10 Eylül 2014 Çarşamba

Vicdanı Olmayan Veteriner

Pıtpıt uyanmıyordu,veteriner masasından alıp koyduğumuz evinin içinde sarı battaniyesi üzerinde yatıyordu.Akşam olmuş,annem sofra kurmuştu,Pıtpıtın başından ayrılmıyordum, hiç kimse sofraya oturamadı,annem,babam,hasta yatağından dedem kalkıp bahçeye Pıtpıtın başında oturuşmaya başladılar,gece olup herkes çekilince Pıtpıtın altı saattir uyanamadığını hesap ettim,uyanmasını kolaylaştırmak için kucağıma aldığımda sarı battaniyenin kırmızı bir göl üzerinde yüzdüğünü gördüm.Eşim hiç durmadan veterineri arıyordu,telefona çıkmıyordu,altı saat sonra telefona çıkan veteriner her şeyin  normal olduğunu sabaha bir şeyi kalmayacağını salık verdi. Gece ilerlemiş,Pıtpıtın kanı hiç durmadan akıyordu,evinden çıkardım,taşlığın üzerine kağıt havlu serdim,kağıt havlu anında kıpkırmızı oluyor,taşlık kana bulanıyordu.Ne yapacağımı bilemiyorum,Pıtpıt gözlerini açmıyor,çok kan kaybediyordu,sabahı göremeyecekti...
Gecenin ilerleyen saatlerinde yıldızlar öyle parlaktı ki, hayatımda hiç bu kadar parlayan yıldız görmemiştim,her biri Pıtpıtın üzerinde,kapalı gözlerinde,kırmızıya boyanmış tüylerinde...
Bir mırıltı sesi geliyordu,yakınlarımdan...Sarı Kedi taşlığın bir kaç adım ötesinde Pıtpıta bakarak mırıldanıyordu.Bir bana bir Pıtpıta bakarak mırıl mırıl bir şeyler anlatıyordu Sarı Kedi.
"Pıtpıt çok hasta Sarı Kedi,senin kanatmaların değil, senin suçun değil,benim suçum,bu dinmeyen kanın sorumlusu benim".

Sarı kedi mırıldana mırıldana Pıtpıt'a yaklaşmaya devam etti,Pıtpıt gözlerini açtı,Sarı Kediye doğru
acı acı miyavladı,sesi derinden cılız bitkin kısık kısık çıkıyordu.Sabahın belirtileri başladı,gölün sazlıklarına yuva yapmış yaban kazları kanat çırpıp havalanmaya,akasya ağacına tünemiş kuşlar cıvıldamaya,uzaklardan koyun ile inek çanlarının sesi  başladı.Pıtpıt ayağa kalkmaya çabaladı,boynunu kaldıramıyordu,boynu bir kalkıp bir düşüyordu,ön ayaklarını öne atıyor,arka ayaklarını hiç hissedemiyordu.Arka ayaklarını sürükleyerek,yattığı taşlıktan kalktı,gölün kenarına doğru ilerlemeye çalışıyordu,geçtiği her yer kana bulanıyordu.Sarı Kedinin üç gün yokluğunda kendine yatak yaptığı fındık ağaçlarının altına doğru sürünüyordu.Sabahın ilk ışıkları ile aydınlanan fındık ağaçları Pıtpıta kucağını açtı,kurumuş fındık yaprakları üzerine yattı,kuru yapraklar kırmıza boyandı.
Şehir merkezine gidiyoruz,şehir merkezini hiç bilmem,100 kilometre kadar bizden uzak bu şehirde
veteriner buluyoruz.Pıtpıtın içini açıyor,yoğun bir iç kanamayı durdurmayı başarıyor,serum takıyor.
Hayatta kalma şansını yüzdeler ile bize anlatmaya çalışıyorlar..
İstanbula gitmemiz lazım,eşimin çok önemli bir sınavı var,ailemizin geleceği için bu sınav çok önemli,Yunus'un okulunun açılmasına da iki gün kalmış iken Pıtpıt bu yolculuğa nasıl çıkar..
Çıkmalıydı,İstanbulda en iyi veterinerlere görünmeli,iyileşmeliydi...
Pıtpıtın tek bir soluğu vardı,kıpırdamadan Yunus'un yanında arka koltukta yatıyordu,15 saat boyunca
Yunus Pıtpıtın soluk alıp vermediğini haber verdi:
-Pıtpıt nefes alıyor baba,Pıtpıt yaşıyor anne...
-Dayan Pıtpıt
-Az kaldı Pıtpıt
15 saat boyunca öyle gergin bir yolculuk yaptık ki,arabanın içinde her an ölmesinden korkulan bir can vardı.Pıtpıtın pembe kulakları ve burnu sapsarı olmuş,mis kokulu tüyleri, kötü, ağır bir kokuya bulanmıştı...
İstanbulda evimize yakın çok pahalı olduğu için yanından bile geçemediğimiz ünlü veterineri yolun yarısında  telefonla aradım.Pıtpıt az paramızın kurbanı olmamalıydı.Az para yüzünde o ameliyat masasına yatmak zorunda kalmamış mıydı? Az para, mecburluğa mahkum ettiriyordu...
İstanbuldaki veteriner, kliniğini kapatmamış bizi bekliyordu,sabahın ilk ışıkları yola çıkmıştık ama İstanbula girdiğimizde nerdeyse gece olacaktı.Eve uğramadan elimizi yüzümüzü yıkamadan,aç, yorgun,hırpani  bir şekilde kliniğe kedimizi yetiştirdik.
Pıtpıtın bir damla kanı bile kalmamış,çok zor nefes alıyormuş,enfeksiyon oranı öyle yüksekmiş ki...
Üç gün boyunca Pıtpıt, klinikte kaldı,serumlarla gün gün iyileşmeye başladı.
Pıtpıt şimdi kucağımda,mışıl mışıl uyuyor,bir haftalık daha tedavisi kaldı.
Kasabada ki veteriner için suç duyurusunda bulunmak istedik. İstanbul da ki veteriner hiç bir sonuç alamayacağımızı söyledi ama bir daha aynı şeyi başka kedilere yapmaması için vicdanını sorgulaması
için bir şeyler yapılmalı dedi.
Dün eşim şöyle bir mesaj atmış cep telefonuna"Sabri bey kedimiz önemli derecede kan kaybı ve ciddi enfeksiyon nedeniyle çok büyük
acılar yaşadı sizin de bu büyük acıyı hissetmenizi diliyorum ve sizi Allah'a havale ediyorum"
Pıtpıtın uyanamadığı,kan kaybettiği o gece "kan kaybı ve uyuma normaldir" diyerek telefonunu kapatmış bir daha hiç ulaşılamamış ve Pıtpıtın durumunu  merak edip arayıp sormamış veteriner anında eşime cevap yollamış:
 
"Kardeşim benim abdestimden şüphem yok namazımdan hiç olmaz rahat olun"
 
Kasabada ki bu veteriner, hakkı ile yapamadığı işini, vicdansızlığını,zalimliğini,günlerce bir cana işkence çektirmişliğini,bir aileyi günlerce kahredişini,bir çocuğun günlerce en yakın arkadaşı için ölecek mi diye gözyaşı dökmüşlüğünü, abdest ile namaz ve daha bir dolu dini işaretler ile halledeceğini iyi biliyor...Abdestini,namazını yerine göre kullanmayı akıl edecek kadar cin fikirli ki fakir kasabamızda lüks ciplere binebiliyor,abdestinde,namazında bir veterinere tüm köylü gönül rahatlığıyla hayvanlarını emanet ediyor...Sağlıklı bir hayvanı masana yatırıp öldürecek kadar kan kaybı,enfeksiyon ile kaldırıyorsan( kaldırmaya bile tenezzül etmedin,eşim kucaklayıp kaldırmıştı) sonrasında hastanın durumunu hiç merak etmiyorsan,veteriner değil insanlığından şüphe ediyorum,elinden geçecek,masana yatacak diğer hayvanlar için dua ediyorum.

23 yorum:

  1. Ayşe :(
    İlk yazını okuduktan sonra ve bu yazının ortalarına kadar Pıtpıt öldü sandım ve kahroldum :(
    İyi olmasına öyle sevindim ki anlatamam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üç gün boyunca nefes alıp veriyor mu diye bakmaktan başka bir şey elimden gelmeyince,hoplayıp zıplarken tutup sağlıklı kedimi o veterinerin masasına yatırmışken,nasıl pişmanlık,nasıl suçluluk çektiğimi anlatabilir miyim bilemiyorum..şimdi iyi daha iyi olacak inşallah ..teşekkür ederim sevgili Burcu

      Sil
  2. Ah Ayşeee, içimi parçaladın ya dünden beri.Öldü sandım Pıtpıt. Veterinerlere olan güvenini büyük ölçüde kaybetmiş biri olarak, yazdıklarını sinirden gerim gerim gerilerek okudum. Şu "abdest-namaz" meselesine gelince. Çok tanıdık geldi bu laf. Yeni cumhurbaşkanımızın diline pelesenk olmuştu bi ara bu laf. Demek ki, bu tip insanların ortak dili bu abdest-namaz olayı.
    Pıtpıt'ı çok merak ediyorum, lütfen iyi haberlerini ver, güzel fotoğraflarını koy da içim rahatlasın.

    YanıtlaSil
  3. Öyle kısacık bir zamanım vardı ki yazmak için köyden yeni dönmüştük,üç aydır açılmayan evi pislik götürürken her şeyi bir tarafa atıp bilgisayar başına geçtim ama bitiremedim..Pıtpıtın resimlerini bir hafta sonra koyayım,bütün kolları jiletli,tüyleri yolundu...bir haftaya kadar hiç bir şeyi kalmayacak inanıyorum...teşekkür ederim sevgili kitapsız kedi,pıtpıtta teşekkür ediyor,soranları merak edenleri var diye...

    YanıtlaSil
  4. Dün gece ilk yazıyı okuduktan sonra kahroldum, şimdi yaşadığını biliyor olmak beni öyle mutlu etti ki anlatamam, o güzel mırıltısı şimdiden kulağımda. Güzel bir ömrü olur inşallah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke ilk yazıyı bitirebilecek vakit bulabilseydim ,özür dilerim...sonuncu yazımda farkına vardım..inşallah tüm insanların ve hayvanların ve ağaçların,canlıların güzel bir ömrü olsun...teşekkür ederim..

      Sil
  5. Ben de derin bir nefes aldım, şükür ölmemiş diye, dün ölmüş gibi anlatmıştınız. Bu gibi insanları Allah'a havale etmekten başka çaremiz kalmıyor ne yazık ki.. Ülkede ne hak kaldı ne hukuk.. Herkesi kendimiz gibi vicdanlı sanıp büyük hayal kırıklıkları yaşadığımız bir dünya burası ne yazık ki.. Ne denebilir ki, gözünüz aydın, Pıtpıt'a çok büyük geçmiş olsun..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Şule,istemeden,farkına varamadan,zamansızlıktan pat diye yazıyı kesiverdim,şimdi farkına vardım...Hayal kırıklarımızın azaldığı,hiç olmadığı o güzel dünya için duacıyım..teşekkür ederim..

      Sil
  6. geçmiş olsun ayşeciğim. hayvan sevmeyen, can sevmeyen bir insan... üstelik bir veteriner... ne hazin...
    ve özrü kabahatinden büyük.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seni görmek.okumak ne iyi geldi sevgili Sırra Kalem...seni hiç unutamıyorum,teşekkür ederim..

      Sil
  7. Neyse Pıt pıt yaşıyor ya.! Kahrolsun o sorumsuz üzerinden para kazandığı hayvancıkları hiç sevmeyen veteriner.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet,en kötüsü de para kazanması,ekmek teknesi ...Allahım ıslah etsin,vicdan koysun..

      Sil
  8. yazılarınızı okuyunca çok üzüldüm, umarım pıtpıtınıza eskisindende sağlıklı kavuşursunuz. Bu işler dinle imanla olacak işler değil malesef bir insanın içi iyi değilse namazı tam olsa ne olur, umarım yaptığı kötülükler ayaklarına dolaşır. Kendinizi suçlamayın nasıl bilecektinizki böyle olacağını...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel adınız var"kedimi beklerken.." dileğim bir daha hiç bir hayvana Pıtpıt gibi acı yaşatmasın,yaşatamasın...sevgilerle..

      Sil
  9. Sabah sabah hüngür hüngür ağladım be Ayşe hanım. Nasıl ağlattın beni Pıt pıt bir bilsen. Benim de dünya tatlısı bir kızım var Pia, 7 aylık. Canım benim çabuk iyileş, seni seven bu güzel ailen ve de kedisever tüm dostların sana dua ediyoruz. Hani o abdest namazdan dem vuran insanlıktan nasipsiz, mesleğinin yüz karası veteriner var ya, bildiği sadece abdest namaz belliki. Dua ve bedduayı da iyi öğrensin. abdest namaz ile sadece cennete gidilmez, aldığın duaya, yaptığın iyiliklere göre gidilir. Sadece insanlara mahsus değil kul hakkı. Hayvanlar, bitkiler, canlı cansız her biri davacı olup, hakkını isteyecek. Bundan haberi yok anlaşılan. Kimbilir kaç hayvanın canına kast etti? Kimbilir kimlerin ahını aldı? Sevgili Pıtpıt ismin gibi yüreğimizi pıt pıt attırdın hikayeni okurken. Ayşe hanım çok geçmiş olsun sizlere de. Yüreğinize ve kaleminize sağlık. Sevgiler Minelse

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizi ve bloğunuzu tanıdığım için çok mutlu oldum,Pıtpıt sayesinde çok güzel insanlar ile tanıştım..ben teşekkür ederim..sevgilerimle..

      Sil
  10. Geçmiş gitmiş olsun..derler ya " er yarın Hak divanında belli olur" bu yalnız senin ve ailenin sınavı değil o veteriner olma gafletinde bulunmuş vicdansızın da sınavı.
    İnşaallah kedicik çok daha iyi olacak sen de.. Ve eminim bu yazı en az bir kaç hayvanın daha hayatını kurtaracak.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Anna , Hak Divanı...ne güzel demişsin...Ben yapım gereği başıma gelen her kötü şeyde kendimi suçluyorum..teşekkür ederim..sevgilerle

      Sil
  11. çok çok geçmiş olsun ayşecim, senin köyde olacağını tahmin etmiş ve ne güzel hikayelerle döneceğini bekliyor, hergün bloğunu ziyaret ediyordum. Yazdıklarını okuyunca çok üzüldüm pıtpıta bir şey oldu diye çok üzüldüm. Allahım geçmiş etsin o veteriner kılıklı insanı da ıslah etsin inşallah, tekrar geçmiş olsun..sevgiler yazılarını özlemle bekleyen Elif

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elifçiğim,teşekkür ederim,benim de bekleyenim varmış,ne güzel bir duyguymuş...Allah razı olsun, iç açıcı bir yazım var,köyümü anlatmak istiyorum...sevgilerimle..

      Sil
  12. çok geçmiş olsun pıtpıtın iyi olmasına çok sevindim. ama adamı allaha havale etmekten daha fazla bişey gelse keşke elimizden...

    YanıtlaSil
  13. Çok geçmiş olsun pıt pıt'a. Veteriner çok alışıldık bir karakter. Sıkça rastlamıyor muyuz böylelerine. Herkesten uzak olsunlar.

    Kardeşim de dün bir köpek tarafından annesi ve iki kardeşi parçalanmış, korkudan tir tir titreyen yavru bir kediyi eve getirmiş. Annem çok düşündü taşındı bakabilir miyim diye. Bakamayız dedi :( Aşılarını falan yaptırdılar. Neyse ki kedicik sahiplendirildi hemen.

    YanıtlaSil
  14. işte yeni Türkiye bu ayşe hanım ....

    YanıtlaSil