19 Eylül 2014 Cuma

Çarşamba Pazarı-Aşk


"Aşk" kelimesini çocuk kulaklarım ilk kez Demetevler de ki Çarşamba pazarında duydu.( Eskiden bu kelime her yerde söylenilen ,tüketilen bir şey değilmiş)

Annem ile Bahriye Teyze çarşamba pazarında turşuluk arıyorlar,Bahriye Teyze'nin turşuları bütün kış erimeden ,küflenmeden , tadı bozulmadan yenilebildiği için bu sene turşularımızı o kuracak.
Annemin apartman komşuları içinde en sevdiği Bahriye Teyze, çünkü evi her an tertemiz,balkona astığı çamaşırların beyazı göz kamaştırıcı, çocuklarına ayrı eşine ayrı her gün çeşit çeşit yemek hazırlayabildiği için, titiz olduğu için...Ben de severdim Bahriye Teyze'yi ama sadece Seher Abla gibi bir kardeşi olduğu için...Seher Abla ,çocuğu olmadığı için kayınvalidesi tarafından eziyet gören, üzerine kuma almaya kalkışınca kocasını boşayıp ablasının evine sığınan kara kaşlı kara gözlü, beni gördüğünde saklı gamzesini çıkarıveren...
Çarşamba pazarında kornişonları mıncıklayıp,sarımsakları koklayan Bahriye Teyze ;" Aşık değilim
 ne demek oluyor,aşk da neymiş,hangimiz aşık olarak evlendik," diye söyleniyor anneme. Annem çok sevdiği komşusuna hak veriyor," evlenmeden aşık mı olunurmuş?"...
Karısı ölmüş,yaşlı adamlar Seher Abla için görücü yolluyorlar,Bahriye Teyze bir an önce kardeşini başgöz etmek istiyor.Çarşamba pazarında "aşk" kelimesi kulağıma, soğuk,kötü,çirkin gelse de ben "aşkı" kitaplardan çok okumuştum ve pazara giderken bir elimde Anna Kareninna vardı."Aşk",çok değerli bir şeydi,uğruna her şey feda edilebilirdi,zenginlik, şöhret, asillik,yuva hatta çocuk bile...
Onlu yaşlarımın başında okuduğum kitapların öznesi" aşk" tı, çevre,anne,aile hiç bir şey ifade etmiyordu,aşkı bulan kahraman oluyordu,aşk doğa üstü bir şeydi,dünya da olan hiç bir şey ile kıyaslanamazdı...Anna  ,aşkı için oğlunu terk etmişti.Çocuk,anne ve daha bir sürü şey ,çevre denen baskıcı,sıkıştırıcı,yok edici şeyin pazarladığı ürünlerdi,aşkı tanımıyordu bu çevre,tanısa onu da kendine benzetmeye çalışır,sıkıştırır,bastırır,yok ederdi...Aşkı bir ben biliyordum,okuyarak da olsa...
Aşkı hiç okumamış zavallı çevrem,bilmediğiniz şeyi nasıl yerden yere atarsınız,hor görürsünüz..
Din dersi hocam annem ile babamı veliler toplantısında kınamış,ergenliğe girmiş bir kız daha namaz surelerini tam bilemiyordu.Bahriye teyze her derdimizin dermanı olabiliyordu,Seher Abla çok güzel Kur'an okuyormuş,bana namaz surelerini çalıştırabilirmiş.
Seher Abla ile birlikte abdest alıp ,   sure ezberlemeye çalıştığım günleri hiç unutamıyorum.
Kocasına "aşık" olabilmiş ama çocuğu olmadığı için  eziyet görmüş,terkedilmiş bir kadın, yine aşık olmak istiyor, istediğini çarşamba pazarından biliyorum.Seher Abla tüm kitaplarımın kadın kahramanlarının yüzü oluveriyor...Seher Abla aşkı arayabilme cesareti gösterilmiş tek gerçek kahramanım,onca itilmişliğin ,sığıntılığın içinden beri,"aşk" diyebilmişti...

Anne olunca "Ayşe" olmaktan çıktım,çocukluktan çıkar gibi,sıyrıldım,başka bir entari giyer gibi anneliği giyindim.Anne gibi düşünüp,anne gibi hayaller kurmaya başladım,farketmeden,içeriden,içeriden...Dün Anna Karenina filmini seyrettim,"aşk" uğruna oğlunu bırabilen bir kalpsizi, bir bencili, Anna'yı izlemek bana dakikalarca ızdırap yaşattı.Film bitince hemen pencereye koştum,Yunus'un okul servisini gözledim,bir gelsin sarılayım,kara gözlerinden,saçlarından,boynunun altından bir öpeyim...Okul servisi sokağın başından bir görünsün...



3 yorum:

  1. aşk da çeşit çeşit değil mi.. insanın çocuğuna duyduğu aşk ise bir başka..

    YanıtlaSil
  2. 10 yaşındayken yapılan yorumla anne olduktan sonra değişen bakış açısı... bir kitaba, bir filme değil tüm hayata bakışımız değişiyor annelikle... özgürlük kutsaldı benim için baskıcı baba modelinden dolayı sanırım. şimdi ise kara kara çocukların daha fazla özgürlük isteyeceği günleri düşünüyorum. kendimizi bir kenara mı bırakıyoruz yoksa annelikle, bilemiyorum...

    YanıtlaSil
  3. aşkların en güzeli, gerçek karşılıksız sevgi , anne olabilenlerin anlayabileceği aşk çocuk aşkı, sevgiler elif

    YanıtlaSil