12 Mayıs 2014 Pazartesi

Tante Rosa









"Tante Rosa bütün kadınca bilmeyişlerin tek adıdır," Sevgi Soysal

"Soluk soluğa,ter içindeydi Rosa,susadı,bir rahibe okulunda susadı.Musluğa koşup kana kana su içmeye başladı.Bir el vurdu omuzuna,sert.Schwester Maria,"Su içiyorsun durup dururken su içiyorsun,sen arzularına gem vuramayan günahkar bir kızsın,içini öldürmeyi bilmiyorsun."
"Ben içimi öldüremem,"dedi Rosa..."

Tam da anneler gününde kedinin kumu bitmişti,acil alınması gerekenler listesine yazıldı.Dışarı da yağmur vardı,Yunus'un Perşembe günü matematikten yazılısı vardı,çözmesi için soru hazırlıyorum,bir yandan da matematik konularını okuyorum.Sıradan bir Pazar günüydü,anneler günü saçmalığına maruz kalmamış,sıradan Pazar günüme "kediye acil kum" notunu düşmüştüm.Temizlik günü,fatura ödeme günü,doğum günü,ölüm günü gibi "gerçek" değil "anneler günü".Kedi kumu için alışveriş merkezine girince anneler günü gerçekliği ile karşılaştım,yastık yorgan,çarşaf mağazaları,kozmetik ve giysi dükkanları hepsi tıklım tıklım, kedi kumu elinde eşimi çılgın sıra kuyruğunda bırakıp daha tenha olan kitap evine sığındım.Annesine hediye olarak kitap almak isteyen pek yoktu,anneler gününe özel bir indirim  de yapma gereği duymamış kitap evi....Acil olmayan ama alınması gerekenler listemin bütün maddeleri kitap ile doludur,aciller listesi,kitaplarıma kavuşmamı hep erteler, kütüphaneme girecek olan kitaplarımı her fırsatta ziyaret ederim,kapağını açar,bir kaç satır okurum,tadımlık...Bu bana öyle büyük keyif verir ki..Kedi kumu yüzde elli anneler günü indirimine
girmiş.Tante Rosa  kitapçılarda okunarak bitirilmesine az kalmışken satın alınır...

Tante Rosa...ne kadar da bana uzak bir kadın, hiç tanımadığım,hiç bizim çevrenin kadını değil..
Bırakıp gidebilen kadın...Çocuklarını,eşini...Hiç bilmediğim bir kadın Rosa...Hayal bile edemediğim...Bırakıp gitmek,kalanlar için bir terk ediş olmalı... Sevgi Soysal gerçek hayatında da çocuklarını bırakıp gitmiş.En küçüğü 1,5 yaşında olan üç çocuğunu bırakmış.Kanser sebebi ile 40 yaşında hayata gözlerini yumması bir terk ediştir kalan çocukları için..Sevgi Soysal;

kanser olduğunu öğrendiğinde o sırada çok küçük olan çocuğunun anılarında yer edebilmek için bir çare düşünmüş ve onunla birlikte Atatürk Orman çiftliğine giderek, hayvanat bahçesinde ki filin yanına girebilmek için izin almış, çocuğun, bir filin yanında duran anneyi asla unutmayacağını bilerek harika bir çözüm bulmuş..O zamanlar bir buçuk yaşında olan kızı şöyle diyor;

" ben annemi hiç tanımadım, onu hiç hatırlamıyorum. Ancak onun kitaplarını okuyarak büyüdüm. Her kitabını defalarca okudum. Bu okumalar aracılığıyla annemi tanımaya, ondan bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Yazar Sevgi Soysal'la, anne Sevgi Soysal içiçe geçti bende. Annem yoktu, ama Sevgi Soysal kitapları vardı. Galiba ben küçükken bir yazarı anne edindim, o kitaplardaki her laf anne öğüdü oldu, öyle baktım. Acı belki, ama hiç yoktan iyidir, değil mi? Kendi annesizliğime isyanım dindi, şimdi ona evlatlık yapıyorum."

Anneler günü ile ilgili bir hatırasında şöyle diyor,Funda Soysal;

"İlkokulda bir Anneler Günü kartı yapmamızı istemişlerdi galiba da ben ağlamış mıydım neydim, babam "Bırak böyle şeyleri, çarpım tablosunu çalış" demişti. "

10 yorum:

  1. Anneler günü de tıpkı sevgililer günü gibi bir dayatma bence...annem benim için her gün aynı, her gün değerli, her gün başımın tacı...sadece bir gün değil ki...
    Sevgiler Ayşe, Yunus, Pıtpıt :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizden de sana kucak dolusu sevgiler Burcu:)

      Sil
  2. yazın bana neler hatırlattı :okuldaki son yılımda manisa akıl hastalıkları hastanesine bir hafta staja gitmiştik.20 yaşlarda korkut adında genç bir delikanlıyla karşılaştık.üstü başı perişan bir şizofreni hastasıydı.papağan gibi "benim adım korkut nutku,annem sevgi soysal babam özdemir nutku" diye tekrarlardı.yüzü aynı babası,yıllardır orada yatıyordu.
    kafasında sarı kırmızı bir bere ile gezer, galatasarayın bütün yıllardaki oyuncularını ezbere sayardı...
    belki hala oradadır...sevgi soysalın oğlunu görmek tuhaf olmuştu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok duygulandım,teşekkür ederim bu hatıranı paylaştığın için,Sevgi Soysal'ın hayatını okumuştum,Korkutun çocukluğunu da ...hala akıl hastanesindeymiş..

      Sil
  3. Annelerden söz açmayayım şimdi... Ancak Tante Rosa, okurluğumda ve yazma heyacanımda birdenbire çakan bir kıvılcım olmuştur...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rosa, bana çok yabancı,çok uzak...oysa her kadının içinde gizli bir Rosa varmış,benim haberim yok...Rosa yı okumak,tanımak ise sıradan hayatıma renk kattı...

      Sil
  4. La Havle! Hiç duymamışım! Ne yazarını ne de kitabını :( Çok acılıymış gerçek hayatı! Çocuğunun akıl hastanesinde olması. :(( İnsanoğlunun ne çileli hayatı var...

    YanıtlaSil
  5. Üç çocuğu olduğunu bilmiyordum. İki kızı var biliyordum. Defne ve Funda.

    YanıtlaSil
  6. Yıllar önce okumuştum Tante Rosa'yı, anne değildim.
    Bir anne olarak yeniden okuma isteği duydum şimdi.
    ***
    Bu arada ben de hep düşünürüm, serde hep bir hüzün insanı olmak var ya, ben böyle bir hastalığa yakalansam ve çocuklarımla çok vaktimin kalmadığını bilsem çocuklarım bir anne'lerinin varlığını hatırlasınlar diye ne yaparım diye...

    YanıtlaSil
  7. Sevgi Soysal'ı araştırıken sizi buldum. Elimde Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu kitabı var. 12 Mart gibi bir dönemi akıcı ve neşeli bir dille yazmış. Yazıları öyle içtenki yaşasaydı tanışmayı çok isterdim.

    YanıtlaSil