20 Ekim 2014 Pazartesi

Olması Gerekenler Dünyası

Çocukluğumdan beri bir dünyada yaşadığımı biliyordum , bu dünya ," hayallerin gerçek olamadığı" sadece " olması gerekenlerin olduğu" bir dünyaydı...

Ankara'nın işçi siteleri diye de anılan , bir oda bir salonlu evimizde  bir hayalim vardı. Bir köpeğim olsundu. Köpeğim en yakın arkadaşım olsun, bütün sırlarımı bir tek ona açayım, hayallerimi bir top yapayım, fırlatıp atayım, köpeğim bir koşu yakalasın bana getirsin, hep getirsin, hayallerim hiç kaybolmasın, köpeğimin ağzında hep geri dönsün...

İki odalı evimiz , hastane, vize, devlet büyükleri, sınav için gelen hemşerilerimiz ile gece gündüz dolu...Akşamları yer yatakları serilir. Sabahları yer sofraları kurulur...Adım atılamayacak kadar dolu evimize köpek getirmeyi çok istiyordum. İsteklerimi nasıl ifade ediyordum bilemiyorum, ama anne ve baba ile konuşmak , iletişim kurmak bizim gibi ailelerde başka türlüydü...

Annemin gözünde, babamın gözünde, komşularımızın gözünde, hatta hemşerilerimizin gözünde "nasıl bir Ayşe'yim" biliyordum. Kendi gözümde nasıl biriyim?  Yer yatakları serilip herkes derin uykularına yuvarlandığı zamanlarda pencerenin perdesini aralayıp gökyüzüne bakma ihtiyacı hissederdim. Kendimle baş başa kaldığım zamanlarda hayallerim yanıma gelir, yatağıma sokulur, yatak dar gelir, başka bir dünyaya " hayallerin gerçek olduğu dünya"ya gitmek isterdim. Yer yatağında ki horultular eşliğinde  gökyüzüne bakardım,  gökyüzü her zaman aynı şekilde, olması gereken gibi, herkesin gözünde ki Ayşe'yi kabullendiğim ana kadar perdeyi kapatamazdım...

Köpek için kulübe hazırlıyorum, eski defterlerimden rulolar yapıyorum, ruloları birleştirip çatı yapıyorum. Herhalde kulübe yaparken ailem bir köpek istediğimin farkına varıyor ve " köpek yerine sana bir kuzu alalım" diyorlar...

Yaz tatilinde bir kuzum oluyor. Köpekten daha çok seviyorum bu kuzuyu. Kuzumun bir adı var ama bütün köy onu " Ayşe'nin Kuzu'su " diye çağırıyor. Hiç peşimden ayrılmıyor, her an beni takip etmesi
çok hoşuma gidiyor, bazen kuzumu sınıyorum, herkesin içine karışıp onu çağırıyorum, şıp diye yanıma geliyor, avuçlarımı arıyor...Avuçlarımda ki  kaçak toz şekerlerini yalarken kuzum ile gurur duyuyorum. Ağaç sarmaşıklarını kuzum için topluyorum. Tüm ağaçlara çıkıyorum. Kuzum kafasını yukarılara uzatarak beni bekliyor. Ağaç arkalarına saklanıyorum, kuzumu çağırıyorum. Kuzum şıp diye beni buluyor. Bulunmak ne güzel bir duyguymuş...Sarmaşıklarından soyulmuş ağaç altlarında kitap okuyorum, kuzum yanımda, beni çok seviyor, hiç yanımdan ayrılmak istemiyor....

Yaz tatilinin sonuna doğru bir kamyonetin arkasına bütün akrabalar ve kuzum ile sıkışıyoruz...
Herkes mutlu...
Kuzum için sarmaşık arıyorum, ağaçlar yabancı...
Kayboluyorum...
Kuzumun kesildiğini, pişirildiğini, yenildiğini göremeyecek kadar kayboluyorum.
Bir ağaç dibinde elimde ki sarmaşıklara sarılıp ağladığımı gören akrabalarım " böyle olması gerekiyor " diye söyleniyorlardı.

Olması gerekenlerin dünyasında yaşamak çok acıydı...

Olması gereken şeylere yaşım büyüdükçe alışıyorum, daha az acı veriyor. Elimde ki ağaç sarmaşıklarını hiç bırakmadan geçirdiğim günün akşamında bir rüya gördüm.
Kuzum , takım elbise giymiş,  beyaz papyon takmış, iki ayak üstünde yürüyerek
beni yanına çağırıyor, koşarak yanına gidiyorum, düğünlerde ki damat gibi...Benimle dans etmek istiyor, ellerini  bana doğru uzatıp ellerimi tutmak istiyor, ağaç sarmaşıklı elimi uzatıyorum....

Geçen yazımın ardından düşününce hayvanlar ile ilişkimin "olması gerekenlerin" dışına çıkması çocukluğuma kadar gidiyormuş...





4 yorum:

  1. çocukken okuduğum hikayeleri getirdiniz aklıma.
    Ayşe'nin kuzusu...
    çok güzeldi.
    eğer okuduğumda bir hikayenin içine girip bütünleşebiliyorsam ,yazarın bu işi çok iyi yaptığını düşünürüm hep.
    öyleydi.kuzunuz ,iki odalı eviniz,herşey hatta papyonlu kuzuyla dans edişiniz..
    herşey kafamın içinde belirdi.
    çok teşekkürler oturduğum yerden bir hikayenin içine yolculuk edebildiğim için.

    YanıtlaSil
  2. Ahh ben hala kabullenmekte zorlanıyorum "olması gereken" başlığının altındaki bir çok şeyi. Ömrüm kendimi o kalıplara "anlamaya, yapmaya, ikna etmeye, reddimi açıklamaya, izah etmeye çalışmakla......" geçti. Zor işimiz Ayşecan çok zor....

    YanıtlaSil
  3. Olması gerekenler ve olmasını istediğimiz şeyler arasında sıkıştığım durumlar için büyük bir kelimem var ve herşey ona sığıyor
    ,HAYAT ....

    YanıtlaSil
  4. ne yazık ki hepimiz olması gerekenler dünyasında yaşıyoruz, bazen çocuklarım neden anne neden böyle olması gerekiyor ben öyle yapmak istemiyorum dediğinde onları kalıba soktuğum için üzülüyorum ama olması gereken böyle öf çok soru soruyorsunuz diye konuyu kapatıyorum, cevabını bilsem zaten kendim yapmazmıyım ...sevgiler elif

    YanıtlaSil