9 Eylül 2014 Salı

80 gün köy tatili



80 gün köy tatili yaptık,Yunus ile.Televizyon,internet ve telefondan mecburiyetten uzak kaldık.
Dağların ardında,bulutlara yakın,insanlardan uzak,bol hayvanlı bir köyde 80 gün.Doğa harikası uzak köyüme beni ziyarete gelen tek tük akrabalarım
ayy ne güzel, ayy ne şanslısın Ayşeciğim dediler ama bir gün bile dayanamadılar çalmayan,çalışmayan sessiz cep telefonlarının verdiği acıya...
Haftada bir gün kasabaya inerek ihtiyaç listemizin eksiklerini tamamlamaya çalışırken, gözüm hep internet kafe aradı,hissettiğim ihtiyaçların en başında bilgisayarın başına geçip bloğuma yazı yazmak
vardı.
Yazmak istediğim şeylerin en başında Pıtpıt var.
Pıtpıt'ın köydeki günlerini Yunus anılarına ekledi ve yazdı,inşallah Yunus'un bu anılarını düzenleyip
kitaplaştırmak istiyorum.Yunus  dokuz yaşına bile girmemişken yazdığı köy anıları beni çok etkiledi,fotoğraf çeker gibi yazması bana örnek oldu.Fotoğraf o anda ne varsa onu gösterir,olması gerekenlerden,süslemelerden,acındırmalardan uzak.Kitap projesinden uzaklaşıp,kendi dilimle,haber vermek adına
Pıtpıt'ın başına gelenleri  kabaca anlatmak istiyorum...

     Bir bakmışız ki en sevdiğimizin katili oluvermişiz...Her kötülükten sakındığımız, o canı, karanlık zindanlara atıp işkence çektirebiliyormuşuz...Oysa her şey onun mutlu olabilmesi için başlamıştı...
Pıtpıt'ı İstanbul'un bir parkında gözleri yaralı bir yavru iken bulmuştum,evime aldım,hayatını kurtardım!Pıtpıt'ın hayatını kurtardım! Pıtpıt beni bulduğu için şanslıydı!

Hiç sokağa çıkmadan üç odalı evimizde yaşarken Pıtpıt mutluydu ama daha çok mutlu olabilirdi,köye gittiğimizde doğa ile tanışacaktı..Pıtpıt'ın ayağı toprağa değecekti,ağaçlara tırmanacak,gölün kenarındaki bahçemizde kurbağa avlayabilecekti..
Pıtpıt'ı arabamıza attık,15 saat süren yolculuktan sonra köyümüze ulaştık.Koca koca dağlar , masmavi bir göl ve milyonlarca ağaç içinde ki yeni evine ayak basar basmaz Pıtpıt'ın acıları başladı.Dedem hastaneden,yoğun bakımdan yeni çıkmış ,annemin yanında kalmaya zor ikna olmuştu.Annem evinde kedi istemiyordu,katiyyen istemiyordu.Pıtpıt'a bahçede bir yuva yaptık.Pıtpıt yuvasını istemedi , beni istiyordu,ben nerdeysem orada olmak istiyordu...Gizli gizli içeri aldığım bir günde dedemin hasta yatağına atlayıp sinek avlamaya  çalışırken anneme yakalandı,kedim süpürge ile kovalanırken ben günlerce süren azarı işittim.Ben azardan çok arlandım,çok gücüme gitti ama kedim hiç oralı olmadı arsız arsız eve girme teşebbüslerinden vazgeçmedi...Pıtpıt için kapının ardında hep süpürge tuttu annem,süpürgeyi havaya kaldırınca Pıtpıt istenmediğini anlayıp gerisin geri dönüyordu.
Köyün tek erkek kedisi Pıtpıt'ın geldiğini haber alıp ziyarete geldiği o günü hiç unutamayız...İkinci bir erkeğe tahammül edemediğini öyle bir gösterdi ki Pıtpıt'ın acı acı feryatlarına doğru koştuğumuzda bizden korkmasa zavallıyı öldürecekti...Pıtpıt yüzünde,pembe burnunun üzerinde
dört ayağında "SarıKedi'nin izlerini hep taşıdı...Gündüz gece özellikle bizim derin uykulara daldığımız geceleri hep Pıtpıt'ı saklandığı yerde buldu,tırmaladı,ısırdı,boğmaya çalıştı "Sarı Kedi".
Pıtpıt kapımızın dibinden hiç ayrılamadı,Sarı Kedi korkusuna doğa ile tanışamadı,eve de alınmadı,çok mutsuzdu...Gündüzleri kedimi koruyordum,Sarı Kedi yi gördüğüm anda yada Pıtpıt'ı hırpalamaya başlamış feryatlara hemen müdahale ediyordum ama geceleri...Her gece Pıtpıt'ı sahipsiz yakalayıp parçalıyordu,Her gece feryatların sonunda yada başında uykumdan fırlayıp kapı ardında ki süpürge ile yardıma koşuyor,Pıtpıt'ı sevmediği bahçede ki yuvasına  kapatmak zorunda kalıyordum...
Geceleri yuvasında güvenliydi ama ne pahasına olursun yuvaya girmek istemiyordu Pıtpıt...
Sarı Kedi her gece rüyalarımdaydı,dişleri ile,pençeleri ile...
Nasıl kurtulunuru düşünmeye başladım...Çevrede ki köylüler kedi sevmezler,yavru kedileri çuvallara doldurup ormanın en derinliklerine silkelemeri en insani olanı,gölün içine attıklarını bile duydum...
Pıtpıt henüz çok küçük,yavru kedi,Sarı kediyi yedi sekiz senedir tanıyor köylüler,ekmeğini taştan çıkarıp,kar fırtına yağmur,sel her şeye dayanıklı...
Kardeş kardeş geçinsinler diye elimden geleni yaptım,olamadı,Sarı kedi çok yırtıcı Pıtpıt çok zavallı...
Amcam beni çok sever,benim adıma bir şey düşünmüş.Sarı Kediyi balık tuzağıyla arabasının bagajına atmış kilometreceler uzakta ( 30 kilometreden uzak olsa gerek) kasabaya  salıvermiş...Önce sevindim,Pıtpıt kurtulmuştu.Sonra derin derin içim sızlamaya başladı,Sarı kedi yıllardır yaşadığı köyünden uzak kalmıştı,bilmediği yerler,insanlar..Sarı Kedi benim yüzümden köyünden uzak kalmıştı..Üzülme dedi amcam,kışın bu köyde kedi olmak çok zordur,Sarı kedi artık kasabalı oldu.
Pıtpıt bahçede gezinmeye başladı,ağaçlara tırmanmaya ,gölün kenarında ki kurbağa yavruları ile oynaşmaya ,toprağı kazıp kazıp eşelenmeye ,otları,çimenleri yemeye başladı.Gölün karşısında ki fındık ağaçlarının birinin altında kurumuş fındık yaprakları arasında uyumaya başladı,ilk kez hiç korkusuz derin uykulara daldı.Pıtpıt mutluydu ama Sarı Kedi aklımdan çıkmıyordu.o ne haldeydi?
Üç gün sonra Pıtpıt bütün köyü inletiyor,acı acı bağırıyordu,koşarak yanına vardığımda Sarı Kedi
yi gördüm.Kilometrelerce yolları aşmış köyüne ulaşmış,üç günlük eziyetinin acısını Pıtpıttan çıkarıyordu.80 günlük köy tatilinde üç günde olsa Pıtpıt rahat yüzü görebilmişti,buna da şükür ediyordu,her gün yaralanıyor ,evin taşlığından ileri bir adım atamıyordu ama hayattaydı ,buna da şükür...Dayan Pıtpıt az kaldı,İstanbul'a döneceğiz,evine kavuşacaksın,Sarı Kediden kurtulacaksın diye her gün pembe kulağına fısıldadım...Bana inanıyordu Pıtpıt ,çünkü onu seviyordum,onun için hep en iyisini yapmak,onu mutlu kılmak istiyordum...Tatilimizin son haftasında Pıtpıt'ı bir veterinere
götürmeliydim,bitinden piresinden kurtulsundu.Kasabaya indikçe veteriner aradım,veterinerden bol bir şey yoktu,her dükkan veteriner dükkanıydı.Köylünün büyük ihtiyacı idi veteriner...En iyisini bulmalıydım,burası İstanbul gibi değildi,her şey çok pahalı değildi,bizim gibilerin yaşamasına imkan verecek kadar mütavaziydi,acımasız değildi..En tanınmış veterineri bulduk,yerinde yoktu,köylere gidiyormuş,akşam saatlerinde dükkanına uğruyormuş,dükkan hiç hoşuma gitmedi,kirliydi,hırpaniydi... Telefondan beri kısırlaştırmanın aşıların fiyatlarını sorduk.Elinde kedi ile bir adam içeri girdi,"Patronun kedisi aşıya getirdim" dediğinde içim rahatladı,patronun kedisi geldiğine göre güvenilirdi...Fiyatlar çok uygundu,kısırlaştırma aklıma geldi,İstanbulda dünyanın parasıydı,imkansız yaptıramazdık,kısırlaşmazsa evde durmaz,sokakta yaşayamazdı ,çok gerekliydi.Patron kedisini görsemde içim ikircikliydi,bu veteriner hiç kedi kısırlaştırdı mı ki, hep inek hep koyun,bir patronun süslü kedisi dışında hiç kedi gördümü ki? Telefondan beri kedi kısırlaştırdığını söyledi,güvenin bana dedi.Bir de yüzyüze görüşelim diye
Karar verdik.Köye gidip kedimizi evine koyup veterinere getirdik,iki gün sonra yola çıkacaktık..Veteriner çok yoğundu köylerde dolaşıyordu.Henüz veteriner gelmemişken yol için gerekli bir ihtiyaç almak için bir kaç dakikalığına Pıtpıt ı dükkana bıraktık.Döndüğümüzde süper lüks bir cip kapıdaydı,veterinerin süper lüks cipi vardı.İçeri girdiğimizde ise büyük bir şaşkınlıkla karşılaştık,veteriner bizi beklemeden Pıtpıt ı evinden çıkarmış,ameliyat etmeye başlamıştı.Veterinerin
yüzünde,kızgınlık elinde acelecilik vardı.Bir an önce bitirip başka bir işe yetişmesi gerekiyormuş,
 kedimiz çok yırtıcıymış,bileğine derin bir tırmık atmış,canını çok acıtmış...Pıtpıt veterinerin bileğine derin bir tırmık atmış,veterinerin canını acıtmış...Herkesin içinde,hırpani dükkanın bir köşesinde Pıtpıt ameliyat oluyor,ameliyat eden eller sadece bileğinde ki acıyı hissediyor....Zaman dursaydı,birkaç dakika öncesine ışınlansaydım,Pıtpıtı bu korkunç adamın dükkanına getirmeseydim...
Pıtpıt kısırlaşmasın,sokaklarda yaşasın,korksun,tırmık yesin,yaralansın keşke beni hiç tanımasaydı.. bu acımasız veterinerin ellerine düşmeseydi...Ne çok dua ettim,kendime lanetler okudum,bir kaç dakika süren ameliyat boyunca...Bunları uzun uzun yazmak istiyorum başka yazımda..Yazmalıyım,unutmamalıyım,katil veteriner kadar suçluyum...

Ameliyat masasında ki Pıtpıta pis pis bakarak,tırmıklı bileğine tendürdüyot sürünerekten" Bir saate kadar uyanır,kaldırın" dedi veteriner.Pıtpıtı eşim kucakladı, evine, sarı battaniyesinin üzerine yatırdı.
Pıtpıt bir saat sonra uyanmadı.

10 yorum:

  1. Hoşgeldiniz...Kaç gündür kontrol ediyordum blogunuzu dönmüssünüzdür köyden diye..yazınızı görünce çok sevindim ta ki son cümlenize kadar..pıt pıt uyanmadı demişsiniz..içimden birşeyler koptu, uyanmadı mı gerçekten? yoksa ....

    YanıtlaSil
  2. Ayşe, seni gerçekten çok merak ettim. Yazını okudum ve ne yazacağımı bilemiyorum, inanamıyorum Pıtpıt'a olanlara. Gerçekten çok üzüldüm ve şaşırdım. Hala ne yazsam bilemiyorum aslında :( Üzgünüm.

    YanıtlaSil
  3. PItPIT'a üzüldüm, veterinerden nefret ettim, sizin suçunuz yok, kısırlaştırılması gerekiyordu.. :(

    YanıtlaSil
  4. ayşe pıtpıt şu an iyi mi çok merak ettim...

    YanıtlaSil
  5. iki saat sonra uyandı de... :((((((

    YanıtlaSil
  6. Ayşe merhaba,
    Yeni yazını gördüğüme ne çok sevinmiştim oysa ki, beni mahvettin, boğazıma bir yumruk gibi gelip oturdu yazdıkların. Pıtpıt'a ayrı, sana ayrı, Yunus'a ayrı üzüldüm. Zaten kelimelerin çok vurucu, öyle işledi ki içime bu yaşadıklarınız.
    Başınız sağolsun ve hoşgeldin mi diyeyim, ne diyeyim bilemedim inan.
    Esra

    YanıtlaSil
  7. Okurken aynı duyguları yaşamış olmanın tebessümu dudaklarıma yayılmıştı... ama sonunda gözlerim deki yaşlara engel olamıyorum. Aynı duygularla bu yıl bende yavru bir kediyi sokaklardan kurtardim. Tatilde onuda yazlıga yanımda götürdüm. Bizimde başımıza bir kara kedi musallat oldu. Aynı sizin gibi kapı kapı veteriner aradım. Kisirlastirmak için değildi ama aşıları vardı. Neyse dönüp geldik. Ev ona dar geldi. Bahçede serbest dolaşmak hoşuna gitmişti. Sitede oturuyoruz kiyamadim alıp dışarı çıkarıp başında beklemeye başladım. Sonunda sabah indirip akşam güneş batmadan eve alıyordum. Son 5 gündür geceleride dışarıda eve gelmek istemiyor. Daha doğrusu karnı doyunca dış kapının önünde miyavlayip duruyor. Kapıyı açtığımda bu kezde apartman kapısının önünde kapıyı açacak biri gelsin diye miyavliyor. Hep suçluluk hissediyordum. Daha erken çok küçük başa çıkamaz diye....ama doğası gereği başa çıktığını gördüm. .. sizin yazınızın üzerine artık Behlül için mutlu olmalıyım diyorum. Pıtpıt için çok üzüldüm. Şimdi balkondan Behlül diye seslenecegim. Mutlaka nerede olursa olsun miyav diyerek gelecektir. Pıtpıt için de onun gözüne bakacağım.

    YanıtlaSil
  8. Aysecim iki gündür sen düstün aklima,nasil unuttuysam,merak ettim neden yazmiyorsun diye ,neyseki iyisiniz,dönmene sevindim ama üzücü olmus Pitpitìn hikayesi,masaallah ogluna,ne kadar cok sey yazmis,ben benim cocuklarima iki satir fazladan yazi yazdiramiyorum,nedense burdakiler Türkiye``dekiler gibi degill,sistem hem yavas hem de zorlamiyorlar,neyse görüsmek üzere,tam yatmak üzereydim seni gördüm,Yunusùn yazdiklarini tam okuyamadim,ama yine gelicem,epeyce okudum,yorgunluktan gözlerim acimaya basladi,öpüyorum sizi...

    YanıtlaSil
  9. Çk özlemişim yazılarını. Hoşgeldin. İyi ki geldin.

    YanıtlaSil