7 Kasım 2014 Cuma

Yalancı anne

Bazı zamanlar çok sık yazıyorum. Çoğunlukla  kendimi kaybettiğim zamanlarda yazıyorum. Konusu kaybolmak olan bir çok yazım var. Yazmak, bana kendimi bulmamda yardımcı oluyor.

Anneliğin olması gerekenleri içinde kendimi kaybettim. Hiç sevmediğim bir anne modeli vardı. Çocuğunu " başkaları ne der"i gözeterek büyüten anneler gibi olmak istemiyordum. Olması gerekenleri gözeten bir anne gibi de olmak istemiyordum. Çocuğunun geleceği için sınavlarda başarılı olsun, iyi okullara gitsin diye kendini paralayan anne hiç olmak istemiyordum.
Ben farklı anne olacağım diye de düşünmedim, her şeyin en iyisini bilen, en iyisini yapmaya çalışan, yapamadığı zaman canı sıkılan, yetersiz olduğunu düşünen, kendini sorgulayan, bir anne olmak istemiyordum. Ben Ayşe'yim, abartmayı çok severim, abartıldığı müddetçe her şey güzelleşirdi, ve bazen yalandan ayırt edilemeyen şeyler söyleyiveririm, anne olunca sadece doğruları konuşan anne olmaya çalıştım, abartmamaya çalıştım, ama başaramadım gizli gizli oğlumun kulağına " hiç kimseye söylemezsen sana bir sır vereceğim" diyerek yalana kaçan şeyler söyledim,  kulağına fısıldayan anne "yalan" söylüyordu, ne çok hoşuna gidiyordu " yalancı anne ".
Anneler yalan söylemez, anneler her zaman doğruyu söyler, kavramı yine de karışmadı ama kulağına fısıldadığım şeyler gerçek olamayacak kadar yalandı.
Anne hiç bir zaman çocuğundan özür dilememeli demişti bir büyüğüm, yoksa annelik iktidarını kaybedersin. Anne olmak bir ülkede iktidar olmaya mı benziyordu,  çocuk henüz yeni kurulmuş bir ülkeydi ve sıkı yönetime ihtiyacı vardı ....Ne zaman  sadece kendi sesini işiten bir anne oldum?
Oğlumun dokuz senelik ülkesinin despot iktidarıyım, herkes gibi olmaya çalışan bir anneyim...
Oğlum bir kedinin bile fikrini önemsiyor, taşınmak isteyip istemediğini merak ediyor, günlerce bir kedinin ne isteyebileceğini merak ediyor...
 Bütün şartlarımı zorlayarak, anne ve babamdan maddi destek alarak ,sabahtan akşama kadar eğitim veren bir özel okula yazdırmışım, üç tane ayrı müzik aleti almışım, bir dolu spor dalına yazdırmışım,  tam olabilmesi için bazen gecelere kadar süren ödev başında beklemişim, ders tekrarlarını aksatmadan yapmak, alıştırma yapmak için eve tahta almışım,  biten test kitabı yerine yenisini almak için Kadıköy'e gidilecek notunu hafta sonu etkinliğine eklemişim.
Yoo hayır oğlumu hiç bunaltmıyorum, ders konusunda, sınavlar konusunda, hatta " boş ver oğlum hayat sınavlardan ibaret değil, notlar önemli değil, önemli olan senin mutluluğun" diyorum. Boş ver, önemli olan senin sağlıklı olman diyorum, sevebileceğin işi yap diyorum, hayallerini kaybetme diyorum".

Ve dünyanın en yalancı annesi oluveriyorum.
 Benim yalanlarım da  , sevgilisini çorab çekmesinde
arayan dişlek sıçan vardı. Dişlek sıçan gerçekten vardı ve kulağa fısıldanmalıydı,kulağa fısıldarken Yunus'un gözleri açılır,  çorab uçlarını kimin yediğini itiraf etmiş  olmam  beni yalancı yapar...Bu şekilde milyon kez yalancı anne olmuşumdur...

Ama çocuğunu okula yazdırmış, bir annenin " hayatını yaşa , okul hayat değildir, sınavlar önemli değildir demesi kadar acı bir yalan yok ve ben okulun gerektirdiği her şeyi oğluma yaptırarak " yalancı anneyim".



6 yorum:

  1. İşte ben bu yalancı anneyi seviyorum.Ben de yalancı anneyim.Öyle olması gerekiyor çünkü.Çünkü çocuklar alice harikalar diyarında yaşıyor ve gerçek hayat onlar için gerçekten çok sıkıcı.Hayattan ve sorumluluklardan bunalmamaları için her şeyi sevdirerek yaptırmak gerekiyor.Yunus çok şanslı ve gelecekte hayalleri onu severek yapabileceği bir işe yönlendirecek.Annesi bir kedinin duygularını hesaba katarak yaşadığı için Yunus da çevresindeki herkesin duygularını düşünerek yaşıyor.Olgunluk işte budur.Empati yoksunu o kadar çok çocuk var ki etrafta hatta şimdi yetişkinler de bu duygudan bihaber.Gelecekte Yunus da eşinin duygu ve düşüncelerini önemseyerek yaşayacak ve iyi bir aile babası olacak.Şimdi sen hadi oğlum ders yap,bundan niye 100 almadın,daha çok çalışmasın gibi şeyler söylesen çocuk anlaşılamadığını düşünecek ve ailem bana karşı çok acımasız o halde ben de öyle olacağım diyecek.Sen çocuğundan özür dilerken aslında ona özür dilemeyi de öğretiyorsun.Herkesin hata yapabileceğini ve özür dileyince incilerinin dökülmüş olmayacağını ona pratikte fark ettirmeden anlatmış oluyorsun.Bu sayede yetişkin olduğunda evliliğinde ona nasihat vermek yerine mutluluğuna şahit olarak geçireceksin günlerini Allah uzun ömür verirse inşallah.O yüzden aslında farklı olmak adına yapılmayan ama insan ruhuna duyulan saygı neticesinde gerçekleşen bu hareketler bugünün dünyasında pek çok pedagogun ailelere tavsiye ettiği şeyler oluyor.Güzel ve mutlu günlere devam.Havalar kapalı kasvetli olsa da sizin havanız iyi olsun yeter.:))))

    YanıtlaSil
  2. Aysecim neden bir kitap yazimina baslamiyorsun,gecmis postlarini henüz okuyamadim ama sanirim tasiniyorsunuz,hayirlisi olsun diyorum ve inaniyorumki siz Istanbul disinda daha mutlu olacaksiniz!

    YanıtlaSil
  3. hayatın çelişkilerinden hangisi daha kolayımıza gelirse onu yapıp yaptırarak bu yalana düşüyoruz hepimiz...Not önemli değil diyoruz ama öğretmeninin kızımın yazısını panoya asmaması içten içe mutlu ediyorsa evet bu da yalancılık...sisteme uyum sağlamasına seviniyor demek ki bir yanım,yalancı yanım...

    YanıtlaSil
  4. Biz izleyicilerin seni böyle sevdiğimize göre oğlun da seni olduğun gibi sevecek. Eğer hiç yalan söylemezsek nasıl bir kibre kapılırdık düşünsene. Ben düşünemiyorum. :)

    YanıtlaSil
  5. Kitap yazmalısın kesinlikle.

    YanıtlaSil
  6. Yalancı olmayan anne beri gelsin.

    YanıtlaSil