9 Aralık 2014 Salı

1. ve 2. TBMM


Yunus ile birlikte ders çalışıyoruz. Yunus her öğrendiği şeyi büyük bir heyecanla annesine anlatmayı çok seviyor, servisten iner inmez anlatmaya başlıyor, peş peşe  soluksuz anlatırken tıkanıyor, oysa onu bir ömür dinleyecek kadar sabrım ve vaktim var. Beni öğrencisi gibi görüyor, " iyi dinle sonra soru soracağım" diyerek dikkatimi sınıyor. Hiç bir şey bilmiyorum, her şeyi bana öğretmeye hevesli öğretmenime kendimi bırakıyorum. Bazen de sınav yapıyor, sorular hazırlıyor , not veriyor, yanlışlarımı görmezden gelip hep 100 alıyorum. 100 almış bana, yüzüme derin derin bakıyor, bir şey arıyor, aradığı şeyi hemen anlıyorum sevinçle zıplıyorum,  100 aldım diye bağırarak seviniyorum. Öğrencisinin mutlu olmasını istiyor, hak etmese bile mutlu olsun istiyor. Sen öğretmen olmalısın diyorum, çok güzel öğretiyorsun. İmkansız  bakışlarına bürünüyor, oyuncak dükkanında ki bakışları gibi, çok pahalı imkansız... Öğretmen olmam imkansız anne, ben çocukları hep güldürmek isterim.
Olsun, sen benim öğretmenim ol, ben ne şanslı öğrenciyim...
Urfa'ya giderken ilk kez ondan ayrıldım, bir gün derken beş gün yok oluverdim, beş gün içinde iki sınav olmuş. Okul servisinden inince çok sessizdi, anlatacak hiç bir şey olmamış gibi. Eve girince gözlerinden iri iri damlalar akıttığını  gördüm ilk kez böyle sessiz ağlıyordu. Kapı önünde birbirimize sarıldık, bir daha gelmeyeceğini sandım, alışmaya çalıştım, dedi, senin yokluğunda iki sınava girdim
dedi. Gözlerinden sessiz şelale akıyordu, sensiz ders çalışmak çok zordu, dedi.

Neyse fazla dramatize etmeden elimizi yüzümüzü yıkadık, önemli konuya girilmiş Sosyal bilimler dersini açtık. Milli Mücadele, cepheler, savaşlar, antlaşmalar...Urfa'ya giderken " sizi bombalayacaklar" diye peşimizden ağlayan Yunus,  yokluğumuzda Sosyal bilgiler dersinde güney cephesinde halkın başlarında komutan olmadan Fransızlara karşı savaş kazındığını öğrenince çok sevinmiş, " Fransızları yenen halk, ışıd i de yener" demiş ve içi rahatlamış...
Okulların iki gün tatil edilmesini fırsat bilerek Ankara'ya gittik. Ulus'da ki 1. ve 2. TBMM leri ziyaret ettik.
1. TBMM de çok etkilendik ama fotoğraf çekimi yasaktı, kimseler yoktu ve askeri telefonları, tüfekleri , topları çekmek için makinama davrandığımda Yunus çok kızdı, çektirmedi. Ama ikinci mecliste fotoğraf serbesti;


Yunus 1. mecliste sergilenen top, tüfek, bıçaklara bakamadı, beni dışarıda bekledi. 1. Meclisten 2. meclise doğru yürürken kumbarasını sordu. Kumbarasında ki para ile asker olmama şansı var mıydı.

2. Meclisten çıkamadık, boşlukta sergilenen kıyafetlerin içini doldurduk, okuduğumuz tüm Atatürk anıları ile...Bağımsızlık için savaşmak gerektiğini biliyorsun. Topsuz, tüfeksiz, kan akıtmadan savaşmanın mucidi olacaksın , biliyorum...

5 yorum:

  1. "Bağımsızlık için savaşmak gerektiğini biliyorsun. Topsuz, tüfeksiz, kan akıtmadan savaşmanın mucidi olacaksın , biliyorum..." Ne güzel.

    Yalnız senin yokluğunda çektiği acıya kıyamam ben. Rabbim kimseyi anasız babasız bırakmasın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küçük Mucize; Yunus u bu dönem judo kursuna yazdırdı babası, birazcıkta olsa kendini koruyabilme teknikleri öğrensin, yunus ancak iki ders dayandı, yapamadı.

      Sil
  2. Yunus çok güzel bir çocuk. Ne güzel yetiştiriyorsun.

    YanıtlaSil
  3. Önceki yazıda insanlarımızın geldiği hale çok çok üzüldüm, yaşadıklarınıza kahroldum. Gözyaşlarımı zor tuttum ama Yunus'umu okuyunca musluklar açıldı Ayşe'm. :( benim de oğlumla va böyle bir anımız, acısı içime oturmuştu hiç unutamadım. Onu da hatırlayınca....
    Hep dediğim gibi, hakkınızdaki eeen hayırlısını Rabb'im tez zaman da nasib etsin.

    YanıtlaSil
  4. kıyamam ne büyük bir korku yaşadı kimbilir:(

    YanıtlaSil