14 Ekim 2014 Salı

Fulya

Bu aralar sık sık oğlumun okuluna gidiyorum. Metro , otobüs, minibüs camlarında ki yüzüme bakıyorum. Belli belirsiz yüzüm, gözüme güzel görünüyor. Metro, otobüs, minibüs camlarına gülümsüyorum. Pis camlara kafamı yaslayıp gülümseyen güzel yüzüme bakarak kayboluyorum.

Altından zincir kolyesi ile ilkokul beşteki Fulya kirli camda beliriveriyor...Onu daha önce de anlatmışım işte burada

Ucu çok iyi açılmış kurşun kalemin ilk çizgisi gibi ince bakışları ile Fulya, bana bakıyor. Kirli camlarda ki güzel yüzümü silmeye gelmiş ,  çünkü gerçek güzel kendisi....

İlkokul beşteyim, Fulya ile yanyana oturuyorum.  Sınıfın en sessiz, en çalışkan kısaca en inek öğrencisiyim, Fulya ise çok popüler, sosyal, çok konuşkan, çok gülen, erkek arkadaşı çok olandı, adı ve namı sınıftan dışarı bütün okulca bilinirdi. Fulya benim yanıma cezasını çekmek için getirilmişti. Fulya için bundan büyük ceza olamazdı, benim için ise bundan büyük ödül...
Fulya korkusuz bir kızdı, yasak olmasına rağmen altın zincirden kolye takardı, zincirinin ucuna, erkek arkadaşının baş harfini takardı. Okulun bütün erkekleri isimlerinin baş harfi ile Fulya'ya arkadaşlık teklif etmek için sırada beklerlerdi. Teneffüs saatinde Fulya gömleğinin üst düğmesini açar, altın kolyesini görünür kılardı. Boynunda sallanan " harfi " köfte dudaklarına götürerek okul bahçesinde yürürdü.
Nöbetçi öğretmenlerden Fulya'nın altın kolyesini görüp, kızan, cezalandıran hatta asılarak  kopartanlar olmuş, Fulya'nın boynu yara bere içinde kalmış ama altın zincirinden ve harflerinden vazgeçmemiş, gözü karalığı ile taktir toplamıştı.
Bütün okulun erkekleri Fulya ile arkadaş olmak istiyordu, benim o taraklarda bezim yoktu ama  sınıfımın tüm kızları erkek arkadaş çetelesi tutuyordu," kaç kez teklif aldıklarını" gururla birbirlerine söylüyorlardı. Bana arkadaşlık teklif eden olmamıştı. Fulya'nın yanımda oturması bile bana bu konuda bir yarar sağlayamamıştı. Arkadaşlık teklifi almamış, hiç almamış,bir kere bile almamış biri olmak henüz ağır gelmiyordu. Zafer gelene kadar. Babası ölünce anneannelerinin evine taşınmak ,okul değiştirmek zorunda kalan Zafer bizim okula nakil olunca, bambaşka bir şeye dönüşüverdim. Arka sıramda oturmaya başlayan Zafer karanlık dünyama pencereler açmaya başladı, her pencere gözlerimi kamaştırıyor, alışık olmayan gözlerim yaşarıyor...Tombul parmaklarını sırtıma vurarak silgi, kalemtraş, kırmızı kalem isteyebilir diye kalem kutumla hazır bekliyorum, kilosu yüzünden koşamıyor, nefessiz kalıyor diye ,teneffüslere çıkmayıp ekmek arası patates,  peynir zeytin ,toz şekerli ekmek aralarını yiyoruz. Zafer'in annesinin yaptığı ekmek araları içimi acıtıyor, babasız oluşu sevgimi yüceltiyor. Ekmek aralarında Zafer'den arkadaşlık teklifi bekliyorum, kalbim yerinden çıkacak gibi, top peşinde koşarken ki gibi, ip atlarken ki gibi, sek sek oynarken ki gibi, durduraksız  atıyor. İlk kez Fulya'ya açıyorum, kalbimin hallerini, açmasaydım beni nefessiz bırakacaktı, içimde uçuşan binlerce kelebek..  Fulya kısık kısık beni dinliyor, köfte dudaklarını yalıyor.
Günler sonra bir teneffüs saatinde sıralarımızda oturmuş Zafer ile ekmek aramızı yiyoruz, Fulya bahçeye çıkarken gömlek düğmesini açıyor, altın kolyesinin harfini  tutuyor, dudaklarına götürüyor. Fulya'nın dudakları arasında kaybolmaya başlayan harf yine değişmiş. Fulya'nın köfte dudaklarına dikkat kesiliyorum, "Z"  ... Altın kolyenin ucunda ki Zafer'in Z'si .

Güzel yüzümü   pis camlarda bırakıp, gerçek yüzümü alıp şehrin kalabalığına iniyorum...

10 yorum:

  1. Ayşe, bir gün senin kitabın çıkacak. Çıkmalı. Yazdıkların o kadar değerli ki, burada kalmayacağına eminim.

    YanıtlaSil
  2. Bir roman okur gibiyim yazılarını okurken, öyle güzel yazıyorsun ki... İnşallah bir gün kitabın çıkmalı, sen değerli bir kalemsin. Öykünün içeriği ise bambaşka zaten.

    YanıtlaSil
  3. "Ucu çok iyi açılmış kurşun kalemin ilk çizgisi gibi ince bakışları ile bana bakıyor."
    nasıl güzel bir benzetmedir.

    Funda gibileri her yerde maalesef.
    Zafer'e de uyuz oldum Funda'ya da

    YanıtlaSil
  4. hikayesini sadece bana anlatıyormuş gibi okuduğum ve okudukça içimi titreten bir kitap bittiğinde sevdiğim bir arkadaşımdan ayrılmışım gibi üzülürüm. tam da böyle bir zamanda (hasan ali toptaş'ın Heba'sını bitirdim) güzel yazıların, zevkli okumaların bitmediğini hatırlattığın için teşekkür ederim. (fundanın ilk yazıda fulya olduğunu söylesem ukalalık etmiş olur muyum?)

    YanıtlaSil
  5. ne kızmış ha şimdi napıyo merak ettim:) yalnız bizim ilkokul 5 de yoktu böyle şeyler hatırlamıyorum aşk olayları:)

    YanıtlaSil
  6. Ne güzel yazmissin ellerine saglik....Funda güzel, sevilen, her erkege sahip olacak birisi sisgo Zafer ile ne yapacak? Bence bu ask fazla sürmemistir. Ama belkide seni bir felaketten korudu, kim bilir....Zafer felaketinden:-))))) setep dolusu selamlar.

    YanıtlaSil
  7. Duru dupduru, kalemine sağlık..

    YanıtlaSil
  8. Yazınız vardı okulla ilgili şimdi bulamadım merak ettim çokça oğlunuzun durumunu okulla ilgili gelişiminizi

    YanıtlaSil