6 Mayıs 2014 Salı

Kıyafet disiplini



 

Severek takip ettiğim bir blog 'un "etek beli kıvırmak" ile ilgili yazısını okuyunca lise yıllarıma ışınlanıverdim...

Benim yıllarımda (90 ların başı) okul forması olarak şunlar giyilirdi; Son düğmesine kadar ilikli beyaz gömlek ve boğazlanacak kadar sıkılmış Amerikan kravatı, topukların bir karış üstünde  pilesi geniş etek ve altına düz taban siyah rugan ayakkabı.Takım içinde küçük değişikliklere kesinlikle izin verilmezdi,en ağır disiplin suçu işlenmiş gibi ceza alırdık.
Her sabah sıra ile okula girişlerimiz,kapıda müdür yardımcımız tarafından izlenirdi.Müdür yardımcılarımız genellikle spor kökenli olurdu,çevik,atletik,dövüşçü,korkutucu görünüşlü olması gerekirdi.Müdür yardımcımız her sabah ceketini çıkartır,kravatını gevşetir,gömlek cebinde küçük,elinde büyük bir cetvelle kapı girişinde ki yerini alırdı.Büyük cetvel ile kızların etek boyları,küçük cetvel ile saçların uzunluğunu ölçer,sıradanlığı bozanlar kenara ayrılır, ya fişlenme yada cetvel ve yumrukla dövülme tercihi verilirdi...

Her sabah okulumuza, müdür yardımcısının kartal bakışları arasında girmek çok stresliydi,topuktan iki karış üste etek çıkmasına,gömleğin bir düğmesinin açık kalmasına,saçların yeterince kısa olmamasına  tahammülü yoktu,acıması hiç yoktu.Her sabah şiddetin çeşit çeşidini görerek sınıflarımıza çıkardık.Liseli erkekler saçlarından hopazlanıp kafaları duvara yada kapıya vuruluyor,tokatlanıp,arkalarından da tekmeleniyor,bu akrobasiyi her sabah yapagelmenin alışkanlığı ile
müdür yardımcımız hepimizin korkulu sabahlarıydı...Ama kızları erkekler kadar rahat dövememek içine dert olmuş,bayan spor öğretmenini her sabah yanına alır olmuştu,biz kızlar artık bayan spor öğretmeniz tarafından dövülebilecektik. Kıyafet disiplini denildiğinde aklıma müdür yardımcımızın
cetvelleri,dirseğine kadar kıvrılmış gömleği geliyor...

 
O yılların gençliği olabilmek için saçlarımız,hiç yoktan kaküllerimiz tiftik tiftik havalanmalıydı.En acı okul kuralı ise uzun saçlıların iki örgü yapması ve  kakül  yasağının olmasıydı.Bizim lise ,  iki örgülü olmamak için saçlarını erkek gibi kestiren kızlar ile doluydu.. Müdür yardımcımızın gömlek cebinde ki küçük cetvel yüzünden kızların saçları hiç bir zaman kulak hizasını geçecek uzunluğa ulaşamıyordu.
 
Müdür yardımcısının izinli olduğu, gözükmediği nadir zamanlarda bizde eteklerimizi kıvırırdık.Eteklerimizi dizimizin bir karış altına gelinceye kadar kıvırırdık,kıvırdığımız kısımlar o kadar kalınlaşırdı ki, can simidi gibi belimize sarılırdı.
 
 
 
 

18 yorum:

  1. baski olunca insanin asi olasi geliyor ;) aslinda bu kadar gaddar davranilacak bir konumudur kiyafet ? Allah tum yonetici ve ailelere merhamet versin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aileden baskı görmeyince,dışarının baskısı bir şekilde geçiştirilebiliyordu,şimdi ki etek boylarını gördükçe çok mazilerde kaldığımı hissediyorum:)

      Sil
  2. hangi liseydi bu ayşecim ankaradaydın değil mi lisede :) hemen hemen aynı dönemdeyiz tahmin ediyorum. bizde de benzer uygulamalar vardı. aynen müdür yardımcısı kapıda beklerdi, beğenmediğini ayırırdı kenara... ama sizin etek boyu da pek uzunmuş canım, bizimki diz hizasına kadar serbestti :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yenimahallede ki liselerde okudum,halide edip Adıvar ve Mustafa kemal lisesi,baskı ençok ikincisinde oluyordu ve bizim zamanımızda o lisede okuyanların hepsinin hatıralarında müdür yardımcısı yer etmiştir,unutulamazdı...sen benden küçük olmalısın,etek boyları sene sene kısaldı:)

      Sil
    2. çok güldürdün beni :)) demek o yüzden şimdikilerin popo hizasında :))))

      Sil
  3. Aklıma şimdinin mini etekli, makyajlı, saçı boyalı ergenleri geldi bak :) O sıkı yönetim yıllarından bu kadar sal çayıra mevlam kayıra yıllarına ne değişti, onu merak ediyorum çok!

    YanıtlaSil
  4. Yaşlandık Ceren,artık onlar normal biz demodeyiz hatta o zamanlarda biz "ezikmişiz" de haberimiz yokmuş,şaka bir yana o zamanlarda sıkı yönetim bizim etimizi kemiğimizi bayağı ezdi...

    YanıtlaSil
  5. cam simidi gibi belimize sarılırdı:) ne güzel benzetmişsin Ayşe..Benzer donemlerden geçmişiz aynı baskıcı kontrollü günler...Sadece yaz tatilinin yaklaştığı günlerde biraz daha az kontrol yapılırdı bizde...Bir de o günlere dair hatırladığım İnkilap Tarihi dersine giren kadından herkes öyle çok korkardı ki onun dersi olacağı zaman zil çalar çalmaz tüm sınıf yerine geçer koridorda yankılanan ayak seslerini takip ederdi korkuyla:( Ne günlermiş...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hala var mı bilemiyorum ama milli güvenlik dersimize hep rütbeli askerler girerdi ve hocam değil komutanım derdik:) evet yaz tatili yaklaşınca gevşeme olurdu:))

      Sil
  6. Bizde de beden eğitimi hocası olan bir müdür vardı, kıyafet konusunda çok titizdi ama dayak olayı filan yoktu, sesinden tırsardık zati :) Saçlarım hiç uzun olmadı o aptal kurallar yüzünden. Üniversitede ancak uzatabilmiştim...Etek boylarına gelince...şimdikilerle kıyaslamaya kalkmak abesle iştigal olur. açıkçası o kadar kısa etek giyilmesini o yaşlarda doğru bulmuyorum ben... ağdalanmış bacaklar, ipincecik çoraplar ve poponun az üstünde bir etek...Bilemiyorum...Makyaj ve boyalı saçlar da cabası...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dayak normaldi,şiddeti konusunda sorgu sual olunmaz,öğrenci her zaman suçluydu...Ben hiç bir zaman şimdinin liseli kızları gibi bakımlı ve göz alıcı olamadım,bizim lisede tüm kızların kaşları bitişikti ve bıyıklarımız bile vardı,cımbız ile tanışmamız üniversite ile oldu:) teşekkür ederim...

      Sil
  7. :) O gğnleri hatırladım... ben tırsaklardandım sadece 1 kat kıvırırdım... bir gün dayanamadım herks beyaz lacoste gibi tişörtlerden giyiyordu bense beyaz gömlek..hava sıcak..dedim onlar giyiyor ben de giycem.. giydim ve sabah teftişte eve gönderildim fırçalandım..bi daha da asilik mi tövbe :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir kat kıvırmak en akıllıcası çok kıvırınca eteğin modeli değişiyor,balon gibi açılıyor o pileler :)hep öyle olur,herkes yapar ama sen görünürsün,fırçalanmış bir halde eve dönmek:) her beyaz lacoste gördüğünde o fırça aklına geliyordur:)) teşekkür paylaştığın için

      Sil
  8. Ortaokulda yaz bitimi okul başladığında müdür tarafından "git o saçlarını eski rengine döndür, öyle gel" diye fırçalanmıştım. Ertesi gün mecburen annemle birlikte gidip aslında saçlarımda boya olmadığını, sadece güneşin saçlarımı herkeste olduğundan daha çok açtığını anlatmak zorunda kalmıştık. Yaz sonları saçlarım hafif röfleli gibi olurdu:)

    Bir gün de okula giderken saçlarım için siyah lastiğimi bulamamış, o gösterişsiz incecik ama "renkli" lastiği takmak zorunda kalmış ve o gün eve gelene kadar yakalanma korkusu yaşamıştım. Şimdiki öğrenciler fönlü saçlarını rüzgarda dalgalandırırken hala o anımı aklıma getirirler.

    Hiç etek kıvırmadım ben ama. Süse püse pek düşkünlüğüm olmadığındandı sanırım. Lisede dizimin oldukça altında olan eteğim son sınıfta kendiliğinden dizimin hizasına çıkmıştı :)))

    Eski günlere götürdün bize bea:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,yazın benim saçlarımın rengide açılır ama kızıla dönerdi, "kına mı yakıyorsun" diye haşlandığımı hatırlıyorum:))
      renkli tokamız hiç olmadı,siyah lastik olacaktı,don lastiği gibi çok sade:)) Teşekkür ederim paylaşımın için..

      Sil
  9. ne korkunç ve ne saçma...bizim bilimde ilerleme anlayışımız bu işte, etek boyu, saç boyu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Liseme dair hatırladığım anıların en büyük ve etkilisidir dayak seronomileri,hiç dayak yemedim ama her gün şahit olmak da dövülmüş gibi etkiliyordu...

      Sil
  10. Ah ne anılar!... Maşallah sayende yurdum okullarının bir dönem nasıl da hep aynı olduğuna bir kez daha şahit olduk. Bizim müdür kendisi dikilirdi merdivenin başına bırak kıyafeti, hafazanallah biraz koşarak giden veya anormal yürüyen olsa hemen "hayvan kızım-oğlum" diye kükrerdi. Parfüm deodorant dahi kullandırmazlardı. Bu nasıl bir kafa! Hayır her yerde bu aynılığı tek tipçiliği de nasıl sağlamışlar? Bu başarılarını keşke ülkenin gelişip büyümesi için kullansalarmış. Mazallah Sovyet Rusya ile komşu olduğumuz belliymiş :))))

    YanıtlaSil