3 Nisan 2014 Perşembe

Jokey anne




On beş yıl olmuş , İstanbul'a yerleşeli. Bir apartmanın üçüncü katında, yüksek binaların çaldığı güneşin yokluğunda,komşusuz,selamsız ,sessiz bir on beş yıl...Yunus doğdu, insan kalabalığı içinde ki sessizliğime ortak oldu. Yunus'da benim gibi, kalabalık nereye giderse
sessizce takip ediyor , bebekliğinden beri hep gözlerimin içine bakıyor, ne yapması gerektiğini hep gözlerimin içinde arıyor...Bir şeyin olması için, hiç tutturmadı, olması gerek  diye hiç ağlamadı,yerlere kendini atıp hiç tepinmedi...Hep gözlerimin içine baktı, sessizce, markette,oyuncakçıda,kitapçıda...Gözlerimin içi ile bir çocuk büyüttüm...Okulun psikoloğuna ilk kez bir şey soruyordum;" Ne istediğini bilen çocuk olsun, istediğini almak için ağlasın,yerlere yatsın,tepinsin... gözlerimin içine bakmasın  diye ne yapabilirim?" Psikolog yüzüme baktı, bir bakışta beni tanıdı, " Siz , istediğini elde etmek için ağlayan, yerlere yatıp tepinen birine benzemiyorsunuz , oğlunuz da size çekmiş olabilir."

Yunus bana benzemesin. Yunus benim gibi kaybolmasın. Yunus, ne istediğini, birinin gözlerinin içine bakarak karar vermesin. Yunus mutlu olsun...

Sabah Yunus'u uyandırıyorum,elini yüzünü yıkayıp okula gönderiyorum.Akşama doğru okul servisini bekliyorum.Okuldan eve gelen Yunus elini yüzünü yıkayıp yemeğinin ardından ödev yapmaya başlıyor.Bugün matematikten sınavı vardı, dün çalışmamız gerekti ama matematik defterini okulda unutmuştu.Oysa öğretmen şöyle demişti veliler toplantısında; Sınıfımız çok başarılı,başarıyı artırmak için,çıtayı yüksek tutmak için çocukların teneffüslerini ve resim,müzik,beden gibi faaliyetlerini çalıyor ve problem çözüyorum." Veliler toplantısından yumruk yemiş gibi çıkarken diğer veliler öğretmeni tebrik ediyorlardı, teneffüssüz soluksuz bütün gün problem çözen çocukları için...
Yunus matematik defterini unutmuş,defter olmadan yüksek not alamaz, yüksek not alamayınca öğretmen etüde bırakır,boşa giden emekleri için azarlar,arkadaşları alay eder,Yunus üzülür,ağlar...

"Anne,matematik defterimi unutmuşum, dediğinde kolum uyuştu, beynime kan sıçradı,gözlerimden ateş fışkırdı,bağırmaya başladım.Nasıl unutursun,nasıl unutursun,nasıl unutursun diye...
Yunus gözlerimin içine baktı,korktu...Yunus'u korkutmuştu gözlerim...Hayatta en dayanamadığım şey ,hayatta bence en acı şeylerden biridir korkulu çocuk gözleri...

Hemen yatak odama gittim, kapıyı kapattım.Ne yapıyorum.Ne yapmaya çalışıyorum.Uydum kalabalığa, Yunus üzülmesin,ağlamasın diye sınavlardan yüksek not alması için onu çalıştırıyorum
oysa hiç çalıştırmak istemiyorum,düşük alsın,zayıf alsın hiç önemli değil ama olmuyor...Düşük not alan Yunus'u öğretmeni sevmiyor,arkadaşları sevmiyor,başkan seçilemiyor,tembel oldun diye alay ediyorlar,olsun alay etsinler ama Yunus herkes gibi yüksek not almak istiyor, yüksek notu sadece dışlanmamak için istiyor, sınıf başkanı seçilebilmek için istiyor, öğretmeni öpsün diye istiyor...
Yapamıyorum,Yunus'u sistemin bir parçası olmaktan kurtaramıyorum,ne yaptığını bilmeden bir yarış içene sokulmuş yarış atı yapmak istemiyorum, Yunus'un üzerine binip herkesin istediği okullara,mesleklere doğru süren bir jokey anne olmak istemiyorum...Yunus yarış atı olmasın,gözlerine at gözlükleri takılmasın,yarışacağı kulvar olmasın,başkalarını geçmesin,birinci olmasın diye diye ağladım,yalvardım...Okul psikoloğu yanılmıştı işte,oğlumu yarış atı gibi sürmemek için ağlayabilirim,yerlere yatıp tepinebilirim,elimden ne gelirse...

Bir hapishane içindeyim, oğlumda benimle birlikte.Hapishanemizi yaşanır kılmak için demir parmaklarına güneş aramayan çiçekler diktim.Özgürlüğü hiç yaşayamadığım için oğluma öğretemem.
Oğlum gözleriminin içinde korku ve umutsuzluğu hemen bulur , bulmaması için çaba göstersem de...

Annesi güneşe doğru hayal kursa da ,tek yapabildiği güneşsiz de açabilen çiçekler aramaktır...

Sistemin gözlerinin içine bakarak büyümüş bir anneyim,oğlumda benim gözlerimin içine bakarak büyüyor....

"Anne, bir daha defterimi unutmam söz veriyorum ,matematikten yüz alacağım söz anne, seni hep mutlu edeceğim" diye yatak odamın kapısı çalındığında, kendime geldim, sistemin gönülsüz askerleri olarak ana oğul yarın ki matematik ödevine deftersiz çalışmaya başladık...

14 yorum:

  1. Bir insan yetiştirmek ne kadar zor. Sen bu zorluğu öyle güzel ifade ediyorsun ki. Öyle büyük zevkle okuyorum ki yazılarını Ayşe. Benim neslim büyüklere saygılıydı, korkarak büyüdük belki, büyüklerin yanında kendini ifade etmek şöyle dursun, konuşmaya çekinirdik. Şimdi benim yaşıtlarım anne olduklarında, aman çocuğum benim gibi olmasın, özgüveni tavan yapsın, kendini ifade etsin diye tam tersi eğitim veriyorlar. Sonuç da fazla abartıyorlar sanırım ki, patavatsız, saygısız, şımarık, doyumsuz ve mutsuz çocuklar yetiştiriyorlar. Sen çok iyi bir insansın, ve eminim çok da iyi bir annesin. Yunus çok güzel bir insan olacak Ayşe, şüphen olmasın.

    YanıtlaSil
  2. "hayatta bence en acı şeylerden biridir korkulu çocuk gözleri..." :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir de o korkulu gözerin müsebbibi olmuşsan:(((

      Sil
  3. Haklısın Kitapsız Kedi,gözlerimin içine baka baka bir çocuğu büyütmek çok zor,çok ağır...

    Güzel gönlünden,güzel temenniler çıkıyor ama ben kendime güvenemiyorum...
    Teşekkür ederim...

    YanıtlaSil
  4. Çok cesur olup çabalamak gerek sistemden gayrı yetiştirebilmek için, söylenildiği kadar kolay değil, ama bir yerden başlamak gerek. Keşke her anne bunu hissedebilse ve bu kadar cesur olabilse. Sadece çocukları değil, tüm ülke özgür olacak o zaman...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet haklısınız çok cesur olmak gerek,anneler doğumda çocuklarını kucaklarına aldığı o anda bir de cesurluluğuda kucaklıyor ,teşekkür ederim,sevgilerimle..

      Sil
  5. Ben, ben bayağı bir vuruldum şuan. Bir an yaşadım sanki. Allah sabır versin demekten başka bir formül gelmedi aklıma.

    Daha hayat değil de blog okurmuş gibi bir yorumu tüm blogunuzu okuyup kahvemle, bitirdikten sonra yapmak isterim ama gönlünüze sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah tüm annelere güç versin,doğru bir şekilde çocuklarımızı yetiştirebilmek için,teşekkür ederim,yorumunuz için...

      Sil
  6. Psikologdan önce bende icimden" Ayse cocuk anaya baya ceker,eminimki sen öylesin!" maalesef cocuklarda öyle oluyor,belki degistirileilir ama sen yapamiyorsan cocugada ögretemiyorsun iste!

    Simdiki cocuklarda acayip derecede simariklik hakim ve bu beni deli ediyor,sonu nereye varir bilmiyorlar,birde bunun disari yansimasi var...

    isin zor Aysecim sana kolayliklar diliyoruz,bu arada Yunusùn sinavi nasil gecmis bize yazarmisin...Insallah korktugumuz gibi olmamistir...
    Öpüyorum onu cok yanaklarindan!

    YanıtlaSil
  7. Sevgili Terazi kızı:sınavdan 62 almış,öğretmeni "kötülerin arasına girdin" demiş,
    çok üzüldü,"ben kötüyüm diye diye ağladı...sizin oralarda nasıl,eğitim anlayışı aynı mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslinda uzun uzun yazmak istemedim dün iste burda söyle böyle diye ama,bende kendimce buradaki sistemi cok hafif buluyordum! Fakat suan Yunusùn okulundaki sistemi ögrendim ve ben artik niye burda böyle diyemem,yazik bu cocuklara,simdi yeni postunu okudum ve nasil üzüldügümü anlatamam! Cok üzüldüm Yunusà.

      Biliyormusun burda bazi okullarda NOT yok! Evet not vermiyorlar.Bunun cocugu kisitladigini, psikolojik etkisinin kötü oldugunu düsünen okullar var.Hatta bazi okullar(kimi bize oldukca uzak) ciftlik hayatiyla beraber dünyayi tanitiyorlar.Kimi birinci siniftan Fransizca veriyor ama abartmadan,sevdirerek,not vermeden.Bizim okulumuzda not var ama ikinci sinifta basliyor,yaptiklari yazili kagitlarini bir görsen gülersin! Bizde öylemiydi.Yazili diye haril haril calisirdik,Gecen gün 5.siniftaki kizima iki soru sorulmus kagitta Müzik dersinde ve 1 almis,yani en iyi not 1 burda.Her soruya puan veriyorlar ve onlar in toplami notu belirliyor.Cok yavas ilerliyorlar beni deli ediyorlar,cocuklari SIKMADAN!

      Yalniz en cok sevdigim sey,konulari cok güzel islemeleri,dünyamizda ne var ne yok cocuga sevdirerek anlatmalari,bir Kirpi haftalarca konu olabiliyor,yada Orman yada Mantarlar! Birde Almanca cok önemli,eger Almanca zayifsa durumu zor,o yüzden evde ben kücük kizima kelimeler,hikayeler filan yazdirip dogruyu ögretmeye calisiyorum,okulda ögretmen özel olarak senin cocugunla ilgilenmiyor,o görev senin! Bende seve seve yapiyorum,tabi calismadigim icin.Her okulda da sistem farkli,yani ögretim sekilleri,oda cok ilginc.Hic bir okul ayni kitapla ayni sirayla ders vermiyor.Iste böyle Aysecim,burdada secim yapabilir ve sende istedigin okula gönderebilirsin,özel okul diyebilecegimiz okullarda ise aylik ücret 50 Euro civarinda birsey,daha fazlasini duymadim.

      Ben Türkiye`deki okul sisteminden oldukca uzun süredir uzakta kaldim,cok yogun oldugunu duyuyorum ama bir ögretmenin sekiz yasindaki cocuga bu sekilde bir konusma yapabilecegini hayalimden bile geciremezdim ben...

      Sil
  8. Ah kuzu işte ya kıyamam, her konuda iyi olamaz ki her insan. Bunu öğretmeli çocuklara. Ama yetersiz olduğu noktada da hırs yaptıysa ve üzülüyorsa ve de elimizden birşey gelmiyorsa belki bir abla/abi yardım edebilir mi ki? Hani özel ders gibi değil kesinlikle ama hem abinin ablanın rol modeli olma şansı da var :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah ceren, keşke bu kadar yabani olmasaydım senin gibi cıvıl cıvıl etrafı arkadaşlarla dolu olsaydım o zaman yunusun abiside ablasıda bol olurdu...

      Sil
  9. Sizi okurken, yazı yetmiyor bugün. Sesin tonu, göz teması ... lazım ki anlama eksik kalmasın. Hal böyleyken bir kaç şey var söylemek istediğim. Dayanağım iki çocuğa anneliğim ve benzer yollardan bir kaç yıl erken geçmişliğim. Bilgelik ya da ahkâm anlaşılırsa çok üzüleceğim.
    Yunus gibi benim kızlarım da, bir özel okulda burslu okuyorlar yıllardır. Gözlerinin gözlerimden ayrılmadığı zamanlar, dış seslere savunmasız kaldıkları günler içimde taş gibi oturuyor hâlâ. Şimdiler her şey sorunsuz mu? Değil elbet. Her yıl, her yaş yeni meseleler, dağ gibi sorunlar getiriyor beraberinde.Bize iyi gelen bir kaç şeyi anlatırsam, farklı bir bakış olur belki diye düşündüm.
    Çocukların anneyle birleşikliği yalnızlıktan olabiliyor bazen. Mekâna, çevreye dahil olamadıklarına iyice artıyor bu tabi olma halleri. Arkadaşlıklar bağımsız kılıyor onları. Geçen yıl okul aile birliğindeydim. Daha önce yapılmamış şeyler için zaman harcadım, emek verdim. Sonuçta harika bir bütçe çıktı, aileler ve çocuklar okul dışında güzel zamanlar geçirdi ve en önemlisi bir çocuk yurdu için epeyce katkı sağlandı. Beni okulda gördükçe İrem güven kazandı, arkadaşlarının anneleriyle arkadaş olduğumuzu anlayınca gruplara dahil oldu, yürüyüşü bile değişti.
    Ve okul, öğretmenler, veliler bu başarı işini dillerine fazla doluyorlar evet haklısınız. Öte yandan ülkenin de bir gerçeği var, sistem seçmek ve seçilmek üzerine kurulu. Sınıf basamakları büyümeye başlayınca çocuğa seçilmeyi değil seçmeyi anlatabiliyor insan. Gerçek başarının bir hedefe karar vermek ve buna ulaşınca mutlu olmak olduğunu anlayabiliyorlar inanın. O zaman notlar, sayısal değerler önemini yitiriyor, sadece istediği için öğreniyor çocuk. Siz anlatın Yunus'a anlayacaktır.

    sevgimle

    YanıtlaSil