20 Mayıs 2014 Salı

Kış Uykusu





Yunus büyürken annesi de büyüyordu,anne de insandı,hata yapıyordu.Yunus " anne bana haksızlık ettin,anne bana yalan söyledin,anne sözünde durmadın" diyerek mağdur olduğu olayları anlatmaya başladığında ilk tepkim dinlemek oluyordu,etraflıca anlatmasına izin verererek uzun uzun dinlemek...
Yunus derdini anlatmış,hatalıyım.Özür diliyorum.Özürümün kıymetli olabilmesi için elimden geldiğince dikkatli olmaya çalışıyorum.Ama bir annenin çocuğundan özür dilemesini hatalı olduğu konusunda hemfikir olan büyüklerimizden uyarı alıyorum" anne çocuğundan özür dilememeli,çocuk gözünde değerin düşer,özür dileyen anne çocuğun üzerinde otorite kuramaz".
Anne hata yapabilir ama özür dilemez...Özür dileyen anne ,çocuğun gözünde ,küçülür,değersizleşir.
Anne her zaman haklıdır,anne her zaman çocuğunun iyiliğini düşünür,anne özür dilemez...
Yunus'u büyütürken her taraftan binlerce ses duydum,hepsini gönül süzgecimden geçirmeye çalıştım.Özür dilemeyen anne güçlü mü oluyordu? Hiç bir zaman güçlü bir anne olamadım.

Nuri Bilge Ceylan, yeni bir film çekmiş;"Kış Uykusu".
Dört gözle bekliyorum,izlemeyi..Filmi için röportaj vermiş,http://www.hurriyet.com.tr/kultur-sanat/26441686.asp. Küçük bir alıntı yaptım ama siz hepsini okuyun isterim.


"Bizim halk zayıflığı sevmiyor. Zayıflığın ne şekilde olursa olsun sergilenmesini bir erdem olarak görebilecek bir gelenek yok. Biraz da bu nedenle Erdoğan bu kadar oy alıyor. Mütevazılık falan hiçbir zaman gerçek bir üst değer olamamıştır bizde. Bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız saygı hemen azalmaya başlar, hissedersiniz. Kültürün bütün elemanları insanları şişinmeye, öğünmeye, defolarını gizlemeye itiyor. Bu da çok ağır bir yük taşımamıza neden oluyor. Gizlenecek şeyler devamlı birikiyor. İtiraf kültürü gelişse, bunları söylediğimiz zaman takdir görebileceğimizi düşünsek bunları açığa çıkaracağız. Yükten kurtulacağız. O zaman politikacı da özür dilemek için adeta fırsat kollayacak belki. Takdir göreceğini düşünecek. Ama bugün düşünmüyor, çünkü özür dilediği anda işini bitirecekler.
Sürekli bir takım grupların, ideolojilerin içinde bir sürüyle birlikte korunaklı bir şekilde yaşamanın insan özgürlüğüyle bağdaşmadığını düşünüyorum belki. Bilemiyorum. Bünyemde bu tarz bir varoluşu kararlılıkla reddeden ne olduğunu tam olarak bilmediğim bir şey var. Belki de Çehov ve Sait Faik’i bu kadar seviyor olmamın nedeni, onlarda da sanki benzer bir ruh hali olduğunu hissediyor oluşum bile olabilir. Elbette uğruna savaşacak idealler, insanları bir araya getirecek düşünceler olmasın demiyorum."

Bir haftadır Yunus ile yüzlerce ölümün ardından konuşuyoruz.
Yunus bir haftadır annesine yas ne demek,maden de işçi olmak ne demek,suçlu kim diye sorular soruyor.Bir haftadır maden de işçi olmayı anlatıyorum.Hatalı olanları merak ediyor Yunus,bir daha hiç kimse ölmesin istiyor.
 Yine özür diliyorum Yunus'dan, çünkü Yunus'un annesi maden işçisi ölümlerini  çok duymuştu,bir kaç gün üzülmüş sonra unutmuştu.Unutmamak için hiç bir şey yapmamıştı.


22 Kasım 2003: Karaman’ın Ermenek ilçesinde grizu patlaması (10 ölü).
8 Eylül 2004: Kastamonu’nun Küre ilçesinde maden yangını (19 ölü).
2 Haziran 2006: Balıkesir’in Dursunbey ilçesinde grizu patlaması (17 ölü).
10 Aralık 2009: Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde grizu patlaması (19 ölü).
17 Mayıs 2010: Zonguldak’ta grizu patlaması (30 ölü).8 Ocak 2013: Kozlu’da grizu patlaması (8 ölü).
Yunus'un annesi suçluydu,ilk yapacağı şey özür dilemekti,özürünün kıymetli olabilmesi için de elinden geleni ardına koymayacaktı.

4 yorum:

  1. Müsaadenle alıntını alıntılıyorum :)

    YanıtlaSil
  2. Evet, halkımız kabadayılık seviyor, en olmadık yerlerde, en olmadık dille atarlanmaları seviyor, ayar verenleri seviyor. Başsağlığına gidip de, acılı insanları yumruklayanları, 301 ölümün normal olduğunu söyleyen başbakanları seviyor. Ne kadar tuhafız yaa. Gerçekten bak, normal değil bu durum. Milletin toptan psikolojik tedaviye ihtiyacı var bence.

    YanıtlaSil
  3. Altin palmiye :)) Birlikte izleyebilseydik Keske Ayseciim. Gulay

    YanıtlaSil