9 Mayıs 2014 Cuma

Keyif Çatmak

Çocuklar ve ihtiyarlar doğal anarşistlerdir( Emrah Serbes)

Mahir Ünsal Eriş 60.Sait Faik Hikaye ödülünü kazanmış iken, yazarın hikayelerini internet ortamında bulup okumak istedim.Çok güzel bir site ,http://www.afilifilintalar.com/  ve yazarını Emrah Serbes'i bu sayede buldum. Üstte ki söz beni bir hatırama götürdü.

Büyük bir masa da akşam yemeğindeyiz. Kayınvalidem,diğer büyükler ve Yunus ile bizim aile yemek yiyoruz,hoş sohbetler ediyoruz,gülüyoruz...Ailecek toplanmanın bir de nedeni vardı,kayınvalidem arkadaşları ile her sene olduğu gibi bir kaç haftalığına Antalya'ya tekne turuna katılıyordu,gitmeden önce bir hoşça kal yemeği...

Masada boşalan tabakları takip ediyorum,gülümseyerek hizmet ediyorum,yıllardır gelinlik görevimi ortanın üstü hatta iyi derecede yerine getiriyorum.Kayınvalidemin  çevresi, beni beğeniyor hatta "Allah bize de böyle gelin versin" diyeni bile oluyor...Kazasız,belasız ,gürültüsüz,sessiz bir 10 yılı birlikte devirmiştik..

Mutlu,içten bir gülümseme ile "Anneciğim,inşallah tatiliniz güzel geçer,bol bol enerji depolayıp kendinizi özletmeden gelin" diye konuşmama başlamışken bir yandan da ana yemeğe geçmek isteyen var mı diye masadaki herkesin yüzünü süzüyordum...Yunus babaannesinin zoru ile çorba içiyordu,çorbayı beğenmediğini fark etmiştim ve kaşlarımı çatıp içmezse ayıp olacağını ima etmiştim...Çocuğumun küçük ayıplarını kapatmaya çalışırken,herkesin içinde beni çırılçıplak soyunduracak bir bombayı sakladığının farkına varamamışım;
-Babaanne annem dedi ki,"sen teknelerde keyif çatacakmışsın ,sen keyif çatarken biz bu sıcaklarda çok bunalacakmışız."

Babaanne sevilmeyen çorbasını zorla Yunus'a yedirmeye devam etti,masada ki boşalan tabakları doldurmak için hiç kimsenin yüzüne bakamadım,herkes kendi yemeğini kendi koydu.Tuhaf bir gülümseme  kötü bir salgın gibi masada ki herkesin yüzüne yapıştı.Hiç bozulamamış bir sessizlik...
"Keyif çatan kayınvalide" liğe birden bire geçiş yapan kayınvalidem tuhaf bir gülümsemeyi hiç bozmadan çorba içirmeye odaklanmış, çorba bitince bir şey söylemesi gerek,sessizliği onun bozması
gerek...Masada ki herkes sessiz, yıllarca bu anı bekleyenler gibi..Yıllarca avı peşinde koşan ama yakalamayı başaramamış sonunda yakalamayı başarmış ama hüp diye mideye indirmeden evire çevire,yalana,yalana süze süze bir sessizlik...

İçimde bir sıcaklık hissediyorum,kanım kaynamış bütün bedenimi dolaşıyor,önce yüzümde,yanaklarımda sonra aşağılara doğru,ayak parmaklarıma kadar sıcak bir dolaşıma kendimi kaptırdım.Kaynayan kan benim...Masada oturan benim...Oğlumun söylediği söz benim...
Görünür hale gelen ikiyüzlü,benim..bir çocuk tarafından yıkılıp,gerçeği ile yeniden inşa edilen benim...Sessizliği  bozmak,konuyu değiştirmek,zavallı iki yüzlü gelinlikten beni kurtaracak kimse yok
,olmasındı zaten.Beni benden kurtaracak kimsenin olmadığını anlayalı çok olmuştu zaten. Oynanması gereken oyunları rolümün el verdiği kadar sahneye çıkıp hallediyordum,fazlası rol çalmaktı...
Kayınvalidem dünya iyisidir,herkesin içinde gelininin gerçeği ile yüzleşmesini istemezdim ama çocuk işte...
Büyük sessizliği açan, kapatmayı da bildi,hızlı hızlı ağzına götürülen kaşıklardan bir fırsat bulan Yunus;
-Annem de denize gitmek istiyor, annemde tekneye binmek istiyor,babaannem her sene gidiyor ama annem bir kere bile gidemedi,annem bir kere bile tekneden denize atlayamadı,bir kere de annem keyif çatsa ne olur sanki....


9 yorum:

  1. Ayyy, okurken bile fena oldum. Aslında Yunus gerçekleri söylemiş ama gerçekleri pat diye söylemek her zaman kabul edilebilir bir şey değil yetişkinlerin dünyasında.

    YanıtlaSil
  2. Ayşe, inanır mısın okurken benim de kanım fena kaynadı, yazının sonuna kadar nefesimi tutup bekledim, sanki o masada o sessizliğin içinde ben vardım. Çocuktan al haberi diye boşuna dememişler :)
    Ama olsun, bence Yunus iyi yapmış, senin yerine gerçeği kayınvalidenin yüzüne vurmuş :)

    YanıtlaSil
  3. ah Yunus ahhh,diyorum :-)
    çok güzel anlatmışsın yine sevgili Ayşe...
    link için de teşekkürler...

    YanıtlaSil
  4. ay bu çocuklaar... bu tip şeyleri hiç konuşmamak lazım yanlarında :) zor bir durum ama gerçek... herkesin başını önüne eğip düşünmesine sebep olacak kadar gerçek... bu arada emrah serbesi çok seviyorum. behzat ç. nin yazarı olması bile yeterli referans bana :)

    YanıtlaSil
  5. uppssss :S Kötü olmuş biraz :( Benimde küçükken benzer bir pot kırmışlığım var.

    YanıtlaSil
  6. Zor bir durum ama final gülümsetti . Ah bu çocuklar ...

    YanıtlaSil
  7. Çocuk aklı anneleri rezil de edebiliyor, vezir de. Küçükken babaannem bize misafirliğe gelmişti, yanında da çok yakın olmayan bir akrabamız vardı. Annem, masayı hazırlamış, çayları bardağa koymadan önce kolaylık olsun diye babaannemin bardağını önüne koymuştu. Diğer bardaklar bir aradaydı.Benim yorumum şöyle olmuştu: "Babaanne bak, annem seni nasıl ayırıyor!" Tabii bu çamı toparlamak anneme düşmüştü. Aralarında sorun olmayan bu iki kadın arasında sorun yaratabilirdim ama neyse ki olmadı:)

    YanıtlaSil
  8. Belki Babaanne bir tekne gezisini gelinine hediye edebilir ;) Çocuk kendince adalet aramış işte ne bilsin, büyüklerin dünyasını...

    YanıtlaSil
  9. :9 BENCE DE İYİ SÖYLEMİŞ, TERCÜMAN OLMUŞ İŞTE SİZE!

    YanıtlaSil