17 Eylül 2014 Çarşamba

Yaşlının Yükü



Dün Yunus'un bit(e)meyen kitap- defter alışverişi için  kırtasiye kuyruğunda iken arkamda ki  kadın hapşırdı.En samimi en merhametli en sevecenli ses tonumla "çok yaşayın" dedim.Kırtasiye kuyruğunda ki kadın gülümsedi,mutlu oldu.Birini mutlu kılabildiğim için,içim huzurla doldu!

Bu yaz hayatımda ilk kez "cansız bir yüz" gördüm.
Yengemin annesi vefat etmiş,bir  odada etrafı kadınlarla çevrelenmiş bir çemberin içinde kefeni ile yatıyordu. Yengem, ölü annesinin başında oturuyordu, beni de yengemin yanına oturttular.
Çemberin dışında odanın bir köşesinde hocanın karısı Yasin okuyor.Odaya giren kadınlar çemberde ki yerlerine geçip oturmadan önce kefeni açıp ölünün yüzüne bakmak istiyorlar . Kefenin her açılışında dehşete kapılıyorum. Çemberde ki tüm kadınlar ölüyü tanıyor,akrabaları,komşuları,arkadaşları için üzülüyorlar ama bu bir kaç dakika sürüyor,bir kaç dakika sonra çemberden dünyalık sesler çıkmaya başlıyor,"senin kızı göremedim,tatile mi gitti,nereye gitti,tek başıma geldim bizim adamı tarlada bıraktım bu sene ürünler hiç para etmeyecek ,Saniye'nin kızını gördün mü ne çok büyümüş,istenmeye başlamış bile..."
Dünyalık sesler  hocanın karısına kadar ulaşınca , hocanın karısı Yasin'i yüksek tondan okumaya başlıyor.
Yengemin annesi yirmi senedir yatakta bakılan felçli bir hastaydı. Yıllarca yatalak annesine yengem baktı. Yengemin kardeşleri de vardı ama hiç biri annelerine bakmak istemedi.
Yirmi sene boyunca, çocuklarıyla, eşiyle ve felçli bir anne ile yaşamaya çalışmak kolay değil, yengemin kardeşlerini bakışları ile suçlayıp uzak duran çember,yengemi kucaklıyor,"aferin sana
anne sevabı kazandın,büyük sevap kazandın" diyorlar...

Bu yaz ilk kez dedemi  evinden ayırıp, yanımızda kalmaya ikna ettik.
Çok mutsuzdu,evini istiyordu ama eskisi gibi olamayacağının da farkındaydı.Dedemi mutlu kılabilmek adına çok şey yaptığımı sandım,her gün arabamla onu köyüne götürdüm,koluna girip
bahçesinde gezdirdim,arılarına şerbetli sular yaptım,kovanlarını düzenledim, kaçan arıları kovanlarına soktum,rahat abdest alabilsin diye pazardan leğen ile ibrik aldım,ezan okunmaya başlayınca elimde ki tüm işleri bırakıp leğen ile ibriğe koştum,o seviyor diye gün aşırı yoğurtlu yarma aşı yaptım,durup durup eskileri açtım,anılarını dinlerken ben çok mutluydum ama o hiç mutlu değildi...Bir ay boyunca dedemin yüzünü güldüremedim.Yaptıklarımın karşılığı olarak beklemiyordum dedemin gülümsemesini,sadece mutlu olsun istiyordum.Bir gün bana" yaşlının yükü ağır olur kızım, dua ediyorum temiz bir ölüm için" dedi.Temiz bir ölüm,neydi  biliyordum,yengemin annesi gibi olmamaktı.
Kırtasiye kuyruğunda ki kadını mutlu etmek gibi kolay değildi, hayat...Ya da bir ay boyunca eli ayağı tutan bir yaşlıya hizmet etmek gibi...Yirmi yıl boyunca yatakta felçli bir anne olup gözlerinin içine bakan oluverir ,hayat...



Yunus'un objektifinden dedem...Birinci fotoğrafta bizim evde, ikincisin de kendi evinde...



4 yorum:

  1. Evet kendi evinde mutlu poz vermiş Ayşecim. Allah hiç birimizi elden ayağa düşürmesin, dedenin duası çok güzel. Keşke O da senin çırpınmana karşılık seni mutlu etmeye çalışsaydı. O zaman O'ndan hiç ayrılmak istemezdin. Çok hayırlı torun/evlat/annesin sen. İnşallah sana da yarenlik edenlerin çok olsun.

    YanıtlaSil
  2. Yazılarınıza bakım.. Ne kadar samimi..
    Çok sevdim..
    Takibinizdeyim.
    Daha da bakacağım..

    YanıtlaSil
  3. Masaallah dedecigine,rahmetli babaannem aklima geldi,oda on cocugu oldugu halde köyünden ayrilmak hic istemezdi,gayet saglikliyken onu alip Istanbul a götürdüler! Camin önünden ayrilmamis,7.kattan hep disariyi izlemis ve sonrada orda hastalanmis,onlara söylemistim,babaannem yapamaz demistim,bidahada gitmedi,hep cocuklari senlendirdi evini ,o böyle daha mutluydu,sevgiler sana,ben yeni geldim haberin olsun:))

    YanıtlaSil
  4. Cok guzel bir yazi bu. Huzunlu ama cok guzel.

    YanıtlaSil