18 Nisan 2014 Cuma

Güzel şeyler


Dün, siyah  boğazlı kazağımı giyerken üç yıldır, her haftanın bir günü karşılaşma ihtimalim olan velilere görünmemenin yollarını hesap ediyordum. Yunus'un okuluna gidiyorum .Kedinin yemini ,suyunu kontrol ettim. Kapının önüne doğru benimle gelen kedimi kucağıma aldım,gıdısından
okşayarak yüzümü yumuşacık tüylerine sürdüm,pembe kulaklarına "iki saat sonra geleceğim"diye fısıldadım,paltomu alıp evden çıktım. Dışarıda pırıl pırıl bir güneş varmış, havada oldukça sıcak, siyah kazak ile palto çok terletecek. Metroya doğru yürürken herkesin kısa kollu olduğunu gördükçe üzerimde ki paltonun fazlalık olduğunu anladım ama siyah kazağın her yeri beyaz kedi tüyü ..Bu hataya hep düşüyorum, evden dışarı çıkarken kedi ile kucak kucağa vedalaşmamayı üç aydır öğrenemedim...Üç aydır bir kedim var, adı Pıtpıtım.
Okuldayım, yağmura tutulmuşum gibi terden sırılsıklamım , hiç kimse umrumda değil paltoyu üzerimden atacağım derken veliler okul karşısında ki kafeden beni çağırıyorlar.Tüm veliler bir telefona odaklanmış gülüyorlar.Bana da gösteriyorlar,kedi videolarını...Bir telefon içinde oynayan
kediler ...Gaza geldim, bizim de bir kedimiz var dedim,telefon içinde değil evimizde...Kimi oralı olmadı,kimi sadece gözlerini merak eder gibi açtı ,birisi " ellerinde ki çizikler kedinin mağfireti mi"
dedi,öbürü" evde kedi beslemek tüy,pislik,koku,ekstra iş.."dedi. Hepsi bir ağızdan "ııyyyk"ladılar.Hiç biri güzel bir şey söyleyemedi.Üzerimde ki paltomun düğmelerini ilikledim,sıkı sıkı sarındım , içimde ki kedi tüylerini hiç biri görmesin..Kazağımda ki kedi tüylerini görmesinler, Pıtpıtım'a "ııyyk"lamasınlar...Paltomun altında ,içimde ki kedi tüyleri, beni tuttu,bir kötü laf daha söyleseler
ağlayacak olmamı hissetti,kulaklarımı tıkadı,gönlümü okşadı.Kedi tüylerim içimde,kazağımın her ilmeğinde,ilmek ilmek bana sarılmış...Veliler başka kedi videoları buldular, bir köşede sessiz
sessiz okulun dağılmasını bekleyen bana bakarak" şekerim artık sen de şu telefonunu değiştir, seninle
de paylaşmak istiyoruz " diyerek sadece konuşmaya yarayan telefonumun , beni onlardan uzak ettiği hükmüne varmışlardı...

Değiştirmek....Ne kolay söylenir oldu.Değiştirmek size kolay,bana zor ve bazen imkansız...
Geçen hafta kedim ishal oldu, halılarım birazcık kirlendi,çamaşırsuyu ile temizledim,bu bir kaç kere daha tekrar edince ellerim çamaşır suyunda fazla kalmaktan yara oldu.Yunus'un kirlettiği yerleri temizlerken genelde söylenirim bazen de kızarım ama Pıtpıtım'a hiç kızmadım,kızamadım...Yunus  ishal olan kedi için,"annemin ellerini yara yaptın,keşke hiç gelmeseydin,keşke ishalsiz kedi alsaydık" diye söylendiğini duyduğumda ,çok ,çok üzüldüm çünkü bu sözler benim sözlerim değildi...Akşam olup yatma vakti gelince,hep benimle yatmak isteyen ,uyuyana kadar ellerimi sıkı sıkı tutan Yunus ile bir konuşma yaptık.
Severek isteyerek evimize aldıklarımıza karşı kendimizi sorumlu hissetmeliyiz.Kendisine karşı sorumluluk hissettiğimiz şey,insan,hayvan hatta eşya olabilir.Sorumlu olduğumuz şeye karşı,elimizden geldiği kadar cömert olmaya çalışmalıyız, torbamızın ağzını sonuna kadar açmalıyız...Torbamızın içinde neler olduğunu ancak o zaman anlayabiliriz...Sorumluluk sahibi olduğun şeylere karşı senin torban ağzına kadar dolu,hissediyorum...  Pıtpıtın bana verdiği küçük
zahmetleri gözüm görmüyor,farkına bile varmıyorum çünkü Pıtpıt  ,torbamı boşaltmıyor dolduruyordu.Pıtpıt beni her gün zengin yapıyordu,servetime servet katıyordu,içimi, karşılık beklenmedik bir sevgi ile ısıtıyordu.Ellerimin yarası  geçecek, Pıtpıt'ın bana verdiği güzellikler
hiç geçmeyecek,hep hatırlanılacak,hatırladıkça, içim ısınacak...Ellerimi sıkı sıkı tutan Yunus'un elleri
gevşedi,uykuya daldı.Pıtpıt ,Yunus'u kokladı,uyuduğuna emin olunca yalanmaya başladı,yalanması bitince Yunus'un ayak ucuna kıvrılıp derin bir huzurla uykusuna yuvarlandı...Bir çocuk ve bir kedi uykusu,ikisi bir yatakta...Işıklarını kapatırken dünyanın en mutlu insanıydım.



Benim güzellikleriminden haberdar olmak isteyen güzel insanlar " kitapsız kedi;,cerenin günlüğü
kedili teyzem" için yazdım.



13 yorum:

  1. bir de benim için yazmışsın sanki... çünkü ben de kedim olsun istiyorum çok hem de çok çok... kedi sevgimibirşekilde oğluşlara da bulaştırdım ama hep işte bir orada bir burada olma durumu olduğundan, kendimizi bir yere tam ait'leştirememişken, bir türlü kedimiz olmadı... Oysa tüm tüylerine, ellerimi çizmesine hatta bazen tüy yumaklarını evin orasına burasına kusmasına rağmen bir kediyle yaşamak istiyorum ben de... Adı bile hazır: paspas :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paspası hayatınıza bir an önce katın sevgili sümüklüböcek,çocuklar için ne kadar erken olursa o kadar iyi..Göreceksin evde kedi ile çocukların büyümesi büyük bir nimet,bereket...teşekkür ederim...

      Sil
  2. Ayşe...sen harika bir insansın...sana telefonunu değiştir artık diyen insanlarla ne kadar az iletişim halinde olursan o kadar iyidir, değiştireceğin varsa da değiştirme bence :)
    "Severek isteyerek evimize aldıklarımıza karşı kendimizi sorumlu hissetmeliyiz" demişsin ya, ne de güzel demişsin...benim de iki kedim var, 7 aydır bizimleler, bazen öyle şeyler yapıyorlar ki, normalde kızmam gerek, ama o bakışları, gelip sokulmaları yok mu, bir de onların canı bize emanet olunca, kızmak ne mümkün...aksine başımızın tacı durumundalar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Burcunun dünyası, Pıtpıtın bana kazandırdığı güzelliklerden birisi de sizsiniz,sizin gibi hayvan dostlarını başka nasıl tanıyabilirdim...
      iki kedi demek bu güzellikleri 2 kat yaşamak demek...teşekkür ederim..

      Sil
    2. pıtpıt ne güzel bir isim, öp benim için de onu her yerinden bıyıklarından, göbişinden, kulaklarından, yüzünden...
      harika bir yazı..

      Sil
    3. Her sabah patilerini yüzüme pıtpıt vurarak beni uyandırdığı için bu adı koydum.Hemen yerine getireyim zaten kucağımdan hiç inmiyor,gözleri açık ne yazdığımı kontrol ediyor uykusuna yenilmese çok güzel yazılar yazacak kapasitesi var:) teşekkür ederim..

      Sil
  3. Ellerine sağlık Ayşe'cim, güzellikleri arttırdın yine :) Benim de bir "akılsız" telefonum var, e aramaya ve mesaj yazmaya yetiyor, daha ne.. Üstelik eski şeylerin hepsi gibi inanılmaz dayanıklı, kaç senedir her darbeye ve 5 aydır çocuğa rağmen yıkılmadı, hayatta :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim cep telefonum genellikle sessizdir, hiç elime almadan,kullanmadan bir günü geçirebilirim...Kırk yılda bir çalacağı tuttu,velilerin yanında...telefonumun görüntüsü ile benim hakkında bilgi sahibi oldular ...neyse işte,ben teşekkür ederim,güzelliklerimi hatırlattığın için,yazarken çok mutlu oldum..

      Sil
  4. Canım Ayşe'cim, ne kadar güzel, sıcacık ve hiç kedi sevmeyeni bile heveslendirecek lezzette bir yazı olmuş.
    Böyle güzel bir konuda beni andığın için çok teşekkür ederim.
    Ve Yunus ne kadar güzel değerler öğrenerek yetişiyor.
    O çok harika bir çocuk, sen çok güzel bir annesin.
    Kaleminin, üslubunun ise; tek kelime ile: hayranıyım. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kedili Teyzem, kedi sevgisi ile ilk sizinle tanıştım,sonra sizi okudukça
      kendime güvenim geldi,cesaret geldi...Öyle yardımcı oldunuz ki,öyle içten öyle uzun uzun yardım mesajları ile destek verdiniz ki,hakkınızı nasıl öderim...Bana hayvan sevgisini aşılayansınız,nasıl teşekkür edebilirim ki,her şey az gelir...iyi ki varsınız...

      Sil
  5. Böyle insanları, sevdiklerimiz yüzünden bizi yargılayanlar, hayattan çıkarınca daha güzel oluyor.

    YanıtlaSil
  6. Böyle güzel bir yazıda, böyle güzel bir anlatımda adımın geçmesi o kadar sevindirdi ki beni. Teşekkür ederim Ayşe. Kedi tüyleri benim kıyafetlerimin ayrılmaz parçası :) İkea'da satılan yapışkanlı rulolardan stok yaptık evde resmen ama yine de dediğin gibi içine işlemiş kıyafetlerimin. Şikayetçi miyim, hayır :)

    YanıtlaSil
  7. Bir alerji uzmanının dediğine göre, daha anne karnındayken kedi ve/veya köpek beslenen bir ortamda doğan bireyler, bu hayvanlara karşı alerjiye sahip olmuyorlarmış. Bünye bu durumu, "Yaşadığım çevre böyle bir yer, benim doğal ortamım bu!"şeklinde algılıyormuş çünkü. Ben, kedi ve köpekleri kucağına alıp sevebilen biri değilim ama varlıklarından dehşete düşmeyi de aklım almıyor. Daha doğmadan alışabildiğimiz bu canlılara sonradan tiksinerek, küçümseyerek bakmak da çok insani gelmiyor bana.

    YanıtlaSil