8 Aralık 2014 Pazartesi

Urfa işinin haberi


Bu yazı bir gezi yazısı değil, sadece iş görüşmesi için gidilmiş bir yerde ( Urfa ve Urfalıları genelleştirmeden )  kişisel deneyimleri anlatır.

Mavi gömleğimi saklama poşetinden çıkarttım, ütüledim, sanki ben iş görüşmesine gidiyor gibi hazırlandım, heyecanlandım. Pıtpıt'ı evde tek başına bırakmak zorundaydım bir gün sonra dönecektim, en az beş günlük yemek ve suyunu önüne koyarak evden ayrıldık. Urfa iş görüşmesi sponsorumuz kayınvalidem ve Yunus'un kumbarasıydı ( kayınvalideme teşekkür ettik ama Yunus'un haberi olmadan kumbarayı eski haline döndürmeliyiz) .   Uçak biletlerini Pegasustan , en ekonomik uçuş imkanı veren sabahın beşinde.
Gecenin üçünde havaalanı yollarındaydık, bilet işlemleri için sıraya girdiğimizde seferin iki saat geç saat yedide olacağını öğrendik, dört saati hiç görmediğimiz Urfa hakkında hayaller kurarak geçirdik.
Uçağa bindik, Ufuk'ta uçak fobisi kendini göstermeye başladı, sakinleştirici hap içildi, Urfa'ya ininceye kadar paket paket şeker sakız çiğnendi, dergiler hızlı hızlı karıştırıldı, kafa dağıtıcı anılar ardı ardına anlatıldı, milyon kere sakin ol, hiç bir şey olmayacak, az kaldı kelimeleri söylendi.
Urfa'ya indiğimizde,  takım elbisesi terden sırılsıklam ve buruş buruş olmuştu.



Bir an önce hayalini kurduğumuz işin ve evin olduğu yere gittik. Bu ıssız coğrafya , hiç kimsenin oturmadığı lojmanda komşusuz kimsesiz yaşama şartı zor gelmedi, zor gelen şey bizi davet edenlerin ilgisiz kalışıydı. Öğrencileri tatile çıkmış sessiz bir kampüste sandalye üstünde beş saat oturarak eşimi bekledim. Bu ıssız yerde ne yediğimizi, içtiğimizi , benim nerede beklediğimi hiç sormayan bir grup öğretim üyesi, belki ileride  Ufuğun  çalışma arkadaşları, hiç birini göremedim oysa kapının ardındaydım. Eşim ile beraber geldim demesine rağmen kapıya kadar çıkarak " hoşgeldiniz "diyemeyen Urfa'nın yerlisi arkadaşlar bir gün sonraya rektör ile görüşme ayarlamışlar nerede kalacağımızı merak etmemiş, sormamışlardı.
İnternet ile tek bağlantımız olan  bilgisayarımız bozulmuştu, evden çıkmadan önce Urfa da nerede kalınır nerede yemek yenilire bakamamıştım ama   davet edenler bize yardımcı olur diye de hiç telaş yapmamıştım. Çok telaşlandım, hava kararıyordu, Urfa merkeze indik, otellerin bu kadar pahalı olması normal miydi, otel tecrübesizliğimiz bizi 150 liraya sıcak susuz ,soğuk bir odada kalmaya mecbur etti. Hava kararmaya başlayınca bütün kepenkler inmeye başlamıştı, sokaklar ıssızlaşmış,  bir şey aranır gibi dolanan genç erkeklerden başka hiç kimseler kalmamıştı. Çok yorgunduk, bütün gün ıssız bir kampüste bir başımıza dolanıp durmuştuk , hiç bir şey yemediğimizin farkına ancak bu soğuk otelde farkına vardık. Otelin yakınlarından ki bir büfeden henüz kapanmadan kaşarlı birer tost yiyebildik. İnternetsizliğin bu zamanda çok pahalı bir şey olduğuna karar verdik.
Ertesi sabah fakültenin öğretim üyelerinden , rektörün yoğun olduğunu öğrendik, inşallah başka bir zaman diye telefonu kapattılar. Hiç yoktan telefondan beri Urfa da nerede kaldığımızı, ne yapacağımızı, ne zaman yola çıkacağımızı, yola çıkmadan evvel nereyi görmemiz gerektiğini , gönül alıcı, bir kaç cümle duyma ümidimizi de kırdılar. Sabah kahvaltısı olarak fırından yeni çıkmış tırnaklı pide yedik.
 
 

 Akşama kadar Urfa daydık, Balıklı Göl'e gittik.





Üzgündük.



Her şeyin sonu değil dedik, yine kendi kendimizin şifacısı olmaya soyunduk, böyle ruhani bir yerde bunu başarmak kolay olmalıydı.
Turist gibi görünen tek kişiydik ve bütün gözler üzerimizdeydi. Gezmek için gelmediğimizi, öğrenci olduğumuzu, paramızın olmadığını bile söylemek zorunda kaldığımız bu çocuk peşimizi bırakmadı, bir kaç dakika göl hakkında  yalan yanlış şeyler anlatmaya başladı.

Ufuk, yanlış tarih anlatan çocuğa doğru tarihi anlattı , bu işten para kazanmak istiyorsa işini doğru yapmasını söyledi. Kayınvalidem ısrarla Urfa kebabı yememizi tembihlemişti, Urfa kebap balıklı göl çevresinde 13 lira civarındaydı,  Urfa kebabının tüm  parasını bu çocuğa verdik. Teşekkür filan beklemiyorduk, ama " hakkımı yediniz bu kadarcık para olmaz" diye daha fazla para isteyince " hakkını helal et " diyerek balıklı gölden hızla ayrılmak zorunda kaldık.


Akşamı beklemeden Urfa dan ayrılmak , havaalanında beklemek istedik. Havaş tan başka hiç bir araçla havaalanına gitmek mümkün değildi, tek tük gözüken taksiler 30 km mesafede ki havaalanına 140 lira istiyordu. Havaşın durağına geldiğimizde seferlerin ertesi güne kadar ertelendiğini, ve havaalanına Havaşın da gitmeyeceğini öğrendik.
Herkes dağıldı gitti, bizim gibi bir kaç kişi daha durakta beklemeye başlayınca konuşmaya başladık.
Urfa da askerliğini yapmış yeni terhis olmuş Özcan geri dönmek istemiyordu bizim gibi havaalanında sabahlamaya razıydı, ama tek vasıta olan taksi üç kişi için çok pahalıydı. Havaşa binememiş iki turist
ile tanışıp taksiye binmeye razı ettik. Urfa havaalanında in cin top oynuyordu, yeme içme yerleri çoktan kapatıp gitmiş, güvenlik görevlisi bile görünmüyordu...


Yorgunluktan gözleri kapandı kapanacak Ufuk ile arkada telefonda son finale girebilmek için çaba harcayan Özcan dan başka hiç kimseler yok...
Havaalanında 30 saat beklemek zorunda kaldık, her dört saatte bir son anda sisten dolayı sefer erteleniyordu. Gözüm kapandığında aklıma Pıtpıt geliyor içime ateş düşüyor, dualara sığınıyordum. Beş kere ertelenen seferlerde hiç bir sorumluluk kabul etmeyen Urfa pegasus ve havaş yetkilileri akıl oynatacak kadar sorumsuz, ilgisizdi. Urfa da ki öğretim üyelerine aldığımız çam sakızı çoban armağanı acı badem ezmesi çantamda kalmış verememiştim, havaalanında ki tek yiyeceğimiz o oldu. Ertesi sabah Urfa yine sisliydi, uçaklar inemiyor, Gaziantep, Adana ya iniyorlardı. Gaziantep'e gitmemiz gerekti , Urfa uygun bir minibüs  için bile yardımcı olmamaya ant içmiş gibiydi ve havaalanından on üç kişi birleşip 400 liraya Antep'e gidecek bir minibüs bulduk, Yunus'un kumbarası
yerine konulamayacak kadar boşalmıştı ama en güzel anımız bir buçuk saat boyunca sisler içinde Antep'e giderken olacaktı.

 
 
Antep'e geldiğimizde dört saat daha havaalanında beklememiz gerekti ve yine son anda uçak sisten dolayı Adana'ya indi. Antep yetkilileri yolcularını hiç mağdur etmeden ikinci sefere kadar bekletmeden Adana'ya bedava götürdü. Üç saatlik Adana yolculuğunda içim geçmiş, rüyamda Pıtpıt'ın bembeyaz tüylerinin karardığını açlıktan ölmek üzere olduğunu gördüm. Urfa uçağına Adana'dan binerken herkesin sesi kısılmış, ateşi çıkmış hasta olma yoluna girmişti ve sorumlusu Urfa yetkilileriydi. Özcan son finaline girememişti alttan sadece bu dersi kalmıştı. Kayınvalidem hiç kebap yemeden Urfa dan geldiğimize kızacaktı...
Bir günlüğüne diye çıktığımız Urfa yolculuğumuzdan dört gün sonra eve dönebilmiştik, Pıtpıt iyiydi, suyu yemi bitmemiş fazlasıyla duruyordu ama çok bunalmıştı, kucağıma atlayıp dakikalarca miyavladı...Kirden kararmış mavi gömleğimi çıkartmaya fırsat bulamadan kucağımda uyuyakaldı.

21 yorum:

  1. bizi fakültesine davet eden yetkili , Urfa'ya nasıl geldiğimizi nasıl gitmek için uğraş verdiğimizden habersiz, uçak parasını bile annesinden almak zorunda kalan biri için nasıl bir külfetti hiç bilemeyecek.Düşündüğüm gibi değilmiş Urfa sevgili Jardzy, çoğu Urfalı yüz kişi ile uçak yolu gözetlerken hepsi bize" ne hayalci insanlarmışsınız" dediler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mailde de yazdım. Ankara'ya gelirsiniz umarım.

      Benim de bir mavi gömlek hikayem var. O başka acıklı bişi :)

      Sil
  2. Çok üzüldüm başınıza gelenlere. Çok sinirlendim. İçim daraldı resmen okurken bile :(

    YanıtlaSil
  3. Bu kadar vurdumduymazlık pes doğrusu.

    Hani misafirperverdiler?
    Yine de çok sakinmişsiniz . Eşimle başımıza böyle birşey gelse , asla vukuatsız dönmezdi.
    Ay çok sinirlendim ben.

    YanıtlaSil
  4. 30 saat havaalanında beklemek mi???? İnanamadım durumun vehametine :((( Ay hele o bir hoşgeldin'i bile dememeyi evirip çevirip duruyorum koyacak yer bulamadım :(( Çocuğun sözü akla zarar zaten! Çok kötü hayal kırıklığı yaşamak, bence davet etseler bile gitmeyin artık! Rektör bey işlerini yapa dursun...

    YanıtlaSil
  5. Allahim bende okurken daraldim bogazim dügümlendi,Allah yolunuzu acik etsin artik,istediginiz sartlara kavusun insallah...

    YanıtlaSil
  6. Birde bu Dogu Anadolu insani ne ara bu kadar ilgisiz oldu,misafirperverlik diye birsey yokmuydu acaba oralarda,cünkü bu ikinci duyusum,gidenlerin anlattigi,özelliklede kadina olan ilgisizlik,hava sirketinin yaptigi ise zaten ömür bitiren cinsten,yaziniz bu acidan cok faydali olmus,en azindan gitmek isteyen bir kez daha düsünür...

    YanıtlaSil
  7. Soluksuz okudum. Yılbaşını kızımla geçırmek için yine yollardayım çünkü.Bu durumda uçakta pek iç açıcı değil. En iyisi yine Tatlı ses turizmle oıtobüsle paşa paşa gitmek.


    YanıtlaSil
  8. İyi ki vermemişsiniz o badem ezmesini. Bu kadar saygısız insanlara.
    sevgi

    YanıtlaSil
  9. Eski değerler oralarda da kalkıyor demek, ne acı! Anadolu ne meziyetli, ne değerliydi oysa... ablam diyordu birkaç gün önce; Dbakır eski diyarbakır değil, h,iç tadı yok diye... Ayşe'm pozitif düşünmek gerek gene ve illa... Bir şekilde o olumsuzluğu kıracak pozitif anahtarlar lazım ve bu herşeye rağmen sizin elinizde...

    YanıtlaSil
  10. Çok iyi sabretmişsiniz sinirden çatlamamak mümkün değil

    YanıtlaSil
  11. Sizi çok sevdim. O iş olsa çok mutsuz olurdunuz. Üzülmeyin.

    YanıtlaSil
  12. Teşekkür ederim değerli yorumlarınız için, çocukluğumun üç yılı doğuanadoluda geçti, öyle güzel anılar, başka hiç bir yörenin insanında görülemeyecek kadar değerli insani şeyler yaşamıştık ki, bu urfa işi ne kadar pozitif ne kadar hayalci ne kadar idealist ve ihtiyacımız olsa da orada yapamayacağımızı anladık...iyi insanlar bulundukları ortamı güneş gibi aydınlatıyor, bencil,kötü niyetliler ise karartıyor, karanlık beni korkutuyor...

    YanıtlaSil
  13. doğuda üç yıl kalmış biri olarak hiç içime sinmemişti zaten gitmemeniz iyi olmuş, ben sevindim, neyse konuşursam susmam.sevgiler elif

    YanıtlaSil
  14. 3 yıl önce oğlum yabancı dil için Manchester'e 1 aylığına gitmişti. sözde orada bir aile yanında kalacaktı. Ben de giderken o aileye hediye olarak Türk kahvesi, Türk motifleri ile süslü pahallı bir fincan seti ve Türk lokumu göndermiştim. Gel gör ki gittiği evde bir aile değil tek başına yaşayan bir adam vardı ve oğlumla ve evdeki diğer çocuklara hiç ilgi göstermemiş, bomboş ve pis bir evmiş, oğlum 2 gün sonra aradı ben bu adamı sevmedim, bu evde kalmam dedi ve bir yurda geçti. Ayrıca aldığım hediyelerden fincan setini ve kahveyi adama vermiş ama , hiç hak etmedi diyerek lokumu vermemiş, arkadaşları ile birlikte oturup yemişler. Çok gülmüştüm, sizin öykünüz bana bunu hatırlattı, iyi yapmışsınız. Ayrıca çok istediğiniz halde bir iş olmuyorsa mutlaka bunda bir hayır olduğuna inanırım. tecrübelerimde sabittir. bekleyin göreceksiniz. Selamlar. Serpil

    YanıtlaSil
  15. Ayrıca bu yaşadıklarınızı buraya yazdığınız şekliyle aynen rektör beye de yazıp gönderin. Bloğunuzdan da bahsedin. Mutlaka okuyacaktır,

    YanıtlaSil
  16. vardır bır hayır diyeyim susayım. selamlar Zeynep

    YanıtlaSil
  17. Rektor beyi ve esini sahsen tanirim.Cok iyi insanlardir. Anladigim kadariyla Rektor beye onceden haber verilip randevu alinmamis.
    Rabbim hakkinizda hayirlisini nasib etsin. Samsun'u niye denemiyorsunuz. Hem memleketiniz, ne iyi olur diye dusunuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, Urfa ile ilgili bu yazımı eşimden habersiz yazdım çünkü tüm meslektaşları ile iyi geçinmek isteyen, her şeye olumlu yönden bakan eşim urfa yı kendi bölümü olduğu için tercih etti ve urfa ile olumsuz hiç bir şey söylemedi, soranlara hep" çok iyi insanlar, umarım onlarla çalışmak nasip olur" diye temennilerde bulunuyor ama ben onun gibi düşünemedim ve bu yazıyı yazdım...Samsunu istedik ama bölümü yoktu... Yorumunuz için teşekkür ederim, evet haklısınız, bizi çağırmışlardı ama rektörden randevu almamışlar...hayırlısı olsun...

      Sil