10 Haziran 2014 Salı

Çocuk İşçiler

 
Dünya Çocuk İşçiliği İle Mücadele Günü Etkinlikleri

12 Haziran 2014 Perşembe

19.00: Dünya Çocuk İşçiliği İle Mücadele Günü Basın Açıklaması – Galatasaray Lisesi Önü

"
Ülkemiz yasalarına göre “14 yaşını bitirmiş, 15 yaşını doldurmamış ve ilköğretimini tamamlamış kişi” çocuk işçi; “15 yaşını tamamlamış, ancak 18 yaşını tamamlamamış kişi” genç işçi olarak tanımlanmaktadır. Ancak yoksulluk koşullarından dolayı çocuklar tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinde çok daha erken yaşlarda “ekmek parası” için hayata atılmaktadır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın 2013 yılı sonunda hazırladığı “Ulusal Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı”nda, 6-17 yaş arasındaki 15 milyon 247 bin çocuktan 893 bininin çalıştığı belirtiliyor. 6-14 yaş arasındaki çocukların ise -yasak olmasına rağmen- 292 bininin çalıştığı ifade ediliyor. Çocukların çalışması okumalarına da engel oluyor. Rapora göre söz konusu 292 bin çocuğun yüzde 20’si zorunlu eğitime devam edemiyor. Lise çağı da farklı bir görüntü sunmuyor. 15-17 yaş grubundaki çalışan çocukların ise yüzde 66’sı liseye gidemiyor.  

Çocuk işçiliğini güvencesizliğin kaynağı haline getiren nedenleri incelersek bunların ailelerin yoksulluğu, köyden kente göç, eğitime ulaşamama, 4+4+4 eğitim sistemi ve sermayeleştirme süreci ile birlikte kapitalizmin duyduğu ucuz emek gücü ihtiyacı olduğunu görürüz...

Bizler, İşçi Sağlığı ve  İş Güvenliği Meclisi olarak çocuk işçiliği 18 yaşın altı olarak tanımlayacağız... 

Elimizdeki bilgiler ışığında 2013 yılında yaşamını yitiren 1235 işçinin 59’u (18’i 14 yaş ve altı, 41’i 15-17 yaş arası); 2014 yılının ilk dört ayında yaşamını yitiren 396 işçinin 17’si (5’i 14 yaş ve altı, 12’si 15-17 yaş arası) çocuk işçidir. Yani her can veren her 20 işçiden birisi yoksulluktan dolayı çalışan çocuk işçilerdir. Çocuk işçiler güvencesiz işçi havuzunun önemli bir kaynağıdır ve çocuk işçi cinayetleri oranının artacağı da aşikârdır.

Oysa SGK’nın açıklanan son verileri olan 2012 istatistiklerine baktığımızda sadece 15-17 yaş grubunda 1 genç işçinin hayatını kaybettiği belirtilmiştir. Bu durum hemen hemen her yılın istatistiğinde benzer bir seyir izlemektedir. Yine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Kasım ayında yanıtladığı bir soru önergesinde 2012 yılında yapılan teftişler sonucu işyerlerinde 5 bin 960 çocuğun çalıştığının tespit edildiğini ifade ediyor. Benzer açıklamalar sık sık yapılıyor. Bu söylemler ve uygulamalar devletin Türkiye’de çocuk işçiliğini hasıraltı etme çabasının en çıplak göstergesidir.

Paralel bir yaklaşımı Avrupa Birliği (AB) de izliyor. AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle, Türkiye’nin çocuk işçi çalıştırmayla mücadelede başarılı olduğunu belirtiyor, “Türkiye 2014 itibarıyla çocuk işçi çalıştırmayı bitirmeyi taahhüt ettiğini ve ILO’nun Türkiye’yi 2006 yılında çocuk işçilikle mücadelede başarı sağlayan üç ülkeden biri seçmesine neden olduğunu” söylüyor... Yani devletin Türkiye’de çocuk işçiliğini hasıraltı etme çabasına AB de ortak oluyor...

Oysa yukarıda da belirttiğimiz gibi 2013 yılında 59 çocuk işçi can verdi. Elimizdeki bilgilere göre yaşamını yitiren çocuk işçilerin 25’i tarım, 8’i metal, 8’i ticaret, 6’sı inşaat, 4’ü tekstil, 2’si gıda, 1’i kimya, 1’i maden, 1’i çimento, 1’i iletişim ve 1’i genel işler işkollarında çalışmaktadır (bir çocuğun çalıştığı işkolunu yeterli bilgi olmadığı için belirleyemedik). Yani 25 çocuk tarım sektöründe, 23 çocuk sanayi sektöründe ve 10 çocuk hizmet/ticaret sektöründe çalışırken can vermiştir... Benzer bir acı 2014 yılında da devam ediyor. İlk dört ayda yaşamını yitiren 17 çocuk işçinin 7’si tarım, 3’ü inşaat, 2’si konaklama, 2’si genel işler, 1’ metal, 1’i ticaret ve 1’i taşımacılık sektöründe çalışmaktadır...

Çocuk işçiliğin bir biçimi tarım ve inşaat gibi mevsimlik işlerdir. Tarım sektöründe toplayıcılık başta olmak üzere birçok işi yüklenen çocuk işçilerden özellikle kız çocukları sektörün görünmez gücünü oluşturmakta ve daha fazla yıpranmaktadır. Çünkü kız çocukları ev içi emek sürecine de dahil olmaktadır. Bu aşırı fiziksel yorgunluk çeşitli hastalıklara ve psikolojik yorgunluklara neden olmaktadır. Ayrıca kız çocuklarının eğitim gibi birçok olanağa da ulaşmaları daha zordur. İnşaat işlerinde ise erkek çocuklar çalışmaktadır. Burada sadece hafif, yardımcı işler yapmaz, bizzat tehlikeli işleri de üstlenirler.

Çocuk işçiliğin bir diğer biçimi olan çırak / stajyer olarak çalışan çocuk işçiler ise Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile sermayenin işbirliği çerçevesinde organize sanayide ve fabrikalarda uzun çalışma saatlerinde, çok düşük ücretlerle çalıştırılmaktadır. Çalışma sürelerinin bir kısmı teorik eğitime ayrılan çıraklar öğrenci sayılmakta, MEB’in belirlediği işkollarında çıraklık sözleşmesi yapılarak çalışmaktadır. Ki bunun yaşı 13’tür. Stajyer çocuk işçilerin notunun yarısını patron vermektedir. Bu koşulları yüzünden uzun saatlerde ve ucuza çalıştırılırlar. Hatta meslek okulları sanayinin fason işletmeleri haline gelmiştir. Çünkü Koç’un da dediği gibi “Meslek lisesi memleket meselesi”dir. Son olarak MEB, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, AB Türkiye Delegasyonu’nun Ankara’da gerçekleştirdikleri konferansta, işverenlerin nasıl bir mesleki eğitim istediğinin masaya yatırılması; Mesleki ve Teknik Eğitimin Kalitesinin Geliştirilmesi Projesi (METEK) kapsamında meslek liselerinin iş piyasasına göre şekillenmesi; 21 pilot ilin seçildiği proje kapsamında, iş adamlarının da olduğu yönetim kurullarıyla liselilerin “kalitesi”nin belirlenmesi süreci hayata geçirilmeye başlanmıştır. Bu koşullarda çocukların işçi sağlığı koşulları da göz ardı edilmektedir. Organize sanayi bölgelerinde kesilme, patlama, ezilme ve zehirlenmelere maruz kalmaktadırlar. Ayrıca ağır yük kaldırmak, havasız ve sağlıksız koşullar, kimyasallar vb.yüzünden meslek hastalıklarına maruz kalmaktadırlar.

Son olarak altını çizmek gerekirse genel olarak çocuk işçiliği ve ölümleri yaz aylarında artmaktadır. Bunun nedeni de kalıcı çocuk işçilerin yanına harçlığını çıkarmak için hemen hepimizin çocukluğunda yaz aylarında yaptığı oto kaportacı, berber, inşaat, depo, esnaf vb. yanında çalışma ya da simitçi, boyacı, sucu, mendilci vb. olma hali ile çocuk işçiliğin kat be kat genişlemesidir.

13 yaşındaki kimya işçisi Ahmet Yıldız’ın plastik enjeksiyon makinesine sıkışarak can vermesi, hastaneye trafik kazası geçirdi diye getirilmesi ve işverenine açılan davada 30 bin 40 TL ceza verilmesi, bunun 24 taksite bölünmesi Türkiye’de çocuk işçiliğin özetidir...

*****

Saygıyla Anıyoruz...

2013 yılında yaşamını yitiren çocuk işçiler: Hasan Bakdur, Muharrem Dursun, Salih Eroğlu, Orhan Sürer, Gökhan Örüç, Behzat Özen, Pınar Akbaş, Emine Demirel, Eren Eroğlu, Fırat Sarıçam, Serdar Demir, Faruk Can Güvenç, Sami Kozan, Ali Karkaş, İlhan Yiğit, Faruk Dumlupınar, Vefa Aydemir, Nazar Güvendiren, Mahmut Ateş, Esma Bağcı, Şifa Bağcı, Rabia Cirik, Ayşe Cirik, İbrahim Yavuz, Ş.Ü., Sabri D., Hüseyin Çelik, Yasin Çelik, Muratcan Turan, Ferhat İridağ, Mahir Aytaç, Gökhan Kayalıoğlu, Deniz Esen, Bayram Süzel, Mustafa Tomay, Abdülkerim Karadöl, İbrahim Kara, Ferdi Çakır, Yakup Kartal, Nezir Akgül, Süleyman Kasar, Volkan Özpamuk, Sabahattin Donat, Hüseyin Ceylan, Ökkeş Gögebakan, Salih Dikici, Kübra Şenateş, Kader Yalçın, Oya Korkan, Aslı Oruç, Sülayman Yörük, Soner Karatut, Bayram Yıldız, Yonca Akkuş, Ferit Güler, Mustafa Demirray, Ahmet Yıldız, Serkan Altunay, Murat Güner...

2014 yılının ilk 4 ayında yaşamını yitiren çocuk işçiler: Hamitcan Aslan, F. Y., Sebahat Ö., İbrahim Can Duran, Resul Yılmaz, Hüseyin Demir, Ali Fırat Belder, Ahmet Güneysu, Seyrani Köstü, Emre Aksüt, Abdul Hakim, Yavuzhan Gemici, Mehmet Öztürk, Serdar Özdemir, Osman Avcı, İbrahim Bozkurt, Yücel Arı...

*****

20 Eylül 2007’de gece vardiyasında çalıştırılan 16 yaşındaki İsmail Sevindirik, sabaha karşı 03.30’da, kafasını işyerinde bulunan yuvarlak örme makinesine sokarak intihar etti. Hayata veda etmeden bıraktığı son mektubu ise şöyle: 

“Sevgili Dostlar ve Ailem
Ben ölmeden önce çok düşündüm ve ben ölüyorum benim aşkım Büşra onu çok sevdim ve beni unutmasın Kankim Samet beni o hiç unutmasın Annem ve Babam kardeşim Abim onları çok seviyorum. pi”   

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi"
 
Çocuk işçiler ile ilgili bir yazı da burada.
 
Benim tanıdığım çocuk işçi Adem burada.
 
Her çocuk mutlu olmalı,çocukluğunu mutlu hatırlamalı...
Çocuk işçiler için tüm annelerin yapabileceği bir şey olmalı,boynumuzun borcu olmalı...
 

11 yorum:

  1. Bu hayatta, bu şartlarda insanın yaşı kaç olursa olsun işçi olmak zor be Ayşe!.. Çalışma koşullarımız büyükler için bile çekilebilir değilken küçükler nasıl dayanabilir ki? Haftalık çalışma süresi fazla mesailerle 55 saati aşmamalı diyor bizim yasalarımızda. Güya sözde 45 saat ama. Bu ne demek biliyormusun ben 45 diyorum ama sen 55 saat çalıştırabilirsin demek. Avrupanın, Amerikanın, Çin'in üzerinde bir çalışma saatimiz var bizim. Sanırım bizimle birlikte Brezilya var ama gözümle görmeden inanmam. Peki bu kadar çok çalışmanın karşılığında ne var cebimizde veya elimizde!!!! Kredi kartı ve kredi borcu olmayan kaç hanemiz vardır? Yani biz çalışıyoruz bankalar elimizdekini avucumuzdakini alıyor. Her zaman söylemişimdir. Kredi kartları ve bankacılık sistemi ülkemizde değişmediği sürece ister haftada yüz saat çalışalım, ister çocuklara birlikte evcek çalışalım kıymeti yok! Daha neler neler... Gönül susmasa da ben sustum. :((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Somada ki madenciler "bankalara çalışıyoruz,maaşımızı hiç göremiyoruz"diyorlardı,emeğinin değerini alamayan işçi kredi alıyor,ilk sorgulanması gereken adaletsiz gelir dağılımı..ve bu yazın gibi yazılarını dört gözle bekliyorumhttp://yuzyillikkonak.blogspot.com.tr/2014/06/kredi-kartlarimiz-ve-biz.html

      Sil
  2. Yaz be Ayşe! Özletme kendini... (Yorum olsun diye yazmıyorum, özel mesajım bu ;) )

    YanıtlaSil
  3. Ayşeee iyi misin? Yoksun ne zamandır, merak ettim seni, umarım her şey yolundadır. Arada ses ver :)

    YanıtlaSil
  4. Ayşeee nerelerdesin :( Buralar sensiz nasıl çekilmez biliyormusun? İnşallah iyisindir dost!!

    YanıtlaSil
  5. Ayşe nerelerdesin? Umarım bir sorun yoktur.

    YanıtlaSil
  6. Ayşeeee!!! Özledik yazılarını, nerde yazıyorsan oraya gelelim :(

    YanıtlaSil
  7. Ayşeciğim nerelerdesin çok merak ediyorum seni? İnşallah herşey yolundadır canım. Öptüm kocaman...

    YanıtlaSil
  8. Ayşe nerelerdesin, yaz artıkk :(((

    YanıtlaSil
  9. Ah ayşe. Insan görmediği birini Özler mi? özlüyor işte, özledim. Dön artık :(

    YanıtlaSil
  10. ayşecim okullar açılıyor hala dönmediniz mi :) merakla köy yazılarını bekliyorum, sevgiler...

    YanıtlaSil