6 Kasım 2014 Perşembe

İstanbul'a Veda-1-

Evimiz, üstteki fotoğrafın alt köşesinde, İstanbul'un en değerli(!) bir semtindeydi.
Sekiz katlı binamız yirmi yıl önce inşa edildiği için çok eski(!),  bizim sokakta
bizimki  gibi eski bina kalmadı, hepsi yıkıldı yenisi daha çok katlı olarak inşa edildi.
15 yıl evvel bahçeli tek katlı evlerin bol olduğu bir sokakta yeni yapılmış bir apartmanın zemin katını kiralamıştık. Zemin katta yaşamamıza rağmen sabah güneşi masamızda kahvaltı yapardık, eşimi işe uğurlarken pencereye koşar, peşinden uzun uzun el sallardım, ne kadar hızlı hızlı yürüse de penceremde ki görüntüsü çabuk kaybolamazdı, kahvaltıdan artan kırıntıları ceviz, ıhlamur, çınar, söğüt
ağaçlarında cıvıldaşan kuşlar için atardım.

On beş yıl sonra semtimiz , sokağımız çok değişti ,penceremin önü beton oldu, güneşsiz kaldık, eşimin peşinden el sallayamaz oldum, ceviz, ıhlamur, çınar, söğüt ağaçları ne zaman yok oldu anlayamadım, bizim için hala yepyeni olan apartmanımız için ne zaman yıkılacak diye soranlara şaşıyorum.
 Biz on beş yıl boyunca badanadan başka değişiklik yapmamışken, komşularımız  mutfak, banyo, parke, pencere her şeyini söküp atmış yenilerini yaptırmışlardı, yeni gelenler eskilerin yaptığı mutfağı banyoyu parkeyi beğenmez,  tekrar kırıp atıp yenisini yaptırdılar, son moda ile yenilenen evlerde en fazla bir sene oturup çıkıyorlar, yeni gelenin ilk yaptığı iş , eskileri söküp atmak oluyorken bizim sokağın kaldırımları her daim eskiyememiş mutfak dolapları, banyo takımları , mobilyalar ile dolu oluyordu, kaç kez niyetlendim bizim şişmiş, çürümüş, böceklere yuva olmuş dolapların yerine ...
Bir bizim evimiz ilk hali ile orijinal...
İmkanımız olsaydı, ben ne yapardım bilmiyorum, söküp atmak yenisini almak sadece imkanı olabilenlere ait bir ayrıcalıktır diye  hiç kafa yormadım.
Kafa yoracak önemli şeyler vardı, beş senedir İstanbul Üniversitesinde doktora yapan eşim kadrolu iş arıyordu, devlet üniversitelerinin kapıları sadece "adamı" olanlara açıktı. Doktora tezini koltuğunun altına sıkıştırıp kapı kapı dolaşan eşim , " kimi tanıyorsun, kim yolladı" sorusuna cevapsız kaldığı için İstanbul'a veda etmek zorunda kalıyoruz. Albert Einstein gelse almazlar, adam bulacaksın diyen sekreter haklıydı. Güvenli iş imkanı veren devlet, güvendiği bildiği adamları almak istiyor, oysa böyle davranmakla yanlış yaptığının farkına varmalıydı,  geçen seneye kadar adamım diye aldığı güvendiği kimseleri şimdi   ayıklamak ile uğraşırken, niye hatasında ısrar ediyordu, bizi evimizden ayırıyordu...
Kedinin uzanamadığı ciğer misali, İstanbul yaşanmaz hale geldi diyerek Anadolu'nun küçük şirin illerinin üniversitelerine bakmaya başladık. Gördüğüm iller İstanbul olma meraklısı  olsa da, henüz AVM' miz yok ama en yakında olacak diye illerini tanıtsalar da , betona boğulma heveslisi olsalar da
Anadolu'nun küçük illerinden birinin sunacağı işe mecburuz...

Yunus ile beraber  evimize, sokağımıza, İstanbul' a veda ediyoruz, yavaş yavaş...Yunus fotoğraf çekiyor , hiç olmadık şeylerin fotoğrafını çekiyor, " unutmamak için anne" diyor.
Unutmamak için...Taşınma vaktimiz geldiğinde
 eskimiş dolaplarımızı, mobilyalarımızı sokağa kaldırım kenarına bırakamayacağız, peşimizde götüreceğiz. Ağaçlarında kuşların cıvıldaştığı sabah güneşinin kahvaltı masasına vurduğu, penceresinden gökyüzü görünen, belki benimde iş bulabileceğim bir şehir bizi bekliyor...Beklemeliydi, çünkü artık İstanbul bize benzemiyor...

...
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
...
E.CANSEVER



* Hala yorumları cevaplayamıyorum, herkese en içten dileklerimle teşekkür ediyorum, yazımı okuyan doçent arkadaşım bizi Niğde üniversitesine davet etti, Urfa, Aydın ve Samsun'a da davet edildik. On beş senedir aynı evde oturmak, taşınmak konusuna beni acemi ve korkak yaptı, umarım her şey yolunda gider..







17 yorum:

  1. Bence zor ama çok güzel bir karar. Tebdili mekanda hayra alamet vardır. İnşallah eşiniz hakettiği gibi bir iş bulur. Ve siz de yine bahçesinde ağaçlar olan, kahvaltıya güneşi de konuk edeceğiniz, tek derdi tüketim olmayan, eşya yenilemek olmayan komşularınızla mutlu olabileceğiniz bir ev bulursunuz.

    YanıtlaSil
  2. biliyorum başta çok zor gelecek.
    küçük bir yerde yaşıyorum.şehrin merkezine biraz uzak bir ilçede.
    hayatı yeniden öğreniyor gibiyim.bilmediğim ne çok şey varmış.dalında duran portakalları izliyorum mutlulukla.zor yanları da var elbette.ama iyi ki diyorum küçük bir yerde yaşıyorum.
    hayırlısı olsun sizin için.çok üzülüyorum ama dayın yoksa diplomaların ,eğitiminin para etmemesi,hak etmeyen kişilerin hak etmediği mevkilere gelip oturmasına.ama
    devran bu,bizde dönüp duruyoruz.
    umarım mutlu olursunuz.

    YanıtlaSil
  3. gelirsen hoşgelirsin eminim gel...

    YanıtlaSil
  4. Çok daha mutlu ve huzurlu olacağına eminim Ayşe...bahtınız da yolunuz da açık olsun...

    YanıtlaSil
  5. Sevigli Ayşe ben senin ve Yunus'un İstanbul dışında çok çok daha mutlu olacağınıza inanıyorum. Ve sizin adınıza çok sevindim. Metropol insanı dediğimiz varlık günden düne yalnız, bencil ve acımasız oluyor. Anadolu'da insan hala insan... Hem unuttun mu daha senden alışveriş yapacağım kışlık için :)

    YanıtlaSil
  6. umarım izmirde buluşuruz çok sevinirim, bizde seneye oraya gitmeyi planlıyoruz tebdili mekanda hayır vardır, sevgiler elif

    YanıtlaSil
  7. Ne kadar iyi anliyorum bilsen ayni universitenin magdurlariyiz biz de esimle ikimiz, ve tanidigim o kadar cok kisi oldu ki benzer durumda. Gercekten her iste bir hayir var ama. Simdi arkamdan kossalar gitmem gibi hissediyorum. Gun gelip de iyi ki boyle olmus diyeceginiz bir kismet diliyorum

    YanıtlaSil
  8. Ben de inanıyorum ki Anadolunun küçük bir kentinde çok daha mutlu olacaksınız. Senin de iş bulmanı öyle istiyorum ki bilemezsin.

    YanıtlaSil
  9. İstanbul mutsuz ediyor Ayşem, ne yazık ki... benim de içimden geçen gittiğiniz yerde çok daha iyi olacağınız.. inşaallah...

    YanıtlaSil
  10. Sizin için en mutlusu hangisiyse o olsun. Ben de küçük yerlerde daha mutlu olacağını düşünüyorum.
    Ben mutluydum.

    YanıtlaSil
  11. Ayse canim, her sey gonlunuzce olsun. Gideceginiz yeni yer size ugurlu gelsin. Yunus cok iyi arkadaslar edinsin orada, sen de sevecegin bir is bulursun insallah! Uzuldugum yilda 1 kez de olsa goruyordum seni :( Gulay

    YanıtlaSil
  12. Cok sevindim sizin icin Ayse. Okuyunca nasil heyecanlandim. Gittiginiz yerde evinizin bahcesi olsun. Kediniz disarilari gezsin. Yusuf bahcede oynarken, sende elinde kitap, yaninda cay onu izliyorsun. Bize yesillikler icinde ne kadar mutlu ve huzurlu oldugunu yaziyorsun. Güzel olur bence bee Ayse. Bütün isteklerin yerine gelsin. Selamlar.

    YanıtlaSil
  13. Çok sevindim biliyor musun. Elbette ki sizin için başlarda çok zor olacak, yıllardır oturmuş düzenin bozulması kolay mı? Ama inanıyorum ki, çok daha mutlu olacağınız bir karar bu.

    YanıtlaSil
  14. Ayşeciğim Türkiye'nin her yeri ayrı güzel, inşallah en mutlu olacağınız yerde olursunuz, güzel haberlerini bekliyoruz canım.

    YanıtlaSil
  15. Neden sevinemedim bilmiyorum, vedaları sevmem ondan herhalde.Birde tercih etmekle , mecbur kalmak arasındaki o yıkıcı durumdan sanırım.Ama buradan dhaa iyi olacağına bende inanıyorum ,sevgilerimle

    YanıtlaSil
  16. Ne güzel anlatmışsın üniversitelerin hali pür melalini.... Her şey torpil, adam kayırma ile! Bu memleket düzelecek mi, kimler görecek düzelirse?! Neyse, Pollyanna'cılık sayılmaz şu söz: Bir kapı kapanır birçok pencere açılır :)

    YanıtlaSil