olmuyor işte öyle geçmiyor, çocuğuna yansıtıyorsun, kendini yiyorsun ve hayat öyle de böyle de geçiyor. Bırak biraz neşeli geçsin, bırak biraz hüzünler başka evlere gitsin. Yunus da gramafon kağıtlarından süsler yapıp evi süslesin. biz çocukken ağaç kurmaz evi süslerdik. çok da keyifli oluyor.

    YanıtlaSil
  6. Sakine Teyzeyi okumak istiyorum ama bu da çok güzel.
    Yanlış iş yapıyorsun, senin kitabın olmalı. Kitap yazmalısın.

    YanıtlaSil
  7. Hakikaten yazılarınız hep hüzünlü..ama beğenerek okuyorum.Fotoğrafınızı görünce şaşırmıştım orada gözlerinizin içi gülüyordu. sevgilerle..
    .ayşe

    YanıtlaSil
  8. Ayşe, bende Yeliz'e katılıyorum. Yaşadıklarından ve senden şüphem yok. Ama o kadar çok hüzün o kadar çok melankoli var ki yazdıklarında... Mutlu olmanı, musmutlu olmanızı istiyorum. 2014 yılı sana Pıtpıt'ı getirmiş/armağan etmiş :) , 2015 yılı da umarım mutluluk, musmutluluk ve umut getirir :)

    YanıtlaSil
  9. Allahım ne olursun Ayşeyle komşu olalım. Lütfen lütfen lütfen....

    YanıtlaSil
  10. Bende cok isterdim Yunus`a gidebilecegi misafir evi olabilmek, ve ben bunun acisini cekmemek icin hep cevremde insanlar isterim asla gitmesinler bir yere,biz hep biz olalim,Aysecim yeni yil bu sefer seni sasirtip gelsin,bakalim neler olacak:))

    YanıtlaSil
  11. Benim kizimda ayni biliyomusun.ayni duygulari yasadigim birinini okuyorum suan...

    YanıtlaSil
  12. Ayşecim araştırman için yardımcı olabilirim istersen.Bu arada mutlu yıllar
    Sinem Şamlı

    YanıtlaSil
  13. ayşecim dağıttın beni sabah sabah ne diyim sana ben :)) ben de çok özenirdim küçükken ışıklı ağaçları olan evlere o geldi aklıma...

    YanıtlaSil