11 Aralık 2014 Perşembe

Beklenen şey



Sabah herkes evden çekilince oturma odasının perdesini açtım, hava öyle karanlıktı ki sanki gün doğmamış, hala gecedeyiz gibi. Perdesiz pencere aydınlık getiremedi.
Gündüz vakti ışık yakmak istemedim, her zaman ki işler beni bekliyor, çağırıyor. Bozulanlar düzeltilecek, kirlenenler temizlenecek, katlanacak, ütülenecek, yerli yerine konulanacak. Her sabah aynı şeyleri yapabilmek için bir şeye ihtiyaç duyuyorum. Ben de olmayan bir şey bu. Her gece yatmadan önce sabaha uyanmak isteği hissettiren şeyi arıyorum... Karanlık sabahın içinde de olsa arıyorum o aydınlığı. Bir köşeye çekiliyorum, sabahın tüm dağınıklığını , bana güzel gösterecek o şeyi bekliyorum. Gelmesi bazen vakit alıyor, bazen de hiç gelmiyor işte o zamanlar lanet okuyarak, halime acıyarak, dağınıklık üzerine gidiyorum, bu çok acı veriyor. O yüzden beklemek, sabırla beklemek en iyisi, karanlık içinde küçücük bir şeyler aydınlanıyor, dışarıdan gelen sesler; şıkır şıkır çay kaşığının sesi, pencere önünde ki ekmek kırıntılarına gelen güvencinlerin kanat sesleri, bitmeyen inşaatların birinden gelen işçi ıslığı...Yaşama dair , ne olursa olsun hayat devam ediyora dair küçük ayrıntılar her sabah bir mektup gibi odamın içine atılıveriyor...Öyle hissediyorum ki benim için her gün bir mektup yazanım var, her günü benim için en ince ayrıntıları ile yazmış, ve her sabah kapıma bırakıveriyor, hiç sıkılmadan bunalmadan umutsuzluğa kapılmadan  her sabah açıp okumamı istiyor....Her ayrıntıya dikkat kesilerek mektubunu okumaya çalışmalıyım...Unutulmuş değilim...
Karanlık odalarım aydınlanıyor, mutlu huzurlu yuvam görünür kılınıyor...

2 yorum:

  1. Ne güzel. Sen hep sabah mektuplarını okumaya devam et. Bakayım. Belki bende bu sabah bir mektup bulurum. Kim bilir? Sevgiyle...

    YanıtlaSil
  2. ne iş için olursa olsun o evden çıkmak güzel şey özellikle bu puslu günlerde...yoksa bende aynı karanlıkta buluyorum kendimi

    YanıtlaSil