2 Ekim 2014 Perşembe

İlkbahar Kümesi

 
 


Zil çaldı,okul kapısından çocuk fışkırıyor.Merdivenlerin başında Yunus göründü,sırtında ki çantanın ağırlığı ile iki kolu havaya kalkmış,temkinli adımlar ile iniyor, yüzünde önemli bir olay olmuşun belirtileri var, hemen anlatılması gerek,gözleri beni arıyor. Çantasını alıyorum, önünü ilikliyorum, terlemiş saçlarını düzeltiyorum, elini tutup yola koyuluyoruz. Yağmur çiseliyor. Metroya biniyoruz.
Bu saatte metro kalabalık. Önemli olayını anlatıyor Yunus, bir yandan da " sen benim yerimde olsan ne yapardın " diye soruyor. ( Annelik hakkında her şeyi öğrenmeye heves ettim, uygulayamadığım şeyler için üzüldüm (anne karnında Bethoven dinletemedim) , en çok empati üzerinde durmuşum ki, oğlum, başkalarının düşüncelerini ve hislerini çok önemsiyor...)
"Sınıfta biri var, herkes ona hayran, herkes onu çok seviyor, ben de seviyorum , ceza aldığım gün  onu düşündüm, benim hakkımda ne düşündü diye, sence ne düşünmüştür anne? Benim yerimde olsan sen ne hissederdin anne?"

Kalabalıktan biri oturduğu yerden kalktı, bize yerini verdi.Utandık,olmaz dedik,kalkmayın dedik.
Yunus'un kafasını göğsüme dayadım , kendi kafamı metronun hızlı penceresine...
Metronun penceresinde yüzümü aradım. Pencerede hızlı bir akış vardı, yüzüm ışık hızıyla bir yere gidiyor,yüzüm kaybolmuyor  ama arkadaki fonlar hızla değişiyor.
Ben olsam ne yapardım mı düşünüyorum.


İlkokul birinci sınıftayım, sıralar birleştirilmiş kümeler oluşturulmuş. Mevsimin dört hali kümelerin adı olmuş, Sümerbank mavisi kumaşın ucuna "İlkbahar" yazılmış, ait olduğum kümenin örtüsü.
Dört kümenin içinde  "ilkbahar" 'ın ayrıcalığı var, bütün öğrenciler bunun farkında. İlkbahar 'da öğretmenin sevdikleri var,memur çocukları var. İlkbahar kümesinde Deniz'de var, Deniz ilk aşkım.
Gözlerimi ayırmadan,kırpmadan,soluksuz Deniz'e bakıyorum. Doğu Anadolu'nun bu kasabasında hiç kimse deniz görememiş,hiç kimse çocuğuna  Deniz adını koyamamış iken ben çok şanslıydım,Deniz ile aynı kümedeydim.  Deniz'e her bakışımda yeni yeni şeyler keşfediyorum , saçları taranmış,tırnak içleri temiz, hazır önlüğünün mavi düğmeleri, ince boynunda beyaz yakası ütülü...Okulu ölesiye seviyorum. Bir gün Deniz ağlıyor, kara gözlerinden yaşlar boşanıyor, ince boynuna doğru süzülüyor, içim titriyor, ağlamasına dayanamıyorum. Öğretmenin gözdesi Deniz, tiz sesiyle : ,
"öğretmenim,Ayşe hiç durmadan bana bakıyor,bunaldım,sıkıldım,bana bakmasın..bakmasın.."

Öğretmenim tüm sınıfın kahkahaları arasında beni tahtaya kaldırıyor, ellerimi açmamı söylüyor.Sırtım tahtaya , yüzüm tüm sınıfa dönük, ellerimi açıyorum. Öğretmenim  avuçlarıma cetvel ile vuruyor. Ellerim yanıyor.Suçumu anlayamıyorum." Bir daha arkadaşını bunaltma,bakma" diye sırama yollanıyorum,suçumu anlıyorum, İlkbahar kümesinden  "sonbahar" kümesine atılıyorum. Hangi çocuk Sonbahar'ı sever ki? Sonbahar kümesinde kayısı fabrikası işçilerinin çocukları var.

Metronun penceresinde ki yüzüm, hızla değişen durakların inenleri binenleri arasında kayboluyor, avuçlarım yanıyor...

7 yorum:

  1. Cok agir. Cok guzel anlatiyorsun.

    YanıtlaSil
  2. Hüzünlü ve duygusal bir anı. Hepimiz benzer anılara sahibiz. Ama çocuklarımız hiç kırılmasın üzülmesin istiyoruz. Halbu ki onlarda hayatın her anından paylarını alacaklar bizim gibi.

    YanıtlaSil
  3. selamlar,oglunuzun okulda yasadiklari ile ilgili cok guzel bir yazi vardi.Kaldirdiniz mi acaba,goremiyorum?

    YanıtlaSil
  4. nasıl bir hafızan var ayşecim, bu kadar detay nasıl hatırlıyorsun, anıların bitmesin lütfen. bitecek diye korkuyorum...

    YanıtlaSil
  5. Oğlunu sana benzetiyorum. Senin kadar duyarlı ve hassas.
    Öğretmene kızdım. Sen hangi mevsimde olursan ol, insanı etkileyen, içine çeken bir havan var.

    YanıtlaSil
  6. sen, ben mısın acaba yada ben, sen ???

    YanıtlaSil